Sinemacıların başucu kitapları

Sinemacıların hayatlarını değiştiren yönetmenler hangileridir? Yönetmenlerin başucu kitapları nelerdir?

Abone ol

DUVAR -Konu sinema olduğunda, pek çok meslek duayeni tarafından farklı öğrenme modelleri tartışılırken, sinemacıların yazı ile olan meselesinin gündemini hiç kaybetmediğini, sinemacıların gerek hikâye anlatma sanatı ile kurdukları bağ, gerekse konu edinen mesleğin kitaplar aracılığı ile öğrenilebilir olması, bizi sinema kitapları üzerine bir çalışma yapmaya itti. Teori ve pratik arasındaki o ince çizgiyi aşmadan, sinema ile kurdukları ilişkiye teorik ya da pratik olarak devam eden sinemacılardan sinema kitaplarını listelemelerini istedik.

Janet Barış, Özcan Alper, Ercan Kesal, Enis Rıza Sakızlı, Mustafa Ziya Ülkenciler, Ezel Akay ve Burçak Evren’e favori beş sinema kitabını sorduk. Kuram kitaplarının ve yönetmenlerin sinemalarını anlattığı ve hatırat olarak tarif edebileceğimiz çalışmaların birbirine yakın bir oranda olması vardığımız sonuçlardan en önemlisi oldu. Yönetmenlerin, sinemanın yapılış biçimlerini, varoluşunu, ideolojisini tartıp, filmleri üzerine konuşması ve bu kitapların konuşuluyor olması sinemaya olan ilgiyi, özellikle profesyonel bağlamda, arttıracak diye düşünüyoruz.

Konu edinilen kitaplara ek olarak, son bir paragraf açtık ve on kitaplık gerekçeli bir seçki de biz hazırladık. Buyrunuz!

  • Ercan Kesal (senarist, oyuncu)

Mühürlenmiş Zaman – Yazar: Andrey Tarkovsky

Truffaut ile Hitchcock – Yazar: François Truffaut

Son Nefesim – Yazar: Luis Bunuel

Haneke, Haneke’yi Anlatıyor – Yazar: Michel Cieutat, Philippe Rouyer

Işıkla Karanlık Arasında – Yazar: Lütfi Ö. Akad

  • Burçak Evren (sinema yazarı, yönetmen)

Işıkla Karanlık Arasında – Yazar: Lütfi Ö. Akad

Ansiklopedik Türk Filmleri Sözlüğü – Yazar: Agâh Özgüç

Türk Sinema Tarihi – Yazar: Nijat Özön

Eski İstanbul Sinemaları – Yazar: Mustafa Gökmen

100 Yılın 100 Yönetmeni – 100 Yılın 100 Filmi – 100 Yılın 150 Oyuncusu – Yazar: Atilla Dorsay

  • Özcan Alper (senarist, yönetmen)

Kurbağa Yağı Satıcısı – Yazar: Akira Kurosawa

Mühürlenmiş Zaman – Yazar: Andrey Tarkovsky

Işıkla Karanlık Arasında – Yazar: Lütfi Ö. Akad

Göz Kırparken – Yazar: Walter Murch

Sinema Dersleri – Yazar: Sergey M. Eisenstein

  • Ezel Akay (senarist, yönetmen)

Mühürlenmiş Zaman – Yazar: Andrey Tarkovsky

Yazarın Yolculuğu – Yazar: François Truffaut

Senaryo ve Öykü Yazımının Sırları – Yazar: Christopher Vogler

Görünmez Oyuncu – Yazar: Yoshi Oida

Şiir Okuma Kılavuzu – Yazar: İsmet Özel

  • Mustafa Ziya Ülkenciler (sanat yönetmeni)

Ken Loach ve Filmleri / Hangi Taraftasınız? – Yazar: Anthony Hayward

Sinema ve Televizyonda Görüntü Kurgusu – Yazar: Aleksey G. Sokolov

The Art Direction Handbook For Film – Yazar: Michael Rizzo

The Visual Story – Yazar: Bruce Block

Sinema Dersleri – Yazar: Sergey M. Eisenstein

  • Enis Rıza (yönetmen, yazar)

Sinema Teorisine Giriş – Yazar: Robert Stam

Film Teorisi – Yazar: Siegfried Cracauer

Politik Kamera – Yazar: Micheal Ryan & Douglas Kellner

Belgesel Sinemaya Giriş – Yazar: Bill Nichols

Görüntülerin Yazgısı – Yazar: Jacques Ranciére

  • Janet Barış (sinema yazarı, akademisyen)

Politik Kamera – Yazar: Douglas Kellner / Michael Ryan

Modernizmi Seyretmek/ Avrupa Sanat Sineması – Yazar: Andras Balint Kovacs

Film Sanatı – Yazar: David Bordwell / Kristin Thompson

Sinema ve Modernlik – Yazar: John Orr

Yalnızlık Sineması – Yazar: Robert Philip Kolker

SİNEMA NASIL OKUNUR?

  • Işıkla Karanlık Arasında – Yazar: Lütfi Ö. Akad / İletişim Yayınları

Türkiye Sineması’nın nasıl ortaya çıktığından bahsedildiğinde, hiç kuşku yok ki, Lütfi Akad’ın ismi en başta gelenlerden biridir. Sinemanın, tiyatrocuların –daha doğrusu Muhsin Ertuğrul’un- tekelinden çıkması ve gerçek anlamda sinemacı olanların uğraştığı bir sanat dalına dönüşmesinde aslan payı Akad’ındır. Akad, bu kitabında, sektörleşmemiş bir sanayide karşılaştığı zorlukları, kafasında şekillendirdiği sinema biçimini, sinemanın formunu ve sinemacının ülkedeki varoluşunu tane tane anlatırken, kayda değer akıcı bir dil kullanıyor. 40’lı yıllardan başlayarak sinemanın finansal boyutunu da mutfaktan bir gözle gördüğümüz bu kitap, bir yönetmenin hazırladığı en başarılı otobiyografik çalışmalardan biri olma özelliğini de taşıyor.

  • Yılmaz Güney Kitapları Serisi – Yazar: Yılmaz Güney / İthaki Yayınları

Yaşar Kemal, yazıyla kurduğu ilişkide bir roman ya da öykü hikâyesi anlatmanın ötesine geçmiş, modern çağın bir destancısı olma özelliği kazanmıştır. Çağın, kendini yeniden üreten ve silikleştirip görünmez hale dönüştüren etkisinden ziyade, kişilerin, olayların, sistemlerin derinine inmiş, bir anlatı biçiminin en özgün formlarını yaratmıştır. Yılmaz Güney ise Yaşar Kemal’in yazı ile elde ettiği bu gücü ve anlatış biçimini, kamera aracılığıyla keşfetmiş ve gerek Türkiye’de gerekse dünyada aşılması zor bir miras bırakmıştır. Henüz yaşarken bir mitos haline de dönüşen Güney’in en güçlü beceresi ise yazdığı senaryolardır. Fotoğrafın kendisinden öte, içiyle ilgilenen bir yazar da olan Güney’in senaryoları cezaevinde yazılıp asistanlarına verildiğinden, son derece açık ve anlaşılır bir biçimde kaleme alınmıştır. Adeta kare kare çekilmesi için yazdığı bu senaryolar, bir süredir İthaki Yayınları’ndan kitaplaştırılıyor.

  • Abbas Kiyarüstami ile Sinema Dersleri – Yazar: Paul Cronin / Redingot Yayınları

Abbas Kiyarüstami’nin ölümünden kısa süre önce verdiği bir dizi atölyede yaptığı sohbetten oluşan bu kitap, yönetmenin yaptığı çalışmaların ideolojik altyapısını, sinemanın varoluşunu yorumlayış biçimini, kullandığı imge ve formun kültürel karşılaştırılmasını sunarken, sinemanın göründüğü kadar zor ve karmaşık olmadığı iddiasını bir bilge alçakgönüllülüğü ile okuyucusuna aktarıyor. Kiyarüstami, atölyesine katılan sinemacıları/sinemacı adaylarını ve okuyucuları basit olana yönlendirmeye çalışırken, felsefenin en temel sorununa dönüyor: Gerçek nedir?

  • Film Teorisi – Yazar: Siegfried Kracauer / Metis Yayıncılık

Sinema var olduğu günden bugüne, gerek masadakiler gerekse sahadakiler tarafından, her daim tartışılagelen “gerçeklik” mefhumuna dair Kracauer’in bu kitabı, meselenin özüne dair en kapsamlı çalışmadır, diyebiliriz. Nedeni ise bahse konu edilen kavramın ve yazarının bakış açısındaki uyumluluktan kaynaklanır. Kracauer, henüz gazetecilik yıllarında bu meselenin özüne yoğunlaşmış, determinist bir kavrayış biçimiyle, ölümüne az bir vakit kala bu nadide eserini üretmiştir. Gerçeğin, fiziksel olarak varoluşuna eğilmiş, yeniden üretim meselesine dair nokta atışları yapmıştır.

  • Sinema Nedir? – Yazar: Andre Bazin / Doruk Yayınları

Kuşkusuz Bazin’den önce de sinema teorisi alanında çalışmalar yapılmış, bu yeni ve gözde sanatın kuramsal anlamda günden güne kendini yenilemesi sağlanmıştır. Sovyet kuramcıları konu edilen bağlamın en önemli öznesi olsa da Bazin, sinemayı entelektüel bir uğraşı haline dönüşmüştür, kısa yaşamında sinemanın gidişatını değiştirecek makaleler yazmış, en yenilikçi ve devrimci hamleler yapacak olan yönetmenlerin akıl hocalığını yapmıştır.

  • Haneke, Haneke’yi Anlatıyor – Yazar: Michel Cieutat, Philippe Rouyer / Everest Yayınları

Philippe Rouyer ve Michel Cieutat tarafından, usta yönetmen Haneke ile iki yıl süresince yapılan, ortalama elli saati kapsayan bu röportaj kitabı, masanın ve sahanın film üretiminde bulunan kişiye vaat ettikleriyle ilgilenirken, Haneke’nin seyirci ile kurduğu sert ilişkiye odaklanıyor. Bilindiği gibi Haneke, seyircisi üzerine oynayan, yer yer –ve çoğu zaman- onu provoke eden, görüntünün algısı üzerine günlerce, aylarca düşünen bir yönetmen. Kendi küçük şifrelerini de açıkladığı bu kitabında seyircinin tepkilerini gözlemlerken fark ettiği en dikkat çekici anekdot, yönetmenliğini yaptığı Yedinci Kıta filminde seyircinin, kahramanların kendisini öldürmesinden öte tuvalete atılan paralara şaşırıp üzüldüğüdür.

  • Godard / Sanatçının Yetmiş Yaşında Bir Portresi – Yazar: Colin MacCabe / Dipnot Yayınları

Godard üzerine yapılmış en kapsamlı biyografik çalışmalardan biri olarak kabul edilen bu kitap, sanatçının geçmişine ve bugüne dair düşüncelerini, yaşamını şekillendiriş biçimini, devrimciliğini ve devrimcilik ile sinemacılık arasındaki ilişkiye sunarken, sezgisel olan üretime dair bir karış çıkış özelliği taşıyor. Godard, sinema kuramına her yönüyle hâkim bir sinemacıdır. Üretimi rastlantısal değildir, bilinçlidir ve açıklanabilir. Yoldaş Lenin’in “Teorinin rengi gridir.” sözü bir tek onda yanılır, zira Godard, teorinin pratiğe olan hizmetini bilir ve üretimini ona göre biçimlendirir.

  • Godard, Godard’ı Anlatıyor – Yazar: Jean – Luc Godard / Metis Yayıncılık

Godard’a torpil geçmek gibi olmazsa bu kitabı da öneriyoruz. Zira Godard, sinemanın son devrimcisidir. Gerek biçimsel yaklaşımları, gerekse sinemanın ideolojisi ile kurduğu ilişki, döneminin “yetenekli” yönetmenlerinin tekrara düşen anlatım biçimlerinden sıyrılarak özgün ve kışkırtıcı sinemasını her daim güncelleyen bir isim olması, onu diğerlerinden ayırıyor. Bu kitap ismiyle müsemma bir çalışma olduğu gibi, sanatçının yönelim ve düşünüş biçiminin üretimiyle olan bağlantısını kavramak açısından da önemli.

  • Sinemayı Değiştiren 100 Fikir – Yazar: David Parkinson / Literatür Yayıncılık

Sinemanın var olduğu günden bugüne en etkili fikirlerin, bu yeni sanat dalında yarattığı değişimleri her yönü ile ele alan bu kitap, Amerikan Hollywood Sineması’ndan, Üçüncü Sinema’ya, Auteur kuramından İtalyan Yeni Gerçekçiliği’ne pek çok konuya temas ederken, metot oyunculuğundan teknoloji ve sinema arasındaki ilişkiye de parmak basıyor. Detaylardan ziyade, genel değişim ve yönelimlere dair ilgiyi ayaklandıran bu çalışma, sinemanın evrime dair titiz bir çalışmanın ürünü.

  • Kör Alan ve Dekadrajlar – Yazar: Pascal Bonitzer / Metis Yayıncılık

Bonitzer, senarist ve yönetmen kimliğinin ötesinde, uzun yıllar Cahiers du Cinema dergisinin editörlüğünü yaptığı sebebiyle bilinir. Kör Alan ve Dekadrajlar isimli iki kitabının bir araya getirilmesi sonucu ortaya çıkan bu çalışma, Kör Alan isimli ilk bölümde sinema ve gerçeklik arasındaki sıcak ilişkinin varoluşuna dair sorunlara değinirken, asıl olarak biçim ve gerçeklik meselesine odaklanıyor. Çekim ölçeklerinin ve montajın uzama olan etkisini ele alırken, çağdaş sinemanın gerçeğe müdahalesine de bir eleştiri yapıyor. Dekadrajlar da ise daha çok resim sanatı ve sinema arasındaki ilişkiye odaklanırken, dramanın çerçeveleme ile olan bağıntısına değiniyor. Ancak bu bölümün de en temel tartışması, Godard ve Antonioni gibi sinema sanayisine direnen yönetmenlerin drama ve resim arasındaki ilişkiye dair öne çıkan üretimleri. Bonitzer’in felsefeden kopmadan bu iki meseleyi temelden ele alışı güçlü bir yapıtın ortaya çıkmasını sağlıyor.