Suruç'ta katledilen Veysel Özdemir'in annesi: İyi bir dünya için oradaydılar

Suruç katliamında hayatını kaybeden Veysel Özdemir’in annesi Rabia Özdemir, “Suruç’a giden bütün gençlerin hayalleri vardı ve hepsi de iyi bir dünya inşa etmek için oradaydılar” dedi.

Abone ol

Semra Yansit

DUVAR - IŞİD’in 20 Temmuz 2015 tarihinde Kobanê’deki çocuklara oyuncak götürmek amacıyla Amara Kültür Merkezi'nde Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) öncülüğünde bir araya gelen gençlere yönelik gerçekleştirdiği canlı bomba saldırısında 33 kişi katledilmişti.

Uğur Özkan, Kasım Deprem, Polen Ünlü, Hatice Ezgi Sadet, Cemil Yıldız, Çağdaş Aydın, Nazlı Akyürek, Fikriye Ece Dinç, Mücahit Erol, Murat Yurtgül, Emrullah Akhamur, İsmet Şeker, Okan Pirinç, Nartan Kılıç, Ferdane Kılıç, Serhat Devrim, Met Ali Barutçu, Erdal Bozkurt, Süleyman Aksu, Koray Çapoğlu, Cebrail Günebakan, Veysel Özdemir, Nazegül Boyraz, Alper Sapan, Alican Vural, Osman Çiçek, Vatan Budak, Dilek Bozkurt, Büşra Mete, Yunus Emre Şen, Aydan Ezgi Şalcı, Mehmet Ali Varol, Mert Cömert’in hayatını kaybettiği Suruç Katliamı’nın üzerinden yedi yıl geçti.

Katliamda hayatını kaybeden Veysel Özdemir’i, katliamın yıldönümünde annesi Rabia Özdemir anlattı.

‘KATLİAM HABERİNİ TELEVİZYONDA GÖRDÜK’

22 yaşındaki Veysel Özdemir, Munzur Üniversitesi Muhasebe bölümü öğrencisiydi. Diyarbakır'dan Suruç’a Kobanê’de yaşayan çocuklara oyuncak götürmek için gitmişti. Veysel’in annesi Rabia Özdemir, “Suruç’a giden bütün gençlerin hayalleri vardı ve hepsi de iyi bir dünya inşa etmek için oradaydılar. Yardıma muhtaç olan çocuklar için Suruç’taydılar” diyor.

Rabia Özdemir

Ailesi bayramın ikinci günü köye gitmiş, Veysel ise "Siz gidin ben sonra geleceğim" diyerek ailesinden habersiz Suruç'a gitmiş. Katliam haberini de köyde, televizyondan öğrendiğini söyleyen Rabia Özdemir şöyle konuştu: “Veysel bizim haberimiz olmadan bayramın üçüncü günü Suruç'a gitmiş. Diğer gün biz köydeyken televizyondan Suruç Katliamı'nın haberlerini gördük. Ben oğlumdan bihaber orada ölen, yaralanan çocukları görünce yüreğime ateş düştü, ‘Aileleri ne haldedir acaba’ dedim.”

‘SURUÇ İSMİNİ 20 TEMMUZ'DA ÖĞRENDİM'

Rabia Özdemir, Veysel’in haberini nasıl aldığını şöyle anlattı: “Biz köydeydik ve ardından apar topar Diyarbakır merkeze geldik. Eve geldiğimde Veysel’in arkadaşları ve akrabalarım bizim evdeydi. Bana Veysel'in Suruç'ta yaralı olduğunu söylediler. Ben hayatımda ilk defa Suruç’u orada duydum ve bir daha asla hafızamdan silemedim. Benim oğlum yaralı değildi, ölmüştü ama bana söylemediler.”

Veysel’in en küçük çocuğu olduğunu belirten Rabia Özdemir, “Evin en küçüğüydü ve o yüzden benim için bir bebek gibiydi” diyor. Hayatında hiç çalışmayan Veysel, Ramazan ayında çalışıp Suruç’a gitmek için para biriktirdiğini söyleyen Özdemir, “Veysel çok duyarlıydı ve bu beni korkutuyordu. IŞİD'in yapmış olduğu canice şeyleri kabullenemiyordu” diye konuştu.

‘VEYSEL’İN MEZARINA 3 DEFA SALDIRDILAR’

Veysel’in mezarına 3 defa saldırıp yıkmışlar. Bu saldırılar karşısında çok öfkelendiklerini belirten Rabia Özdemir, “Kimi kime şikayet edeceğiz” diyerek mezar taşından “şehit” ifadesini kaldırmak zorunda kaldıklarını söyledi.

Özdemir, şunları söyledi: “Mezar taşında ‘şehit’ yazan kişilerin mezarlarına birileri saldırmıştı. Veysel’in fotoğrafı mezar taşında yoktu ve ben saatlerce o fotoğrafı aradım ama bulamadım. Saldırganlar oğlumun fotoğrafını almışlardı. Mezarını yeniden yaptırdık ama şehit kelimesini yazdıramadık. Biz her şehit yazdığımızda gelip mezarlığa saldırdılar. Ve işin en kötüsü de şikâyet edecek hiçbir yer yok. Mezarlıkta çalışan su satıcıları bu saldırıları polisin yaptığını söylediler. Kimi kime şikâyet edeceğiz?”

‘VEYSEL’İN DÜŞLERİNİ GERÇEKLEŞTİRDİK’

Veysel’in üç gömleği ve yastık kılıfı hariç tüm kıyafetlerini, ayakkabılarını ve kişisel eşyalarını Kobanê'ye gönderdiğini söyleyen Rabia Özdemir, "Oğlum o gün o çocuklara ve o insanlara yardım etmek için oradaydı. Belki bu hayalini gerçekleştiremedi oğlum ancak biz onun düşlerini gerçekleştirdik ve Kobanê yolculuğunu tamamladık” dedi.