Liminal bir politik iklimde yaşıyoruz: Türk usulü
başkanlık sistemi, reistokrasi, Erdoğan’dan sonra devam
edecek mi etmeyecek mi, ılık suya konulup altı harlanan Türkiye
kurbağası, tencereden çıktığında bir şeriat devletine dönecek mi
dönmeyecek mi, Cumhuriyet yaşayacak mı yaşamayacak mı, ekonomik
kriz bitecek mi bitmeyecek mi, erken seçim olacak mı olmayacak mı,
Üçüncü Dünya Savaşı çıkacak mı çıkmayacak mı? Bu düzen böyle
gitmiyor, gitmeyecek o ayan beyan da nereye gidecek? İşte tam da
“liminalite” dedikleri bu. Bir koridorda olma,
eşikte olma durumu; bir âraf liminalite.
Berzâh âleminde gibiyiz; elimize tutuşturulacak adisyon
fişini beklemekteyiz. Edip Cansever (Belirsizlikler-I)
kadar mâhir olaydık bir tabak buzlu çileği şiire, hayata
yerleştirebilirdik, gizli kalmasın diye belirsizlik.
Biz çileği şiire yerleştiremesek de bir sabah bakarız ki,
hepimiz uykudayken, yine gökyüzünü boyayıvermiş Türk politik
tanrılar panteonunun hanlar hanı Kısıl Han. İşi gücü budur
onun; öfkelerin tanrısı Kısıl Han yeter ki celallenmeye görsün ya
başlar sövüp saymaya ya da bir baş düşünür başında, bir mide
düşünür midesinde, bir mesaj düşünür hayal aleminde ve apansız boca
ediverir subliminal mesajını Türk İli'nin liminal politik zeminine.
Gayrı, Kırk Dede Korkut bir araya gelse çıkamaz işin işinden.
Bir ara rakamlara takmıştı Kısıl Han “2009” senesi içindeki
rakamları çarpıp bölüp obasının kuruluşunun kırkıncı yılına dair
kerametler arardı.[1] Yalanım varsa Gök Tengri
çarpsın ki aynen şöyle demişti Kısıl Han obasına seslenirken: “2009
yazarken iki sıfır var. 9’un yanındaki sıfır soldaki sıfır,
sildiniz. Kaldı mı 9? 2’nin yanında bir sıfır daha var onu da
sildiniz, kaldı mı 2? Toplayın ne yapar? 11 yapar. 2009’un içindeki
iki sıfırı sildiniz ne kaldı 29 kaldı. 11 ile 29’u toplayın 40
yapar ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin 40. yılıdır.” Gün gelir,
İstanbul’un toplam milletvekili (98) sayısının rakamlarını
toplayınca (17) bunun konuşmasını yaptığı güne (17 Mayıs) ve o
günün de Kadir Gecesi’ne denk gelmesine şaşarak “Bu tesadüf
müdür?” diye konuşmacılara sorduğu da olurdu.[2] “Ben biraz da hesap adamıyım. 3 bölge var
İstanbul’da, toplam milletvekili sayısı 98. 9 artı 8, 17. Bugün 17
Mayıs ise hepinizin bildiği gibi Kadir Gecesi. Bu tesadüf müdür?”
Bazen de her ülkücünün ilkokuldaki, ortaokuldaki vb.
arkadaşlarından 24 arkadaşını devşirmesini ferman buyurur. Böylece,
19 milyon oyla MHP’nin iktidara geleceği ham hayalini
kurardı.[3]
Öfke Tanrısı Kısıl Han bazen de kürsüden kusar
öfkesini, kinini; başlar bas bas bağırmaya. “Bölücü”, “hain”,
“satılmış”, “kansız”, “terörist” kelimeleri havada uçuşur o vakit.
Bazen kantarın topuzunu büsbütün kaçırdığı zamanlar da olur ve
Jony, Sam, Tony, Herkel, Frank ve Anadolu çocuğu Erdoğan arasındaki
cimânın akibetini haykırıverir kürsüden[4] ya da
bir bakmışsınız teröre yardım ve yataklık yapan bölücü kebapçıların
işsizlikte payları olduğunu iddia edivermiş.[5] Gün oldu eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü
Aslan’a hakaret etti, gün oldu Zülfü Livaneli’ye ayar verdi ama en
çok da eski okul arkadaşı Kılıçdaroğlu Kemal Bey’e kızdı köpürdü
Kısıl Han. Şimdilerde Normalleşme ve Yumuşama Tanırısı Ülgen
Han’a saldırdığı da olmuyor değil. Son yıllarda aralarından su
sızmıyor ama bir zamanlar AK Tolgalı Beylerbeyi Erlik
Han’a da esip gürlemişliği vardır Kısıl Han’ın.
Rakamlarla cebelleşmeyi bıraktı Kısıl Han; azalsa da küfür
kıyamet berdevam. Yeni hevesi, subliminal mesaj. Yaz başlarıydı
Kısıl Han, çekti eşofmanlarını yürüyüşe çıktı. Bir kamera onun ağır
aksak yürüyüşünü çekti. Üzerine bir Ferdi Tayfur şarkısı ataçlayıp
sosyal medyaya yerleştirdi.[6] Türk İli’nin
bilimum Ak Sakallı yorumcuları, Şamanları bir araya geldi de Kısıl
Han’ın lafı ne demeye getirdiğini çözemedi gitti.
Yaz başında Eşofmanlı Devlet Hoca donunda görünen
Kısıl Han mayıs başlarında Yüzüklerin
Efendisi suretiyle zuhur etti Türk İli’nde. “Gök
Tengri neme yetmez!” yazılı gümüş yüzüğüyle yeni bir
subliminal mesaj fâşeyledi, Türk İli’nin liminal politik zeminine.
Yine aldı aklını cümle Şaman’ın, Ak Sakallı Bilge yorumcuların. O
zaman da dediğim gibi Kısıl Han, “…yine bir mesaj veriyor
olmalıydı. Yaşını başını almış bir benî âdem, ergen bebeleri gibi
pantolonunun, tişörtünün, yüzüğünün resmini çekip kankilerine hava
atacak değil ya! Mutlaka ama mutlaka mantıklı bir açıklaması
olmalı, bir mesajı olmalı,
görünen zâhirin arkasında görünmeyen
bir bâtın olmalıydı!” Ya da hepimiz
yanılıyorduk.
Gel zaman git zaman, yok Eşofmanlı Devlet Hoca,
yok Yüzüklerin Efendisi falan derken bir de ne
görelim! Haziran sonuydu, Kısıl Han her daim yanından
ayırmadığı kızıl topuzunu koyup bir kenara, arkadaşlarının hediye
ettiği üç adet ahir zaman piştovu ile arz-ı endan etmekte, poz
vermekte. Kısıl Han’ın omuzdaşı İzzetin Gören de almış sözü
“Yiğidin bir bakışı korkağın pusatından daha keskindir.” deyivermiş
dost meclisinde.
Subliminal mesajlara doymaz oldu Kısıl Han. Epey vakit önce,
daha Erlik Han ile hasım oldukları zamanlarda salıverdiği
subliminal 17-25 saat mesajını allayıp pullayıp yeniden
mancınıklayıverdi liminal zeminlerimize. O vakit Erlik Han’ın
yediğini iddia ettiği herzelere gönderme yapan 17-25 subliminali,
şimdilerde 17-25 iddialarını gündeme taşıyarak Erlik Han’ı
alt etmeye çalışan Yedi Başlı Sarı Yalmavuz Hocaefendi’ye
nispet saçıldı ortalığa.
BİTİRİRKEN…
Derdim hakaret değil, camiasının saygı duyduğu bir lider
Bahçeli. Evet fiili koalisyon ortağı; hatta biri çıkıp dese ki
“Ülkeyi Erdoğan değil Bahçeli yönetiyor!” tek nefeste “Hayır,
yanlış!” diyecek kaç kişi var? Siyasal hayatımızın belirli bir
kesitini onun adını anmadan yazabilir miyiz? Yanlış, doğru, eksik
fazla… siyasal hayatımıza bir şekilde yön verdiğini de kabul etmek
zorundayız. Tüm bunları bir cebimize koyalım.
Gelgelelim yukarıda bir kısmını yarı şaka yarı ciddi
anlattıklarıma. Devlet Bahçeli’nin bizim artık vaka-i adiyeden
saydığımız küfürlerini, hakaretlerini, çocukların bile yapmayacağı
komik matematik hesaplarını, gaflarını, bir filmde, dizide görsek
yönetmenini boğacağımız üç otuz “kitch” subliminal mesajlarını
gerçekten ciddiye almaya devam edecek miyiz? Gerçekten
bunlar, bir cinayet romanı inceliğinde kurgulanmış, düşünülmüş
“zeka ürünü” politik subliminal mesajlar mı yoksa şeyh uçmuyor da
müritleri mi öyle düşünüyor? Yoksa ortada ne zahirî ne batinî mesaj
falan yok da bir hezeyan mı var. Bunu en başta Bahçeli’nin
birlikte yol yürüdüğü ekibinin, ülküdaşlarının, dostlarının bir
düşünmesi gerekiyor.
Sahi, 76 yaşındaki Bahçeli, tam da “âkil” kelimesinin
ima ettiği gibi, fikirlerine katılmasak bile kendimizi
söylediklerine bir dönüp bakmak, dikkate almak zorunda
hissettiğimiz bir “yaşlı bilge”ye, bir “guru”ya
mı dönüşmekte yoksa gittikçe mizah malzemesi haline gelen,
söyledikleri gün geçtikçe “tevil kabul etmeyecek” hale gelen bir
“sâkil” adama mı?
NOTLAR:
(1) Devlet Bahçeli'nin 40 hesabı
- Dailymotion Video
(2) Bahçeli’den akıllara zarar yeni hesap! Bu
kez 17’yi bulup Kadir Gecesi’ne bağladı - Dailymotion Video
(3) "Devlet Bahçeli hesabı bu, bütün
rakamlar köşeli" - YouTube
(4) Devlet Bahçeli Hans Coni Toni Sam
Merkel Tramp Alayı Recep Tayyip Erdoğanı Silkemezler Gaf Yanlış
(youtube.com)
(5) Devlet Bahçeli’nin Güldüren 10
Konuşması (youtube.com)
(6) Devlet Bahçeli'den Ferdi Tayfur Şarkısı
Eşliğinde Yürüyüş! Fon Müziğindeki Gönderme Kime? (youtube.com)