Paralimpik yüzücü Elif İldem: Spor Bakanlığı’ndan eşit destek bekliyoruz

Paralimpik yüzücü Elif İldem, şimdi kulaçlarını Tokyo 2020 için atacak. Gazete Duvar’a konuşan sporcu, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin spora çok önem verdiği kanaatindeyim. Bunun yanı sıra Spor Bakanlığı da diğer sporlarda olduğu gibi eşit şekilde maddi ve manevi destek verirse daha ileri bir seviyeye gelebiliriz. Çünkü sadece kulübün sporcusu değiliz. Gittiğimiz kamplardan yarışlara kadar milli bir sporcu olarak diğer branşlar gibi değer görülmek istiyoruz” siteminde bulundu.

Abone ol

DUVAR - Paralimpik yüzücü Elif İldem, rehabilite amaçlı başladığı yüzmede adını yurt içi ve yurt dışında gururla duyurmayı başarıyor. İldem, Charcot-Marie-Tooth (CMT) hastalığından dolayı doktorunun kas gelişimine sağlayacağı fayda amaçlı yüzmeye yönlendirmesi üzerine bu sporla tanışmış. Hayatının dönüm noktası olarak ifade ettiği süreci, “İlk olarak Türkiye Şampiyonası ile katıldığım yarışların devamı ile bugüne geldim” diye anlatıyor.

Yüzmenin hem fiziksel hem de psikolojik anlamda birçok desteğini gördüğünü belirten İldem, “Tekerlekli sandalyede daha kısıtlı bir yaşam sürerken suda özgür hissetmek, bedeninizin işe yaradığını görmek daha olumlu bakış açısı içerisine girmenize olanak sağlıyor. Özellikle farklı olmadığınızı, sizin gibi birçok engele sahip insanı gördüğünüz zaman bu da sizi, kendinize bakışınızı daha da normalleştirir bir hale getiriyor” diyor.

Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları’nda ülkeyi temsil etmeye hak kazanan İldem ile serüvenini konuştuk.

Elif İldem

Yüzmeye nasıl ve ne zaman başladınız?

Dayım Hüseyin İldem, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü’nde güreş antrenörlüğü yapıyordu. Benim de doktor önerisi üzerine yüzmem gerekiyordu. Bir gün dayım ile muhabbet ederken, “Bizim kulüpte gelip yüzebilirsin” dedi. Tabii ki ilk zamanlar daha çok rehabilite amaçlı düşünüyorduk ama havuza girdiğim zaman antrenörlerim bana hep “Çok iyi yüzüyorsun, yarışlara katılmalısın” diyordu. Profesyonel anlamda sporla tanışmam ilk olarak böyle oldu. Hayatımda bir dönüm noktası olmuştu. İlk olarak Türkiye Şampiyonası ile katıldığım yarışların devamı ile bugüne geldim.

‘ÖNEMLİ OLAN SPORA BÜTÜNCÜL BAKABİLMEK’

Dört sene gibi kısa bir sürede birçok başarı elde ettiniz. Bu başarıların arkasında nasıl bir disiplin yatıyor? Nasıl bir çalışma sisteminiz var?

İnsanın istemesi tek başına yeterli değil. Azmetmek ve düzenli çalışma disiplini çok önemli. Kendi adıma çok azimli bir insan olduğumu düşünsem de “Çok düzenli çalışabildim” diyemem. Çünkü antrenmanlarla birlikte bir yandan Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’ndaydım. Özellikle Tokyo kota alma senesinde tez dönemimdi. Gerçekten yoğun bir programım vardı. Çok düzenli antrenmanlara gidemesem de eksikliklerimi evde kara antrenmanı da yaparak tamamlamaya çalıştım ama tabii okulu bitirince antrenmanlara yoğunlaştım. Sadece sudaki antrenman tek başına yeterli değil. Önemli olan spora bütünsel bir açıdan bakabilmek. Yani kara antrenmanı, beslenme, psikolojik destek ve özellikle engelli bireyler için fizik tedavi gibi bileşenler de çok önemli. Ben bunlara uymaya çalıştım. Bir yandan antrenmanlarla beraber beslenmeme dikkat ediyordum ve bir yandan da düzenli olarak psikologla çalışıyordum. Kara antrenmanlarımı düzenli yapmaya çalışıyordum. Her ne kadar gezmeyi çok sevsem de sosyal hayatımı bu noktada bir planlamaya soktum. Şu anda disiplinli ve düzenli bir şekilde çalışıyorum. Tokyo tabii ki en büyük hayalim ancak kendinize öncelikle daha küçük hedefler koyup tek tek aşmaya çalışmanız çok önemli. Çünkü bu insanı motive ediyor. Bu süreçte İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü, antrenörlerim, fizyoterapistim, ve özellikle annemin desteği bu noktada çok önemliydi. Her şeyi tek başınıza başaramazsınız.

‘HAYATA DAHA POZİTİF BAKMAYA BAŞLADIM’

Yüzmenin hayatınıza katkıları neler?

Charcot-Marie-Tooth (CMT) hastalığına sahip ve tekerlekli sandalyede olduğum için tabii ki fiziksel açısından çok olumlu katkıları oldu. Kas gerginliğim azaldı ve kas kuvvetim arttı. Bunun yanı sıra sosyal açıdan arkadaşlık ilişkilerim daha da çeşitlendi, farklı çevrelere girmeme olarak sağladı. En önemlisi de psikolojik etkisi. Kendi yapabildiklerinin farkına vardıkça hayata daha pozitif bakmaya başladım. Suyun içinde özgür hissettikçe bu dış dünyaya da yansıdı. Her ne kadar sporda yaşadığımız bir performans kaygısı, stres olsa da genel anlamda günlük hayat içerisinde yaşadığım kaygıları azalttı diyebilirim.

Bir klinik psikoloğun deneyimiyle yüzmenin psikolojik etkileri neler?

Tekerlekli sandalyede daha kısıtlı bir yaşam sürerken suda özgür hissetmek, bedeninizin işe yaradığını görmek daha olumlu bakış açısı içerisine girmenize olanak sağlıyor. Özellikle farklı olmadığınızı sizin gibi birçok engele sahip insanı gördüğünüz zaman bu da sizi, kendinize bakışınızı daha da normalleştirir bir hale getiriyor. Kendi yaşadığım deneyimler bunu gösteriyor. Yüksek lisans tez araştırmamda da bu konuyu irdelemek istemiştim. Profesyonel anlamda spor yapan ve yapmayan bedensel engelli bireylerin psikolojik dayanıklılık, psikolojik iyi oluş ve beden algısı yaşam doyumu gibi bileşenlere baktım. Ve sonuçlar da beklediğimiz üzere spor yapan bedensel engelli bireylerin psikolojik dayanıklılık, psikolojik iyi oluş hali ve yaşamlarından aldıkları doyum oranının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda kendi bedenleriyle ilgili de daha olumlu baktıkları ortaya çıktı. Bu çok mutlu edici, aslında sporun bedensel engelli bireylerdeki önemini ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra iletişim becerilerinin gelişmesi ve özellikle sosyal ilişkilerin gelişmesi adına sporun katkısının büyük olduğunu düşünüyorum. Çünkü farklı grupların içerisine giriyorsunuz ve her ne kadar dışarıda, “Sadece ben bu haldeyim” deseniz bile ortamda farklı engel grubuna sahip insanlarla tanışıyorsunuz. Bu sizin sahip olduğunuz hastalığı veya yaşadığınız eksikliği normalleştirirken farklı insanlarla tanışıp sosyal hayat içerisinde daha fazla olabiliyorsunuz. Genelde baktığımızda engelli bireyler hayata daha karamsar bakan, evden dışarı çıkmayan, çok fazla arkadaşı olmayan kişiler olarak değerlendiriliyor. Sporla beraber gözlemlediğim kadarıyla da olumlu anlamda değişimler yaşayabiliyorsunuz. Ayrıca dışarıdaki insanlar için de etrafta gördüğü spor yapan engelli bireyleri ve başarılarını gördükçe bunun da bakış açısının değiştirdiğini düşünüyorum. Düşündüğümüz zaman insanlar son bir sene öncesine kadar paralimpik spor branşlarından bihaberken şimdi insanların önyargıları kırılıyor. Gerek basketbolda gerek yüzmede gerekse ampute futboldaki başarılar ile…

‘EN CAYDIRICI ŞEY SOSYAL YAŞAM’

Profesyonel sporcu olmak nasıl fedakarlıklar gerektiriyor?

Sorumluluk sahibi olmak, düzenli çalışmak çok önemli. Aslında bir askeri yaşam tarzı gibi düşünebiliriz. Belli saatte uyumanız, belli saatte kalkmanız, beslenmenize dikkat etmeniz, düzenli antrenmanlara katılmanız çok önemli. Belli bir saatte uyumanız, belli saatte kalkmanız, beslenmenize dikkat etmeniz, düzenli antrenmanlara katılmanız gerek. Çoğu sporcu ailesiyle bile vakit geçirecek zaman bulamıyor. Özellikle sporcular açısından en caydırıcı faktörlerden birisi de sosyal yaşam. Sosyal anlamda bazı alışkanlıklarınızdan vazgeçmemiz gerekebiliyor. Bazı aktivitelerden mahrum kalıp, arkadaşlarınıza ailenize yeterli vakti ayıramayabiliyorsunuz. Fedakarlık gerektiriyor ancak her şeyden tamamen vazgeçmeniz gerekmiyor. Planlı bir şekilde hareket ederseniz, sosyal yaşamınıza da vakit ayırabiliyorsunuz. ‘Hiç zamanım yok’, aslında insanın kendi ürettiği bir düşünce. İnsan istediği zaman belirli bir ölçüde de olsa istediği şeylere vakit ayırabilir.

.

Paralimpik yüzmede dünyaya göre neredeyiz?

Çok ileri bir noktada olduğumuzu söyleyemem. Dünyada daha profesyonel ve bütünsel bir şekilde ilerliyorlar ancak özellikle son birkaç yıl içerisinde yüzmedeki bilincimiz arttıkça daha da profesyonelleşmeye başladık. Bu bağlamda daha iyi sporcular yetiştirmeye başladığımızı ve başarılar elde edip daha iyi bir noktaya geldiğimizi söyleyebilirim ancak hala yeterli olduğunu düşünmüyorum. Yaptığımız sporu yaşam bilincine getirmemiz çok önemli. Ayrıca hala bedensel engelli sporlara gerekli desteğin sağlandığını düşünmüyorum. Normal olarak değerlendirdiğimiz spor branşlarına verilen destek yapılan reklamlar paralimpik branşlarda da dikkate alınırsa daha ileri bir noktaya gidebiliriz.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi sporcusu olmak nasıl?

Kendimi çok şanslı ve gururlu hissediyorum çünkü büyük bir ekiple çalışıyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü, bütün imkanları ile destek vermeye çalışıyor. Kulüp başkanından, branş sorumlusuna ve hocalarımıza kadar gerek maddi gerek manevi açıdan çok destekleyici. Havuzumuzu haftanın her günü istediğimiz saatte kullanabiliyoruz. Antrenörlerimiz gerek su gerek kara antrenmanlarında her saat destek veriyor. Fizyoterapistler düzenli çalışma ve güçlenme açısından çok destekleyici. İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanları çok güler yüzlü. Bunun yanı sıra birçok arkadaşımla büyük bir ekip içerisinde yer almak mutlu edici. Aynı zamanda her geçen gün kulüp olarak farklı branşlarda yeni başarılara imza atılması çok gurur verici.

‘DİĞER BRANŞLAR KADAR DEĞER GÖRMEK İSTİYORUZ’

Kulaçlarınızı daha ileri atmanız için size yeterince imkan sağlanıyor mu?

Kulüp adına sağlandığını düşünüyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin spora çok önem verdiği kanaatindeyim. Bunun yanı sıra Spor Bakanlığı da diğer sporlarda olduğu gibi eşit şekilde maddi ve manevi destek verirse daha ileri bir seviyeye gelebiliriz. Çünkü sadece kulübün sporcusu değiliz. Gittiğimiz kamplardan yarışlara kadar milli bir sporcu olarak diğer branşlar gibi değer görülmek istiyoruz.

.

‘ÖNEMLİ OLAN MADALYAYA GÖTÜREN SÜREÇTE YANINDA OLMAK’

Peki başarılarınızın yeterince görünür olduğunu düşünüyor musunuz?

Bu soruyu bir sene önce sorsaydınız cevabım kesinlikle “Hayır” olurdu. Ancak gelen başarılar ile daha yeni yeni medya platformlarında görebilsek de yine yeterli değil. Daha çoğu insan hatta engelli birey paralimpik sporların ve getirdiği başarıların çok da farkında değil. Başarılarımız yeterince görünür olmadığı zaman gerekli desteği alıp daha ileri seviyeye gelmek için çalışamıyoruz. Başarı sadece madalyada değildir. Önemli olan madalyaya götüren süreçte yanınızda olabilmeleridir.

Her sporcunun hayali olan Tokyo 2020 kotasını aldınız. Bunun sizin için anlamı nedir?

Bu tarif edemeyeceğim bir mutluluk. Çünkü sadece dört senedir yüzüyorum. Kısa sürede bu noktaya gelmek beni çok mutlu etti. Verdiğiniz emeklerin karşılığını alabilmek size destek veren antrenörlerinizin, çevrenizdeki insanları ve ailenizin mutlu olduğunu görmek çok ayrı bir mutluluk. Ayrıca kuzenim Milli Güreşçi Cenk İldem ile iki İldem ailesi mensubu üyesi olarak Tokyo’ya gidebilmemiz çok gurur verici. Umarım güzel sonuçlarla dönebiliriz.

.

Bundan sonrası için nasıl bir planlama yaptınız?

Bu sene içerisinde Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları öncesi uluslararası yarışlar var. Mayıs’ta Avrupa Şampiyonası için bni yoğun bir kamp programı bekliyor. Düzenli çalışmaya daha da hız verdim, motivasyonum daha da arttı. Programlı ve düzenli bir şekilde çalışacağım. Kendimi daha nasıl geliştirebilirim noktaya odaklanıyorum ve bu yönde çalışıyorum.

‘TOKYO’DA GÜZEL SONUÇLAR ALMAK İSTİYORUM’

Gelecek hedefleriniz neler?

Spor anlamında yaşadığım mutlulukların yanında Tokyo’da güzel sonuçlar alabilmek istiyorum. Daha sonra ise kendimi geliştirecek sporu yaşamaya devam etmek ve aynı zamanda klinik psikolog olarak çalışmak istiyorum. Eğitimler alarak kendimi bu alanda geliştirmek istiyorum. Bir dönem Spor Psikolojisi üzerine bir sertifika programı eğitimi almıştım. Sporda psikolojik desteğin çok önemli olduğunu söyleyebilirim. Özellikle bedensel engelli spor branşlarında. Bu alanda katkı sağlayabilmeyi de çok isterim. Ek olarak bireysel anlamda engelli bireylerin daha eşit ve adil bir toplum içerisinde yaşayabilmesi adına projeler yürütmekteyim. Sosyal medya üzerinde yürüttüğüm #engelleredurde #ramparahareketi hashtag ile Instagram ve Twitter üzerinden yürütüyorum. Bu çalışmamda engelli bireylerin gerek sokakta gerek kapalı alanlarda yaşadığı zorluklara ve engelleri aşabilmek adına farkındalık yaratmaya ve çözüm yolları aramaya çalışıyorum. İleride bu anlamda çalışmalarıma devam etmek istiyorum. Bunları daha toplumsal boyutta duyulabilir bir platformda ortaya koymak istiyorum.