Karma eğitime niçin karşı çıkılıyor?

Karma eğitim, erkek ve kızların her türlü eğitim çalışmasını birlikte yürütmeleri için uygun öğrenme ortamlarının oluşturulduğu, pedagojik açıdan çok yönlü özellikler içeren bir uygulamadır.

Abone ol

Hasan Aydın*

Harç ve vergilerdeki yüksek artış rakamlarıyla memurun ve özellikle emeklinin çok düşük maaş artışı oranlarını kapsayan torba kanunun Resmi Gazete' de yayımlandığı bugünlerde, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin' in katıldığı bir televizyonun canlı yayın programında, karma eğitime yönelik açıklamalar yapması bir anda yeni bir gündem konusu oluşturdu. 

Kız çocuklarını okula göndermeyen velilerin “Ben çocuğumu erkeklerle aynı okula göndermek istemiyorum" dediğini iddia eden Bakan Tekin: "Şimdi benim Milli Eğitim Bakanı olarak birincil hedefim ne? Kız çocuklarının okullaşmasını sağlamaktı, o zaman veliyi ikna etmek için biz gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz. Veli isterse çocuğunu kız okullarına gönderebilmeli, isterse erkeklerin gittiği okullara gönderebilmeli" demişti. Karma eğitimin esas olduğunu söyleyen Tekin: "Ama bu tür gerekçelerle yani eğitimin, okullaşma oranının artması anlamında bu tür tedbirleri almak gerekiyorsa beraber alalım" ifadelerini kullanmıştı. Millî Eğitim Bakanı'nın önce karma eğitimden bahsedip sonrasında sadece kızların devam edeceği okulları öne çıkartması, laik, bilimsel eğitim anlayışı ile çelişmektedir.

Birincil hedefinin kız çocuklarının okullaşmasını sağlamak olduğunu ifade eden Millî Eğitim Bakanı Tekin, kız çocuklarının okullaşmaması ve bir aşamadan sonra eğitimi terk etmelerinin en önemli nedeninin yoksulluk olduğunun da mutlaka farkındadır.

KIZ ÇOCUKLARININ OKULLAŞMA ORANI 

2021-2022 Eğitim-Öğretim verilerine göre ilk okulda 195 bin, ortaokulda 298 bin, lisede 373 bin, toplamda ise 866 bin kız çocuğu eğitim dışındadır. Açık öğretimde okuyan 636 bin 270 kız çocuğunu da eklediğimizde 1 milyon 502 bin 270 kız çocuğu doğrudan eğitim dışında kalmıştır.

TÜİK verilerine göre, yılda 13 binden fazla kız çocuğu aile baskısına bağlı olarak evlendirilmektedir. Son 10 yılda evlendirilen kız çocuğu sayısı ise 300 bini aşkındır. Çocuk işçiliği ve toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri nedeniyle "çocuk evliliklerinin" sayısı her geçen gün artıyor.

Köy okullarının kapatılması, taşımalı eğitim ve 4+4+4 eğitim sistemi yıllarca kırsalda kız çocuklarının eğitime ulaşmasını engelledi. Yoksul aile çocuklarının okul masraflarının devletçe, yeterince sağlanamaması sonucu binlerce kız çocuğu okula devam edememiş, kayıtlı olduğu halde okula gelemeyen kız çocuklarının okullaştırılması için de ciddi anlamda bir okullaşma 'seferberliği' ilan edilip uygulamaya geçilememiştir. Geçmiş yıllarda kızların okullaşma oranlarını artırmak ve maddi destek sunmak için MEB, UNICEF, bazı özel ticari kuruluşlar ve konu ile ilgili sivil toplum kuruluşlarının ortaklaşa gerçekleştirdikleri "Haydi Kızlar Okula", " Baba Beni Okula Gönder", "Kardelenler" proje kampanyaları süreç içinde binlerce kız çocuğunun okullaşmasını sağlamış olsa da, sonraları, siyasal iktidarın ilgili sivil toplum kuruluşlarına karşı ideolojik tavrı ve ticari bazı gelişmeler bu çalışmalardan bazılarının sonlanmasına, bazılarının ise faaliyetlerinin yavaşlamasına neden olmuştur.

KIZ OKULLARI, KADIN ÜNİVERSİTELERİ VE KADIN HASTANELERİ'NİN İLK ADIMI 

Kızlar, karma eğitimden dolayı okula gönderilmiyor gerekçesi de doğru değildir. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin' in kız okulları çıkışına Cumhur İttifakı içinde yer alan MHP, BBP ve Hüda Par temsilcilerinin destek açıklamaları da dikkat çekicidir. BBP lideri Mustafa Destici, Bakan Tekin' in' Kız okulları' açıklamasına destek verirken 'kadın üniversitelerinin' açılması gerektiğini de ayrıca belirtti. Destici twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, karma eğitimi savunup, kız okullarına karşı çıkanları kastederek şu ifadelere yer verdi:

"Laiklik adı altında buna karşı çıkanların asıl niyetlerinin inanç-din düşmanlığı olduğunu biliyoruz. Japonya'daki gibi kadın üniversiteleri de açmalıyız. Şehir hastanelerinden başlayarak her ile en az bir kadın hastanesi planlamalıyız." 

Diğer yandan eski Ayasofya baş imamı ve şu an Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim görevlisi Prof. Dr. Mehmet Boynukalın'da Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e destek verirken "Laiklik, kız çocukları için ayrı okul açılmasına engelse, o laikliği kaldırmak gerekir" açıklamasında bulundu. 

Karma eğitim, erkek ve kızların aynı okullarda öğrenim gördüğü ve her türlü eğitim çalışmasını birlikte yürütmeleri için uygun öğrenme ortamlarının oluşturulduğu sosyolojik, toplumsal ve pedagojik açıdan çok yönlü özellikleri olan bir uygulamadır.

KARMA EĞİTİMİN TARİHİ

Tarihsel süreçte Osmanlı'da kızlar, sadece sıbyan mekteplerin de (ilkokul) eğitim gördüklerinden karma eğitim bir sorun olmamıştır. Bu okullarda küçük yaştaki kız ve erkek öğrencilerin birbirlerinden ayrı yerlerde oturmaları da kural haline gelmiştir. 9 Haziran 1869'da ise kız ve erkek çocukların ayrı ayrı okutulmasına dair bir belge yayınlanmıştır. 

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren kamusal eğitim yapılandırılmasında önemli bir yer tutan karma eğitime, ilk kez 1927-1928 öğretim yılı başından itibaren yatılı olmayan 70 ortaokulda geçilmiştir. Bu eğitim döneminin Maarif Vekili Mustafa Necati'dir.

Yıllar geçtikçe, ilk ve ortaöğretim okullarının yanında üniversitelerde de karma eğitim yaygınlaşmış, bu konudaki tartışmalar da bilimsel yaklaşımdan çok politik ve ideolojik karşıtlıklar üzerinden yürütülmüştür. Karma eğitime karşı olunmasının temelinde, dini gerekçeler, muhafazakâr yaşam tarzı ve laiklik karşıtlığının olduğu bilinmektedir.

Cumhuriyet Türkiye'sinin aydınlanmasında öncü rolü oynayan ve binlerce idealist öğretmeni yetiştiren Köy Enstitüleri de karma eğitim nedeniyle yıllarca gerici, yobaz kesimler tarafından hedef tahtasına oturtulmuş, aslı astarı olmayan dedikodularla yıpratılmaya çalışılmıştır.

1945 yılında 'komünistlerin, dinsizlerin' yetiştiği ve karma eğitim yapılmasından hareketle fuhuş yuvaları (!) olduğu kara propagandasına ağırlık verilerek Köy Enstitüleri hakkında acımasız saldırı kampanyaları yürütülmüştü. 

Yıllarca tartışmaların odağında olan karma eğitim, 1973 yılında kabul edilen 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile Türk Millî Eğitiminin temel ilkelerinden biri olarak benimsenmiştir. Bu kanunun 15.maddesinde şu ifadeler yer almıştır: "Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitimin türüne, imkan ve zorunluluklarına göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir." 

2000-2001 öğretim yılında ise yapılan son düzenlemeyle karma eğitim, tüm okullarda zorunlu hale getirildi. Diğer yandan ülkemizde Kız Meslek liseleri, Kız Anadolu İmam Hatip ve Genel Liseleri de kız ve erkekler için ayrı ayrı liselerde, tek cinsiyete dayalı eğitim vermeye devam etmektedirler. 

TEKÇİ EĞİTİM: KAMUSAL ALANDA DİNİ REFERANS

Bunlara ek olarak LGS (Liselere Geçiş Sınavı) çerçevesinde merkezi sınavla öğrenci alan liselerdeki veriler karma eğitimin aşama aşama ortadan kaldırıldığını ortaya koyuyor. Eğitim- Sen'in yaptığı bir araştırmada LGS sonuçlarına göre öğrenci alan Bolu, Kırşehir ve Siirt'teki okulların yüzde 30'unda karma eğitim uygulanmıyor. Türkiye'de karma eğitimin uygulanmadığı okulların oranı yüzde 15'e ulaşmış durumdadır. 

Tek cinsiyete dayalı eğitimi savunmak, eğitim bilimine ve doğasına aykırı bir durumdur. 

İktidarın kamusal alanda dini referans alan eğitim faaliyetleri ısrarla devam ediyor. Toplumsal düzeni, çıkarı için dizayn etme çabalarında asıl faaliyet alanı olarak okullar seçilmiştir. Okulların devletin ilgili yasa ve mevzuatlarınca oluşturulması ve eğitime devam etmesi; iktidarın buralara müdahalesini ve kontrolünü kolaylaştırmıştır. 

İş; laik, bilimsel çağdaş eğitimin temeline zarar verici 'ÇEDES'(Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) projesine ve karma okulların hedef tahtasına oturtulmasına kadar getirilmiştir. 

ÇEDES projesi kapsamında özellikle İzmir, Eskişehir ve Tekirdağ gibi illerdeki okullara," Manevi Danışman "adı altında vaiz, imam, müezzin ve Kur'an kursu öğreticisinin görevlendirilmesi kamusal alanı ve öğretim kurumlarını laiklikten arındırma çabalarından başka bir şey değildir. 

Karma eğitim karşıtı fikir ve faaliyetlerin geçmişinin olduğu da bir gerçektir. Yıllardır iktidar yanlısı sendikal faaliyet gösteren Eğitim-Bir Sen karma eğitime karşı görüş ve faaliyetleri ile de bilinmektedir. Toplantılarında veya basın açıklamalarında karma eğitimin zorunlu olmadığına dair açıklamalar yapan Eğitim-Bir Sen yayın organlarında da bunu açıkça dile getirmiştir. Eğitim-Bir Sen'in yayın organı 'Eğitime Bakış' dergisinin Ocak - Şubat/ 2012 tarihli 22. sayısında karma eğitim eleştirisine sayfalarca yer ayrılmıştır. Bu derginin 6. sayfasında karma eğitime yönelik şu ifadelerde bulunulmuştur: “Karma eğitimde öğrencilerin ders içinde ve okulda karşı cinse eğilimi artarken karma eğitimin uygulanmadığı ortamlarda ise öğrencilerin derse daha fazla odaklanarak dersin gereğine göre hareket ettikleri çeşitli araştırmalardan anlaşılmaktadır." Ayrıca bu makalede kız ve erkek çocukların algılama seviyelerinin farklı olduğu ile ilgili bilimsel dayanağı olmayan değerlendirmelere yer verilmiştir. 

İşte bilinç altına atılmış bu cinsiyetçi bakış açısı, iktidar yanlısı siyasilerin ve yöneticilerin söylem ve tutumlarına da yansıyor. 

EĞİTİME CİNSİYETÇİ YAKLAŞIM 

2013 yılında Milli Eğitimin Müsteşarı bugünün ise Milli Eğitim Bakanı olan Yusuf Tekin, 19. Millî Eğitim Şurası'nda karma eğitimin masaya yatırılması üzerine "mevcut yasal düzenlemelerde eğitimin karma olmasını zorunlu kılan bir hüküm bulunmadığını" söylemiş, bu açıklaması ile de o günlerde dikkat çekmişti. Yani Milli Eğitim Bakanı, hem o tarihte hem de bugünlerde karma eğitimle ilgili olarak bir an aklına geldi diye değil, bilinçli olarak konuşmaktadır. Açıklamalarına bakılacak olursa bu konuyu ilerde gündemde tutacak gibi de görünüyor. 

Bugün cemaat ve tarikatların baskısıyla asıl gerekçeler gizlenerek laik eğitimde, haremlik ve selamlık düzeninin alt yapısı oluşturulmaya çalışılıyor. 

Bundan 11 yıl önce Eğitim-Bir Sen 'in 'Eğitime Bakış' dergisinde karma eğitimin alternatifi okulların açılması açıkça talep ediliyor. Bu derginin 8. sayfasının sonuç bölümünde "Demokratik bir hak olarak karma eğitimin alternatifi okullar açılmalı, açılabilmeli, demokrasi adına karma eğitime dair genelge ise en kısa zamanda kaldırılmalıdır." şeklindeki öneri bugün demokrasi ile kılıflandırılarak karma eğitim karşıtı söylemlerin de temelini oluşturuyor. 

Karma eğitimden vazgeçmek, ileride toplumun ve yaşamın her alanında hızlı ayrışmalara ve kadınların çalışma ortamından yavaş yavaş uzaklaşmalarına neden olacaktır. Ayrı okul, ayrı üniversite, ayrı hastane, ayrı lokanta, ayrı otobüsle seyahat derken toplumun iç barışı da bozulacaktır.

Zam bombardımanı ve vergi artışı karşısında yüzde 25'lik zamla adeta yok sayılarak açlık sınırı altında yaşamaya mahkûm edilen emeklilerin ve tüm emekçilerin geçim derdi ortada iken, karma eğitim tartışmasının gündem de öne çıkartılmasındaki zamanlama da önemlidir.
*Eğitimci