Rusya Türkiye'den 'güvenlik' bekliyor

Rusya medyasında yeni dönemde Türkiye ile ilişkiler sıklıkla ele alınıyor. Turizmde eski günlere dönüş beklentisi yüksek. Rus devletinin Türkiye ile yakınlaşmadaki ilk gerekçesinin ise 'güneyini güvende tutmak' olduğu yorumları yapılıyor.

Abone ol

Rusya uçak krizi sonrası güney komşusu Türkiye ile yeniden yakınlaşma politikaları izlerken ülke medyasında da yoğun bir ilgi var. Analizler genellikle Türkiye'deki darbe girişimi sonrası yaşananlar, ülkenin uluslararası durumu, Batı'nın yaklaşımı ve turizm ilişkileri üzerine...

TVTs televizyon kanalında konuşan sivri dilli politolog Evgeniy Satanovskiy, “Türk askeri elitinin 'temizlenmesi'ni SSCB’de 1937 yılında yer alan sayısız tutuklamalara benzetmemek mümkün değildir. Tek farkı, Türklerin çalışma kampları eksik ve de idam cezası henüz yok” dedi. Satanovskiy’e göre yaşanan gelişmeler TSK için 'tam bir facia', bundan önce Suriye’de askeri operasyona karşı çıkan tüm generaller açığa alınmış veya tutuklanmış durumda.

Satanovskiy şöyle konuşuyor; “Türkiye, Moskova’nın Suriye için koyduğu 'kırmızı hat'ı geçerse binbir sürprizle karşılaşılacak. Çünkü Erdoğan’ın yaptığı iki ülke arasındaki ilişkileri iyileştirmeye yönelik adımları karşılamak için elimizden geleni yaptık ama kaybettiğimiz uçak, helikopter ve Suriye’deki El-Kaide’yi yöneten (Türkiyeli) adamlar hep aklımızda.”

'ABD, İPEK YOLU'NUN PEŞİNDE'

Sarkis Tsaturyan, REGNUM haber ajansının web sitesinde yayımlanan makalesinde, “ABD ile Türkiye’nin, Çin’in kurmaya çalıştığı İpek Yolu’na karıştığını” iddia etti. Tsaturyan’a göre ABD Savunma Bakanlığı, Musul, Rakka ve Halep’ten geçecek İpek Yolu’nun güney istikametini kontrol altına almaya çalışıyor. Bu plan gerçekleşirse ABD, bölgede Çin’e karşı üstünlük sağlayacak ve ticari görüşmelerde avantajlı olacak. Amerikalılar bu hedef doğrultusunda, “Türk jetlerini kullanarak PKK ile ilişkili YPG güçlerini Rakka’nın etrafından püskürtüyor.”

Tsaturyan, Türklerle beraber Musul ve Rakka’ya doğru ilerleyen Amerikalıların, Çin ile anlaşmaya vararak Moskova ile Tahran’ı zor durumda bırakmayı amaçladığının altını da çizdi.

ANKARA NEREYE KADAR DESTEKLEYECEK?

Aynı sitede, Ortadoğu uzmanı Stanislav Tarasov, “Ortadoğu’da cihatçıların yerine kim gelecek?” ve “ABD Türkiye’nin politikasını toza çeviriyor” başlıklı iki yazı kaleme aldı. Tarasov ilk yazısında, Rusya Dış İşleri Bakanı Sergey Lavrov’un, Suriye’deki Rus-Amerikan ateşkes planının Şam tarafından destek gördüğünü bildirirken “Planın başarılı olacağından emin olamayız,” diyor. Ona göre bunun birkaç nedeni var. Birincisi, Obama gidici ve yeni ABD yönetiminin yaklaşımlarını şimdiden kestiremiyoruz. İkincisi, uygulanan ateşkes sadece Moskova ve Washington’un ortak projesi. Halbuki Suriye’deki sivil savaşa farklı güçler katılım gösteriyor. Bu noktada Şam ateşkesi destekliyor, Tahran da öyle, Ankara da belirli noktaya kadar destekleyecek, ama nereye kadar?

Bu soruya verecek yanıtımız yok, çünkü Ankara Suriye’de, IŞİD’e karşı savaşırken 'ılımlı muhalefet' arasında yer alan 'cihatçı' gruplara da destek sağlıyor, Sünni Türkmenlerin 'Sultan Murat Tugayları'nı destekleyerek ABD’nin müttefiki olan Suriyeli Kürtlere saldırıyor; ABD, AB ve NATO ile uyum içinde hareket ederken Rusya ve İranla yakınlaşıyor. Özetle Tarasov, “Suriye’nin geleceği, Rusya ile Amerika’nın anlaşmasının ne kadar sağlam olduğuna bağlıdır” diyor.

'RUSYA İÇİN TEHDİT OLUŞTURUYORDU'

Tarasov'un ikinci yazısının ana konusu ise Türk-Amerikan ilişkileri. ABD Büyükelçiliği, yirmi sekiz belediye başkanının açığa alındığını 'endişe' ile karşıladığını bildirirken Binali Yıldırım ile Süleyman Soylu’nun tepkisinin çok sert olduğuna dikkat çekiyor. Rus uzman, Türk kamuoyunun ABD’ye karşı yaklaşımın yıllar içinde inişli çıkışlı olmasına rağmen Türkiye’nin ABD ile AB’nin stratejik partneri olarak ilişkisinin devamlılık gösterdiğini vurguluyor. Türkiye’nin bu tutumu 'Arap Baharı' sırasında da değişmezken Milli gazetenin deyimiyle Ankara, Batıdan destek görmek yerine 'dışarıdan müdahale' ile karşı karşıya geldi. Sonuç olarak Türkiye, hem PKK, hem YPG, hem 'cihatçılar'la savaşan bir ülke durumuna düştü. Zaman gazetesinin yazdığı gibi buna paralel, 'Ortadoğu’da Ankara’ya yaklaşımlar gitgide olumsuzlaştı'.

O arada, Ankara’nın düşürülen uçakla ilgili pişmanlığını kabul eden Moskova, Türkiye ile diyaloğu yeniden kurmaya başladı. Bunun sebebi çok basitti. Şöyle ki Türkiye’nin olası sarsılması hem bölgedeki durumunu ağırlaştırıyor, hem Rusya’nın güney sınırına tehdit oluşturuyordu.

Washington bu gelişmeden memnun değildi, çünkü Rusya ve İran'la yakınlaşma Türkiye’yi 'Ortadoğu jeopolitikasının odağına gerçek anlamda yaklaştırdı'. Tarasov, buna örnek isterseniz, “Buyurun” diyor ve “Bundan önce Moskova’dan mutabakat görmeden Washington destekli ‘Fırat Kalkanı’ gerçekleşmiş olur muydu hiç?” diye soruyor.

Tarasov, bu duruma tepki olarak The Times gazetesinde yayımlanan bir makaleden alıntı ile yazısını noktalıyor: “Batının Ortadoğu'daki anahtar müttefiki olan Türkiye’nin politikası o kadar önceden kestirilemez ki kimi Amerikan politikacılar şimdi ona alternatifler arıyor.” İngiliz gazeteye göre ülkeyi “artık fazla uzun zaman yöneten” Erdoğan’ın yürüttüğü politikayı “bundan önce neoosmanizm gibi toza çevirmek” gerekir, diyor.

'BİRİNCİLİĞİ GERİ ALABİLİR'

Moskovskiy Komsomolets gazetesi ise Rus tatilcilerinin Türkiye’ye artan ilgisini ele alıyor. Gazeteye göre, geçtiğimiz günlerde Van'da yaşanan patlama Rus turistlerin Türkiye’de yönelik 'güvenlik' endişesini tekrar hatırlattı. Patlamanın ardından Rusya Devlet Turizm Komitesi (Rosturizm) başkanı Oleg Safonov, Türkiye’deki Rus vatandaşlarına, 'iyi korunan' güvenli turistik tesislerden ayrılmamaları yönünde çağrı yaptı.

Gazetenin edindiği bilgilere göre Türkiye’nin 'yeniden açılması'ndan sonra 'güvenilmez' ülkeler listesinin başına geçen Mısır’ın da yakında turlara açılması bekleniyor. Bugün itibarıyla en çok Rus turist ağırlayan on ülke şöyle: Tayland, İspanya, Çin, Güney Kıbrıs, Almanya, İtalya, Yunanistan, BAE, Tunus ve Bulgaristan.

Bununla beraber bu yılın ikinci yarısı için rezervasyon yapılan uçak biletlerinin yüzde 23’ünü Türkiye oluşturuyor. Bu noktada yıl sonunda Türkiye'nin birinciliğini yeniden geri alacağını söyleyebiliriz.