Kasabaya bir kadın gelirse…

Tuba Ünsal Prodüksiyon’un elinden çıkan “İsimsiz Yıldız” seyirciye imkansız bir aşk hikayesi sunuyor. Bir kadını mücevherler ve gökyüzündeki yıldızlar arasında seçim yapmak zorunda bırakıyor.

Abone ol

Kendi halinde yaşayan kasabaya ansızın biri gelir. Nereden çıktığı belli olmayan, ama kasabanın akışını birden tersine çevirecek biridir bu. Gelir ve bazılarının hayatları tamamen altüst olur…

Kasabaya dair hikayeler böyle başlar genellikle. Birçok film ve birçok roman da bunu görebilirsiniz. Uzaklara gitmeden kendimden örnek vereyim; “1001 Fıçı Bira” ve “Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba” adlı romanlarım bu izlek üzerinden hareket ediyor. Kasabaya bir kadın geliyor ve Feryat’ın görünürdeki hareketsiz yaşamı altüst oluyor. Ama şunu belirtmek isterim; bu bir klişe değildir, belki de sadece kasabalıların fark ettiği bir gerçekliktir; sadece kasabayı anlatmak isteyenlerin yaşadığı bir sıkıntı… Kasaba hayatı o kadar monotondur ki; kasabada bir türlü kurulamayan aksiyon elbette ithal edilir. Tıpkı Mihail Sebastian’ın yazdığı “İsimsiz Yıldız” adlı oyunda olduğu gibi.   

Türkiye’de fazla tanınmayan Mihail Sebastian’ın 1944 yılında yazdığı oyunun hikayesi 1900’lerin başlarında geçiyor. Büyükşehirdeki hayatından kaçan bir kadın bileti olmadığı için bir kasabada trenden indirilir ve kasabanın görünürdeki sakin yaşamı kadının gelmesiyle birlikte değişir. Kadının ansızın kasabaya gelişinden en çok maaşını kitaplara yatıran öğretmen Bay Marin etkilenecektir.

Tuba Ünsal Prodüksiyon’un ilk oyunu olan “İsimsiz Yıldız”ın başrolünde elbette ki Tuba Ünsal rol alıyor. Ünsal’a Yiğit Pakmen, Melda Narin Güler, Hafız Sengir, Sertaç Ataç ve Kayhan Yıldızoğlu eşlik ediyor. Kayhan Yıldızoğlu oyunun yönetmenliğini de üstleniyor…

Tuba Ünsal Prodüksiyon’un elinden çıkan “İsimsiz Yıldız” seyirciye imkansız bir aşk hikayesi sunuyor. Bir kadını mücevherler ve gökyüzündeki yıldızlar arasında seçim yapmak zorunda bırakıyor. Ve bütün hikayeyi de bunun üzerine kuruyor. Yan hikayeleri yok sayıyor, önemsemiyor ve bu yüzden de kasaba ile kasabalılar, hatta küçük bir infial yaratacak kadar pahalı olan kitap bile oyunda fon olarak kalıyor.

AÇILIŞ SAHNESİNDE BOCALADILAR

Kayhan Yıldızoğlu oyunu sahneye koyarken bir dramaturg ile çalıştı mı bilmiyorum, ama oyundaki eksikler çalışmadıklarını gösteriyor. Metindeki aksamalar, oyuncu ve yönetmenin gözünden kaçabilir ama eminim bir dramaturg onları gözden kaçırmazdı.

Tuba Ünsal’ın tiyatro sahnesinde başarılı olduğunu düşünüyorum. Oyundaki aksiyonu belirlemeye kalktığı zamanlar biraz bocalıyor ama buna rağmen başarılı bir oyun çıkarıyor. 8 Kasım’da izlediğim oyunun açılış sahnesinde Yiğit Pakmen ve Hafız Sengir beklenmedik bir biçimde bocaladılar. Hatta birbirlerinin oyunun bozdular ama neyse ki Yiğit Pakmen daha sonra oyunun içine girdi ve oyunu kotarmayı başardı.  

Oyunda en çok öne çıkan ise Kayhan Yıldızoğlu’nun tiyatro sevgisi olmuş. Sahnede gözleri parlıyor Yıldızoğlu’nun, tiyatro yaparken gençleşiyor sanki. Seyircinin ona gösterdiği sevgiye alkışlara sırtının dönmeyerek karşılık veriyor…

“İsimsiz Yıldız” çok yeni bir oyun, ilerleyen zamanlarda daha keyifli hale gelecek ve oyuncuların arasındaki denge de oturacaktır muhakkak.