TTB: 13 bin 362 çocuk ölmeyebilirdi

Türk Tabipler Birliği (TTB) 2019 yılına ilişkin “Türkiye’nin Sağlığı” raporunu açıkladı. Rapora göre, sosyoekonomik eşitsizlikler giderilmiş olsa, 13 bin 362 çocuk ölmeyebilirdi. Raporda sağlık harcamalarıyla ilgili de çarpıcı bir bilgi verildi: 2018'de kişi başına düşen ortalama sağlık harcaması 2 bin 30 TL’dir. Bunun 1411 TL’si kişiler tarafından harcanırken devlet, kişi başına sadece ortalama 619 TL sağlık harcaması yapmıştır.

Abone ol

ANKARA- Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, "21. Yüzyılın Üçüncü On Yılına Başlarken Türkiye'nin Sağlığı-2019" başlığıyla hazırladığı raporu genel merkezinde açıkladı.

Sağlık Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) ve Tıp Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (TEPDAD) verilerinden yararlanılarak hazırlanan rapora göre, 2019 yılında bin 47 hekim başka bir ülkede çalışabilmek için Türkiye’den göç etti.

2018 YILINDA 11 BİN 629 BEBEK ÖLDÜ

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, TTB Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz, TTB Merkez Konseyi üyeleri Prof. Dr. Gülriz Erişgen ve Dr. Selma Güngör ile Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Ali Karakoç'un katıldığı basın toplantısında raporu TTB Başkanı Sinan Adıyaman okudu.

Türkiye’de 2018 yılında 11 bin 629 bebek, 14 bin 240 ise beş yaş altında çocuğun yaşamını kaybettiği ifade edilen raporun önce çıkan kısımları şu şekilde:

13 BİN 362 ÇOCUĞUN ÖLÜMÜ ENGELLENEBİLİRDİ: Her bin canlı doğuma karşılık 9.3 bebeğimiz, birinci doğum gününü göremeden, 11.4 beş yaş altı çocuğumuz da beş yaşından önce ölmüştür. Türkiye’de iller arasındaki sosyoekonomik eşitsizlikler giderilebilseydi, 2018 yılında yaşamını kaybeden 11 bin 629 bebeğimizden 5 bin 373’ünün, 14 bin 240 beş yaş altı çocuğumuzdan da 7 bin 989’unun (Topluma Atfedilen Risk sırasıyla yüzde 46.2 ve yüzde 56.1) ölümünü engellemek mümkün olabilecekti.

BİN 47 HEKİM GÖÇ ETTİ: YÖK, 2019-2020 eğitim-öğretim döneminde 5’i yurt dışında olmak üzere, 122 tıp fakültesi için 15 bin 500 öğrenci kadrosu ilân etmiş ve sınavı kazanan öğrenciler Eylül 2019 tarihinde birinci sınıf öğrencisi olarak tıp eğitimine ilk adımını atmıştır. YÖK’ün verilerine göre, her bir tıp fakültesi için ortalama 123 öğrenci kontenjanı açılmıştır. Bununla birlikte, 2019 yılında 1047 hekim, başka bir ifadeyle, yaklaşık 9 tıp fakültesinin birinci sınıf öğrencisi sayısı kadar hekim, başka bir ülkede çalışabilmek için Türkiye’den göç etmiştir.

13 MİLYON KİŞİ GENEL SAĞLIK SİGORTASI DIŞINDA KALDI: 2019 yılında 83 milyon 209 bin 339 olacağı tahmin edilen Türkiye nüfusundan, Eylül 2019 verilerine göre, 70 milyon 49 bin 236 kişi Genel Sağlık Sigortası kapsamında olabildi. Yurttaşlarımızdan 13 milyon 160 bin 103 kişi diğer bir ifadeyle, yüzde 15.8’i GSS (Genel Sağlık Sigortası) kapsamı dışında kalmıştır. GSS kapsamı dışında olan yurttaşlarımızın payında, bir önceki yıla göre yüzde 10’luk bir artış bulunmaktadır. Kapsam içinde olabilenlerden de BAĞ-KUR’lu olan 5 milyon 582 bin 935 kişi ile 2 milyon 511 bin 169 kişi olmak üzere, toplam 8 milyon 94 bin 104 kişi sağlık primlerini ödeyebildikleri sürece GSS kapsamındadırlar. Yazılı ve resmi olarak açıklanmamış olsa da kamuoyuna yansıtılan haberlere göre, bu yurttaşlarımızdan 6 milyon’u 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren sağlık sigortası prim borçları nedeniyle GSS kapsamından çıkartılma riskiyle karşı karşıyadır.

DEVLET TARAFINDAN YAPILAN HARCAMALARIN PAYI AZALTILIYOR: Türkiye’de, sağlık için yapılan harcamaların GSYİH’deki payı son üç yıldır düzenli olarak azaltılmaktadır. Bu pay, 2015 yılında yüzde 5.4’ken, 2018 yılında yüzde 18’lik bir azalmayla, yüzde 4.4’tür. Bu payın TL olarak karşılığı yalnızca 165 milyar 234 milyondur. Türkiye’de bir yandan sağlık harcamalarının payı azaltılırken, diğer yandan sağlık harcamaları içinde genel ve yerel devlet (genel bütçe ve yerel yönetimler) tarafından yapılan harcamaların payı azaltılmaktadır. Bunun karşılığı olarak kişilerin sağlık hizmetleri için yapmak zorunda oldukları harcama yıllar içinde daha da artmaktadır.

KİŞİ BAŞINA DÜŞEN SAĞLIK HARCAMASI 2 BİN 30 TL: Buna göre, 2018 yılındaki 165 milyar 234 milyon TL toplam sağlık harcamasının 114 milyar 838 milyon TL’si (yüzde 69.5’i) kişiler tarafından gerçekleştirilirken, merkezi ve yerel devlet tarafından 50 milyar 396 milyon TL (yüzde 30.5) harcanmıştır. Başka bir ifadeyle, 2018 yılında kişi başına düşen ortalama sağlık harcaması 2 bin 30 TL’dir ve bunun 1411 TL’si kişiler tarafından harcanırken devlet, kişi başına sadece ortalama 619 TL sağlık harcaması yapmıştır. Türkiye’de kişiler tarafından yapılan sağlık harcamalarını; GSS için prim ödemesi, bu primi ödeyip GSS kapsamında olduktan sonra da sağlık hizmetlerini kullanabilmek için; reçete katılım payı, muayene katılım payı, ilaç katılım payı, ilaç fiyat farkı vb. gibi ondan fazla kalemde yapılan ek ödemelerdir. Harcamalar arasında, bir de GSS kapsamında olmayanların zorunlu olmak üzere yaptığı tedavi, ilaç ve ortez, protez giderleri bulunmaktadır. Bu bölümü bitirmeden önce, 2018 yılında kişi başına yapılmış olan ortalama 2 bin 30 TL sağlık harcamasının sadece 88 TL’sinin koruyucu sağlık hizmetleri için yapılmış olduğunu da belirtmemiz gerekir.

SAĞLIK ÇALIŞANLARINA ŞİDDET: Bir başvuru üzerine, TBMM Dilekçe Komisyonu’na Sağlık Bakanlığı tarafından 9 Eylül 2019 tarihinde gönderilen “Şiddet Vakaları Raporu” başlığındaki verilere göre, ülke genelinde sağlık emekçilerine yönelik olarak; 2018 yılında 12 bin 179 sözel, 661 fiziksel, 3 bin 1 fiziksel ve sözel olmak üzere toplam 15 bin 841 şiddet vakası yaşanmış, bunlardan yalnızca 11 bin 204 olgu yargıya taşınmıştır. 1 Ocak-31 Temmuz 2019 tarihleri arasında da 8 bin 498 sözel, 211 fiziksel, 2bin 22 fiziksel ve sözel olmak üzere toplam 10 bin 731 sağlık emekçisine yönelik şiddet vakası gerçekleşmiştir. Aynı tarihler içinde bunlardan sadece 6 bin 726 olgu yargıya taşınmıştır.

ŞEHİR HASTANELERİ BAKANLIĞIN BÜTÇESİNİN YÜZDE 12’SİNİ KULLANDI: 2019 Yılı sonu itibarıyla on ilde şehir hastaneleri yapımı tamamlanmış ve sağlık hizmeti üretmeye başlamıştır. Şehir hastaneleri kamunun arsalarına bedelsiz olarak yaptırıldığı gibi, sahiplerine yüzde 70 doluluk garantisi verilerek işlettirilmektedir. 2019 yılı rakamlarına göre on şehir hastanesi Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 12’sini kullanmıştır. Planlanan şehir hastaneleri tamamlandığında Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 64’ü şehir hastanelerine ayrılmış olacaktır. Bu halkın sırtına yüklenmiş büyük bir ağırlıktır ve bu büyük kaynaklar hastane patronlarına aktarılmaktadır.

3 BİN 446 HEKİM İHRAÇ EDİLDİ: AK Parti hükümetleri döneminde hekim özlük haklarında önemli kayıplar yaşanmıştır. Bugün hekimler, kamudakiler de dahil olmak üzere iş, gelir, gelecek güvencesinden yoksun hale getirilmişlerdir. 15 Temmuz sürecinden bu yana KHK ile işlerine son verilen hekim sayısı 3 bin 446’dır. Bunların sadece 104’ü işlerine geri dönebilmiştir.

'HEKİMLERİN EMEK SÖMÜRÜSÜ KATLANILMAZ NOKTADA': 2019 yılı Aralık ayı itibarıyla hekim ücretlerine bakarsak bir yandan hekim ücretlerindeki erimeyi, diğer yandan, hekim ücretleri arasındaki eşitsizliklerin de ne kadar derinleştiğini görürüz. Aralık 2019 itibarıyla kamuda çalışan hekimlerin maaş ve sabit ödemelerinin toplamı; 1. derece 4. kademedeki uzman hekim için 7 bin 344 TL (1100 dolar), 8. derece 3. kademedeki pratisyen hekim için 5 bin 652 TL (847 dolar), Toplum Sağlığı Merkezinde çalışan 1. derece 4. kademedeki pratisyen hekim için 6 bin 174 TL (925 dolar), A Sınıfı 4 bin kişilik nüfusa hizmet veren aile hekimliği yapan pratisyen hekim için 10 bin 350 lira (1551 dolar ), 4924 Sayılı Kanuna göre çalışan uzman hekim için 12 bin 550 TL (1881 dolar), 4924 Sayılı Kanuna göre çalışan pratisyen hekim için 7 bin 396 TL (1108 dolar) kadardır. Görüldüğü gibi kamuda görev yapan hekimlerin ücret farklılıkları çok belirgindir. Aynı işi yapan hekimler arasında ücret dengesizliği giderek artmaktadır. Diğer bir gerçeklik de hekim ücretlerinin geçmiş yıllara göre hızla değer kaybettiği ve hekim emek sömürüsünün katlanılmaz noktaya geldiğidir.

'ÖZELDE HEKİM ÜCRETLENDİRMELERİ VAHŞİLEŞMİŞTİR': Özelde ücretlendirme politikaları ise inanılmaz ölçüde vahşileşmiş ve dayanılmaz hale gelmiştir. Özel sağlık birimlerinde ortalama bir ücretten söz etmek mümkün değildir. Ciroya yönelik bir ücretlendirme söz konusudur ve bu ücretlendirme her geçen gün hekimler aleyhine değişmektedir. Hekimler özelde giderek yoğun çalışmayla birlikte her geçen gün artan emek sömürüsüyle karşılaşmaktadırlar. Emekli hekimlerin ücretleri arasında da ciddi farklar vardır. SSK, Bağ-Kur emeklisi hekimler çok düşük ücretlerle yaşamlarını sürdürmek zorunda bırakılmaktadır. Emekli Sandığı’ndan 30 yıl çalışıp emekli olan hekimin 2019 yılı Aralık ayı itibarıyla maaşı yalnızca 5 bin 860 TL (876 dolar)’dir.