Türkiye'nin hali: Ormanın ne önemi var, mühim olan mermer!

Türkiye’de mermer ocakları haritası bu işletmelerin daha çok Marmara, Ege ve Toroslar gibi ormanlık alanlarda yoğunlaştığını gösteriyor. Uzmanlara göre Türkiye’nin her yerinden çıkartılabilecek mermer için madenlerin ormanlara kurulmasının tek sebebi var: İzin almak kolay!

Abone ol

DUVAR - Bazen gazetelerin ekonomi sayfalarında küçük bir haber okursunuz, “Bölgemizde milyar dolarlık mermer yatağı keşfedildi...” Bu başlığın altında yerel yetkililerin demeçleri yer alır. Bu mermer yatağının işletilmesi halinde kaç kişinin istihdam edileceği, ilçe ekonomisine ne kadar katkı yapacağına ilişkin bilgiler verilir. Son olarak Bursa’ya bağlı bir ilçenin belediye başkanının böyle bir demecini okumuştum. Oysa bölgenin bir mermer yatağı olduğu yeni bir bilgi değildi. Sözlüklerde “Marmara” isminin Antik Yunan'dan geldiği ve anlamının 'mermer' olduğu yazılıdır!

Yine Türkiye’de mermer madenlerinin nerelerde olduğuna bakacak olursanız karşınıza şöyle bir bilgi çıkar, “Ülkemiz karbonatlı mermer oluşumları yönünden çok zengindir. Alp Himalaya kuşağı üzerinde yer alması, bu sonucu doğurmuştur.” Bütün dünyadaki mermer rezervlerinin yüzde kırktan fazlasının Türkiye’de toplandığı da bu bilgiler arasındadır. Bunun anlamı Trakya dahil bütün Anadolu yarımadasının aslında mermerden oluştuğudur. Peki bütün Türkiye bir mermer yatağı ise neden mermer ocakları daha çok Marmara, Ege ve Antalya’nın üzerindeki yeşil alanları üzerindedir? Ya da aslında böyle bir şey yok da bu bölgelerdeki çevresel duyarlılık mı böyle bir algı oluşturuyor?

Aslında bu sorunun cevabını hem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın hazırladığı raporlardan hem de mermer madencilerinin ocakların yerlerini gösteren haritalarından öğrenebiliyoruz. Bu haritalarda ocakların tüm Türkiye’ye yayılmış fakat öncelikle kıyı şeridindeki orman alanlarında yoğun olduğunu görüyoruz. Yine sektöre ilişkin bakanlık verileri bu alandaki büyümenin boyutlarını gösteriyor. Mermer sektöründe 1988 yılında 14.4 milyon dolar olan ihracatın 2016 yılında 1.8 milyar dolara çıktığını görüyoruz. Yine son verilere göre Türkiye’de mermer ocağı sayısı 2 bin 400’ün üzerinde.

MANYAS BEYAZ... EGE BORDO... AKŞEHİR SİYAH...

Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Dr. Nejat Kun’un hazırladığı Türkiye’de mermer ocaklarının yerlerini gösteren haritaya baktığımızda da benzer bir tablo görüyoruz. Türkiye’ye özgü ünlü mermer türleri de çıkartıldıkları bölgeye ilişkin bir fikir veriyor; “Manyas beyaz, Bilecik bej, Denizli Traverten, Gemlik diyabaz, Kemalpaşa beyazı, Ege bordo, Milas Leylak, Akşehir siyah...”

Fakat Türkiye’deki ocak sayısı ile mermer işleten şirket sayısına baktığımızda da şaşırtıcı bir oran ile karşılaşıyoruz. Yine bakanlığın verilerine göre neredeyse ocak sayısı kadar şirket kayıtlı gözüküyor: “Mermer sektöründe 2 bin 468 adet mermer işletme izinli ruhsat sahası (mermer ocağı), küçük ve orta ölçekli yaklaşık 2 bin fabrika ve 9 bin atölye bulunmakta.”

'ANADOLU MERMER YARIMADASIDIR'

Peki mermer madeni işleten şirketlerin özellikle Türkiye’nin orman varlığının önemli bir kısmını barındıran bu bölgeleri tercih etmesinin sebebi nedir? Bu konuda çalışmaları bulunan Türkiye Ormancılar Derneği üyesi Prof. Dr. Tuncay Neyişci de bütün Türkiye’nin mermer yatakları ile kaplı olduğunu belirtiyor, “Ağırlıklı olarak bir kireçtaşı yarımadası üzerindeyiz. Kireçtaşı da mermerin anavatanıdır. İtalya da böyledir. Toros dağları da Alp-Himalaya dağ silsilesinin devamıdır. Türkiye’nin her tarafı mermer ocağı yapılmasına uygun iken, mermer ocaklarının çoğunluğu orman alanlarının üzerindedir.”

Prof. Neyişçi’de mermer şirketlerinin neden orman alanlarını tercih ettiği sorusuna ise şu cevabı veriyor; “Örneğin Finike’de ocakların çoğunluğu ormanlık alanların içindedir. Oysa Finike’de ormanlık alanların dışında mermer ocağı yapılacak yerler var. Ama ormanlık alandan yer almak daha kolay olduğu ve kente daha yakın olduğu için buraları tercih ediyorlar. Orman Bakanlığı buralara çok kolay izin veriyor. Diğer yerler şehre uzak ve işletmesi daha pahalıya mal olabilir.”

YASAL BOŞLUKLAR KULLANILIYOR

Şirketlerin buraları tercih etmelerinde son yıllarda özellikle ormanlık alanlarda gerekli olan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunu almadan ocak açabilmelerinin önündeki bazı engellerin kaldırılmış olması da bir etken. Çevre hukuku konusunda uzman Antalya Barosu avukatlarından Tuncay Koç ÇED raporunu aşmak için mermer işletmelerinin yasal boşlukları kullandıklarını aktarıyor, “Eskiden 25 hektarın üzerinde maden sahası varsa CED alınması zorunluydu. Sistem şu şekilde işliyor: Bir maden firması Ankara’dan 99 hektarlık bir maden ruhsatı alıyor. İşletme aşamasında bunu dört parçaya bölüyor. Diyor ki 'ben sadece yirmi dört hektarlık alanı işleteceğim'. Sonra diğer kısma geçeceğini söylüyor. İzin alıyor. Oysa ruhsat bölgesi 99 hektar. Devlet buna daima 'ÇED gerekli değildir' kararı veriyor. Mahkemeler başlangıçta bu uygulamayı iptal etti. Yani '99 hektar alıyorsan ÇED alman gerekir' dedi. Fakat geçen yıl bunu da iptal ettiler. Ruhsat sahasına bakmadan 'ÇED gerekli değildir' kararı alabiliyorsunuz. Bu yasal ama meşru değil. Bu nedenle Ankara’dan bir kere ruhsatı aldıktan sonra işletmeyi açıyorsunuz. Zaten 24 hektar işleteceğim deyip sahayı geçiyorsunuz. Bu konuda yeterli denetim yok.”

'İTALYA DA MERMER ÜLKESİ AMA KEVGİR GİBİ DELİNMEDİ'

Mermer ocakları açıldıktan sonra bir diğer sorun ise çevreye verdikleri zarar. Avukat Tuncay Koç yasaların yeterli denetimin yetersiz olduğunu savunuyor. Koç’a göre firmalar kağıt üzerinde verdikleri yükümlülükleri yerine getirmiyor. Bir diğer sebep ise bizdeki madenlerin neredeyse tamamının açık maden işletmesi olması, “İtalya'da en güzel mermerler çıkar ama doğaya zararı yok diye... Orada kapalı madencilik yapılır. Yani bir kömür çıkartılıyor gibi yer altından galeriler açılır. Bizde ise açık saha madenciliği yapılır. Çevreye son derece zararlı açık saha madenciliği.”

Prof. Dr. Tuncay Neyişçi de mermer üretiminin yüksek olduğu İtalya örneğini vererek şunları söylüyor, “İtalya’nın üzerinden uçarken ülkeyi bir kevgir gibi görmezseniz. Ama Türkiye’nin üzerinden geçtiğinizde bütün dağları ormanları kevgir gibi delik deşik görürsünüz. Siz mermer ocağı açmayı bu kadar ucuz hale getirirseniz sonuç bu olur. Adam ocağı açıyor sonra kalitesini beğenmiyor başka bir yeri deliyor. Çünkü çok ucuz. Ormanlık alanlar içinde avuç içi kadar irtifak hakkı verilmemiş yer bulamazsınız. Çünkü çok ucuzdur.”

'ORMANLARDA MADEN ARAMA ZORLAŞMALI'

Maden şirketlerinin ucuz ve kolay olduğu için mermer alanlarını ormanlık arazilerden seçmesinin önlenmesi gerektiğini belirten Neyişci bu konuda yapılacak küçük bir değişikliğin ormanların tahribatının önüne geçeceğini söylüyor: "Aynı kalitede mermeri orman olmayan yerden de elde edersiniz. Çok basit bir düzenleme ile ‘orman olmayan yerlerdeki mermer ocakları kullanılmadan orman alanlarından mermer ocağı yeri verilemez’ diye bir kural koyarsanız bütün bu tahribatların önüne geçersiniz. Yani mermer kaynağı yönünden bir sıkıntımız yok, mermer ocaklarının nerelere açılacağı konusunda bir sıkıntımız var. Kasti olarak ormanları hatta Finike’de olduğu gibi halk için kutsal alanları bile seçiyorlar. Düşünün sedir ormanlarını seçiyorlar."

DAĞCILARIN GÖZDESİ DAĞA MERMER OCAĞI İZNİ!

Orman alanlarına mermer ocağı izni verilmesinin son örneklerinden birisi Isparta’nın Aksu ilçesine bağlı ünlü Kuzukulağı Yaylası'na ocak izni verilmesi oldu. Yerel gazeteci Yusuf Yavuz bu dağın bölgenin doğal su kaynaklarını barındırmasının yanı sıra dünyanın en önemli kaya tırmanış parkurlarından birisi olduğunun altını çiziyor, “99,75 hektar (yaklaşık bin dönüm) alanda mermer ocağı ruhsatı verilen bölge, dünyaca ünlü Eldere kayalıklarını da kapsıyor. 2000’li yılların başından bu yana dünyaca ünlü kaya tırmanıcılarının uğrak yeri olan Eldere kayalıklarında, uzunlukları 20 ila 600 metre arasında değişen yüzlerce kaya tırmanışı rotası bulunuyor. Tek parça ve sağlam kulelerden oluşan Kuzukulağı kayalıkları, dünyadaki önemli Alpin rotalarından biri. Dünyaca ünlü Fransız dağcılar Stéphanie Bodet ve Arnaud Petit tarafından yayınlanan ‘Parois de Legende’ (Efsane Duvarlar) adlı kitapta Türkiye’den yer alan tek parkur olan Kuzukulağı kayalıkları, başvuru niteliğindeki yayının ardından dünyanın ünlü dağcılarının uğrak yeri olmuştu.”

Yavuz mermer ocağının işletmeye açılması durumunda geri gelmeyecek şekilde tahrip olacak dağın, Çin’e tonu yüz dolardan ham mermer olarak satılacağını belirtiyor.

ÇİN VE AMERİKA’NIN MERMER HAMMADDESİ KAYNAĞI

Türkiye’de mermer çıkarmanın kolaylığı ve ucuzluğu yabancı özellikle de Çinli şirketlerin ilgisini çekmiş durumda. Çin, Türkiye’den aldığı mermer madeninin yüzde doksanından fazlasını blok yani işlenmemiş olarak alıyor. Türkiye mermer ihracatının yüzde 37’den fazlası da bu ülkeye yapıyor. İkinci sırada ise yüzde 15 ile ABD var. Çinli şirketler mermeri satın almak yerine direkt mermer şirketlerine sahip olmanın daha ucuz olduğunu keşfetmişler. Bu durumdan Türk şirketleri de çok rahatsız. Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Mustafa Satıcı, Antalya, Burdur ve Isparta gibi illerde yüze yakın mermer ocağının Çinli şirketlere geçtiğini belirterek, bu konuda çok rahatsız olduklarını belirtiyor.

ORMAN YANGINLARINA DAVETİYE

Orman içinde mermer ocaklarına izin verilmesi orman yangınlarının da önemli sebeplerinden sayılıyor. Çıkartılan mermer atıklarının çevreye gelişi güzel yığılması orman içindeki işletmeler yangınlara da yol açıyor. Prof. Neyişçi, “Yani bir şoför sigara izmaritini atarsa, ki böyle olaylar olmuştur, ormanı da yakarsınız. Orman alanı içine bir tesis yaparsanız, isterse bu turistik tesis olsun, oraya fazladan insan ve araç alıyorsunuz. Orman Bakanlığı yazın yangın mevsiminde ormana girmeyi yasaklıyor da aynı dönemde taş ocaklarına niye izin veriyor” diye soruyor.

Neyişçi, mermer ocaklarından elde edilecek gelir ile orman alanlarından elde edilecek gelir karşılaştırıldığında da ibrenin ocaklardan yana olmadığını vurguluyor, “Bırakın ekolojik olarak yaptığı tahribatı, ekonomik olarak da mermer ocağından elde edilen gelirle yarışabilir. Siz bir ormanlık alanı mermer ocağı yaparsınız, beş lira kazanırsınız, orman olarak işletirseniz en az beş lira kazanırsınız.”