Özge Çivci: Öğretmene dönüşen ebeveynlerin rollerini geri kazanmaları gerekiyor

Covid-19 salgınında yüz yüze eğitimden uzak kalan öğrenciler yeniden okullara dönmeye hazırlanıyor. Uzaktan eğitim sürecinde çok sayıda çocukta stresten kaynaklı bedensel semptomlar görüldüğünü belirten Klinik Psikolog Özge Çivci’ye göre  yüz yüze eğitime başlamadan önce ebeveynlere düşen sorumluluklar bulunuyor. 

Abone ol

ANKARA - Korona virüsü salgını nedeniyle yüz yüze eğitimin yapılamadığı geride kalan bir yıla yakın süreçte uzaktan eğitimle öğrenimlerine devam eden milyonlarca öğrenci yeniden okullara dönmeye hazırlanıyor. Pandemi koşullarında bir yandan çalışmak zorunda olan bir yandan da çocuklarının eğitimiyle ilgilenen ebeveynler ise kaygılı. 

Yüz yüze eğitim öncesi çocukların dikkat ve uyum sorunu yaşayabileceğini vurgulayan Klinik Psikolog Özge Çivci’ye göre bu süreçte öğretmene dönüşen anne ve babaların rollerini geri kazanmaları gerekiyor.

Özge Çivci: Okulların açılmasının ebeveyn ve çocuklar arasındaki ilişkilere iyi geleceğini düşünüyorum.

‘ÇOK FAZLA ÇOCUK BEDENSEL SEMPTOM GÖSTERDİ’

Yüz yüze eğitime başlamadan önce çok sayıda ebeveynin merak ettiği konu uzun bir süre sonra yeniden okula dönecek çocuklarının psikolojilerinin nasıl etkileneceği. Uzaktan eğitim sürecinde özellikle küçük yaşlardaki çok sayıda çocuğun stres kaynaklı bedensel semptomlarla terapi alanlarına geldiğini belirten Klinik Psikolog Özge Çivci, “Terapi alanımıza kekemelik, konuşma sorunları, uyku sorunları, gece terörü gibi sorunlarla gelen çok fazla çocuk ve aile oldu.  Daha da gelecektir çünkü etkileri hala sürüyor. Hem ebeveynle çocuk arasındaki ilişkinin bozulması hem de çocukların ekran maruziyetlerinden kaynaklanan stres dışa vurumları oldu. Çok fazla çocuk bedensel semptom gösterdi” dedi.  

‘ÇOCUKLAR HEM DİKKAT HEM UYUM SORUNLARI YAŞAYABİLİR’

Uzaktan eğitim sürecinde çocukların sosyal ilişkiler açısından izole olduğunu, okullar açılmadan önce çocukların güvenli ortamlarda küçük sosyalleşmelere ihtiyaçlarının olabileceğini belirten Çivci, yüz yüze eğitime geçmeden önce ebeveynlere düşen sorumluluklara dair şunları söyledi:
 
“Okullar açıldığında çocuklar hem dikkat hem de uyum sorunları yaşayabilir. Bu sürecin hem artıları hem de eksileri olacaktır. Çocukların uyku ritimlerinin değişmiş olabileceği düşünülürse biyolojilerinin de buna hazırlanması gerekiyor. Sabah erken kalkıp güne erken başlamaya da adapte edilmeleri gerekiyor. Çünkü çocuklar beden sistemleriyle yaşıyorlar ve bedenlerinin oryantasyonu ve uyumu çok mühim. Aslında bütün akranlarının aynı şeyi yaşadığının, duygudaşlığının sağlanması iyi olabilir. Çünkü küçük çocuklar özellikle ben merkezliler ve akranlarının yaşadığı duygusal problemleri anlama yetisine sahip değiller. Bunun bir toplumsal, yani yaşıtlarıyla toplu olarak paylaşılan bir his olduğunu konuşmak da aileler açısından iyi gelebilir.”

‘ANNE BABALARIN ROLLERİNİ GERİ KAZANMALARI GEREKİYOR’

“Bu süreçte öğretmene dönüşen anne ve babaların rollerini geri kazanmaları gerekiyor. Çocuklara eşlik eden nöbetçi öğretmenler oldular. Bu hem ilişkilerini bozdu hem de çocukların kontrol hislerini elinden aldı. Pek çok çocuk uzaktan eğitim sürecinde ebeveynleriyle yan yana olmaktan kendi güçlülüğünü yitirdiğini düşünüyor. Bu süreçte ebeveynler çocukların eğitim ortamına girmiş oldular. Çocukların ayrı bir öğrenci kimlikleri vardı ve o zedelendi. Okulların açılmasının ebeveyn ve çocuklar arasındaki ilişkilere iyi geleceğini düşünüyorum. Ebeveynle bu süreçte yapışık olan çocukları ayrılma kaygısı da bekleyebilir.  O yüzden ebeveynlerin buralara da şefkatli bir şekilde yaklaşması iyi olur.”

‘ÖĞRETMENLER AYLARDIR PORTRE OLARAK ÇOCUKLARIN HAYATINDA OLABİLDİLER’

Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin de çok zorlandığını ve yüklerinin arttığını belirten klinik psikolog Çivci, yeniden başlayacak yüz yüze eğitim sürecinde öğretmenlere düşen sorumluluğa dair ise şunları kaydetti:

“Tüm dünyada eğitim camiası online eğitimi yolda öğreniyor. Öğretmenlere yüz yüze eğitim sürecinde çok yüklenmemek gerektiğini düşünüyorum. Okullara geri dönüşle birlikte onlar da öğretmenliğin bildikleri tarafını tekrar ele almanın keyfini yaşayacaklardır. Geçiş sürecinde öğrencilerin zorlanması öğretmenlere de yansıyacaktır.  Öğretmenler bedenleriyle de çalışıyorlar ve sınıf ortamında bu şekilde mevcut olurlar. Aylardır sadece portre olarak çocukların hayatında olabildiler ve bu çok zordu. O yüzden ten tene göz göze fiziksel temasın iyi geleceğini düşünüyorum.”