'Komünist Osman' izleyiciyle buluşuyor

"Komünist Osman" lakabıyla hafızalara yerleşen, Dikili’nin eski belediye başkanı Osman Özgüven’in hayatı belgesel oldu. Belgeselin halka açık galası, 25 Mart Cumartesi günü İzmir’de yapılacak.

Abone ol

Türkiye onu, halka bedava su ve ekmek dağıtan belediye başkanı olarak tanıdı. Tarih 1984’ü gösteriyordu. 12 Eylül Darbesi'nin üstünden dört yıl geçmişti. İzmir’in kıyı ilçesi Dikili darbeye dek Adalet Partili (AP) belediyelerce yönetilmiş, sağ eğilimin baskın olduğu bir beldeydi. 12 Eylül cuntasının kaymakam ve aynı zamanda belediye başkanı olarak ‘atadığı’ Ayhan Koç’un dört yıl süren yönetimi, bu küçük ilçeyi pek çok açıdan dümdüz edecekti. O tarihe dek tek katlı bahçeli evlerden oluşan yerel kent mimarisi, hızla imara açılan arsalara dikilen çok katlı apartmanlarla bugün de sürmekte olan beton kent görünümünü 12 Eylül’e borçlu…

Askeri yönetimin sosyo-kültürel açıdan da betonlaştırdığı, merkez sağın bu yıkılmaz kalesinde 1984’teki ilk yerel seçimde dengeler değişti. Sosyal demokrasiden, emekten, barıştan söz eden genç ve cesur bir mühendisin başkan adayı olduğu Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP), seçimi açık farkla kazandı.

HEPSİ ÜCRETSİZDİ: SU, EKMEK, ULAŞIM, SAĞLIK HİZMETİ

Osman Özgüven’in başkanlığı sadece ilçede değil, Türkiye’de yankı uyandıracak uygulamalarla dolu bir dönemin başlangıcıydı. Zira başkanın ilk işi belediyeye makam aracı yerine motosikletiyle gitmek oldu.

'Ege'de Türk-Yunan barışı, düşünce özgürlüğü, kadın ve çocuk hakları ve çevre’ eksenli bir siyaset izleyen Özgüven’in yönetim anlayışı ‘’sosyal yerel hükümet’’ olmaktı. Bu da; su, sağlık, ulaşım, temel gıda gibi hizmetleri halka ücretsiz götürmek anlamına geliyordu. Yerel siyasette aşılmadık uygulamalara imza atan başkan olarak hafızalara yerleşen Osman Özgüven, 1894-1994 ve 2004-2013 yıllarında dört dönem belediye başkanlığı yaptı.

1986’da, askeri darbeden altı sene sonra, Dikili’de düzenlenmeye başlanan Barış, Emek ve Demokrasi festivalleri, Özgüven’in bugün de hatırlanan, iz bırakmış projelerinden. Fikir insanları, sanatçılar, sivil toplum liderleriyle küçük kasabayı adeta bir düşünce platformuna dönüştüren Özgüven, Uğur Mumcu, Aziz Nesin, İlhan Selçuk, Genco Erkal, Zülfü Livaneli gibi aydınlarla halkı buluşturuyordu.

Festivalin konukları arasında Necmettin Erbakan gibi siyasi yasakları süren siyasetçiler de vardı. 12 Eylül sonrasında sessizleşen, içe kapanan toplum üstündeki ölü toprağını silkelerken, Moğollar’dan Cahit Berkay’ın ifadesiyle, Dikili festivalleri adeta ‘’çölde vaha’’ olmuştu.

KUMPASLA BAŞKANLIĞI DÜŞÜRÜLDÜ

Ancak polis kameraları gölgesinde emekten, demokrasiden bahsedilen paneller, açık oturumlar; halka bedava su gibi sosyal belediyecilik uygulamaları ve Kürt sorununa çözüm önerileri gibi politikalar Özgüven'e pahalıya patladı. Hakkında "ihaleye fesat karıştırmak" iddiasıyla açılan davada hapis cezası aldı.

2012’de belediye başkanlığı düşürülen Özgüven, o yılın kasım ayında Evrensel gazetesine verdiği söyleşide bu kararın siyasi yanı olup olmadığı sorusuna şu yanıtı veriyordu:

"Tayyip Erdoğan defalarca ne pahasına olursa olsun İzmir ve Dikili’yi istiyorum diyordu. Bülent Arınç bir konuşmasında 'Osman Özgüven’in davaları neden Yargıtay’da bekletiliyor' dedi. Böylelikle yargıya talimat verdiler."

Aslında olan biten de gösteriyordu ki "Komünist Başkan"a dört dörtlük bir kumpas kurulmuştu. Zira hakkında açılan ilk davada, süreçte hiçbir usulsüzlük olmadığı halde belediyenin girdiği araç ihalesi nedeniyle ceza verilirken; ikinci davada belediye tarafından iptal edilen bir ihale bahane edilerek ceza kesilmişti. Hapis kesinleşince çareyi yurtdışına çıkmakta bulan Özgüven, tam 165 gün sonra aklanarak Türkiye’ye dönebildi.

Dikili’nin "Komünist Osman"ı, bugün 80 yaşında. Arada bir yoklayan sağlık sorunlarına rağmen ayakta. Aktif olarak içinde yer almasa da Türkiye siyasetini izlemeye devam ediyor.

HAYATI BELGESEL OLDU

Dikilili gazeteci, belgesel yönetmeni Gökmen Ulu ve gazeteci Oben Ulu, Dikili’ye uzun yıllar hizmet eden ama karşılığında ağır bedel ödeyen "Komünist Osman"ın yaşamını belgesel haline getirdi.

Belgeselde Osman Özgüven’in yakın çevresi, siyasetçiler, sivil toplum liderleri, işçiler ve aralarında Genco Erkal, Rutkay Aziz, Suavi, Cahit Berkay ve Orhan Aydın’ın da bulunduğu 63 isimle yapılan söyleşilere yer veriliyor. Belgeselin galası 25 Mart Cumartesi günü İzmir Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde halka açık olarak gerçekleştirilecek.  

Yönetmen Gökmen Ulu, Osman Özgüven’i "12 Eylül faşizmine karşı korku duvarlarını yıkan, Dikili’yi bir özgürlük vahasına dönüştürerek yeniden örgütlenme zemini hazırlayan" bir siyasi figür olarak değerlendiriyor. Ülke tarihinde benzer tek örneğin, Fatsa'nın 1980 darbesiyle görevden alınan sosyalist belediye başkanı, "Terzi" lakaplı Fikri Sönmez olduğunu belirten Ulu, "Komünist Osman" belgeselinin hikâyesini şöyle anlatıyor:

"Bizler, Osman Özgüven’in 12 Eylül’ün karanlığına ve faşizmine inat Dikili’de yaktığı ateşi gören, onunla büyüyen çocuklardık. Hayatımıza kattıklarını yıllar sonra daha iyi anladık. Özgüven, belediye başkanı olduğu dört dönem boyunca Dikili’yi sosyal belediyecilik anlayışıyla yönetti. Başkan olduğunda ilk işi, mesleği olan inşaat mühendisliğini bırakıp dükkanını kapatmak oldu. Belediye kaynaklarını farklı amaçlarla kullanıp, başkaları gibi kendine çıkar sağlamadı. Yerel yönetimde devrim niteliğinde işler yaptı. Daha o yıllarda, çevre sorunlarına önlem almaya çalıştı. Su krizini öngörerek suyun bir insan hakkı olduğunu ve ticarileştirilemeyeceğini savundu. Türkiye’de ekoloji bilincinin oluşmasına emek verdi. Siyanürlü altın madenciliğine karşı direnç gösterdi. Aliağa Termik Santrali’ne karşı el ele insan zincirini örgütleyenler arasında yer aldı. Siyanürlü altın arayan maden şirketlerine karşı çıkmak için düzenlediği panel silahlı bazı karanlık güçlerce basıldı. Halk Ekmek’i kurup halka ücretsiz ekmek, okullara ücretsiz süt sağladı. Hastanesi olmayan ilçeye Belediye imkanlarıyla Sağlık Merkezi açtı. Halk sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlandı."

YASAKLI SİYASİLERE ÖZGÜRLÜK ALANI AÇTI

Özgüven’in barış, demokrasi ve insan haklarını gündemde tutmak açısından farklı eylem biçimleri geliştiren bir lider olarak hatırlanması gerektiğini söyleyen Gökmen Ulu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"12 Eylül yasaklarının sürdüğü dönemde Dikili Festivalleri’ne yasaklı olan Necmettin Erbakan gibi siyasileri davet etti. Düşünce özgürlüğünün yılmaz savunucusuydu. Asla yan yana gelmez denilen farklı görüşleri buluşturdu. On yıllar boyunca ilişkilerin kopuk olduğu Türk ve Yunan halklarına Ege’de dostluk kapısını açan yine o oldu. Midilli’nin eski Komünist Belediye Başkanı Stratis Pallis’e uzattığı dostluk eli sayesinde iki halk arasındaki kardeşlik köprüsü yeniden kuruldu. Sonrasında Türkiye’den Yunan adalarına yolculuklar başladı. Kürt meselesinde de sesini yükseltti. SODEP’in (Sosyal Demokrasi Partisi) Kürt raporuna katkı sundu. Van’dan Kürt çocuklarını Dikili’ye getirerek onlar için yaz kampları düzenledi ve bütün bunları yaptığı için hakkında yapılan karalama kampanyalarının ardı arkası kesilmedi. 'Komünist Başkan' olarak damgalandı, bunu da onur belgesi olarak taşıdı. 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı, 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’ni, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tatil ilan etti. Sosyal yardımlaşma ve dayanışma uygulamaları, özellikle yoksullukla mücadelesi çok etkiliydi. İlk halk ekmek fabrikasını kuran oydu. Kültür, sanat, sağlık ve ulaşım hizmetlerini, su kullanımını ücretsiz yaptı. Bu yüzden yargılandı."

Ulu, Özgüven’in "tek adam" rejimine karşı da cesaretle mücadele ettiğini, bu nedenle iktidarın hışmına uğradığını belirtti.

‘’Osman Özgüven belgeselimizin başkahramanı ama onu tek başına değil, onurdaşlarıyla birlikte anlattık" diye devam eden Ulu, "Olaylara, çarpıcı olgulara yer vererek ilerledik. Genç ve orta yaştakiler Osman Özgüven’i tanımıyor, yaptıklarını bilmiyor. Böylece tanışacaklar, şaşıracaklar. Belgeselde İlhan Selçuk’tan Uğur Mumcu’ya, Tarık Akan’dan Erdal İnönü’ye, Özgüven’e yoldaşlık eden pek çok isme dair ilk kez yayınlanacak görüntüler var" dedi.