Rojava sınırında bir kasaba

Bir yıl öncesine kadar Rojava sınırındaki Şenyurt çok sayıda Suriyeli ağırladı. Suriye’deki çatışmalar nedeniyle göç edenlerin bir kısmı Şenyurt kapısını kullandı. Gelenlerin ve geri dönenlerin yarattığı insan kalabalığı, 1980’den bu yana içine kapanmış, giderek küçülmüş ve şenliğini kaybetmiş Şenyurt’u, deyim yerindeyse bir kez daha şenlendirmişti...

Abone ol

MARDİN - Bir dükkanın önünde oturan Mahmut, yıllardır Şenyurt’ta bakkal dükkanı işletiyordu. Bu mesleği babasından devralmıştı. Saray Bakkaliyesi’ni işleten rahmetli babası, yıpranmış kağıt paraları kabul etmezdi. Cebinde yıpranmamış paran yoksa, dükkandan elin boş çıkardın.

Ne zaman Şenyurt’a gelsem, Mahmut olsa da olmasa da, onun dükkanından alışveriş yaparım. Bu kez de öyle yapacaktım; ama Mahmut, başka bir dükkanın önünde oturuyordu. Sorunca, “Bu dükkanı Suriyeliler için açmıştım ama artık onlar da kalmadı” dedi.

Daha önce işlettiği dükkanı oğlu işletiyordu artık.

Mahmut, neredeyse boş dükkanın önüne küçük bir tabure atmış, çarşı meydanından geçen tek tük insanlara bakıyordu. Belki aklından “Nerede o eski bayramlar” diye geçiriyordu.

Hiç gelmeyecek müşterileri, büyük bir can sıkıntısıyla bekliyordu.

Şenyurt çarşısı bayramda da ıssız kaldı.

BİR ZAMANLAR ŞENYURT

Bir yıl öncesine kadar Rojava sınırındaki Şenyurt çok sayıda Suriyeli ağırladı. Suriye’deki çatışmalar nedeniyle göç edenlerin bir kısmı Şenyurt kapısını kullandı. Gelenlerin ve geri dönenlerin yarattığı insan kalabalığı, 1980’den bu yana içine kapanmış, giderek küçülmüş ve şenliğini kaybetmiş Şenyurt’u, deyim yerindeyse bir kez daha şenlendirmişti.

“Bir kez daha şenlendirmişti” diyorum çünkü benim de hatırladığım zamanlarda Şenyurt’ta kerpiçten bir otel vardı. Bincan Sineması, bakkallar, kasaplar, manavlar ve diğer esnaf bir sıra halinde yan yana dizilmişlerdi. İşleri yolundaydı. Çünkü belediyenin, demiryollarının, gümrük kapısını bekleyen personelin, askeriyenin ve bütün yakın köylerin alışverişi bu çarşıdan yapılırdı.

12 Eylül 1980’de gümrük kapısı kapatıldı. Sonra demir yolları işlevini yitirdi ve personeli dağıtıldı. Otel yıllar önce ve televizyona direnen Bincan Sineması video çağına bir müddet direndikten sonra mecburen kapanmıştı. Sonra, Şenyurt’ta zaten kıt olan iş olanakları bitti. En son Mardin Belediyesi büyükşehir olunca, belediyesi kapatıldı ve Kızıltepe’nin bir mahallesi oldu Şenyurt.

Bütün bunlardan sonra Şenyurt’un çarşısı bir hayalet şehre benzemeye başladı. Kapanan dükkanlar zamanla birer harabeye döndü. Göç nedeniyle her daim dolu kahvelerde oturan insan sayısında ciddi düşüşler yaşandı. İş kurmak hevesinde olanlar, bunun için 15 kilometre uzaklıktaki Kızıltepe’ye taşındılar. Şenyurt, ihtiyarlara ve bir türlü buradan kopamayanlara kaldı. Benim gibi arada uğrayanlar için bu görünüm feci bir kedere neden oldu.

Hayat böyle bir şeydi demek, tıpkı insanlar ve diğer canlılar gibi bazı yerleşim yerlerinin de miadı doluyordu.

Suriye'den Kürtler ve Araplar sayesinde yeni dükkanlar açıldı. Yeni dükkanların adı da Kürtçe ve Arapça oldu. Ciye Biratiye (Kardeşlik Yeri) de bunlardan biriydi. Dükkanlar kapalı olsa da tabelaları duruyor.

TOPRAĞA SINIR ÇEKİLİNCE

Şenyurt’un eski ve Kürtçe adı, eski haritalarda Dirbêsî olarak geçer. Şenyurt’la sınır olan ve artık Rojava olarak anılan yerleşim yerinin adı da Dirbêsî’dir. Burada, daha önce izleyenlerden, Sinan Çetin’in yönettiği “Propaganda” filmini hatırlasın isteyeceğim. Bir sabah uyanan insanlar, yaşadıkları yerin ikiye bölündüğünü görüyorlar. Akrabalar, ekilip biçilmiş toprak ve sevgililer öte yanda kalmıştır. İnsanlar bir anda akrabasız, topraksız, sevgilisiz kalmıştır. Filmde, bu bölücü sınırın insanları nasıl etkilediğini görürüz.

Şenyurt, “Propaganda” filminin anlattığı yerlerden biridir. Dirbêsî ikiye bölünmüş bir şehirdir. Şehrin ortasından tren yolu geçiyor ve Türkiye tarafında kalan arazide sinsi mayınlar bulunuyor.

Ama ne mayınlar ne de dikenli teller iki yakada kalan akrabaların ilişkilerini büsbütün bitiremedi elbette. O günlerden kalan kaçakçılık hikayeleri çok anlatılır, namlı kaçakçılar hürmetle anılır.

Yine o günlerden hafızada yer edinen görüntüler de var. Bayramlarda akrabalar tel örgülerin iki yanında toplanıp birbirlerine sesleniyor, birbirlerine küçük hediye paketleri atıyorlardı. Sesini duyurmak için boğazını patlatman, hediyeyi öte tarafa geçirebilmek için var gücünü kullanman gerekiyordu. Çünkü ses kalabalıkta yitip gidiyor, hediye poşeti tel örgülere takılıp kalabiliyordu.

Bayramlardaki bu insan kalabalığı Şenyurt’u hareketlendiriyordu. Esnaf yılın en iyi satışını bu günlerde yapıyordu.

KAPI AÇILSA HERKES ZENGİN OLACAK

Şenyurt’ta seçim propagandası yapan siyasiler, vaatlerini sıralarken, seçilmeleri halinde sınır kapısını açacaklarını beyan ettiler. Yolu Şenyurt’a düşen bakanlardan ilk talep edilen şey, hep sınır kapısının açılması oldu.

Ama o kapı bir türlü açılmadı. Kapı bir açılsa, herkes çok zengin olacaktı. Buna herkes, ama özellikle kapının açık olduğu yılları hatırlayanlar yürekten inanıyordu.

Suriyelilerin konakladığı Şenyurt'ta, bu eski fırın gibi bazı yerler otel görevi gördü.

Suriye’deki iç savaş bu inancın boş olmadığını gösterdi. Türkiye savaştan kaçanlar için kapılarını açmak durumunda kalınca, Şenyurt kapısı da açılmış oldu. Kullanılmadığı için harabeye dönmüş dükkanlar bundan sonra kıymete bindi. Kapıları açıldı, onarılıp dürümcü, bakkal, lokanta, fırın, berber dükkanı olarak hizmete sunuldular. Şenyurtlular kahvelerde oturacak yer bulmakta zorlandılar.

BAYRAK SAVAŞLARI

Rojava’nın Dirbêsî şehri, PYD’yi ilk kabul eden şehirlerden biri oldu. Sınır kapısındaki Suriye bayrağı indirildi ve yerine PYD’nin bayrağı asıldı. Türkiye bayrağı ile arasında birkaç metre vardı. Bayrakların çekildiği gönderler de eşit boydaydı.

PYD bayrak asınca, iki bayrak yan yana durmasın diye, Türkiye bayrak gönderinin hem boyunu hem de yerini değiştirdi. Bayrak da yenilendi elbette ve eski mütevazı boyutlardaki bayrak yerine daha büyük bir bayrak göndere çekildi.

Türkiye binlerce kilometrelik sınıra beton bloklarla duvar ördü. Ancak sınır kapısına çıkan yol açık bırakılmıştı. Bayramda, sınır kapısına çıkan yolun da beton bloklarla kapatılmış olduğunu gördüm. Duvar, geçtiğimiz günlerde Türkiye askeri ile YPG’liler arasında çıkan çatışmanın ardından örülmüş.

Duvarın ardında, Rojava topraklarında ilk kez gördüğüm bayrak ise SDG’nindi. SDG, bilindiği gibi, Rakka’yı IŞİD’den almak için operasyon başlatan ve Kürtlerin öncülük ettiği oluşum olarak adından sıkça söz ettiriyor.

SINIRA DUVAR ÇEKİLİNCE

Sınır kapısındaki sinir bozucu bayrak savaşları Türkiye’nin Rojava politikalarından kaynaklanıyordu. Bu politika nedeniyledir ki binlerce kilometrelik sınıra duvar örüldü. Böylece Şenyurt hayalet şehir durumuna geri döndü. Kahveler bomboş, açık kalmayı başaran birkaç dükkan sinek avlıyor. Sınır kapısını Suriyelilerin yoğun kullandığı kısa dönemde açılan dükkanlar kapıya kilidi vurdu. Bu dükkanlar dönemin ruhuna ya da müşterinin kimliğine göre şekillenmişti. Tabelalardaki Kürtçe ve Arapça yazılar da bu şekillenmeyi gösterir nitelikte. Benzer durum, PYD’nin denetimindeki topraklara açılan kapıların tümünde geçerli.

PYD’nin denetiminde olmayan Cerablus ve Kilis kapıları ise açık. Savaştan kaçıp Mardin’e yerleşmiş Araplar ile Kürtler, sınırın öte yanındaki yakınlarıyla bayramlaşmak için bu kapıları kullanmak zorunda kaldılar.

Mardin’den Kilis’e ya da Karkamış’a gitmek zahmetli ve ekonomik olarak zor. Ayrıca, özellikle Rojava’ya geçmek isteyen Kürtler, bu kapılarda neyle karşılaşacaklarını bilmedikleri için tereddüt yaşadılar. Bu nedenle bayramı bulundukları yerde karşıladılar.

Aradaki duvar nedeniyle, tel örgülere mümkün olduğunca yaklaşıp uzaktan da olsa akrabalarının bayramını kutlayamadılar.

Mahmut, "Suriyeliler alışveriş yapar" diye açtığı dükkanın önüne attığı küçük taburede oturmuş, çarşı meydanının boşluğuna bakıyor. Müşteri beklemiyor, eski Şenyurt’u düşünüyor.