'Kaybedilen babamın mezarına ulaştım'

Cenazesi 1996'da kaybedilen Ahmet Kaya’nın kızı Emine Kaya kendi çabalarıyla babasının mezarına ulaştığını ve mezarını yaptırdığını açıkladı.

Abone ol

DUVAR - Cumartesi Anneleri 649'ncu haftada adalet ve hakikat taleplerini yineledi. 1 Eylül Dünya Barış Günü ertesinde ve Kurban Bayramı’nın 2. gününde bir araya gelen kayıp yakınları adına konuşan Serpil Taşkaya, “Her sevincin eksik ve buruk yaşandığı mezarsız ölüler coğrafyasında bizi mezarsızlığa değil, bayramsızlığa mahkum ettiler” dedi.

'KENDİ İMKANLARIMLA BABAMIN KEMİKLERİNE ULAŞTIM...'

Bu haftaki oturumda 1996'da babası gözaltındayken kaybedilen ve geçtiğimiz günlerde babasının kemiklerine ulaşan Ahmet Kaya’nın kızı Emine Kaya Erbek de konuştu. Erbek babasının kemiklerine ulaşabilmek için 20 yıldır mücadele eden isimlerden biri... Erbek 25 Ağustos'ta babasının kemiklerine ulaştığını belirterek şöyle konuştu: "Hangi kapıya gittiysem yardımcı olmadılar. Babamın mezarını kendi imkanlarımla yaptım. Kendi imkanlarımla babamın kemiklerine sahip çıktım."

Cumartesi Anneleri’nin 649. hafta oturumuna kayıp yakınlarının yanı sıra CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve yazar Aslı Erdoğan da katıldı. Kayıpların avukatı ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, meydandaki kayıp yakınlarının bayram kutlayamadıklarını söyledi. Tanrıkulu, “Her gün bir yerlerden ölüm ve kayıp haberleri alıyoruz. Anayasanın olmadığı OHAL’in sürekli olduğu, yargının değil bağımsız, hiç olmadığı bir dönemdeyiz. Kayıplarımızın akıbetini öğrenene kadar bu meydanda adalet arayışımızı sürdüreceğiz” dedi.

'BİZ BURADA TATİL AMAÇLI DURMUYORUZ'

Evrensel gazetesinde yer alan habere göre, 1993’te gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın oğlu Şerif Taşkaya ise babalarının bulunması için yaptıkları bütün başvuruların sonuçsuz kaldığını belirterek, “Dilekçelerimiz çöpe atıldı. Devlet nezdinde yalan da olsa ‘araştırıyoruz’ denmedi. Sanki biz bu devletin vatandaşı değildik. Biz uzaydan mı geldik anlamadık. Yargı adalet o kadar yozlaşmıştı ki hak arayana cezalar veriliyordu. Bu da bir kirlenmeyi ve kutuplaşmayı beraberinde getirdi. Kimsenin, sokaktaki köpeğin bile yargıya inancı kalmadı. Ektiğini biçti bu devlet. Bizi yedi ama kendisini de sokaktaki insanı da yiyecek. Biz burada tatil amaçlı değil kayıplarımızı aramak için duruyoruz. Tek isteğimiz adalet. Sorumlular yargılansın kemikleri verilsin bizden özür dilensin” diye konuştu.

'ADALET VARSA NEDEN BURADAYIZ?'

1995’te kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız ise şöyle konuştu: “İki cephe var. Biri muhalefet, biri ülkeyi yönetiyor. Ülkeyi yönetenler ‘adalet var’ diyor. Ben de soruyorum adalet varsa 22 yıldır neden buradayız. Dün barış günüydü sadece biz dillendirdik barış talebini. Ülkeyi yönetenlerden barış sözü duymadık. Hep savaş konuşuluyor. Savaş kimseye bir şey kazandırmadı, kazandırmayacak. Sırf koltuk sevdası sizi oraya bağlamış aman koltuk gitmesin kim giderse gitsin. Evlatsız bırakılan bir anne olarak evlatlarını kaybeden annelerin acılarını paylaşıyorum.”

'BAYRAMSIZLIĞA MAHKUM ETTİLER'

649. hafta basın açıklamasını Hüseyin Taşkaya’nın kızı Serpil Taşkaya okudu. Birleşmiş Milletler’in 2011’den sonra 30 Ağustos’u Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü ilan ettiğini hatırlatan Taşkaya hükümete seslenerek, “İnsanlığa karşı işlenen bu suçu ortadan kaldırmak için Birleşmiş Milletler’e imzalayacağı taahhüdü verilmesine rağmen bu güne kadar adım atılmayan ‘Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Sözleşme’ derhal imzalansın” dedi. Taşkaya şöyle devam etti: "

Bu bayramda da ‘çiçek bırakacak bir mezar’ düşümüzü gerçekleştiremedik. Her sevincin eksik ve buruk yaşandığı mezarsız ölüler coğrafyasında bizi mezarsızlığa değil, bayramsızlığa mahkum ettiler. Bizi mezarsız bırakan politikalar yalnız bizi etkilemekle kalmıyor; Türkiye’nin demokratikleşmesini de engelliyor. Türkiye’nin önce insan haklarına ve ve adalete ihtiyacı var. Devleti yönetenleri baskı ve şiddet uygulamalarına son vererek demokrasinin ve hukukun sınırlarına çekilmeye çağırıyoruz."