İzmir’de ‘İstemediğim halde vücuduma dokundu’ paneli

Eğitim Sen İzmir 3 No’lu Üniversiteler ve KYK Şubesi, Tarık Akan Gençlik Merkezi’nde “İstemediğim Halde Vücuduma Dokundu” başlığıyla bir panel düzenledi. Paneli çok sayıda üniversite öğrencisi izledi. Son yıllarda artan tacizin akademi alanından da geldiğini söyleyen Özlem Öztürk Arı, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde tuvalet duvarına yazılan “İstemediğim halde vücuduma dokundu” yazısıyla patlak veren teşhir sürecinin devam ettiğini belirtti.

Abone ol

İZMİR - Eğitim-Sen İzmir 3 No’lu Üniversiteler ve KYK Şubesi, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde "İstemediğim halde vücuduma dokundu’’ başlıklı bir panel düzenledi. Buca Belediyesi Tarık Akan Gençlik Merkezi’nde bir araya gelen öğrenciler ve avukatlar yaşanan taciz, cinsel saldırı, psikolojik şiddet gibi pek çok konuyu tartıştı.

Öğretim Görevlisi Dr. Özlem Öztürk Arı, moderatörlüğünde gerçekleşen panele konuşmacı olarak İzmir Barosu Kadın Hakları Merkezi'nden Avukat Şenay Tavuz ve İzmir Barosu Kadın Hakları Danışma ve Hukuk Araştırmaları Merkezi’nde görevli Avukat Mürüvvet Suatoğlu Balcılar katıldı.

Dokuz Eylül Üniversitesi’nde tuvalet duvarına yazılan “İstemediğim halde vücuduma dokundu” yazısıyla patlak veren teşhir sürecinin devam ettiğini belirten Özlem Öztürk Arı, "Son dönemde akademide yaşanan tacizleri ve bu taciz vakalarının akademide yarattığı sessizlik bağlamı üzerinden öğrencilerin cinsel taciz ya da kadına yönelik şiddet konusundaki farkındalıklarının artırılması çok önemli.’’ dedi.

'BİLİM İNSANI OLDUĞUNDA TACİZCİ OLAMAYACAKMIŞ GİBİ BİR ALGI VAR'

Türkiye’de son yıllarda artan taciz vakıalarında en çok eklenen örneklerin akademi alanından geldiğini söyleyen Arı, 'taciz vakıalarının akademi gibi bir alandan geldiğinde, “tacizci” sıfatını alan kişinin, akademik kariyeri, muhalif kimliği gibi pek çok etkenden dolayı üstünün örtüldüğünü' söyledi.  Arı, "Çünkü akademik çevrede, bilim insanı, hatta eleştirel ya da muhalif kişiliğe sahip olduğunda sanki tacizci olamayacakmış gibi bir algı var. Dolayısıyla biz onu yıkmak istiyoruz. İşin kötü yanı akademide olduğu için tacizin failini duyan insanlar da bazen ‘tacizci’ sıfatını bir türlü o kişinin üzerine konduramıyorlar. Taciz mağduru insanlar akademide gerekli yerlere başvurunca şikayetleri görmezden geliniyor. Üniversitede kurulan taciz komisyonları bir türlü işleyişini sürdüremiyor.  Akademide bir taciz vakIası olduğu zaman herkes bir sessizliğe gömülüyor.’’ ifadelerini kullandı.

ERKEK, ELİNDE BULUNDURDUĞU İKTİDARINI YILLARDIR SÜRDÜRÜYOR

Konuşmasına “İster kamusal alanda isterse özel alanda kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik olarak acı ve ızdırap veren her türlü eylem ve davranış şiddet olarak tanımlanıyor’’ diyerek başlayan Avukat Şenay Tavuz, örgütlenmenin önemine değinerek “Taciz eğer yakınınızdan, işvereniniz ya da hocanızdan geliyorsa bu yalnızlık duygusu çok yaygın oluyor. Ama yalnız olmadığını bilmesi onları güçlendiriyor. Bu nedenle mücadeleden yılmamak gerekiyor.’’ dedi.

'TACİZE UĞRAYANLAR MUHAKKAK HUKUKİ SÜRECİ BAŞLATMALI'

Toplumsal cinsiyet eşitsizlik nedeniyle toplumsal baskı ile karşılaşan kadınların seslerini çıkaramadıklarını ifade eden Avukat Mürüvvet Suatoğlu Balcılar da, 'kadına yönelik şiddet olaylarında geleneksel kodların açığa çıktığını' dile getirdi. Kadınların yaşadığı pek çok olayda “Çok seviyor o yüzden kıskanıyor, istemeden bana dokundu ama ben mi verdim bu cesareti?” gibi geleneksel kodlar olduğunu söyledi.

'Tacizi cinsel yönden rahatsızlık veren her türlü söz ve davranış olarak' tanımlayarak sözlerine devam eden Balcılar, "Üniversitede okuyan kadın öğrencilerin özellikle okulda genel olarak şiddete, tacize, flört şiddetine karşı konuşuyor olması önemli. Akademi dünyasında taciz farklı tavırlarla ortaya çıkıyor. Tacize uğrayanlar muhakkak hukuki süreci başlatmalı, avukatlardan destek almalı, asla sessiz kalmamalı. En azından en yakınına anlatmalı.” diye konuştu.