‘Seçme hakkı elinden alınan herkes kayyıma dava açabilir’

Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehir belediye başkanlarının yerine kayyım atanmasının yankıları sürüyor. Kayyım kararına karşı idare mahkemelerine itiraz etmeye hazırlanan HDP’nin Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, “Seçme hakları ellerinden alındığı için kayyıma karşı herkes dava açabilir” dedi.

Abone ol

ANKARA - Halkların Demokratik Partisi (HDP), yüz binlerce kişinin oyuyla seçilen Van, Diyarbakır ve Mardin büyükşehir belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılmalarının ardından süreci yargıya taşımaya hazırlanıyor. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan kayyım atamasının hukuki olmadığını belirten HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü, Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, idare mahkemelerine yapılmaya hazırlanan itirazda kararın siyasi olduğuna dönük bilgi ve belgelerin yer alacağını söyledi.

Kayyım atamalarına karşı açılacak davada, üç ilin eş başkanları Ahmet Türk, Bedia Özgökçe Ertan ve Selçuk Mızraklı’nın seçilme hakkının ihlal edildiğine vurgu yapılacağını belirten Acar, “Yüz binlerce insanın seçtiği kişiler belediye başkanı değil, çünkü gasp edildi. Seçme hakları ellerinden alındığı için kayyıma karşı herkes dava açabilir” dedi.

‘UCU AÇIK MADDENİN GETİRİLMESİ ANAYASAYA AYKIRI’

İçişleri Bakanlığı tarafından kayyım atanan üç ilin eş başkanları bu aşamada bulundukları yerdeki idare mahkemelerine başvuru yapabilecek. Belediye Kanunu’na göre İçişleri Bakanlığı’nın iki ayda bir devam edip etmeyeceğine karar vereceği kayyım kararına ilişkin itiraza hazırlanan HDP’nin hukuk birimi de çalışmalarına başladı. Başvurularına ilişkin uzmanlardan görüş aldıklarını ifade eden Başaran hazırlıklara dair şunları söyledi:

“Bu kararı hukuki olarak değerlendirdiğimiz zaman çok tutulacak bir tarafı yok. 674 sayılı KHK’da Belediye Kanunu’na eklenen ve “terör ile iltisak”a dayanarak “kayyım atanabilir” düzenlenmesi yasalaştı. Bu kesinlikle anayasaya aykırı bir maddeydi. Türkiye’de muhalif herkesin terörle iltisaklı kabul edildiği, dava açılabildiği, ufacık bir barış propagandasının suç olarak kabul edilip örgüt propagandasına çevrildiği bir ülkede bu kadar ucu açık bir maddenin getirilmesi anayasaya aykırılık teşkil ediyor. Başvuruda buna dair itirazlarımız yer alacak.”

‘MAZBATALAR ALINMADAN HAZIRLIĞIN YAPILDIĞI GÖRÜLÜYOR’

31 Mart seçimlerinden bir gün sonra Diyarbakır Valiliği’nin İçişleri Bakanlığı’na gönderdiği kayyım atanmasına yönelik talebi içeren “gizli” ibareli belgeyi hatırlatan Acar yapılacak itirazın çerçevesini şöyle anlattı:

“Mazbatalar alınmadan böyle bir hazırlığın yapıldığı görülüyor. Bu süreçteki bütün tezlerimizde atanan kayyımların politik bir tavırla atandığı, hukuki hiçbir dayanağının olmadığını vurgulayacağız. Türkiye’nin hukuk devleti olmaktan çıktığının farkındayız ama yine de bir yanda demokratik tepkimizi ortaya koyarken bir yandan da hukuki yolları zorlamaya devam edeceğiz. Bu kararın hem anayasa hem kanunların kendisine aykırı olduğunu belirteceğiz.”

‘SEÇME VE SEÇİLME HAKKI ORTADAN KALDIRILDI’

Belediye eş başkanlarının görevden uzaklaştırılmasına neden olan soruşturmaların 31 Mart seçimleri öncesine ait olduğuna dikkat çeken Acar, “Büyük çoğunluğu da düşüncelerini ifade etmelerinden kaynaklı soruşturmalara dayanıyor” dedi. Belediye başkanlarının YSK’ya yaptıkları adaylık başvurularında bu dosyaların olduğunu, aday olmalarında sorun yokken görev yapmalarını engellemenin hukuka aykırı olduğunu belirten Acar sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aday olabiliyorlar ama seçildiklerinde bu kayyım süreci gelişiyor. Anayasanın en temel haklarından seçme ve seçilme hakkının tamamen ortadan kaldırıldığını görüyoruz. Belediye eş başkanlarımız açısından seçilme hakkı ortadan kaldırılırken bir taraftan da halkın, binlerce insanın seçme hakları ellerinden alınmış oluyor. Parti olarak seçilme hakkıyla ilgili başvurular yapacağız ama, HDP’ye Selçuk Mızraklı’ya, Ahmet Türk’e, Bedia Özgökçe Ertan’a oy veren herkes seçme haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle dava açabilir. Yüz binlerce insanın seçtiği kişiler belediye başkanı değil çünkü gasp edildi. Seçme hakları ellerinden alındığı için kayyıma karşı herkes dava açabilir.”

SONUÇ ALINAMAZSA AİHM’E GİDİLECEK

Yerel mahkemeden sonuç alınmaması halinde kayyım kararını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürmeyi planladıklarını belirten Acar, “Toplumsal muhalefetin demokratik tepkileriyle iktidarın geri alınabileceğine inanıyoruz” dedi.

‘BAŞIMIZA GELECEKLERDEN İÇİŞLERİ BAKANI SORUMLUDUR’

Kayyım atamalarına karşı başta Van, Mardin, Diyarbakır olmak üzere pek çok ilde protesto gösterisi ve basın açıklaması düzenlenmek istendi. Van’da polislerin kahvehaneye girerek bir gence yönelik şiddeti özellikle sosyal medyada çok tepki toplarken kayyımı protesto eden milletvekilleri ve eylemcilere tazyikli su ve biber gazlarıyla müdahaleler oldu. Kayyım protestolarında yaşanan şiddetin hem siyasi hem de hukuki sürecini parti olarak takip ettiklerini söyleyen Acar sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birkaç gündür yaşananlar Türkiye’nin geldiği durumu gösteriyor. Ben TBMM’nin 600 üyesinden birisiyim ve başka arkadaşlarımız da var. Başımıza gelecek herhangi bir şeyden İçişleri Bakanı sorumludur. Benim uğradığım saldırı sadece bir örnekti ama son eylemlerde kitleye yapılanları müdahale ve işkence olarak adlandıramayız. Direkt hedef alarak öldürmek kastıyla yaklaşılıyor. Dün Van’da o gence uygulanan şiddet ölümle sonuçlanabilirdi. Hukuki yollara bu açıdan da başvuracağız. Sonuç alırız almayız bilmiyoruz. Türkiye’de hala vicdanlı hakimler, savcılar var mı yok mu bilmiyoruz ama umarız bir yerlerde vardır. Yoksa da biz sadece Türkiye’deki iç hukuk yollarında değil uluslararası mekanizmada da takipçisi olacağız.”

Kayyım atamalarına karşı yapılan protestolarda milletvekilleri Feleknas Uca (solda) ve Ayşe Acar Başaran da yaralandı.

Acar, İçişleri Bakanı Soylu’nun belediye başkanlarına ilişkin iddialarına dönük ise şunları söyledi:

“Süleyman Soylu’nun her söylediğine dava açmak istesek emin olun Türkiye’deki bütün avukatları seferber etsek yetmez. Çünkü bütün söyledikleri yanlış, gerçeğe aykırı ve toplumu yanıltıcıdır. Altını dolduramadığı iddialar söz konusu. Türkiye maalesef bir propaganda ülkesi haline geldiği için Süleyman Soylu her gün çıkıp anti propagandamızı yapıp gerçeği çarpıtmanın peşinde.”

‘YÜKSELEN TEPKİLERİ BASTIRMA TELAŞI İÇERİSİNDELER’

“Son birkaç gündür televizyon televizyon gezerek kendisini ifade etmeye çalışıyor. Bir taraftan da cumhurbaşkanlığı sözcüsü çıkıp Ankara ve İstanbul’da böyle bir durum söz konusu değil diyor. Yükselen tepkileri bastırma telaşı içerisindeler. Görev suçu işleyen aslında kayyımların kendileri. Halkın ihtiyaçları için harcanması gereken bütçeyle banyo yapan, çerezler alan, yemekler yiyen kişiler ortadaydı. Bu halkın parasını kendi ihtiyaçları için harcayanlar en büyük suçu işliyor. Binlerce kişiyi işinden aşından edenler onlar ama kalkıp bugün başka başka savunmalarla gerçeği çarpıtma peşindeler.”