İzmir Marşı'nı besteleyen Rum!

İzmir Marşı zannedildiği gibi Milli Mücadele veya Cumhuriyet dönemi eseri değildir, daha eskidir, imparatorluk dönemine aittir, yani mehter marşı gibi bir Osmanlı marşıdır. Marşın bugün elimizde eski senelerden kalmış elyazması tek bir notası bile yoktu; 1940’lı ve 1950’li senelerdeki basılmış notalarda da eserin ismi “İzmir” değil, “Kafkasya dağlarında çiçekler açar” diye söylenmiştir, “Kafkasya”nın yerini “İzmir”in alması çok sonralarıdır. Peki besteci Zahariyadis Efendi kimdir?

Abone ol

DUVAR - 28 Şubat günlerinde “Onuncu Yıl Marşı” modası çıkmıştı, modası diyorum çünkü o günlerde sıkça söylenen bir marştı. Dünyanın her yerinde siyasal iklim her zaman kültür-sanat olaylarını etkilemiştir. O günlerde türban üzerinden yapılan siyaset, orduyu harekete geçirmiş ve post-modern darbe diye adlandırılan askeri müdahale gündeme gelmişti. Çiller-Erbakan hükümeti düşmüştü. Şeriat istediği iddia edilenlere karşı Atatürk vurgusu sık sık yapılıyordu. “Onuncu Yıl Marşı” ise adeta bir kesimin sloganı olmuştu, bugünlerde ise İzmir Marşı modası var. İlk olarak kim tarafından ve nasıl moda haline getirildi bilmiyorum ama burada bir konunun hakkını vermemiz gerekiyor; Türkiye'de her zaman müzik bu tür siyasi eylemlere malzeme edilmiştir ve edilmeye devam etmektedir. Müziğin siyasallaşması daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi benim hiç tercih etmediğim bir durum. Fakat her dönemde bu tür marşlar slogan haline geliyor. Olumlu ya da olumsuz; sonuç olarak bir rüzgar eser ve müziğin rotasını değiştirir. Şimdi de rota “İzmir Marşı” olarak belirlendi. Bir İzmirli olarak hangi konsere, hangi tiyatroya, hangi açık oturuma gitsem ya da TV kanallarında bazı mitingleri izlesem o etkinliğin bitişi İzmir’de hep İzmir Marşı ile oluyor. Yıllar önce TRT’de yayınlanan “Kurtuluş” dizisinde de İzmir Marşı çalınmıştı. Düzenlemesi ise Muammer Sun’a aitti. Daha sonra bu marşı Rengim Gökmen yönetiminde Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası da çalmıştı. Keşke söylenen doğru bir İzmir Marşı olsa... Baştan söyleyeyim; o söylenen marş İzmir Marşı değildir.

İZMİR MARŞI VE POPÜLER KÜLTÜR

Sakın bir İzmirli olarak şu anda söylenen İzmir Marşı’nı küçümsediğimi düşünmeyin; halka malolmuş tüm marşlarımız güzeldir, gurur duyarak söyleyebiliriz. Yeter ki yanlış söylenen İzmir Marşı gibi popüler kültüre kurban etmeyelim. İzmir Marşı diye söylenen eser bizim “marş” kavramımıza uyan bir bestedir, melodisi güzeldir ve herkes tarafından rahatça söylenebilecek bir şekildedir. Araştırma yapmak artık revaçta olmadığı için koca koca gazeteciler TV'de söyledikleri marşın İzmir Marşı olmadığını bilmiyorlar. Bu da çok garip bir durum, anlamak mümkün değil. İsminin önünde araştırmacı gazeteci sıfatı olanlar da bu söylediklerime dahil ne yazık ki. Klasik müzik şeflerimiz; Rengim Gökmen, Gürer Aykal ve Erol Erdinç’ten bu marşla ilgili bir itiraz bekledim ama onlardan da herhangi bir itiraz gelmedi.

Bu konuyu ayrıntılı olarak yazan tek kişi sevgili Murat Bardakçı oldu. Marşın geçmişi hakkında ayrıntılı bilgiler verdi. Bu marşın geçmişini bilmemiz açısında önemli bir yazı yazmıştı. Murat Bardakçı’nın yazdığı son derece faydalı fakat bu yazılanın aksine bu marş hakkında bazı yalan yanlış haberler çıkıyor, bu tür haberlere itibar edilmemesi gerekiyor. Murat Bardakçı hem belgeye dayalı bir yazı yazmıştır hem de müziği bildiği için konunun hakkını çok iyi bir şekilde vermiştir.

Bazı haber kaynaklarında eserin 1876 ile 1950 arasında yaşamış İzzeddin Hümayi Elçioğlu’nun bestesi olduğu söyleniyordu. Halbuki İzmir Marşı diye söylenen marş zannedildiği gibi Milli Mücadele veya Cumhuriyet dönemi eseri değildir, daha eskidir, imparatorluk dönemine aittir, yani mehter marşı gibi bir Osmanlı marşıdır. Marşın bugün elimizde eski senelerden kalmış elyazması tek bir notası bile yoktu; 1940’lı ve 1950’li senelerdeki basılmış notalarda da eserin ismi “İzmir” değil, “Kafkasya dağlarında çiçekler açar” diye söylenmiştir, “Kafkasya”nın yerini “İzmir”in alması çok sonralarıdır. Eserin kimin bestesi olduğu da, ayrı bir muammadır.

HERHANGİ BİR BELGE YA DA KAYIT YOK

Peki, İzmir Marşı nasıl oldu da İzzeddin Hümayi Bey’e maledildi? Marşın 1914’teki Kafkas harekatı sırasında bestelenmiş ama bestenin İzzeddin Hümayi’ye aidiyeti hakkında herhangi bir belge yada kayıt gösterilmemiştir. Bilindiği üzere 'Kafkas İslam Ordusu', Osmanlı Devleti'nin Doğu Ordular Grubu'na bağlı bir askeri birimdi. Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emriyle bu ordu, Bakü Muharebesi'ni kazanarak 15 Eylül 1918'de Bakü'ye girmişti. Bu marş da o günlerde yazılmıştı.

Marş, o günden bu yana İzzeddin Hümayi Elçioğlu’na mal edilir ama elde hiçbir kaynak bulunmamaktadır. Üstelik, Türkiye’nin en önemli nota yayıncılarından olan Şamlı İskender’in 1927’de çıkartmış olduğu üç ciltlik marş kitabında İzzeddin Hümayi’nin 20 adet eserinin olmasına rağmen yayında bu marş yoktur. İzzeddin Hümayi’nin bestelediği bir İzmir Marşı yok mu? Var ama sözleri de, bestesi de farklı. “Güzel İzmir” ismini taşıyan ve “Güzel İzmir, duman varmış başında / Arzum kaldı toprağında taşında” sözleri ile başlar. Daha da önemlisi: İzzeddin Hümayi Elçioğlu’nun kolleksiyonu, yani elyazması nota arşivi bundan 35-40 sene kadar önce kızı tarafından “Geçsin günler haftalar”, “İlkbahar yaz mevsim mevsim” yahut “Bana bir aşk masalından...” gibi unutulmaz şarkıların bestekarı Erol Sayan’a hediye edilmiş ama İzzeddin Hümayi’nin elyazısı ile olan binlerce nota arasında “İzmir” yahut “Kafkasya” Marşı yoktur. Bu haberlerin üzerine İzzettin Hümayi Elçioğlu’nun torununun oğlu konuştu. Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin orkestra şefi Naci Özgüç’ün Hürriyet’ten Güliz Arslan’a ve Burak Kuru’ya yaptığı açıklamalar şöyleydi; “Bu marşın ‘Kafkasya Marşı’ olarak babamın dedesi İzzettin Hümayi Elçioğlu tarafından bestelendiğini ailemden öğrenmiştim. Yaptığım araştırmalarda; İzzettin Bey’in 38 yaşındayken, cephede bestelediğinin sanıldığını gördüm. Çok önemli bir bestekâr olduğunu başka kaynaklardan da doğrulattım.”

KURT STRİEGLER Mİ BESTELEDİ?

Bu açıklama kafaları daha çok karıştırdı. Edindiğim bilgilere göre bu bestenin anonim bir beste olduğu anlaşılıyor. Sarıkamış ve Kafkas muharebelerinde okunmuş ama bestecisi bilinmeyen bir eser. Söz konusu marş gerçekten İzzeddin Hümayi’nin eseri olabilir fakat olmaması ihtimali de mevcuttur, bu karışıklık orijinal notanın günün birinde ortaya çıkması ile halledilebilecektir ama şimdilik görünen, o marşı söyleyen kesimin Cumhuriyet değil, gece gündüz bir Osmanlı marşını söylemesidir. Özet olarak günümüzde söylenen İzmir Marşı olarak bilinen marşın aslında 1. Dünya Savaşı sırasında Kafkas İslam Ordusu'na ithafen "Kafkasya Marşı" olarak yazıldığını çok az kişi biliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ise, bu marşın 1923 yılında Alman besteci Kurt Striegler tarafından bestelendiğini, notaların uzun bir süre kayıp olarak kaldığını ve 2007 yılında bulunduğunu belirtmişti. İzmir Büyükşehir Belediyesi bu marşın Kurt Striegler tarafından yazılmış notalarını yayınladığı takdirde tartışma yeni bir boyut kazanacaktır.

İZMİR MARŞI NEDEN SİYASALLAŞTI?

Peki nedir bu İzmir marşı merakı? Nereden çıktı ve siyasi slogan niyetine niye bu kadar çok söyleniyor? Niye ısrarla İzmir Marşı? Niye her etkinliğin bitiminde insanların dilinde bu marş var? Bunun cevabı tamamen siyasi niyetlerle söylenmesinden başka bir şey değil. Durum bizim ülkemizde böyleyken Yunanlı şarkıcı ve besteci Yorgo Dalaras İstanbul konserine İzmir Marşı ile başlamıştı da, seyirci şaşırmıştı. Yine ünlü bir Yunanlı şarkıcı olan Glikeria birlikte verdikleri "Afieroma sti Mikra Asia" (Anadolu'ya İthaf) konserinin DVD’sinde de birlikte söyledikleri İzmir Marşı’nı duyabilirsiniz. Dalaras'ın web sitesinde de şarkının adı "Emvatirio Smirnis" olarak geçiyor, yani Türkçesi İzmir Marşı. Dalaras marşı söylemeden önce yaptığı anonsta bu şarkıyı İzmirli Rumlar'a ve mübadillere ithaf ederek çalacaklarını söylüyor. Yani niyetler her söyleyene göre farklılık gösterebiliyor. Aslı Kafkas Marşı olan bu marşı söylemek bir İsrail şarkısını "Bir Başkadır Benim Memleketim" diye söylemekle neredeyse aynı. Kulakları çınlasın; sevgili İlham Gencer eşinin söylediği Memleketim şarkısını hiç sevmezdi ve bunu açıkça söylerdi. Sözünü ettiğim Ayten Alpman’ın söylediği “Memleketim” şarkısının sözleri Yitzchak Rayz adlı ABD'li bir yazara aittir ve başta Alan Scheer olmak üzere birçok şarkıcı tarafından defalarca seslendirilmiştir. Şarkının asıl adı Rabbi Elimelekh, Yahudi bir halk şarkısı. Şarkıyı dünya çapında tanıtan şarkıcılardan biri de Fransız Mireille Mathieu'dür ve “L`Aveugle” adını almış olan şarkıyı Fransızca sözlerle seslendirmiştir. 1905 Rusyasındaki Yahudi toplumunun yaşadığı zorlukları anlatan 1964 tarihli ünlü Damdaki Kemancı müzikalinde yer alan parçalardan biri de Rabbi Elimelekh' tir. Zaten “Memleketim” adlı şarkısının sözlerinde Türkiye ismi bile geçmiyor, Kıbrıs Barış Harekatı yıllarında popüler olan şarkıyı bugün hala duyuyoruz ve dinliyoruz.

İzmir’de, her yıl Cumhuriyet Meydanı’nda, İzmir’in kurtuluşu kutlanıyor. Son yıllarda her 9 Eylül törenlerinde “İzmir Marşı” çalınıyor. 9 Eylül günü çok özel bir gün, İzmir’imizin kurtuluşu. Fakat “İzmir Marşı” 9 Eylül kadar orijinal değil. Sırf İzmir’de değil, her yerde İzmir Marşı. Eğer gerçekten Atatürk’le ilgili bir marş söylenecekse, bunun için alıntı olmayan bir marş yazılmalı ve bestelenmeli, böylece orijinal bir marş da oluşmuş olur. Aynı bakış açısı Enver Paşa’ya yazılan bir türküyü de Atatürk’e mal etmişti:

Herkesin bildiği bir türkü vardır, bir Azeri türküsüdür ve çokça söylenir.

Hoş gelişler ola kahraman Enver Paşa

Bir emir ver orduna, Kafkas Dağını aşa

Askerin milletin bayrağınla çok yaşa

Değiştirilmiş hali ise;

Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa

Askerin milletin bayrağınla çok yaşa

İzmir Marşı sadece muhalefetin değil iktidarın da ilgisini çekti ve 2016 yılında, memleketi Erzincan'a giden Başbakan Binalı Yıldırım, Erzincan Belediyesi'ni ziyaretinde Mehteran Bölüğünün Binali Yıldırım'ın adının uyarlandığı İzmir Marşı ile karşılandı. "Aşılmaz dağları ustayla aştık… Tarihe izler bıraktın… Yaşa Binali Yıldırım çok yaşa… Adın yazılacak bu kutlu yolda…” şeklinde değiştirildiğini dinledik. Söylenebilir çünkü müzik hiç kimsenin malı değildir.

ZAHARİYADİS EFENDİ BESTELEDİ

Şimdi gelelim asıl İzmir Marşı hangi marş onu yazmaya. Gerçek İzmir Marşı, İzmirli bir Rum olan besteci Zahariyadis Efendi tarafından bestelenmiştir. Kaydı merak edenler Youtube üzerinden bulabilirler. Ayrıca bahsettiğim kayıt, Kalan Müzik etiketiyle Osmanlı Marşları albümünde 1999 yılında yayınlandı. Odeon Orkestrası, yani Odeon plak şirketi orkestrası ile Mizika-i Hümayun Orkestrası bu marşı Hafız Yaşar yönetiminde 1908 yılında kaydetmişti. Yani sözleri olmayan askeri bir marştır ve müzikalitesi de bir çok kişinin takdirini kazanmıştır. Mizikay-i Hümayun Orkestrası, 1826'da Sultan 2. Mahmut döneminde Mızıka-i Hümayun adıyla İstanbul'da kuruldu ve 1924'ten itibaren Riyaset-i Cumhur orkestrası adıyla çalışmalarını Ankara'da sürdürdü.

HAFIZ YAŞAR KİMDİR?

Hafız Yaşar Okur kimdir; bugünlerde Demokrat Parti döneminden sonra tekrar siyasetin konusu olan Türkçe ezanı ilk okuyan kişidir. İlk olarak 1932 yılı Ramazan ayında yaşanan bu olay, o günlerde İstanbul'un birçok camiinde tekrarlanmıştı. Mustafa Kemal Atatürk'ün emriyle, Kuran'ın Türkçe okunmaya başlanmıştı. Türkçe Kuran'ı ilk okuyan Hafız Yaşar Bey'di. 22 Ocak günü Yerebatan camiinden yükselen Türkçe ezan hızla diğer camilere de yayıldı. Giderek daha fazla camide Türkçe Kuran okunuyor, bu camiler, meraklı kalabalıklarla dolup taşıyordu. Asıl büyük olay, 27 Ocak günü Süleymaniye camii, 29 Ocak günü de Sultanahmet camiinde gerçekleşti.

Hafız Yaşar sonraki adıyla Hafız Yaşar Okur; 9 Şubat 1886 tarihinde İstanbul’da Samatya’daki Sancakdar Hayreddin Sadi Dergahı’nda doğdu. Babası aynı dergahın şeyhi ve Meclis-i Meşayih üyesi Rifat Efendi, annesi Ayşe Zîşan Hanım’dır. Koca Mustafapaşa Sıbyan Mektebi’nden sonra Etyemez’de Kurra Hakkı Efendi’den hıfza başladı. Hıfzını tamamlamasının ardından girdiği Davud Paşa Rüşdiyesi’nden mezun oldu. Şehzadebaşı’nda Muallim İsmail Hakkı Bey’in kurduğu Musiki-i Osmani Cemiyeti’ne üye kaydedildi. 2. Meşrutiyet’in ilanından sonra Musiki-i Osmani Cemiyeti ile birlikte İttihat ve Terakkinin daveti üzerine Selanik’e giderek Beyaz Kule’de konserler verdi ve orada Sanayi-i Nefise madalyasıyla ödüllendirildi. 1924’te hilafetin kaldırılmasından sonra Ankara’da kurulan Riyaseticumhur İncesaz Heyeti’nde yüzbaşı rütbesiyle kısım muallimliğine tayin edildi. Ankara’da Mustafa Kemal Atatürk’ün takdirini kazandı; imtihanla Riyaseticumhur İncesaz Heyeti şefliğine, Atatürk’ün emriyle de binbaşılığa terfi ettirildi. 1930’da kendi isteğiyle emekliye ayrıldı ve ölümüne kadar Atatürk’ün yanında bulundu. Daha sonra İstanbul Belediye Konservatuvarı İcra Heyeti’ne tayin edildi. Atatürk’ün vefatına kadar devam eden bu vazifeden istifa ederek ayrıldı. Aralık 1931’de ezan ve kameti tercüme işiyle görevlendirilen dokuz kişi arasında yer aldı. 23 Kasım 1966 tarihinde İstanbul’da vefat etti ve Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi. Muzıka-i Hümayun’daki görevi sebebiyle “Muzıkalı Yaşar” ve daha çok “Hafız Yaşar” olarak tanındı. Hafızlığı, hanendeliği ve mevlidhanlığı ile şöhret bulan Yaşar Okur bestelediği eserlerde bu sahadaki kudretini ortaya koymuştur. Tekke hayatı içinde yetiştiğinden küçük yaşta kendini dinî mûsiki atmosferinde buldu. Pürüzsüz tiz sesiyle şöhret bulan Hafız Yaşar gazel formunun en büyük üstatları arasında anılır. Selanik’ten dönüşünden sonra Homocord plak şirketinin davetiyle doldurduğu elli plağın çok rağbet görmesi üzerine Lirfon, Orfeon, Odeon ve Columbia plaklarına 1000’i aşkın şarkı ve gazel okumuştur. Hafız Yaşar’ın bestelerinde klasik form tekniğiyle lirik ifadenin ustaca buluştuğu görülür.

İZMİR MARŞI'NIN BAŞINA GELECEKLERİ TAHMİN EDEMEZSİNİZ!

Günümüzde söylenen İzmir Marşı’nın pop versiyonu, rock versiyonu hatta rap versiyonu bile var. Bir eser popülizme kurban gitmesin, başına gelecekleri tahmin bile edemezsiniz. Müziğin siyasete kurban edilmesi ne ilk ne de son, bu durum her zaman olacaktır ve her kesim kendi müziğini yaratma çabasına girecektir. Önemli olan gerçeği bulmak ve araştırmak, benim gönlüm “gerçek” İzmir Marşı’nın unutulmasına razı gelmedi. Öncelikle hem 100 yılı aşkın bir süredir İzmir’li olan bir ailenin ferdi olarak hem bir müzik yazarı olarak buna karşıyım. Şu anda söylenen İzmir Marşı’na bir itirazım yok, herkes istediği marşı, istediği niyetle söyleme özgürlüğüne sahiptir. Yeter ki bilerek söyleyelim ve dinleyelim. Aksi takdirde unutulan çok değerli eserlere yazık olacaktır.

Bugün söylenen İzmir Marşı da bize aittir, Zahariyadis Efendi tarafından bestelenen gerçek İzmir Marşı da bize aittir. Yeter ki birini yüceltirken diğerini unutmayalım ve göz ardı etmeyelim. İzmirli Rum Zahariyadis Efendi"nin Yunanların düğünlerinde çaldığı marş da bizimdir. İzmir Marşı’nın başına başka şeyler de gelmedi değil, daha önce İttihat ve Terakki yöneticileri tarafından sevilmiş, "Yaşa Enver Paşa" sözleriyle söylenmişti. Yine bir kesimin çok sevdiği “Çırpınırdı Karadeniz” şarkısının 1700'lü yıllarda Rusya’da, Ermeni besteci Sayat Nova tarafından yazılıp bestelendiğini biliyor muydunuz? Peki Pontos Rumlarının "Vatanıma Ağlıyorum" şarkısı daha sonra "Ben Seni Sevdiğimi" adlı bir aşk şarkısı haline getirildiğini? Yine bir Ermeni şarkısı yıllar sonra Sibel Alaş"ın sözleriyle "Sebebim Aşk" şarkısına dönüştürüldü ve seslendirildi. Pontus halkının müziği ile ilgili şarkılar daha sonra çokça Türkçe sözlerle söylendi ve meşhur oldu. Belki bir gün Zahariyadis Efendi’nin yeni şarkıları da gün yüzüne çıkar ve bizler de dinleme fırsatı bulmuş oluruz.

1908 yılında yayınlanan, orijinal İzmir Marşı’nı merak edenler için link: