Meslek örgütlerinden ‘İstiklal saldırısına’ tepki: Yaşamı savunacağız

Ankara’da demokratik kitle örgütleri, Taksim’de 6 kişinin ölmesine neden olan bombalı saldırıya tepki gösterdi, “Bombaların patlamadığı yaşamı savunacağız” dedi.

Abone ol

Nur Kaplan

ANKARA – İstanbul’un en kalabalık caddelerinden olan İstiklal’de meydana gelen bombalı saldırıda 6 kişi hayatını kaybetti, 81 kişi yaralandı. Demokratik kitle örgütleri saldırıya tepki gösterdi. DİSK İç Anadolu Bölge Temsilciliği, KESK Ankara Şubeler Platformu, TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, Ankara Dişhekimleri Odası ve Ankara Tabip Odası üyeleri saldırıyı kınadıkları bir açıklama yaptı.

‘İKTİDARIN SINIR GÜVENLİĞİMİZİ KORUYAMAMASI…’

Ankara Tabip Odası’nda yapılan açıklamada, ATO Başkanı Muharrem Baytemür, uzun yıllardır toplumsal barış ve huzur ortamının, “iktidarın iç ve dış politikadaki gerilimleri siyasi malzeme” olarak kullandığını ifade ederek, “İktidarın sınır güvenliğimizi koruyamaması, ülkeyi mesken tutan terör örgütleri ve çeteler nedeniyle azalmaktadır. Eşitliği ve demokrasiyi tesis etmesi gereken siyaset kurumu, şiddetin ve kutuplaştırıcı dilin etkisi altında olup, insanlar arasında ayrımcılığı derinleştirmektedir” dedi.

‘BİR ARADA YAŞAMA İRADESİNİ AZALTMAYA YÖNELİK PROVAKASYONLAR’

Emek ve meslek örgütleri olarak uzun yıllardır mücadele verdikleri bir arada yaşama iradesini azaltmaya yönelik provokasyonların gündeme geldiğini söyleyen Baytemür, şunları söyledi:

 “2013 yılında Reyhanlı saldırısı; 2015 yılında Suruç ve Ankara Gar katliamları; 2016 yılında Sultanahmet saldırısı, Kızılay saldırısı, İstiklal saldırısı, Atatürk Havalimanı saldırısı, Gaziantep'te düğüne saldırı, Beşiktaş saldırısı, Kayseri saldırısı; 2017 yılında İzmir adliyesi saldırısı... Bombalarla patlamalarla amacına ulaşması istenen kirli hesaplar yüzlerce insanımızın hayatına mal olmuş, toplumsal travmalara yol açmıştır.”

SOSYAL MEDYA KISITLAMALARI

İstifa etmesi gerekenlerin koltuklarında oturmaya devam ettiğini söyleyen Baytemür, “Doğru ve şeffaf bilgi akışını sağlamakla sorumlu kurumlar, '13 Kasım İstiklal Saldırısı’nın hemen ardından yaptığı gibi yayın yasağı ve sosyal medya kısıtlamasını uygulamıştır. Endişe içerisindeki yurttaşlarımızın haber alma hakkı engellenmiştir. Kısıtlamalar ve sansür politikaları ‘dezenformasyonu’ engellemek yerine daha da artırmakta, bilgi kirliliği ve yalan haberler çoğaldıkça yeni provokasyonlara yol açma ihtimalini barındırmaktadır” diye konuştu.

‘YAŞANANLAR BASİT BİRER EYLEM DEĞİL’

İstiklal Caddesi’nde yaşanan bombalı saldırının ve diğer birçok saldırının ‘basit’ birer şiddet eylemi olmadığını söyleyen Baytemür, şunları ifade etti:

“Arkasında bölgesel veya uluslararası karanlık ilişki ağlarının ve hesapların yer aldığını biliyoruz. Masum insanların yaşamları üzerinden siyasi plan yapan karanlık odaklar bilmelidir ki, bu saldırıyı gerçekleştirenler ve arkasında olanlardan hesap soruluncaya kadar sürecin takipçisi olacağız. Ülkemiz, geleceğimiz ve çocuklarımız için, bombaların patlamadığı, barış içerisinde, laik demokratik çağdaş ve eşit yaşamı savunmaya devam edeceğiz.”