Yakın dönemde kurulan, art arda yayımladıkları şarkılar ve
kliplerle adlarından söz ettiren Kadıköylü topluluk Daniska,
geçtiğimiz çarşamba ilk konserlerini Kadıköy Sahne’de verdi.
Heyecanla yerimizi aldık, izledik. Gördüğümüz salt bir konser
değil, şahane bir sahne performansıydı. İlk albümlerinin o gün
ortalığa çıkmış olması, günü ayrıca güzelleştirdi ve 11 Aralık 2019
tarihi, Daniska takvimine önemli bir gün olarak yazıldı.
Daniska, Evren Arkman vesilesiyle dikkatimi çeken, dinlediğim
ilk andan itibaren hayranlık ve merakla takip ettiğim bir topluluk.
Benim gibi sadık dinleyicileri şanslı: Şarkılarını uzun olmayan
periyotlarla dinleyiciye sundukları için hep göz önünde oldular.
Ben biraz daha şanslıyım, zira kimi şarkılarını piyasaya çıkmadan
önce dinleyebildim. Çarşamba günü, bildiğim şarkıları onlarla
söylemek üzere oradaydım.
Konserin hemen başında (küçük bir atraksiyon sonrasında)
seslendirdikleri ilk şarkı, yaş üzüm rakısına gönderme yapan adıyla
dikkat çeken “Yaş Hüzün Şarkısı”: “Artık süslenip püslenip
gezinemem / Sinema, performans hele treking’e hiç gelemem / Bu
yaştan sonra bir de çocuktan sonra / İmkânsız // Elsa, Rapunzel,
Pinki Pay arkadaşlarım / Kayu, Sünger Bob, Şirinler yoldaşlarım /
Akar rengârenk düştükçe aklar, gözyaşlarım // “Anca bir büyük
kapar gelirim / Domates biber patlıcan közlerim / Sevişmek çok zor
sarılmak isterim / O kadar…” Efkârla başlayan konserin tam
ortasında bir çilingir sofrası kurmaları, salondaki konuk
müzisyenleri rakıya davet etmeleri, muhabbeti müzikle
harmanlamaları bizi mutlu eden hareketler.
Konserin bir dostlar buluşması olduğunu söylememe gerek yok.
Salondaki bütün yüzler tanıdıktı. Hakan Yılmaz’dan Hüsnü Arkan’a,
Burhan Şeşen’den Hüseyin Turan’a, Erdal Güney’den Mahmut Çınar’a
herkes oradaydı. Üstelik bir kısmı sahneye de çıktı. Burhan
Şeşen’in gitarıyla eşlik ettiği, Hüsnü Arkan’ın seslendirdiği
“Düşler Sokağı”, salondaki herkesin bir ağızdan söylediği
şarkılardandı. Burada küçük bir bilgi vereyim: “Yaş Hüzün
Şarkısı”nın bestecisi Deniz Bayrak, aynı zamanda Ezginin Günlüğü
kadrosunda yer alan müzisyenlerden. Kadıköy’ün şahane
plakçılarından Plakhâne’yi açan da o.
Topluluğun Deniz dışındaki üyeleri, Gökhan Tümkaya, Hüseyin
Cebişçi, Efe Demiryoğuran ve Evren Arkman. “Hallelujah”dan “Hüzün
Makamı”na uzanan şarkıları, bu ekip tarafından kotarıldı.
Daniska, Baltık Denizi’ndeki liman kentlerinden biri olan
Danzig/Gdansk’ın adından türetilmiş, "âlâ" ya da "daha fazlası"
anlamına gelen bir kelime. Topluluğun adı buradan. Kendilerini, "
‘Kaçabilirsiniz ama saklanamazsınız’ mottosuyla yola çıkmış ezber
bozmamaya özen gösteren müzik grubu” olarak tanıtıyorlar. Gökhan
Tümkaya, topluluğun kuruluşunu, 10 Ocak 2017 tarihinde twitter
üzerinde “40’lı yaşlarımızda hevesli ergenler gibi grup kurduk,
anında rejim değişti” cümleleriyle duyurmuştu. Sonrasında
şarkılarla onları tanıdık, sevdik. Bilhassa var olmayan bir dilde
söylenen "Bir İçim Su", pek çok dinleyiciye ulaşmalarını sağladı:
“Çuça cicoz / Zamkinos jojo kokoroz / Apiko saloz / Abandone zip
şaşkoloz…” '70'li yılların son deminde yapılmış "disko" şarkılara
benziyor. Şarkı kadar klibi de eğlenceli. Konserdeki tek eğlenceli
şarkı bu değildi ama: Sonlara doğru söyledikleri yaklaşık on
dakikalık potpuri, salonu ısıtan hareket. “Leylim Ley”den “We Will
Rock You”ya, Bon Jovi’den Grup Baran’a uzanan “farklı” şarkıları
tek bir potada eriten, dinleyiciyi oradan oraya sürükleyen
Daniska’nın konserde iki kez söylediği şarkı, bizi duygudan duyguya
savuran “Mış Gibi”. 2018 yılının son aylarında tanıştığımız bu
şarkı, konser günü ortama salınan albüme de adını vermiş. Berlin’in
öldürülmesinden duvarların yıkılışına pek çok hadiseyi içinde
barındıran, ejderhalardan pandalara uzanan, “lanet olası
federaller”den “Şakir’e çay yok”a uzanan sözleriyle güldüren şarkı,
darbeyi sonunda vuruyor: “Uzak şuramızdaymış / Derman yaramızdaymış
/ Ali aramızdaymış / Mış gibi kavuşalım…” Burada bahsi geçen Ali,
Gezi direnişi sırasında Eskişehir’de karanlık bir sokakta
dövülerek öldürülen 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz. Klipte
karşımıza çıkan 19 sırt numaralı Fenerbahçe forması, kalbimize bir
taşın oturmasına sebep.
Açık açık söyleyeyim: Tarihin ilk Daniska konseri, şahit olduğum
en eğlenceli konserlerden biriydi. Erdal Güney’le birlikte konseri
izlerken o kadar keyiflendik ki, çıktığımızda sarhoş gibiydik.
“İçkiden değil” dedik, “müzikten”. Konser sonrası başımızı
uzattığımız Daniska kulisi, gülen yüzlerle doluydu. Bu da, konserin
ne kadar güzel geçtiğini gösteriyor.
Konseri açan “Yaş Hüzün Şarkısı”, yakın dönemde yayımlanan
“Hayat Dudaklarda Mey” başlıklı kitabıma aldığım şarkı. En
sevdiklerimden. Arada karşımıza çıkan dizeler, sanki o kitap için
yazılmış gibi: “Gördüm ne mutlu mesutsun sosyal mecrada / Bense
çaresiz perişan gözlerim yolda / Yaş hüzündüm, damıtıldım, damla
damla // Bir dilim beyaz peynir yanıma / Buz istemez gidenlerin
ruhuna / Zeki’nin, Müzeyyen’in, Neşet’in aşkına / O kadar...”
Kitapta Daniska’ya ayırdığım bölümün başlığı, “Paylaşılacak ama
azalmayacak”. Tıpkı şarkıları gibi: Söylendikçe çoğalacak!