'Matematikte otoriteye boyun eğilmez'

Abone ol

Zennure Durukal

"Ordaaaa, bir köy var uzaktaaa," diye söylenen bu çocuk şarkısının cumhuriyetin erken dönemlerinde köylülüğü romantize etmek için yazıldığını bilmek (şairi ve bestecisi beni affetsin), sözlerindeki mantıksızılığı affetmemizi gerektirmiyor. Gidilmeyen, gezilmeyen bir köyü sevmek yerine, size gidilen, gezilen ve hiç de uzak olmayan bir köyü, Nesin Matematik Köyü'nü, resmi unvanı Matematik Profesörü, kendi deyişiyle ‘Köyün Delisi’ ile yaptığım röportajla birlikte tanıtalım istedik.

İşini severek yapan, deneyimli bir öğretmen olarak öğrenimi nasıl tanımlarsınız?

Sanırım öğrenimi öğrencinin kendisi yapar, eğitimi ise öğretmen yapar. Eğitim özünde öğrencinin davranışını değiştirmekle ve düşünme biçimini şekillendirmekle ilgilidir, yani eğitim bir beyin yıkama sürecidir. Bu beyin yıkamanın çeşitli dereceleri vardır. Özgürlüğü öğretebileceğiniz gibi köleliği de öğretebilirsiniz. Örneğin matematik derslerinde kanıt olmaması, öğrencinin öğretmene ve diğer otoritelere körü körüne itaat etmesi demektir ve köleliğe doğru atılmış bir adımdır. Tüm derslerde otoriteye boyun eğmek gerekirken, bir tek matematikte ve bir ölçüde sanat ve felsefede otoriteye boyun eğilmez, öğrencinin boyun eğdiği tek güç kendi zihnidir, daha doğrusu öyle olmalıdır. Örneğin Fransa'nın başkentinin Paris olduğunu kimse kimseye kanıtlayamaz, ama Pisagor teoremi kanıtlanabilir. Kimse kimseye zorla Pisagor teoremini dayatamaz, ama kitapta Fransa'nın başkenti Marsilya'dır yazıyorsa ve öğretmen de öyle diyorsa, öğrencinin bunu kabul etmekten başka şansı yoktur.

Matematik Köyü'nde uygulanan öğretimin ve eğitimin yöntem ve içeriği hakkında bizi bilgilendirebilir mi misiniz?

Matematik Köyü'nde öğretmenler özgürdür. İstedikleri gibi öğretebilirler, isterlerse dama çıksınlar, isterlerse sınıfta eğitim yapsınlar. İçeriği de hoca belirler. Biz sadece güvendiğimiz hocaları seçeriz.

Öğrencilerinizin köydeki öğretim ile mevcut okullarındaki öğretim yöntemlerini karşılaştırdıkları, oluyor mu? Bu konuda şahit olduğunuz ilginç karşılaştırmalar varsa anlatmanız mümkün mü?

"Keşke okul da böyle olsa" diyen çok! Hatta hepsi galiba. Bazı öğrenciler maalesef Köy'den sonra okullarına gittiklerinde öğretmeni ve dersi küçümsüyorlar. Burada bir yanlış var ama nasıl düzelteceğimi bilemiyorum.

Türkiye’de özel okulların daha iyi öğrenci yetiştirdiği şeklinde yaygın bir kanı var. Burada hem devlet hem de özel okullardan öğrencilerle birliktesiniz. Sizce devlet okulu öğrencileri ile özel okul öğrenciler arasında farklılıklar var mı?

Çok iyi özel okullar var tabii. Ama eğer illa bir genelleme yapmam gerekirse akademik açıdan devlet okullarının özel okullardan daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Özellikle taşradaki devlet okullarından çok memnunum.

'GERÇEK BAŞARI BİN BAŞARISIZLIKTAN SONRA GELİR'

Sizce “iyi öğrenci” diye bir şey olabilir mi? Olabilir diyorsanız, iyi öğrenciyi nasıl tanımlarsınız?

İyi öğrenci ancak iyi okulda olur! Kötü okulda iyi öğrenci olmak iyi bir şey değildir! Ama şunu söyleyebilirim: İyi öğrenci okul dışındaki zamanını iyi değerlendiren öğrencidir; kendisini okulla ve çevresiyle sınırlamayan, sınır tanımayan öğrencidir.

Matematik Köyü'nde öğretimi ve öğrenciyi değerlendirme ölçüleriniz var mı?

Yok, biz değerlendirmiyoruz. Bizim için yegâne kıstas öğrencinin matematiği anlamak için çaba göstermesi, emek vermesidir. Bunun dışında başarı ya da başarısızlık tanımıyoruz. Matematik Köyü'nde yegâne başarı kıstası başarıya ulaşmak için gerekenin yapılmasıdır. Hatta çoğu zaman başarısızlığı başarıya tercih ederim. Öğrenci çalışsın, emek harcasın ama başarısızlığa uğrasın! Daha doğrusu başarısızlığa rağmen çalışmaya devam etsin. Sürekli başarılı olanlar hiçbir zaman gerçek anlamda başarılı olamazlar, çünkü onlar başarısızlığa uğrayacakları uğraşlara girişmeyen insanlardır. Gerçek başarı, bin başarısızlıktan sonra gelir.

Matematik Köyü hayallerinizde daha neler var?

Öğrencilerin huzur ve mutlak sessizlik içinde çalışabilmeleri için elimizden ne gelirse yapıyoruz. Şimdi yağmur suyundan beslenecek olan bir göl yapıyoruz. Hemen yanında bir orman olacak. Ormanda karatahtalar, masalar, gece lambaları... Şimdilik bu ormanın ve gölün hayalleriyle yaşıyorum.

GURUR DUYULAN ÜÇ DAL

Köyün devamlılığı ve etkinliğini artırması için daha çok bağışa  ve belki başka ekonomik kaynaklara ihtiyacınız var. Bunların sağlanması için mevcut faaliyetleriniz neler? Kaynak sağlanması için geleceğe dönük projeleriniz neler?

Yok, artık köyün yaşaması için kaynağa ihtiyacımız yok. Geçmişte ihtiyacımız vardı ve bu kaynağı ben kendim sağladım. İşletme için kimseden bir şey istemedim. Ama inşaat için hâlâ kaynağa ihtiyacımız var. Felsefe Köyü bitti sayılır. Sıra Sanat Köy'ünde.

Matematik Köyü'nden sonra felsefe ve sanat köyleri de hayata geçmiş durumda. Neden felsefe ve sanat? Bunları başkaları takip edecek mi?

Matematik, sanat ve felsefe doğrudan bir işe yarayamaz ve doğrudan bir işe yaramadığı için de her işe yarayan üç daldır. İnsanoğlunun en gurur duyduğu üç daldır. İnsanı insan yapan üç daldır. Doğrudan bir işe yaramadığı için Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde bu dallara kaynak aktarılmaz, analar babalar çocuklarının bu dallara kaymasını istemezler, kayarlarsa çocuklarının aç sefil kalacağını düşünürler. Bizim ülkemizde de özellikle yönetim mühendislerin elinde olduğu için, mühendisler de son derece kısıtlı bir ilgi ve bilgi alanı olduğu için, ama her şeyi bildiklerini sandıkları için temel bilimlere kaynak hiç aktarılmaz. TÜBİTAK'a bakın anlarsınız. Yıllardır Matematik Köyü'nü desteklemediler. Bu utanç onları yerin dibine batırmalı. Batsınlar!

15 Temmuz'da köyde gönüllü olarak çalışmaktaydım ve malum olaylar dolayısıyla, ‘Şu anda Türkiye’de olunabilinecek en güvenli yerdeyim’ demiştim ve sonrasını hepimiz yaşıyoruz. Sizden, 16 Temmuz 2016 sabahı Türkiye’ye dair aklınızdan ve kalbinizden geçenleri paylaşmanızı istesek… Size göre 15 Temmuz ve sonrası Türkiyesi eğitim ve öğretim konusunda nasıl bir geleceği ifade ediyor?

15 Temmuz gecesi saat 10 sularında Facebook sayfama darbe kimden gelirse gelsin, darbeye karşı olduğumu yazdım. O saatte darbecilerin başarılı olup olmayacakları bilinmiyordu tabii. Yani kelleyi koltuğa alarak yazdım o satırları. Dolayısıyla istediğimi söyleme hakkını kazandım. Ama söyleyemeyeceğim... Yeterince söyledim mi?

Birkaç sorum da edebiyat üzerine olsun. Hangi edebiyat türünü seviyorsunuz?

Hepsini... Yeter ki değerli olsun, bana bir şeyler katsın.

Türkiye edebiyatında ve dünya edebiyatında kıymetlileriniz kimler diye sorsak? Dostoyevski sevginizi konuşmuştuk mesela.

Evet, Dostoyevski'yi severim. Rus ve Fransız edebiyatını bilirim ve severim daha çok. Ne yazık ki bilgim daha çok 19'uncu yüzyıl ve öncesine dair.

Bu soruyu kişisel merakımdan soruyorum, Tolstoy ve Dostoyevski’den aldığınız tadı kıyaslayabilir ve tanımlayabilir misiniz? Mesela Gündüz Vassaf ‘ Tolstoy ile aşkın büyüklüğünü sorguluyorsunuz. Dostoyevski hayatınızın ilk sevişmesi’ diye tanımlamıştı bu iki yazardan aldığı tadı. Sizce?

Ben böyle cümleler kurmaktan acizim! Ama Gündüz Vassaf'ın her iki cümlesinde de önemli bir gerçek yatıyor. Daha iyisini söyleyemeyeceğim.

“Ölmeden önce mutlaka yapmalıyım” diye düşündüğünüz şeyler var mı? Varsa bizimle paylaşmanızı rica etsek...

Matematik öğrenmek!

Gösterişten uzak, sade ve içten 

Nesin Matematik Köyü, Şirince köyünün (İzmir-Selçuk) 1 km uzağında, dağ başında ve mutlak bir ıssızlık içinde, yemyeşil bir ortamda, 7’den 70’e herkesin (her köylünün!) her seviyede matematik yaptığı, öğrendiği, öğrettiği ve düşündüğü, Nesin Vakfı’na ait 30 dönümlük bir köy. Şatafattan ve gösterişten uzak, sade ve içten. Evler, taş, çamur ve samandan. Ağustos böcekleri dışında, yoğunlaşmayı ve düşünmeyi engelleyen, rahatsız ed,c, her türlü öğeden uzak. TV yok, müzik yayını yok. Ancak elektrik, sıcak su ve internet gibi uygarlığın izleri var. Börtü böcek de eksik değil gibi bir tanıtım matematik, felsefe ve sanatla birlikte ilginizi çekiyorsa, bu yıl kendinize bir iyilik yapıp, köyün yıllık programına bir göz atmanızı öneririm, sizin de dahil olabileceğiniz etkinlikler olabilir.

Bilginesinkoyleri.org