Merkeziyetsiz bir afet yönetimi mümkün mü?

Tüm aracıları ve devleti ortadan kaldıran toplum yararına çözümleri, doğrudan toplumun kararlarıyla alabildiğimiz yeni toplumsal biçimleri, dijitalden başlayarak hayatın tüm alanlarına yayabiliriz.

Abone ol

Kerim Eser Afşar*

Öncelikle depremde canı yanan herkese ve tüm ulusumuza baş sağlığı dilerim.

Her deprem sonrasında bilim camiası içinde jeoloji/jeofizik ve inşaat mühendislikleri disiplinleri ön plana çıkıyor ve benzer söylemleri işitiyoruz: “deprem öldürmez, bina öldürür” “deprem olacağı belliydi; uyardık ancak kulak asan olmadı” “deprem gerçeğiyle yaşamamız gerekiyor” “politikacıların ve halkın deprem konusunda bilinçlendirilmesi gerekiyor” vs. Temel politika önerisi imar mevzuatına tam uyumlu ve iyi denetlenen inşaatlar ve imar affı gibi rant dağıtıcı politikalardan uzaklaşılması. İktisatçılar olarak mühendislere aynen katılmakla birlikte çözüme yönelik doğru fikirler üretemiyoruz. Eğitim psikologları ve pedagoglar deprem bölgesi dışındaki okulların “tatil” edilmesinin çocuklar üzerinde travmatik etkilerini tartışmıyor/tartışamıyorlar. Biz iktisatçılar neredeyse yeniden inşa edilmesi gereken ilçeler için maliyet hesaplarına başlayamıyoruz. Bu konuda finansal inovasyonların nasıl geliştirilebileceği konusuna kafa yoramıyoruz. Şehir plancıları iktisadi olarak yapılabilirliği çok düşük, bir başka deyişle çok maliyetli çözümleri gündeme getiriyorlar. Lojistik ve ulaştırma uzmanları ortaya çıkan koordinasyon bozuklukları konusunda hiçbir çözüm üretemiyor. Üniversitelerin genellikle kamu yönetimi bölümlerinde yer alan afet yönetimi anabilim dalındaki bilimcilerin pratik deprem sorunlarına dönük ne gibi öneriler getirdiği konusunda hiçbir fikrimiz yok. Özellikle sosyal bilimcilerin bilgilerinin deprem gibi önemli bir olguda küçük de olsa bir faydaları olması gerektiğini düşünüyorum.

Yıllardır her deprem sonrası jeologların “ben uyarmıştım” demelerinden, inşaat mühendislerinin müteahhitleri ve denetimcileri suçlamasından sıyrılmamız gerekiyor. Her deprem sonrası televizyonları işgal eden kıymetli bilimcilerimizin makro anlatıları binlerce insanın ölmesini engelleyemiyor maalesef. 6 Şubat depremini önceden öngören Prof. Dr. Naci Görür’ün çok başarılı öngörüsü ve deprem sonrası uyarılarının bir faydası olmadığını tahmin edebiliyoruz. Yirmi yıldır beklenen İstanbul depremi için çok fazla bir önlem alınamaması gibi.

DEVLETTEN ÇÖZÜM BEKLEMENİN BİR FAYDASI OLACAĞI FİKRİNDEN VAZGEÇMELİYİZ

Merkezi yönetimlerin envanter çıkarma, istatistik tutma ve enformasyon sağlama işlevlerinin özellikle Türkiye’de pandemi ve deprem gibi felaketlerde işlevsiz kaldığını görmemize rağmen bir sonraki görevi de devlete vermekten geri durmuyoruz. İktidar rant dağıtım mekanizmalarına zarar vermeden hem oylarını konsolide etmeye hem de probleme çözüm sağlamaya çalışıyor. Bu iki amaç bazen çelişiyor ve göz göre göre bilimsel çözümlerden sapılıp basitçe çözülebilecek sorunlar çözülemiyor. Kanaatimce yerel yönetimler de dahil olmak üzere devletten çözüm beklemenin bir faydası olacağı fikrinden vazgeçmemiz gerekiyor; bir başka deyişle özneyi devletten topluma çevirmemiz gerekiyor. Sivil toplum örgütleri çoğu zaman deprem, yangın ve pandemide devletten daha başarılı faaliyetler yürüttü. Deprem sonrasında ihtiyaç maddelerini ve nakdi yardımları ivedilikle toplamayı başarıyoruz. Ancak lojistik ve koordinasyon yeteneğimiz olmadığı için yeterince etkin sonuçlar elde edemiyoruz. Milyonlarca sarf malzemesini tedarik edip zamanında deprem bölgesine transferini sağlamamız bilgi eksikliğimiz nedeniyle mümkün olamıyor. Çoğu zaman deprem bölgesine gecikmiş olarak ihtiyaçtan fazla sarf malzemesi gidebiliyor. Bazılarımız ivedi bir kararla deprem bölgesine ulaşmaya çalıştık ve kapanan yollarda mahsur kaldık.

YARDIMLARIN KOORDİNASYONUNDA YETERSİZ KALINIYOR

Daha önceki depremlerde olduğu gibi deprem sonrası toplanan ayni yardımların fazlasını nasıl dağıtmamız gerektiği tartışmak zorunda kalıyoruz. Her deprem sonrasında binlerce yardım kampanyası düzenleniyor. Toplanan paraların nereye nasıl gittiğini bilmiyoruz. Merkezi otorite tüm yardımları kendisinin koordine etmesini istiyor. Bir devlet kurumunun bağış toplaması bile tartışmaya açık bir konu olmasına rağmen hem problemleri yeterince çözemeyen AFAD gibi kurumların tüm yardımları kendine çekmeye çalışmasını nasıl tanımlamak gerektiğini bilmiyorum. Ben Haluk Levent’in AHBAP’ına da AFAD’a da güvenmemizi gerektirmeyen farklı çözümlere yönelebileceğimizi düşünüyorum.

BLOK ZİNCİRİ TEKNOLOJİSİ

Bu amaçla metaforik olsa da blok zinciri teknolojisinin işlevsel olabileceğini iddia ediyorum. Blok zinciri teknolojisi merkezi bir veri tabanı olmadan tüm katılımcıların işlem gücünü kullanan merkezi olmayan bir veri saklama ve uzlaşı mekanizmasına izin veren silinemez ve geri döndürülemez bir defter olarak düşünülebilir. Deprem bölgesinde henüz deprem gerçekleşmeden önce hepimizin katıldığı bir ağ düşünelim. Bu ağ hemen hemen hepimizin dahil olduğu Instagram, Twitter gibi bir ağ; ancak ağın arkasında bir şirket yok. Bu ağ aynı zamanda arkasında devletin olmadığı e-devlet gibi bir uygulama. Bu ağa toplumun her ferdi gibi şirketler, yerel yönetimler ve kamu kurumları da katılabilir; hatta katılmaları daha iyi olur. Bu ağa ikametimizi ve istediğimiz tüm bilgileri girebiliriz. Bu ağda artık bir düğümüz; bir başka deyişle özneyiz. Şöyle ki kendi adresinizi girdiniz ve komşularınız bu ikametgahınızı doğruladı. Devletin onayı veya denetimi olmadan da orada yaşadığınızı komşularınız doğruluyor ve ağdaki yetkili düğümlerin farklı katmanları bağlamında sisteme girilen tüm bilgilerin doğruluğu diğer düğümler tarafından onaylanıyor. Buradaki kritik konu ağa girilen bilgilerin girilen bilgiye bağlı olarak yetkili düğümler tarafından onaylanması. Merkezi veri tabanlarında örneğin Twitter’da bilgilerin doğruluğu bilgiyi sisteme gireni ve Elon Musk’ı ilgilendiriyor. Musk bilginizin yalan olduğunu düşünürse bilginiz silinebilir ya da devlet şirkete bu bilgiler yalandır dediğinde de Twitter bu bilgileri siler ve sizin tüm gizli bilgilerinizi devlete vermekten geri durmaz. Bu şirketler devletlerle genellikle uyumlu çalışırlar. Twitter’da duyurduğunuz bilgi onaylı bir bilgi değildir. Ancak bir sorun ortaya çıktığında şirket ya da devlet sizin yaydığınız bilgiyi ortadan kaldırabilir. Bu arada yaydığınız bilginin silinmesi/ortadan kaldırılması için yalan ya da yanlış bir bilgi vermeniz gerekmez. Sakıncalı bulunması bilginin ortadan kaldırılması için yeterlidir.

Şimdi şirket ya da devletin olmadığı ağımıza geri dönelim. Bu ağda benim ikametgahım ağdaki yetkili düğümler tarafından onaylandı. Eğer ağda devlet varsa o da diğer düğümler gibi girilen bilgiyi onaylayabilir. Ancak onaylamasa bile komşum olan diğer düğümlerin onaylaması benim orada olduğumun ispatıdır. Resmi olan her zaman gerçek değildir. Bu ağın varlığı durumunda 6 Şubat 2023’te yaşadığımız gibi bir deprem gerçekleşti. Bir evin deprem sonrası ne kadar hasar aldığını ilk ağızdan depremi yaşayan apartman sakinleri ağa girdi. Diyelim ki apartman sakinlerinin yüzde 51’i evin ağır hasarlı olduğunu bildirdiği durumda ev zincire ağır hasarlı olarak yazılacaktır. Bu oran ağın konsensüs mekanizmasına bağlı olarak yüzde 66 da olabilir. Eğer belediye, ilgili bakanlık ve TMMOB’da ağda birer düğüm olarak varlığı söz konusuysa onların onaylaması da mümkündür. Gerekirse resmi kurumlara daha yüksek bir oy hakkı verilebilir.

Eğer böyle bir ağımız olsaydı depremin olduğu andan kısa bir süre sonra tüm yapı stokunun depremden nasıl etkilendiğini biliyor olacaktık. Kırk beş kat sakininin yirmi beşi evlerinin tamamen yıkıldığını ağa girdiğinde bu bilgi zincire yazılır. Şu anda elimizde kaç evin deprem anında tamamen yıkıldığı ve enkaz altında kaç kişi kaldığının bilgisi de var. Deprem sonrasında ortaya çıkabilecek bir yangının bilgisi de artık zincirde yazılı. Deprem olduktan hemen sonra tüm hasarı tespit edebiliyoruz. Depremden etkilenenler ihtiyaçlarını sisteme giriyor ve o anda yetkili düğümlerin ağa bağlı olanlarının yarısından fazlası bu ihtiyacı doğruluyorsa bu bilgi zincire yazılıyor. Bu sayede ayni acil ihtiyaçlar anında giderilebilecek bir durumda olabilir. Ağda yer alan bizler, bir başka deyişle toplum, herhangi bir aracıya gerek duymadan toplum tarafından onaylanmış bilgiye anında erişip ağ içinde kullanılan bir yardım tokeni sayesinde aracılara ihtiyaç duymadan, yapacağımız yardımları anında ağa giriyoruz. Bir ailenin maddi yardım isteği ağa girdiğinde ve bağış yapan tarafından aracısız transfer gerçekleştiğinde eşleşme gerçekleştiği için aynı aileye birden fazla yardım gitmiyor. Çifte harcama sorununu böylelikle çözüyoruz ve yardımlar gerçekten ihtiyaç sahiplerine gerektiği oranda gidiyor. Örneğin bebeği olduğu onaylanmayan bir ailenin bebek bezi yardımı alması engellenebiliyor. Ya da 100 birim bebek bezi ihtiyacı varken elimizde anlık olarak tam da 100 birim bebek bezi varsa ağdaki konsensüs mekanizması sayesinde kimseye ihtiyaç fazlası malzeme gitmiyor ve ihtiyacını karşılayamayan kimse kalmamış oluyor.

BLOK ZİNCİR AĞININ İŞLEVSEL KULLANIMI

Elektrik dağıtımı sisteminde başarıyla kullanılan blok zinciri teknolojisi benzer biçimde deprem sonrasında da çok işlevsel sonuçlar ortaya koyabilir. Deprem sonrası yardımlar da aynı elektrik gibi depolanabilir bir niteliğe sahip değildir. Depolanan ya da acil ihtiyacı olmayan birine ulaşan her bir birim ihtiyaç maddesi boşa gitmiştir. Bu ağ içinde eğer AFAD yer almak isterse AFAD’ın nerede olduğunu nerede olmadığını görebilmek mümkün olabilir. Çünkü AFAD’ın nereye erişip nereye erişemediğini zincir üzerinden görmüş oluruz. AFAD ağ üzerinde sadece ilgili bakanlığa değil, tüm düğümlere karşı da sorumludur. Bu ağ üzerinde isteyen doğrudan ailelere yardım yapabilir; isteyen AFAD üzerinden devletin bu yardımı götürmesini sağlayabilir. Toplanan yardımların çocuk bezine mi battaniyeye mi gideceğini ilgili düğümler oylayabilir. Ağda doğrulanmamış hiçbir bilgi zincire yazılmadığı için dezenformasyon da önlenebiliyor. İnsanların yaşam mücadelesi verdiği bir durumda sosyal medyada dolaşan mobil mescid gibi fotoğrafların gerçek olup olmadığını da kanıtlayabilir. Deprem sonrasında hasar görmemiş evlerle ilgili apartman sakinlerinin bilgileri bir mühendisin (bakanlık, oda ya da yerel yönetimde çalıştığı farketmeksizin) onayı sonrasında zincire yazılıp sokakta kalan insanların sayısı azaltılabilir. Belki de evlerine dönenler yine zincirden elde ettiği bilgilerle evleri hasar almış kişileri evlerine misafir edebilirler. Belki de devlete ihtiyacımız olmadan depremin yaralarını çok daha hızlı ve etkin biçimde sağlayabiliriz. Bir arama kurtarma ekibi zincir üzerinden elde ettiği bilgilere göre bir afet alanına gidip ihtiyaçlarını ağa bildirirler ve ihtiyaç duyulan kişi ve makine ihtiyacı ivedilikle giderilebilir.

DAYANIŞMANIN KOORDİNASYONA İHTİYACI VAR

Dayanışmacı yapımız her deprem sonrasında kendini gösteriyor. Sadece resmi olan ya da olmayan hiçbir merkezi yapıya yeterince güvenemiyoruz. Blok zinciri teknolojisi güvene dayalı ilişkiler yerine kriptolojik kanıtlara dayalı bir ağ üzerinden koordine olmamızı sağlayabilir. Maalesef koordine olamayan hiçbir toplumsal hareket yeterince başarı elde edememekte. Deprem bölgesi dışındaki milyonlarca insanın yardım isteği ve eylemleri depremzedelere yeterince fayda sağlayamıyor. Koordinasyonun varlığı, deprem sırasında ortaya çıkan dayanışmacı kazanımlar, yeniden inşa edilecek şehirlerin tasarımı ve yeni şehirlerin kurulum finansmanı için gerekli olan inovasyonların önünü açabilir.

Biz bilimciler olarak birlikte çalışabilirsek, deprem gibi toplumsal felaketlerin yaralarının sarılabilmesi için birlikte kafa yorabilirsek, Instagram'da faaliyet gösteren parmaklarımızı, dayanışmacı bir blok zinciri ağına kaydırabiliriz. Belki de tüm aracıları ve devleti ortadan kaldıran toplum yararına çözümleri, doğrudan toplumun kararlarıyla alabildiğimiz yeni toplumsal biçimleri, dijitalden başlayarak hayatın tüm alanlarına yayabiliriz.

Not: Bu yazıyı yazdıktan sonra öğrendiğim “deprem.io” adlı platform, bu yazıda bahsi geçen problemleri çözebilen çok işlevsel bir ağ yaratmış. Bu platform sayesinde binlerce depremzedenin problemi eşler arası işlemlerle çözülebilmiş ve çözülmeye devam ediyor. İmece yöntemiyle çok kısa sürede geliştirilen bu uygulamayı hayata geçirenlere şükranlarımı sunuyorum. 

*Dr. Öğr. Üyesi/ DEÜ, İİBF/ İktisat Bölümü