2019 yılının sonlarına yaklaşıyoruz. Noel duyuruları ve yılbaşı
promosyonları başladığına göre az zamanımız kaldı. Sahiden öyle:
Geldi, geliyor derken yıl bitti bile! Son iki ayda şüphesiz bizi
şaşırtan şeyler yaşanacaktır ama dönüp baktığımızda heyecanlı
durumlarla karşılaşıyor olmak, yılın görece güzel geçtiğine işaret.
Kendi adıma güzel geçtiğini söyleyebiliyorum çünkü her şeyden önce
yeni kitabımı bitirdim. Çilingir sofrasına eşlik etmesini
arzuladığım şarkı listelerinden ve o listeleri dolduran (kimi
anason kokulu) şarkıların hikâyelerinden müteşekkil “Hayat
Dudaklarda Mey”, Anason İşleri Kitapları etiketiyle iki gün önce
raflarda yerini aldı. Kitap hakkında ilerleyen günlerde çok
konuşacağım için onu şimdilik bir kenara koyuyorum ama kitapta
olmasını istediğim bir şarkıyı şuracığa iliştirecek, bugünkü yazıyı
onun üzerinden kuracağım.
Şarkımız, “canlı akustik” kaydedilen Murder King şarkısı “Ben
Her Gün Artık Sen”. Kitaba girememe sebebi basit: 11 Ekim’de
yayımlandı. Kitap baskıdan çıkmak üzereydi ve mühim son dakika
haberleriyle karşılaştığımızda kullandığımız eski usul cümleyi
kurmak yani “baskıyı durdurun” demek için çok geçti. Topluluğun
solisti Fırat Öz, şarkıyı, “Hep bağır hep çağır nereye kadar… İnsan
gibi şarkı söylemek de nasip oldu” cümlesiyle sundu, dinlemeye
başladığım an heyecanlandım ve art arda defalarca dinledim. Hâlâ
dinliyorum. Söyledim: Kitap baskıya girmeseydi ya da bu şarkı, bu
hâliyle, kitaba müdahale edebileceğim bir zamanda yayımlansaydı onu
da çilingir sofrasının kıyıcığına iliştirirdim. Yeri bile belli:
Hayko Cepkin’in “Sıkı Tutun” şarkısından önce, Replikas’ın
“Seyyah”ından sonra. İkinci alternatif, Pilli Bebek şarkısı “Eylül
Akşamı” sonrası. Bu belki de daha anlamlı olurdu, zira oraya
koysaydım, takip eden şarkı, 12 Eylül’ü ve o dönem yaşanan yıkımı
en iyi anlatan şarkılardan biri olan “Lan N’oldu” olacaktı. Efsane
Kramp şarkısından önce sakinlemek ve onları tanımamıza vesile diğer
Murder King şarkılarına selam çakmak şahane olurdu.
Vokalde ve gitarda Fırat Öz, gitar ve geri vokalde Össan Deneç,
bas gitarda Can Yücel Korkut, davulda Onur Akça’dan oluşan Murder
King, son dönemin sağlam topluluklarından. Gezi direnişi sonrasında
yayımladıkları ilk albümleri “Gürültü Kirliliği”, yaşadıklarımızı
anlatan cesur şarkılardan oluşuyordu. Topluluk, bu şarkıları
bıkmadan, usanmadan ve en önemlisi korkmadan söyledi. Açılan
davalara, karşılarına çıkan yasaklara rağmen yolunda ilerledi, bir
adım gerilemedi. Gerilemek ne, koştu bile! İçinde bulunduğumuz
yılın 3 Mart günü duyurusu yapılan, 15 Mart’ta CES Yapım Reklam ve
Prodüksiyon etiketiyle piyasaya verilen “Fiyasko”, bu koşunun
sonunda alkışlarla elimize aldığımız albüm oldu. Sizi bilmem ama
bana bilmeden verilmiş en güzel doğum günü hediyelerinden biriydi
bu.
Murder King, konserlerde de şahane. Geçtiğimiz iki hafta içinde
İstanbul, Ankara, Eskişehir ve İzmir’de hayranlarıyla buluşan ekip,
bu yıl Zeytinli Rock Festivali’nin heyecanlı konserlerinden birine
imza attı. Koşarak gittiğim, heyecanla dinlediğim konserlerden
biriydi bu. Festivalin açılış konseriydi ve sıcağa, erken saate
rağmen ana sahnenin önünü, festivaldeki pek çok konserden daha çok
insan doldurmuştu. Açıkçası, Murder King’i o saatte sahneye
çıkartmak en yanlış tercihlerden biriydi ama fark etmedi: Başta
ben, hayranları onları dinlemek için yine oradaydı. O gün, sadece
festivalin değil bu yılın en güzel konserlerinden birine imza
attılar. “İyi ki oradaydım” dediğim konserlerden biriydi.
Bu ilk heyecan değil elbette. Bir dönem Taksim Dorock sahnesinde
23.59’da başlayan ve sabahın ilk ışıklarına kadar süren maraton
konserlerini izlerken de aynı hislerle dolardık. O zamanlar kenara
çekilir, sessiz sedasız konserleri izlerken bugün en öne geçiyorum
ve heyecanla şarkılara eşlik ediyorum.
Heyecanımın sebebi, az önce altını çizdiğim cesaretleri. Murder
King, doğru bildiğini sakınmadan söylüyor. Sözleri, müzikleri kadar
sert. Akıllarına geleni süzgeçten geçirmeden şarkıya aktarıyorlar,
“laf olsun” diye söylemiyorlar. Bu, hele ki bu dönemde bulunmaz
nimet. Muadillerini düşündüğümüzde değerleri daha da iyi
anlaşılıyor: Tuhaf ve ağdalı aşk şarkıları yazan, bunları brütal
vokalle söylediklerinde metal yaptıklarını sanan nice topluluğun
ortalıkta dolandığı dönemde bu müziğin yapısına ve kavgasına uyan
şarkılarıyla dikkat çeken Murder King için söylediklerim az bile
kalıyor.
Topluluk, 2010 yılının Temmuz ayında “Marka” adlı bir EP
yayımlamıştı. “Gürültü Kirliliği”, 3 Mart 2014 tarihinde
dinleyiciyle buluşan ilk göz ağrısı. Bu yılın mahsulü “Fiyasko”
ise, içinde İngilizce şarkılar da barındıran bir albüm. Açılışta
dinlediğimiz ateş eden şarkı “Alert”ten albüme adını veren
“Fiasco”ya uzanan bu şarkılar, topluluğun ne kadar da güçlü
olduğunu bir kere daha bize gösteriyor. “Ben Her Gün Artık Sen” ve
“İnsanlar”, dört Türkçe şarkıdan ikisi. Diğer iki, önemli. “Bizler
Özgürüz”de karşımıza çıkan “susmayız / korkmayız / kaçmayız anne”yi
topluluğun mottosu olarak algılamak mümkün. Sadece bu değil, şunu
da yanına yerleştireyim: “Bizler özgürüz / Kalıplara girmeyiz /
Yasaklarla sinmeyiz / Yakılmakla bitmeyiz / Vurulmakla ölmeyiz…”
Şarkının içinde geçen “Farklı ol / Kendin ol / Çare yok” dizeleri
ve sonundaki “Korkma!”, dinleyicilere yönelik sözler gibi tınlıyor
ama aslında hepimiz, kendi kendimize bunları tekrarlamalıyız.
“Facia”nın sonunda karşımıza çıkan dizeleri de: “Kalk / İste /
Karar sende / Bitsin bu facia / Kalmaz bu düzen yavşaklara // İste,
biter bu facia!”
Bir kere daha, üzerine basa basa yineleyeyim: Murder King,
Türkiye tarihinin en şahane metal topluluklarından biri. Kimine
göre birincisi –ki ben de bu değerlendirmeye yakınım. Bütün
zamanlar söz konusu olduğunda akıl karışabilir ama son dönemi göz
önüne alırsak her koşulda ve rakipsiz olarak ipi göğüslüyorlar. Bu
bahiste, topluluğa bugüne kadar emek vermiş kimi isimleri anmak
elzem: Kurulduğu yıllarda topluluğun sesi olan Özgür Özkan, sonraki
yıllarda vokale geçen Can Uzunallı, arada kısa bir süre aynı görevi
üstlenen Ufuk Özyurt, kurucu kadroda yer alan Alper Tabakçılar ve
topluluğun isim babası Arın Baykurt. Birkaç yıl önce aynı
platformda [Allianz Motto Müzik] yan yana durduğumuz Onur ve
Fırat’a da bu vesileyle selam çakmış olayım.
Bitirmeden bir de konser haberi vereyim: Murder King, 26 Ekim’de
Bursa’da Şarlo Stage sahnesinde olacak. Muhtemelen onları bir kere
daha izlemek üzere ben de yollara düşeceğim. Kapak tasarımını
Oğuzhan Zeytinoğlu’nun yaptığı CD’ye ve özel tasarımlı tişörte
kavuşmak için başka bir yol görünmüyor önümde. Elbette bunlar
bahane: Murder King şarkılarına eşlik etmek, onlara eşlik edenlerle
yan yana olmak ve o güzelim şarkıyı, yazıya bahane olan “Ben Her
Gün Artık Sen”i canlı dinlemek, bu yılın heyecanlı hadiseleri
arasında anacağım başka bir hatıraya dönüşecek.