Munzur ve Pülümür vadileri kesin olarak korunacak mı?

Munzur ve Pülümür vadilerinin ‘Korunacak Nitelikli Alan’ olarak ilanı Resmi Gazete’de yayınlandı. Bazı çevreciler kararı 'kısmi kazanım' olarak nitelendirirken bazıları da karara temkinli yaklaşıyor.

Abone ol

Duygu Kıt

DERSİM - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Munzur ve Pülümür vadilerinin, ‘Korunacak Nitelikli Alan’ ilanın 29 Ağustos’ta Resmi Gazete'de yayımlanması, çevreciler tarafından ‘kazanım’ olarak yorumlandı.

Barış Yıldırım

‘MUNZUR VE PÜLÜMÜR VADİLERİNE TAM KORUMA YOK’

Bölgeye yönelik iki ayda iki koruma kararı Resmi Gazete’de yayınlandı. Biri 25 Temmuz’daki ‘Munzur ve Pülümür vadilerine yönelik 'nitelikli hassas alan koruması' diğeri de 29 Ağustos’taki ‘Munzur ve Pülümür vadilerinin korunacak nitelikli alan’ olarak ilan edilmesi…

Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi avukat Barış Yıldırım, ilk kararla Munzur ve Pülümür vadileri ile bu vadilerden akan Munzur ve Pülümür çaylarının ve tabanlarının ‘nitelikli doğal koruma alanı’ statüsüne kavuşturulduğunu söyledi. İkinci kararla ise ‘Ovacık Munzur Gözeleri’nin kuzey kısmının ‘Kesin Korunacak Alan’ olarak ilan edildiğini belirtti.

Yıldırım, ‘Nitelikli doğal koruma alanı’ statüsünün ikinci derece doğal sit alanına tekabül ettiğini ve ikinci derece doğal sit alanında hiçbir şekilde baraj yapılmasının mümkün olmadığını vurguladı. Yıldırım, “29 Ağustos 2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla, Munzur havzası içerisinde, gözelerin üst kısmında bulunan Munzur Dağları'nın bir bölümü, ‘Kesin korunacak hassas alan’ olarak ilan edildi. Bu da birinci derece doğal sit alanı anlamına geliyor. Yani kesin korunacak karar ilanı ne Munzur Vadisi ne de Pülümür Vadisi’yle ilgili değil. Bu, Munzur Dağları'nın içerisinde maden sahası olmayan bir kısmı kapsayan bir alan. Sonuç itibariyle, yapılan çalışmalar neticesinde; Munzur havzasının bir bölümü kesin korunacak hassas alan, bir bölümü de ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ olarak ilan edildi. Bu kazanımdır.”

‘MİLLİ PARK STATÜSÜ, BARAJ VE HES’E ENGEL DEĞİL’

Milli parklar statüsü ile nitelikli alan statüsü arasındaki farka ve korunma durumuna ilişkin olarak ise Yıldırım şu bilgiyi verdi: “Milli parklar mevzuatı, mutlak anlamda barajları yasaklamıyor fakat doğal sit alanı mevzuatı yasaklıyor. Bizim için Munzur havzasındaki her doğa koruma statüsü bir kazanımdır ancak Munzur havzasının tümü birinci derece doğal sit alanı ilan edilmelidir. Munzur havzasının tümü dünya kültür mirası listesi için önerilmeli. Bu mücadelenin bittiği anlamına gelmez. Yöreye dönük çok ciddi maden projeleri var.”

Haritada belirtilmiş olan alan, 'Korunacak Nitelikli Alan' olarak ilan edilen bölgeyi gösteriyor. 

‘TURİSTİK TESİSLERE AÇIK HALE GETİRİLİYOR’

Karara ilişkin ihtiyatlı olduklarını belirten Munzur Koruma Kurulu sözcüsü Hasan Şen, “Munzur Vadisi ve Pülümür Vadisi, ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ olarak tescil edilmedi. Edilseydi, bu vadiler için ciddi bir koruma statüsü söz konusu olacaktı. ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ olarak tescil edilen alan, fotoğrafta görülen alan. 25 Temmuz tarihli bakanlık duyurusuna göre, Munzur Vadisi ve Pülümür Vadisi’nin vadi tabanları, ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ olarak tescillenmiş.”

Pülümür ve Munzur vadilerinin yer aldığı ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanları’nda sulama amaçlı baraj, GES ve RES’lerin yapılabilir olduğuna dikkat çeken Şen, karara ilişkin çekincelerini şöyle sıraladı:  “İnsan faaliyetleri yasaklanmadığından vadilerde çok şikayetçi olduğumuz, ekosisteme zarar veren faaliyetler de devam edecek. ‘Kesin Korunacak Hassas Alanlar’ içeriğinde flora ve faunayı bozabilecek hiçbir eylemde bulunulmayacağına, yapı yasağına dikkat çekilirken güvenlik için yapıların yapılabileceğine dair de bilgi veriliyor. Kararda geçen iskele, duş, tuvalet, soyunma kabini ile alan, resmen turistik tesislere açık hale getiriyor. Orman yangınlarında acil müdahalenin ne olduğu belirtilmiyor; ağaçlandırma da yapılabilir ticari işletme de… Kısacası bu alanlar dışında istediğinizi yapabilirsiniz, ‘bu alanda yol, enerji hattı geçireceğim, benim iznimle arıcılık, avcılık yapılabilir ama halk buraya giremez’ deniyor.”