Mars’ı asteroit madenciliği için üs olarak kullanabilir miyiz?

Asteroit madenciliğinin önündeki en önemli sorunlardan biri, madencilik yapılacak asteroitlere ulaşmanın büyük bir enerji ve zaman gerektiriyor olması.

Abone ol

Evan Gough

Asteroitler üzerinde madencilik yapma fikri ilk kez Garrett Serviss adlı bir yazarın 1898 yılında yayınlanan 'Edison’un Mars’ı Fethi' adlı romanıyla hayatımıza girdi. Yüz yılı aşkın bir süre sonra, insanlık bu ütopik düşünceyi gerçeğe dönüştürmeye hazırlanıyor. Serviss’in romanında Marslılar, Dünya’ya saldırır ve on binlerce insanı öldürür. Buna karşılık olarak Dünya, Mars’a misilleme yapmak amacıyla bir armada gönderir. Yolculuk esnasında, Marslıların madencilik faaliyeti yürüttüğü bir asteroitle karşılaşırlar. Asteroit, Dünya’da büyük bir servete eş değer miktarda altın külçeleri yığınları barındırmaktadır.

Asteroitlerden değerli madenler çıkarma fikri, 2000’li yıllarda ilk özel uzay şirketleri faaliyete geçtiğinden beridir sürekli biçimde gündeme getiriliyor. İlerleyen teknolojiyle birlikte, bu şirketler yalnızca atmosferden çıkıp geri dönen uzay araçları yapmanın ötesine geçerek kalıcı üsler kuracak aşamanın eşiğine gelmiş durumdalar. Gelişmelere paralel biçimde, ABD Kongresi 2015 yılında, özel şirketlerin asteroitler üzerinde hak iddia etmesine engel olan ancak madencilik faaliyetleri yürütmelerini onaylayan Uzay Yasası’nı kabul etti. Şirketlerin kamuoyuyla paylaştıkları araştırmalara göre, bu asteroitlerde Dünya yüzeyinde bulunanlardan trilyonlarca kat fazla değerli maden bulunuyor.

ŞİRKETLER HAZIRLIKLARA BAŞLAMIŞ DURUMDA

Bu alanda en hızlı ilerleyenlerden biri olan ‘Asteroid Mining Corporation’ adlı bir şirket, bir Japon üniversitesiyle işbirliğine giderek ‘Uzaya Uyumlu Robotik Asteroit Kaşifi’ projesini yürütmeye devam ediyor. Dünya genelindeki farklı ülkeler ve şirketler de madencilik yarışında geri kalmamak için çeşitli plan ve projeler üretmeye başladılar. Buna karşın, asteroit madenciliğinde hesaba katılması gereken maliyetler, bilim insanlarını birtakım hesaplamalar yapmaya ve yeni planlar üzerinde çalışmaya zorluyor.

Asteroit madenciliğinin önündeki en önemli sorunlardan birisi, madencilik yapılacak asteroitlere ulaşmanın büyük bir enerji ve zaman gerektiriyor olması. Yapılan ayrıntılı hesaplar sonucunda, Dünya yüzeyinden araştırma ve nakliyat araçları yollamanın, Mars yüzeyinden ya da uydusu Phobos üzerinden madencilik yapmaya kıyasla aşırı pahalı ve zahmetli olacağı ortaya çıktı. Buna karşın, uzay madenciliğinin genel çerçevede sağlayabileceği pek çok faydayı da göz ardı etmiyorlar: Örneğin, Dünya yüzeyindeki değerli maden miktarının neredeyse yetersiz bir miktarda olması büyük bir motivasyon nedeni. Yanı sıra, yeryüzünde sürdürülen faaliyetlerin gezegenimize verdiği büyük zarar da dikkat çekici bir diğer etken.

YENİ BİR ÇAĞIN KAPISINI ARALAYACAK

Şu an için henüz hayal aşamasında olsa da asteroit madenciliği insanlığı bir sonraki medeniyet aşamasına, yani uzayda koloniler kurabilecek seviyeye taşımaya aday görünüyor. ‘Planetary and Space Science’ (Gezegen ve Uzay Bilimleri) adlı dergide yeni yayınlanan ve ‘Asteroit arama ve madenciliği için bir üs olarak Phobos ve Mars yörüngesi’ başlığını taşıyan bir araştırma, Mars’ta bir üs kurarak madencilik yapmanın, Dünya’dan yürütülecek bir faaliyete kıyasla çok daha düşük bir maliyete karşılık geleceğini, Mars ve Jüpiter arasında bulunan Asteroit Kuşağı’na ulaşmanın çok daha kolay olacağını, Mars’ın ve özellikle de uydusu Phobos’un, uzay araçlarını fırlatmak ve nakliyat gerçekleştirmek için neredeyse kusursuz bir yörüngeye sahip olduğunu ortaya koyuyor.

ABD’deki Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden araştırmanın başyazarı Anthony Taylor, yayınladıkları makalede, uzayda yüzer halde bir madencilik yürütmek mümkün görünmese de, Mars ya da Phobos’ta kurulacak bir ana üssün herhangi bir sorunla karşılaşıldığında sağlık hizmetleri, teknik destek ya da diğer konularda benzersiz bir tedarik imkânı sunacağını ifade ediyor.

TEMEL HEDEF MARS VE PHOBOS

Taylor ve ekip arkadaşlarına göre, asteroit madenciliğinde temel hedef Dünya değil Mars bazlı bir faaliyet yürütmek olmalı. Araştırmada aktarıldığı kadarıyla, Asteroit Kuşağı’nda bulunan sadece Davida asteroidi bile tek başına 27 kentilyon dolarlık madene sahip olabilir. Yapılan bir hesap, Asteroit Kuşağı’nda, yeryüzünde yaşayan her bir insan başına 100 milyar dolarlık değerli maden mevcut olduğunu gösteriyor.

Araştırma makalesinin aktardığı kadarıyla, en büyük engel, ana kuşağa ulaşmak ve asteroitlerle buluşmak için gereken enerji. Uzay uçuşlarında bu enerji ‘Delta V’ formülüyle ölçülüyor; burada ‘V’ hızı, ‘Delta’ ise değişimi gösteriyor. Fırlatma ve manevra süreçleri delta-V’de değişiklikler gerektiriyor ve bu değişiklikler de enerjiye ihtiyaç duyuyor. Ekibin yaptığı hesaplamalar, neticede, Mars ve Phobos’u en kullanışlı alanlar olarak gösteriyor.

Elbette tek bir ekibin diğer bütün sorunları değerlendirerek hepsine bir yanıt bulması mümkün değil. Araştırma yazarları, “Phobos bazlı delta-v maliyetinin ekonomik açıdan dezavantajlı olup olmadığı, taşınacak olan hem ham hem de zenginleştirilmiş (rafine edilmiş) cevherin, hem de madencilik ve işleme ekipmanlarının kütlelerine bağlı” diye belirtiyor ve “Şayet faydalı ekipman çok büyükse, Phobos’tan asteroit yolculuğuna çıkacak basitleştirilmiş bir hammadde toplama amaçlı uzay aracı önemli ölçüde daha düşük kütleli olabilir” diye ekliyorlar: “Phobos, büyük cevher arıtma ekipmanlarının yerleştirilmesi için elverişli bir yer. O, düşük seviyedeki yerçekimi, atalet platformu ve radyasyon koruması sağladığı için ham asteroit malzemesinden cevher çıkarmaya yardımcı olan özellikleri barındırıyor. Phobos daha sonra Ana Asteroit Kuşağı’nın araştırılması ve madencilik için yararlı bir ileri işletme üssü olarak da hizmet edebilir.”

Yazının orijinali Universe Today sitesinden alınmıştır. (Çeviren/Derleyen: Tarkan Tufan)