'Maltepe Cezaevi, Enis Berberoğlu tutuklanmadan önce hazırlandı'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu tutuklanmadan önce Maltepe Cezaevi'ndeki yerinin hazırlandığını söyledi. Gazete Duvar'a konuşan Kılıçdaroğlu "İlk kez size söylüyorum; Berberoğlu tutuklanmadan önce Maltepe Cezaevi'nde yeri hazırlanıyor. Bu, 'yargıç talimat almış bunun gereği yerine getirilecek' demektir. Ona göre de alt yapısı hazırlanmış ve Berberoğlu tutuklanmıştır" dedi. Kılıçdaroğlu, Adalet Yürüyüşü'yle ilgili olarak da, "Ne olursa olsun İstanbul'a gideceğiz" açıklamasında bulundu.

Abone ol

ANKARA - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ankara Güvenpark'tan başlattığı Adalet Yürüyüşü'nde 11 gün geride kaldı. Yaklaşık 200 kilometre kateden yürüyüş kolu ilk kez bir kent merkezinden, Bolu'dan geçti. Küçük protestoların yanı sıra çok sayıda alkış alan yürüyüş kolunu bundan sonra daha zorlu bir süreç bekliyor. Daha yolun 5'te 2'sini tamamladıklarını söyleyen Kılıçdaroğlu "Ne olursa olsun İstanbul'a gideceğiz" diyor. İktidarın yürüyüş karşısında büyük şaşkınlık yaşadığını söyleyen Kılıçdaroğlu'na göre hükümet kanadından gelen tepkiler de yürüyüşün haklılığının kanıtı.

CHP lideri Kılıçdaroğlu'yla Adalet Yürüyüşü'nün 11. gününün sonunda kısa bir sohbet etme şansı yakaladık. Yürüyüşle ilgili sorularımızı yanıtlayan Kılıçdaroğlu, "İlk kez açıklıyorum" diyerek İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu tutuklanmadan önce Maltepe Cezaevi'ndeki yerinin hazırlandığını söyledi.

Kılıçdaroğlu'nun Gazete Duvar'ın sorularına yanıtları şöyle oldu:

NE OLURSA OLSUN İSTANBUL'A GİDECEĞİZ

-15 Haziran'da başlayan yürüyüşte 11 gün geride kaldı. Yürüyüşün başladığı günden bugüne ne değişti?

Kararı aldığımızda sonuçların nasıl olacağını çok iyi bilmiyorduk. Güvenpark'a yalnız gideceğimi, elimde bir adalet pankartıyla İstanbul'a yürüyeceğimi söyledim. Ertesi gün Güvenpark'a gittiğimde çok sayıda vatandaş gelmişti ve biz o gün 21 kilometre yürüdük. Hava çok sıcaktı. Kimisi kravatlı, kimisi normal ayakkabıyla 21 kilometre yol yürüdük. İkinci günden sonra ayakkabılar da giysiler de yürüyüşe göre ayarlandı. Biz de güzergâhı buna göre düzenlemeye çalıştık. Geldiğimiz noktada toplumun çok geniş kesimleri bu yürüyüşe destek verdi. Bu açıdan çok mutluyum. Hem içeride hem dışarıda bir heyecan dalgası yarattı. İktidar kanadına baktığımda gözlemlediğim şaşkınlık. İlk tepki Bahçeli, arkasından Erdoğan'dan geldi. O çevrelerden tepki gelmesi bizim yürüyüşümüzün ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Çünkü 20 Temmuz darbesinin getirdiği sivil darbenin destekçileri bizim bu yürüyüşümüzden rahatsız. Onların rahatsızlıklarını doğal karşılıyoruz. Çünkü demokrasiyi içlerine sindirememişler. Ama biz davamızda haklıyız, inancımızda haklıyız. Demokrasi ve adaleti savunuyoruz.

"OHAL'i kaldırırlarsa güzel bir şey olur. Bizim tepkimiz bir yana en azından verdikleri sözü tutmuş olurlar. Çünkü OHAL'i 3 aydan da kısa bir süre için uygulayacaklarını bize söylemişlerdi. Oysa OHAL sürekli hale geldi."

İstanbul'a kadar daha uzun yolumuz var. Provokasyon ihtimalleri yüksek. Çünkü Erdoğan ve yandaşlarının sert söylemleri toplumdaki kutuplaşmayı arttırıyor. Bir anlamda toplumun bir kesimini provoke eden demeçler veriliyor. Ama biz bütün bunlara karşı, provokasyonlara kesinlikle izin vermeyeceğiz, alet olmayacağız. Bizi provoke etmek isteyen çevreler, insanlar, gruplar olabilir, onları sadece alkışlayacağız. Ne olursa olsun İstanbul'a gideceğiz.

VERİLEN SÖZLERİN HİÇBİRİ TUTULMADI

-Siz adım adım ilerliyorsunuz. Hükümet nasıl bir adım atmalı ki sizin adımlarınız karşılık bulsun? OHAL'i kaldırmak mı?

OHAL'i kaldırırlarsa güzel bir şey olur. Bizim tepkimiz bir yana en azından verdikleri sözü tutmuş olurlar. Çünkü OHAL'i 3 aydan da kısa bir süre için uygulayacaklarını bize söylemişlerdi. Oysa OHAL sürekli hale geldi. 15 Temmuz'dan hemen sonra yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı sağlanacaktı. Bu konuda 3 partinin genel başkanı Saray'da anlaşmıştı. Her seferinde "demokrasiyi geliştirelim, adaleti güçlendirelim" diye bir araya gelip konuşulurken verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı ve 20 Temmuz'da OHAL ilanıyla sivil darbe yapıldı. Şu anda bir hükümet var, doğru, ama kağıt üzerinde bir hükümet. Bir başbakan var, evet, ama kağıt üzerinde bir başbakan. Ne hükümetin ne bakanların iradesi yok. Türkiye'nin yönetimiyle ilgili bir kişiden izin almadan imza dahi atamıyorlar. İç politika, dış politika, maliye, hangi konu olursa olsun. Arazi alım satımları dahil bir kişinin imzasına bakıyor. Böyle devlet yönetilmez, yürümez, zaten yürümüyor.

BERBEROĞLU TUTUKLANMADAN CEZAEVİ HAZIRLANDI

-Adalet talebinin yerine getirilmesi için yapılması gerekenler, beklentileriniz nedir?

Birden fazla beklentimiz var. Birincisi OHAL'in kaldırılması. OHAL'in kaldırılması, parlamentonun güçlendirilmesi, yasaların yeniden parlamentoya gelmesi anlamına gelir. Şu an parlamento devre dışı. İkincisi, yargının tarafsızlığının ve bağımsızlığının sağlanması lazım. Bu anlamda anayasanın, HSYK yasasının değişmesi lazım. Bir partinin genel başkanına hakim tayin etme hakkı verilmemesi lazım. Geriye dönülmesi lazım. Üçüncüsü medya üzerindeki baskının kaldırılması lazım. Medyası özgür olmayan toplum zaten özgür değildir. Cezaevinde tutulan masum binlerce insan var. Örnekleri zaman zaman veriyorum. 3 günlük er, eline silah almamış ama tutuklu. Bunun darbe ile ne ilgisi var. Türkiye'nin en büyük gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yapmış milletvekilimiz Enis Berberoğlu içeride. Hangi gerekçeyle içeride? Bakıyorsunuz, dokunulmazlığının kaldırılmasını öngören madde ayrı ama verilen ceza ile ilgili madde ayrı. Oysa verilen cezayla ilgili yeni bir dokunulmazlık dosyasının gelmesi lazım. Ama Türkiye'de hukuk yok. 'Ne yaparsan yap, ben seni hapse atacağım' diyor. Ve arkadaşımız tutuklanmadan önce Maltepe Cezaevi'nde yeri hazırlanıyor.

-Bunu ilk kez duyuyoruz...

Evet ilk kez size söylüyorum. Maltepe Cezaevi'nde yeri hazırlanıyor. Bu nedir? Yargıç bir talimat almış bunun gereği yerine getirilecektir. Ona göre alt yapısı hazırlanmıştır ve Enis Berberoğlu tutuklanmıştır.

"Berberoğlu içeride. Hangi gerekçeyle içeride? Bakıyorsunuz, dokunulmazlığının kaldırılmasını öngören madde ayrı ama verilen ceza ile ilgili madde ayrı. Oysa verilen cezayla ilgili yeni bir dokunulmazlık dosyasının gelmesi lazım. Ama Türkiye'de hukuk yok. 'Ne yaparsan yap, ben seni hapse atacağım' diyor."

SİYASİ PARTİ DEĞİL ADALET TALEBİ ÖNE ÇIKARILMALI

-Adalet talebi farklı toplumsal kesimlerin ortak talebi. Yürüyüşünüz daha çok sizin öncülüğünüzde ve parti teşkilatlarının katılımıyla devam ediyor. Yüzde 49 bloku buluşabilir mi? Diğer siyasi partilerden katılım olabilir mi?

"İnsanlara katılın, gelin" diye zorlamak doğru değil. Sonuçta adalet talebiyle bir yürüyüş yapıyoruz. "Adalet yok" diyen pek çok kesim de geliyor, katılıyor. Sanatçılar, avukatlar, emekli askerler, hakimler, KHK mağdurları geliyor, taleplerini dile getiriyor. Bunu bir siyasi parti organizasyonu ve siyasi partilerin katılımı olarak düşünmek doğru değil diye düşünüyoruz. Bir referandum süreci değil bu. Adalet talebinin en geniş şekilde geniş toplum kesimlerine duyurulması gerek. Bu açıdan bakmak gerekiyor. Tabii farklı katılımlar olacaktır. Önümüzde daha dünya kadar zaman var. Yolun 5'te 2'sini yürüdük. Önümüzdeki süreçte ne olur hep beraber göreceğiz.

-Yürüyüş kolu İstanbul'a ulaştığında ne olacak? Nasıl bir planlama yapıyorsunuz?

Bir miting yapacağız. Burada bu yürüyüşü neden yaptığımızı, adaletle ilgili düşüncelerimizi, beklentilerimizi, nelerin olması gerektiğini açıklayacağız.

Kılıçdaroğlu: Cezaevi hazırlığı bizi derinden yaraladı