Küresel salgın ABD’de beyaz olmayanları daha çok etkiliyor

ABD’de yaşayan ve beyaz olmayan topluluklar, neredeyse her hususta olduğu gibi Covid-19 salgınında da en büyük zararı gören kesim oldu.

Abone ol

Abubakarr Jalloh

Küresel salgının başladığı günlerden itibaren, Covid-19, beyaz olmayan topluluklarda genel nüfusa kıyasla çok daha yüksek bir hasara yol açtı; bu durum, ABD’de uzun zamandan beridir sağlık alanında sürmekte olan eşitsizlik sorununu halk sağlığı yetkililerinin ve genel halkın ilgi alanına taşıdı.

Hispanik kökenli olmayan beyaz insanlar toplam nüfusun yüzde 60’ını teşkil etse de ABD'deki ırksal ve etnik azınlıklar, Covid-19 vakalarında beyazlara kıyasla büyük oranda daha yüksek bir riskle yüz yüze olmalarının yanı sıra, hastaneye yatışlar ve Covid-19’dan ölümler bağlamında da daha büyük bir kayıp yaşıyor. Hâl böyleyken, doktorlar, sağlık araştırmacıları, halk sağlığı yetkilileri, politika yapıcılar ve hak savunucuları arasında, beyaz olmayan topluluklar arasında bu eşitsiz bedel yol açan yol açan sağlık alanındaki toplumsal belirleyicilerin nasıl ele alınacağıyla ilgili hararetli bir tartışma devam ediyor.

Çok kültürlü sağlık ve sağlık eşitsizlikleri alanında uzmanlığa sahip küresel bir halk sağlığı profesörüyüm. Eğitimim ve araştırmalarım, sağlığın sosyal belirleyicileri üzerinde yoğunlaşıyor: Yani sağlığı ve yaşam kalitesini etkileyen politika katmanları, ekonomik etkenler ve sosyal yapılar ile bunların karmaşık etkileşim biçimleri. Bunun yanı sıra, bulaşıcı hastalıkların sosyokültürel bağlamı da dahil olmak üzere, halk sağlığı temelinde sosyal adalet meselesini inceliyorum.

Salgın süresince, Amerikan ve Alaska yerlilerinin yanı sıra Hispanikler ve Latinler, beyaz insanların Covid-19 nedenli ölüm riskinin iki katından fazlasına maruz kaldılar ve siyahlar da neredeyse iki kat risk altındaydı.

Yapılan araştırmalar, küresel salgının beyaz olmayan topluluklara ödettiği eşitsiz bedelin uzun zamandan beridir sürmekte olan sağlık eşitsizliklerinden, yani toplumdaki sağlık ve refah dağılımında yaşanan adaletsizlik ya da haksızlıklardan kaynaklandığını ortaya koyuyor. Halk sağlığı uzmanları ve bilirkişileri, oluşan sağlık boşluklarını “sağlık eşitsizlikleri” diye adlandırıyorlar: Bu terim, çeşitli insan toplulukları arasında görülen hastalık, yaralanma, ölüm ve diğer sağlık sorunları bağlamında mevcut olan eşitsiz farklılıkları işaret ediyor.

Dünya Sağlık Örgütü, sağlık eşitsizliklerini, ‘sağlık durumundaki farklılıklar ya da sağlık kaynaklarının belirli insan toplulukları arasındaki farklı dağılımı’ diye tanımlar. Farklılıklar çoğunlukla insanların doğduğu, büyüdüğü, yaşadığı ve çalıştığı çeşitli sosyal koşullardan kaynaklanır. ABD’deki sağlık eşitsizliklerinin temel itici güçleri yapısal eşitsizliklerdir. Bunlar arasında yoksulluk, işsizlik, sağlık sigortası eksikliği ve sağlık hizmetlerinin ücretini karşılayamamakla birlikte sağlıklı gıdaya ve iyi eğitime erişimin yanında toplu taşıma yer alır.

Bu tür sorunlar ırk ve etnik kökenin sınırlarını aşabilir. Bununla beraber, genel bağlamda beyaz olmayan insanlar, ABD Sayım Bürosu’nun Avrupa, Ortadoğu ya da Kuzey Afrika kökenli diyerek tanımladığı Hispanik olmayan beyaz Amerikalılardan daha büyük bir sağlık riski altındalar.

Örnek olarak, siyah Amerikalıların hipertansiyon ve kalp yetmezliği sorunları yaşama ihtimali, beyazlara oranla iki kattır. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nden (CDC) elde edilen verilere göre, siyah Amerikalılardaki diyabet oranı yüzde 13 ve obezite oranı yüzde 38.3 iken, ABD’deki Hispanik olmayan beyaz insanlar için bu oranlar sırasıyla yüzde 8 ve yüzde 30 düzeyinde.

Bilim insanları 2021 yılında gerçekleştirdikleri bir araştırmada, ilçe düzeyinde sağlığın sosyal belirleyicilerinin Covid-19’un sonuçları üzerindeki etkisini anlamak istediler. Siyah sakinlerin daha büyük bir nüfusa sahip olduğu ilçelerde genel ölüm oranlarının daha yüksek olduğunu gördüler. Ayrıca, zayıf kiloyla doğum görülen, sigortasız yetişkinlerin bulunduğu ya da internetten mahrum olan haneler de dahil olmak üzere, daha yüksek bir sağlık ve sosyal eşitsizlik oranları yaşıyorlardı.

CDC’nin aktardığı kadarıyla, 2020 yılındaki yaşam beklentisi etnik veya ırksal grupların büyük kısmında azaldı. Yanı sıra, beyaz Amerikalıların genelinde görülen düşüş 1,5 yılken, siyah Amerikalıların yaşam beklentisi 2,9 yıl azaldı. Hispanik ve Latin kökenli insanlardaki yaşam beklentisi ise 3 yıl azaldı.

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, sağlık eşitsizlikleri beyaz olmayan göçmenleri olumsuz etkiliyor. Geçtiğimiz dört yıl boyunca Hispanikler, siyah Afrikalılar, Birmanyalılar ve diğer azınlık mültecileri ve Iowa Göçmen Eğitim Programı’na katılan göçmenler bazında yaptığım araştırmalar, maruz kaldıkları sağlık eşitsizliklerinin büyük ölçüde yoksulluk, işsizlik ve sağlık hizmetlerine erişim eksikliğinden kaynaklandığını açığa çıkardı.

SAĞLIKTA EŞİTLİK TÜM AMERİKALILARA YARDIM EDEBİLİR

ABD nüfusu son on yılda ırksal ve etnik açıdan daha çeşitli bir hale geldi. Pek çok nüfusbilimci, 2045 yılına dek ABD’de yaşayan insanların büyük kısmının beyaz olmayan insanlardan oluşacağını öngörüyor. Hâlihazırda, birçok eyalette 18 yaşın altındaki nüfus içerisinde beyaz olmayan çocuklar çoğunluğu teşkil ediyor.

Öte yandan, bu eğilimler, sağlık alanındaki eşitsizliklerin kendi kendine düzeleceği anlamına gelmiyor. Geliştirilecek çözümler, eğitim, istihdam, gelir, barınma, ulaşım, gıda ve sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere, toplumun tüm kesimlerindeki eşitsizliklerin ana sebepleriyle ilgilenmeyi gerektiriyor.

Araştırmalar, sağlığın sosyal belirleyicilerini dinamik bir şekilde ele almanın, eşitlik odaklı bir yaklaşıma ihtiyaç duyacağını gösteriyor. Bu yaklaşım, sadece eşit kaynak ve fırsatlar sunulmasını değil, dezavantajlı topluluklar bazında eşit sağlık sonuçlarına ulaşmak doğrultusunda yeterli kaynağın sağlanmasını da gerektirecek. Fiiliyatta bu, dezavantajlı mahallelere sağlıklı yiyecek seçenekleri sunan marketler açılmasını sağlamak ya da park ve oyun alanlarını iyileştirmek gibi görünebilir; bu sayede mahalle sakinleri bedensel aktiviteler yapmak, oyun oynamak ve açık havada vakit geçirmek için daha sağlıklı fırsatlara sahip olurlar.

Muhtemelen politika yapıcılar bu yaklaşımı benimsemeye başlamış olabilirler. Mesela, Virginia’daki Roanoke kenti yakın dönemde bir eşitlik ve güçlendirme danışma kurulu oluşturdu. Bu kurulun görevleri arasında, eşitsizlikleri teşvik etmeleri nedeniyle değiştirilmesi ya da ortadan kaldırılması gereken unsurlarla ilgili olarak belediye meclisine tavsiye sunmak amacıyla yürürlükteki bütün şehir politikalarını, yönetmeliklerini ve düzenlemelerini gözden geçirmek yer alıyor.

Birçok kanıt, belirli insan gruplarının önündeki engelleri ortadan kaldırmanın sadece taşıdıkları potansiyeli sonuna dek yaşamalarını sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda sağlıklı bir toplum için sağlıkta eşitliğin gerekli olduğunu gözler önüne seriyor. Şu an ABD’deki bebek ölüm oranı 1.000 canlı doğumda ortalama 5.8 düzeyinde; bu oran zengin ülkelerde görülenden iki puan daha yüksek. Dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında olan ABD, yaşam beklentisinde 33. sırada yer alıyor.

Araştırmalar, bu sayıların büyük ölçüde ilgi gösterilmeyen sağlık eşitsizliklerinden kaynaklandığını ortaya koyuyor. Küresel salgının en nihayetinde sağlıkta eşitliği ve adaleti sağlayacak kadar büyük değişimlere yol açan bir sağlık krizi olup olmayacağını ise zaman gösterecek.

Yazının orijinali The Conversation sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)