'Tek tip kıyafet intikam aracıdır'

İHD İstanbul Şube Başkanı Yoleri ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Eren 'tek tip elbise uygulamasının' tüm örneklerde intikam amaçlı uygulandığına dikkat çekiyor. Yoleri, ceza infazının intikam aracı olarak kullanılmasının uluslararası kurallara aykırı olduğunu belirtirken, Eren, "Mahpuslara tek tip kıyafetler giydirmek, onları sıfırlamayı amaçlamaktadır" diyor.

Abone ol

DUVAR - "Şimdi bunlara tek tip elbise getiriyoruz, fakat bu tek tip elbise renk olarak badem var ya badem içinin koyusu bir renk olacak. İki tip olacak . Bir tulum olacak, bir de ceket pantolon olacak. Bunların bir kısmı diyelim ki darbeciler tulum giyecek, diğerleri yanı teröristeler ceket pantolon giyecek. Artık bundan sonra istedikleri gibi giyinip gelme yok. Bunlar bu şekilde tüm dünyaya tanıtılacak. Tek tip konusunda , arkadaşlar çalışmalarını hızlandırıyor 70 bin civarında bir kıyafet hazırlanacak. Kıyafetler yargılama sürecinde giyilecek"

Tek tip kıyafet uygulaması Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu açıklamalarının ardından gündeme geldi.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği ise hükümetin gündemine aldığı bu uygulamaya 'tek tip elbisenin simgesel bir saldırı olduğu’nu belirterek karşı çıkıyor.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, "Tek tip elbise mahpusun tüm kişilik haklarını gasp eden, hem fiziki hem manevi varlığını yok etmeyi amaç edinmiş, sistemli bir işkence’ derken, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Eren "Tek tip elbisenin, hukuki, sosyolojik, psikolojik, insanı vicdanı açıdan savunulacak tarafı yoktur. Masumiyet karinesinin ihlali olduğu kişiyi kriminalize etmek için kullanıldığı kişiliksizleştirmenin aracı olduğu aşikar" ifadesini kullanıyor.

'ERDOĞAN'IN KULLANDIĞI İFADELER İNTİKAMCI'

Cumhurbaşkanın Erdoğan'ın 15 Temmuz'un yıldönümünde tek tip elbiseyi gündeme getirdiği konuşmada büyük bölümünün suçluluğu yargı kararıyla ispatlanmamış mahpuslar için kullandığı ‘Hain’, 'Kafalarınık kopartacağız’, 'Cezaevinin duvarları arkasında çürüyüp gidecekler’, 'Mahkemeye Guatanamo’da olduğu gibi tek tip elbise giyecekler' şeklindeki söylemlerin ‘intikamcı’ olduğunu belirten  İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, şöyle dedi:

"Cumhurbaşkanın bir işkence merkezi olarak bilinen, hukuksuzluğu ve işkenceleri ile deşifre olmuş Guatanamo hapishanelerine gönderme yapması sınır tanımaz kindarlığın ve öç alma maksadının nerelere varacağına dair işaretler sunuyor. Tek tip elbise ve benzeri pek çok işkence uygulamasından görüleceği üzere Türk ceza infaz mevzuatı ve uygulaması insan haklarını esas alan mahpus haklarını yok sayma eğiliminde oldu. Bu yüzden hapishaneler, çifte cezalandırma mekanı, cezaevi intikam aracı oldu her zaman."

ULUSLARARASI KURALLARA AYKIRI

Yoleri, bu tür uygulamaların uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtirken şunları kaydetti: "1955 tarihli BM Minimum Cezaevi Standart Kuralları, 1973 tarihli Avrupa Konseyi Minimum Cezaevi Tretman Kuralları ve 1987 tarihli Avrupa Cezaevi Kuralları, 2016 tarihli revizyonla BM Mahkumlara Muamelede Standart Asgari Kurallar; ceza infazının intikam aracı olarak kullanılmayacağını söylüyor. Avrupa Ceza Kuralları ‘Özgürlükten yoksun bırakma insan onuruna saygılı olmanın gerektirdiği maddi ve manevi koşullara uygun olarak yapılmalıdır’ diyor."

Juliet Ash'ın "Parmaklıklar Ardında Giyim Kuşam: Suç Ögesi Olarak Hapishane Kıyafetleri' kitabında "Tek tip kıyafet uygulamasında cezalandırılan kişinin giyim- kuşamı da cezanın bir parçası olarak görülüyor. Kişinin kimliğini ve kendine güvenini ortadan kaldırmayı amaçlıyor’ tespitini yaptığını belirten yoleri, şöyle devam etti:

"Avrupa İşkenceyi İzleme Komitesi’nin 2016 raporunun açıklanmasına iktidar izin vermedi. Kapasite üzerinde doluluğun yarattığı sorunlar nasıl aşılacak sorusu cevap bekliyor. Yetersizliği tartışılan Cezaevleri İzleme Kurulları'nın görevine KHK ile son verilmesi nedeniyle boşluğun nasıl doldurulacağı sorusu cevap bekliyor ve sorunlar devasa boyutlara ulaşmışken karşımıza tek tip elbise uygulaması çıkartılıyor."

'UZUN VADEDE HEP BAŞARISIZ OLDU'

İnsan hakları savunucuları olarak, mahpusların direnci ile karşılaşacağı bilinen tek tip elbise uygulaması nedeniyle doğacak sorunlardan kaygılı olduklarını kaydeden Yoleri, şunları dile getirdi: "Gerek önceki yıllarda yaşanan deneyimler gerekse uluslararası deneyimler bir işkence yöntemi olarak organize edilen tek tip elbise uygulamasının başlar başlamaz sorunlara neden olduğunu ancak uzun vadede başarısız bir uygulama olduğunu göstermektedir. Hükümet bütün bunları bile bile tek tip elbiseyi gündeme getirmiş olmakla çıkacak her sorunun sorumlusu olmayı peşinen kabul etmiştir. Dileğimiz o dur ki, kimsenin canı yanmadan hükümet bu uygulamadan vazgeçsin."

'TEK TİP ELBİSE AKIL TUTULMASIDIR'

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Eren ise şunları söyledi: "Tek tip elbiseyi, üstelik de Guantanamo gibi tüm dünyanın eleştirilerine maruz kalmış bir örnek üzerinden meşrulaştırmaya çalışmak, akıl tutulmasıdır. Bu akıl tutulmasından Türkiye, çabuk kurtulacaktır."

TEK TİP ELBİSE NEYİ HEDEFLER?

Eren'in tek tip kıyafet elbise (TTE) ilişkin 8 madde halinde topladığı eleştirileri şöyle:

1- TTE, bir sınırlamadır. Mahpusların kendi istedikleri kıyafetleri giymeleri yasaklanarak bir sınırlama konulmaktadır.

2- TTE, bir dayatma ve emrivakidir. Mahpuslara “istediğin kıyafeti giyemezsin, senin bunu giymeni uygun görüyoruz ve giyeceksin” denilmektedir.

3- TTE, mahpusların iradesinin toptan reddiyesidir. TTE aracılığıyla mahpuslara, kendi yaşamları üzerinde hak sahibi olmadıkları söylenmektedir.

4- TTE, bir ayrımdır. TTE, mahpusu tutuklamakla yetinilmediğinin, onu toplumdan sadece mekânsal olarak ayırmanın yeterli olmadığının ifadesidir. Mekânsal olarak toplumdan ayrılmış, kapatılmış olan mahpus, TTE aracılığıyla duyguda ve düşüncede daha farklı ve katmerli ayrımlara maruz bırakılır.

5- TTE, bir sıfırlamadır. Kıyafetler, kişinin kimliğini, kişiliğini ve hatta mesleğini, aidiyetini ortaya koyma yollarından biridir. Mahpuslar, kıyafetleri aracılığıyla kimliklerini, kişiliklerini, aidiyetlerini tutuklandıktan sonra dahi kısmen ortaya koyabilir, görünür kılabilirler. Kıyafetlerini ellerinden almak ve tüm mahpuslara tek tip kıyafetler giydirmek, onları sıfırlamayı amaçlamaktadır.

6- TTE, mahpusun suçluluğunun ilanıdır. TTE, sayesinde mahpus sadece sıfırlanmakla kalmaz, mahpusun hak öznesi bir vatandaş değil adli sistemin parçası bir suçlu olduğu ilan edilir ve bu yeni durum kendisine dayatılır.

7- TTE, damgalar. 'Suçlu' kanaatinin, yargısının taşıyıcısı olan TTE’nin giyilmesi bu kanaat ve yargının bedenlerine iliştirilmesi, bedenlerinin bu kanaat ve yargıyı taşıması anlamına gelmektedir. TTE, bu sayede mahpusu damgalar, bir damgalama aracıdır. TTE giydirilen kişi, yargılaması henüz devam eden ve 'masumiyet karinesi' gereği suçsuz olduğu kabul edilmesi gereken kişi olsa dahi mahpusu toplumun diğer fertlerinden ayırır ve muteber, makbul olanın dışına atar. Bu dışa atış, sadece bir ayrıştırma değildir, dışta bırakılanın içi simgesel olarak 'terörist', 'vatan haini', 'çapulcu' nitelendirmeleriyle doldurularak bu kişiler birer 'hak öznesi vatandaş' olanın dışına atılabilmektedirler (Agamben’in 'kutsal insan' ve Butler’ın 'insan olanın dışına atma' tartışmalarını hatırlamak gerekir bu konuda).

8- TTE, otoriteye itaat beklentisinin aracısıdır. TTE giydirilmek istenilen mahpusa verilen mesaj açıktır: "Sen artık bir suçlusun, dışarıdaki yaşantın kıyafetlerinle beraber dışarıda kaldı. Artık bir iraden yok ve benim irademe tabisin. Artık hakların yok yükümlülüklerin var. Ne istersem yapmak zorundasın.”