Müzikle yaşamayı, otuz yedi yaşından sonra yemek ile yaşamakla değiştiren opera bestecisi Gioacchino Rossini’nin yaratıcılığı, “Yemek yemekten daha takdire şayan bir meslek bilmiyorum.” sözüne uygun arayışlarla sürecektir.
Belki şöyle başlanabilir: “Pek çok büyük, klasik müziği
şekillendiren besteci erken ölümle aramızdan ayrıldı ve arkalarında
olağanüstü sanatsal eserler bıraktı. Yaşasaydılar neler
başarabileceklerini merak edebiliriz.” Carolyn Swartz
“Rossini: Besteci ve Gurme” yazısına böyle giriş yapmıştı.
Avusturyalı besteci Franz Peter Schubert otuz bir
yaşında, Wolfgang Amadeus Mozart otuz beş,
Felix Mendelssohn otuz sekiz yaşında “bir daha ölümün
olmadığı” bir dünyaya geçti. Bu tatsız sıralama kırk altı yaşında
Robert Schumann ve elli yedi yaşında gözlerini kapayan Ludwig
van Beethoven ile devam edebilir… Bir de gençlik, ün, gurur
yıllarında Sevil Berberi, Sinderella masallarından esinlenen
Külkedisi, Tancredi, Otello ya da Venedikli Mağribi, Saksağan,
İtalya’da Bir Türk, II. Mehmet, Semiramis, Musa ile Firavun gibi
operaların bestecisi Gioacchino Rossini var.
Sevil Berberi operası, şu ünlü şarkı unutulabilir mi?
Figaro! Figaro! Figaro! Eyvah, ne bu öfke!/ Ahimè, che furia! Eyvah, bu kalabalık ne!/ Ahimè, che folla! Teker teker (gelin), tanrı aşkına!/ Uno alla volta, per
carità! Hey Figaro! Buradayım/ Ehi, Figaro! Son qua Figaro burada, Figaro orada,/Figaro qua, Figaro là, Figaro yukarı, Figaro aşağı,/Figaro su, Figaro giù,
Hayır genç ölmedi, sağlığı inişli çıkışlı olsa da yetmiş altı
yaşına dek yaşadı. Sekiz yaşından otuz yedi yaşına dek, yani 29
yılda otuz dokuz opera besteledi.
Operalarının çoğu opera buffa (eğlendirici-komik), diğerleri
opera seria’dır (asil-ciddi). Sonuncu operası
uvertürü, fırtına sahnesi ve bale müziği
ile ünlenen Guillaume Tell idi… Beklenmeyen bir şeyi
yaptı, Rossini otuz yedi yaşında piyano tuşlarından ellerini çekti,
opera yazmayı tümüyle bıraktı.
İkinci Mehmet operası (İtalyanca adı ile Maometto II
veya Maometto Secondo) üretken besteci Gioacchino Rossini’nin
31.operasıydı.
Bu kadar erken yaşta ve hayranlık oluşturduğu bir evrede ne oldu
da ansızın emekli yapmıştı kendini? Bazı nedenleri düşünülebilir,
örneğin 1830 devrimi ardından kralın desteğini kaybetmek, otuz altı
yaşında başlayan ve onu hastalık hastası yapacak sağlık sorunları…
belki.
Rossini iki defa evlenmişti, ikinci eşi opera şarkıcısı Olympe
Pélissier ile bir zamanlar yaşadığı Paris’e 1855’te geri döndü ve
yerleşti. Yaşamının son kırk yılında başka bir Rossini oldu,
gastronomi dünyasının kapılarını açan, yemek tutkusunun öne
çıktığı, becerikli bir aşçı ve gurme bir Rossini.
”Yaşlılık günahları" diye adlandırdığı ve sanatçı dostlarını
evine davet ettiği yemekli, coşkulu, eğlenceli partilerde
seslendirdiği piyano yapıtlarının başlıkları ilginçtir. Dört
hors d’œuvre… bu başlık altındaki mezelerse şunlardır: Turp,
hamsi, salatalık ve tereyağı… Sonuna doğru ‘tatlı olarak’ kuru
incir, badem, üzüm ve fındık yer alır. (Rossini’nin bu yeni yaşamı
için Wagner alaycı sözlerle, müzik değil ‘mortadella ile dolu’
olduğunu söyleyecektir.) Davet edilenlerin kulaklarına dolan müzik
denli, sunulan lezzetleri de unutamadıkları bu akşam buluşmalarına
‘müzikli Cumartesiler’ adı verilmişti…
Rossini için, “İştah, tutkularımızın büyük
orkestrasını
yöneten
şefinçubuğudur”
sözüne tam uyan, her günü yemek reçeteleri, pişirilen yemeklerle
geçen başka bir yaşam önüne açılmıştı…Ve şanslıydı, müzikle olduğu
gibi tüm zamanını vereceği, yüceltmek istediklerinden biri olan
gastronomiye girmesini gençlik arkadaşı Marie-Antoine Carême sağlamıştır.
37 yaşından sonra opera bestelemeyi bırakan Gioacchino
Rossini, kendi adını taşıyan yemeklerle de
anılacaktır.
Carême Fransız mutfağının ünlü sosları espagnole,
velouté, allemande ve
béchamellerin de yaratıcısı,
aynı zamanda mimar dokunuşu pastalarıyla ün kazanmış
"aşçıların kralı, kralların aşçısı" bir
ustadır. Talleyrand, Napolyon, İngiliz Kralı IV. George, James de
Rothschild ve Rus Çarı I. Aleksandr için yemekler yapmıştır. I.
Aleksander "Bize yemek yemeyi o
öğretti..." diyecektir.
Carême ile Rossini’nin arkadaşlığı araya mesafeler girse de
mektuplaşmalar ile sürer. Carême ona çok sevdiği Pâté
gönderdiğinde, Rossini de kısa bir arya ile teşekkür edecektir.
Besteciliğinin erken yıllarında şöyle bir olaya rastlanır:
Cyrus Babil'de ya da Belshazzar'ın
Düşüşü operası Ferrara’da sahnelendiğinde (14 Mart 1812)
izleyicilerce beğenilmeyecektir. Bologna’ya-evine dönünce
üzüntüsünü atlatmak için verdiği ziyafette masaya krema dolu büyük
bir tabakta, badem ezmesinden yapılmış, ama krema denizinde yan
yatmış ve bayrağında Cyrus yazılı direği kırılmış bir gemi gelir.
Sadece şekerden yapılmış yelkenleri sağlamdır…
6 Şubat 1813’de Venedik’te sahnelenecek Tancredi operasındaki
Pirinç aryası olarak ünlenecek Di tanti
palpiti’yi yazarken bir yandan da risotto pişirdiği; ünlü
Sinderella operasındaki (1817) şarkılarında yemeklere övgüler
düzdüğü söylenir. Rossini sonuncu operası Guillaume
Tell’in Paris-Kraliyet Müzik Akademisi Tiyatrosu’ndaki
prömiyerinde (3 Ağustos 1829) üzerinde ok ve yay figürleri olan
pasta servisi yaptırır…
Yediklerinde ve içtiklerinde lezzetin peşindedir: örneğin
İtalya’dan trüf mantarı, zeytin, mortadella olabileceği gibi,
‘İngiliz peynirlerinin kralı’ olarak bilinen Stilton,
Sevilla’dan jambon, Marsilya’dan badem ezmesi ve Portekiz kralının
armağan gönderdiği Porto şarapları başta, dönemin kaliteli
şarapları sofrasından eksik olmamaktadır.
Ünlü bankacı aile Rothschild’lerin bağları Château Lafite’ten
armağan gelen şarapları az sayıda bulunca yarı şaka haber iletir,
bir süre sonra kendisine bir fıçı şarap gönderilecektir, ki
Rothschild şarapları o günlerde de, halen- Chateau
Mouton-Rothschild gibi- dünyanın en pahalı şarapları
arasındadır.
Müzikle yaşamayı, otuz yedi yaşından sonra yemek ile yaşamakla
değiştiren Rossini’nin yaratıcılığı, “Yemek yemekten
daha takdire şayan bir meslek bilmiyorum.” sözüne
uygun arayışlarla sürecektir.
“Rossini” adı yemek kültürüne girecek, mutfak sözlüğünde "alla
Rossini” yer alacaktır. Örneğin, Macaroni Soup alla
Rossini: Rossini’nin yakın arkadaşı
Carême tarafından yapılan, Rossini’ye adanmış bir çorba.
Keklik kemikleri kaynatılarak hazırlanan et suyunda Napoliten
makarnalar ile yapılıyor. Carême garnitür olarak haşlanmış keklik
eti parçalarıyla doldurulmuş yumurta da eklemiş -tabii bu kadar
basit değil-. Arzu eden kasedeki makarnanın üzerine Parmesan
peyniri de serpebilirmiş.
Fransız mutfağının yaratıcı şefi Marie-Antoine Carême
yakın arkadaşı Rossini'nin yemekle ilgilenmesinde önemli rol
oynadı.
VelouteRossini:
Veloute sos (tavuk suyu, un ve tereyağı karışımı sos), kaz ciğeri,
tereyağı, krema ile yapılan çorba.
Risotto alla Rossini: Tabii ki
köpüklü şarap ve alamet-i farikası olan ‘kaz ciğeri’,
terbiyeli dana dili (La lingua
salmistrata) ile yapılan Risotto.
Sole alla Rossini: Fileto
kırmızı et, yer mantarı (trüf), arpacık soğanı, kaz ciğeri mutlaka
olmalı…
Cannelloni alla Rossini:
Şarap, sarımsak, soğan, tereyağı ve biberiye eklenmiş suda haşlanan
dana eti bir öğütücüden geçirilir. Yumurta sarısı, krema, Ricotta
ve Parmesan peyniri, tarçın ve sote edilmiş ıspanakla karıştırılır,
bu karışımla Cannelloniler doldurulur. Üzerine beşamel sos ve bir
yemek kaşığı Parmesan, domates sosu eklenir ve fırına konulur.
Pheasant Suprême alla
Rossini: Zorlayıcı bir yemek… Tereyağı,
kaz ciğeri ve otlar ile doldurulmuş sülün göğüs eti tereyağı ile
pişirilir ve deglaze Madeira şarabı eklenir, devam
edilir.
Stuffed Turkey alla Rossini:
Yer mantarı (ince kıyılmış), bacon ve bir yemek kaşığı Madeira
şarabı karışımı hindinin deri altına yerleştirilir, bağlanır ve
fırınlanır.
Rossini'nin L’Italiana in Algeri operasından bir
canlandırma
Maccheroni alla Rossini:(Rossini’nin26 Aralık 1866'da verdiği orijinal Makarna alla
Rossinitarifi);
200 gr makarna, 50 gr rendelenmiş peynir
(Parmesan, Gruyère, 50 gr tereyağı, 500 ml et suyu,
10 gr kuru mantar, 2 adet ince
dilimlenmiş yer mantarı, 100 gr doğranmış
yağsız jambon, 1 adet domates (kabuğu soyulmuş,
doğranmış), 100 ml krema, 2 bardak köpüklü şarap,
1 tutam dört baharat (öğütülmüş yıldız anason, zencefil,
tarçın karabiber gibi), 1 demet ot (birkaç dal maydanoz ,
dereotu olabilir), 1 tutam portakal kabuğu rendesi.
Makarna biraz krema ve portakal kabuğu rendesi, tuz eklenmiş
kaynayan et suyuna (süzülmüş olmalı) atılır, pişince suyu süzülür.
Tavadaki tereyağında ve kısık ateşte mantar, jambon, domates,
krema, şarap, baharat ile sos hazırlanır. Tavaya sostan bir miktar
dökülür, üzerine makarna, bir kat sos yine makarna, üzerine peynir,
son kez galeta unu serpilir, tereyağ konulur. Yer mantarı, kıyılmış
ot yine üzerine yerleştirilir, servis yapılır.
Tournedos alla Rossini: İşte
Fransız mutfağı ve dünya mutfağına Tournedos Rossini/Beef
Rossini/Beef Tournedos adıyla geçmiş bir yemek.
Gastronom, ‘Lezzetin Fizyolojisi’ kitabı yazarı Brillat Savarin
“Yeni bir yemeğin bulunuşu, insanı, yeni bir yıldızın
bulunuşundan çok daha mutlu kılar” demişti ya, sonraları
şeflerin ‘yıldızı’ olacak bu yemeğin adını nasıl aldığını anlatan
pek çok söylence var.
En ünlü söylencede, Rossini Paris’teki ünlü restoran Café
Anglais’de bonfile siparişi verir. Aşçı hazırlık yaparken
Rossini ağız tadına uygun önerilerde bulunur. Aşçı işine
karışılmasından hoşlanmaz ve ona öfkeli bir sesle kendisini rahat
bırakmasını söyler. Rossini’nin aşçıya “Eh bien,tournez le dossi vous n'aimez pas
ça/Pekala, hoşlanmadıysan sırtını
dön” yanıtı verdiği,
“tournedos” adının buradan geldiği iddia
edilir.
Ancak bu ünlü yemeğin ilk yapılışıyla ilgili olarak
Marie-Antoine Carême, Adolphe Dugléré ve Savoy Hotel şefi Auguste
Escoffier’in de adları geçer…
Tarifi şöyle: Tereyağı eritilen tavada ekmek dilimleri
kızartılır, çıkartılıp tabaklara yerleştirilir. Öncesinde karabiber
ve tuz ile terbiye edilmiş file mignonlar biraz daha tereyağ
eklenerek orta derecede pişirilir, tabaklardaki ekmek dilimlerinin
üzerine alınır. En üste kaz ciğeri, ince dilimlenmiş yer mantarı
konur. Deglaze Madeira şarabı tabaktaki file mignonlar
üzerine dökülür. (İstenirse file mignonlar bacon ile sarılabilir.
Ya da kızarmış ekmek dilimi yerine sotelenmiş pazı yaprakları
yerleştirilir, et, kaz ciğeri ve yer mantarı en üstte, sonra
deglaze şarap-sos.) Yer mantarı/trüf/ kullanmadan
yapabileceğiniz Tournedos Rossini’nin videosu için tıklayınız.
San Francisco Operasındaki bir gala kokteylinde Coupe
Rossini adı verilen bir tatlı da sunulacak ve bu adla menülere
girecekti
Coupe Rossini: McCall
Catering, San Francisco Operasında gerçekleşen bir gala için bu
tarifi yaratır. Kup bardakta servis edilen en üstte tatlandırılmış
çilek püresi ve dilimlenmiş çilekler, altta vanilya özütlü ve
Mascarpone kremalı yaban mersini, böğürtlen ve frambuaz, çikolata
vb. eklenmiş, “eğer tatsaydı Rossini çok beğenecekti” denilen
bir tatlı.
Rossini adını taşıyan bir kokteylin olduğunu da belirtmeliyim.
Tatlandırılmış çilek püresi ve Prosecco, Grand Marnier (likör), buz
ile yapılıyor.
Tabii ki birkaç Rossini üzerine film var: Mario Bonnard'ın
1942’de yönettiği biyografik kurmaca, “İtalyan
komedisi" tarzının ustası Mario Monicelli’nin 1991’de
çektiği Rossini Rossini bestecinin yaşlılık
günlerinde geçmişi hatırlaması üzerinedir. David di Donatello En
İyi Kostüm Tasarımı Ödülü kazanan film şöyle özetlenebilir:
1797’de, Fransız devrim birlikleri Pesaro'ya ulaşır, babası
devrim askerlerinin kente girişi nedeniyle yapılan kutlamalarda
küçük Gioacchino’nun davulla eşlik etmesine izin verir. Birlik
komutanı general bu küçük müzisyeni bir altın para ile
ödüllendirir. Kısa bir süre sonra ilk operası Evlilik
Sözleşmesi’ni on sekiz yaşında yazacak ve Venedik’te
sahneleyecektir. Venedik aynı zamanda ünlü opera sanatçısı Maria
Marcolini ile yaşadığı aşk ve onun L'Italiana in Algeri operasını
seslendirdiği kenttir. /İşte Maria Marcolini’nin sahneye
çıktığı Rossini operaları: L'equivoco stravagante
(Bologna 1811). Ciro inBabilonia(Ferrara 1812).La pietra del paragone(Milan 1812),L'Italiana in Algeri(Venedik
1813)Sigismondo, Venedik 1814) /…Kaldı ki,
Marcolini’nin seslendirdiği Venedik’te sahnelenen "Tancredi"
ile zaten büyük ün kazanmıştır. Operalarının pek çoğunda başrol
oynayan sanatçı Isabelle Cobran ile yaşadığı tutkulu ve serüven
dolu ilişkiler evlilikle sonuçlanır ama Cobran’ın sesini
kaybetmesi evlilik ilişkilerini zora sokar. Son ve büyük opera
zaferi Guillaume Tell ile 1829 yılında müzik yaşamına son verirken
hastadır. Isabelle’in ölümü sonrası ikinci evliliğini yaptığı genç
Olympe Pélissier onun için hem şefkatli bir hemşire hem konuksever
bir ev sahibesi olacaktır. Bir akşam Rossini ağırlamakta olduğu
konuklarını yemek masasında bırakacak, odalardan birine girip
kapısını kapattığında Sevil Berberi’nden bir şarkı
duyulacaktır.
Mutfak Dostları Derneği'nin İstanbul'da Rossini’nin
anısına düzenlediği Gala Gecesi’nde müzik ve yemek birlikteydi (12
Mart 2013)
Sadece müzik sanatına değil, yemek sanatına da kendini adayan
Rossini’yi hatırlatan etkinliklere sadece İtalya, Fransa gibi
ülkelerde değil, bizde de rastlanıyor… Mart 2013 yılında anısına
İstanbul’da Mutfak Dostları’nca düzenlenen Gala Yemeği de bunlardan
biri...Yüz kişilik masanın etrafında sıralanan koltuklardan biri
Rossini’nin anısına boş bırakılmış. Gecenin menüsünü Hollanda
asıllı ama İstanbul’u yurt edinmiş şef Rudolf van Nunnen
hazırlamış. Rossini besteleri eşliğinde sunulan menünün adını da
çok beğendim: “Lezzet Senfonisi”…
"Yemek, sevmek, şarkı
söylemek ve
sindirmek aslında hayat olarak bilinen opera komiğindört
perdesidir ve bir şişe şampanyanın baloncukları gibi gelip
geçerler…”
Öyle görünüyor ki Rossini müzikten sonra gastronomide de
kendisiyle yarışmış…
Rossini önce Paris'te Père Lachaise Mezarlığı'na
gömüldü. Ancak 1887'de Floransa’da Michelangelo’nun da olduğu
Basilica de Santa Croce mezarlığına taşındı.
(sağda)