İzmir Kukla Günleri başlıyor: Karagöz köşesinde oturup bekleyemez!

Uluslararası Kukla Günleri Direktörü Selçuk Dinçer, bu yılki organizasyona ilişkin bilgi verdi. Dinçer, festivalin bu yılki simgelerinden birinin neden 'selfi çeken Karagöz' olduğunu şöyle anlatıyor: "Karagöz orada köşesinde oturup bekleyemez. Kalkmalı ve harekete geçmeli. Çağa uydurmamız lazım Karagöz'ü."

Abone ol

İZMİR- Dünyanın en çok bilinen kukla festivallerinden biri olan İzmir Uluslararası Kukla Günleri 12'nci kez İzmir’de başlıyor…

İzmir Uluslararası Kukla Günleri bu yıl da dünyanın her tarafından yüzlerce sanatçıyı buluşturacak. 1-18 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek festivale 26 ülkeden 50 kukla tiyatrosu topluluğu katılacak. Grafik sanatçısı Ahmet Erkin Gürlen imzalı festival afişinde simge karakterler; Pupi ve Mario ile selfi çeken Karagöz.

OKULLAR ARASI KUKLA OYUNLARI YARIŞMASI

Bu yıl festival programında 26 ülkeden 50 kukla tiyatrosu topluluğu 58 gösteriyi, 59 mekanda, 279 kez sahneleyecek. Bir söyleşi ve bir konferansın gerçekleştirileceği festival programında, 3 adet sergi  sanatseverleri ağırlayacak. İlköğretim okulları arası kukla oyunu yarışmalarının da yapılacağı festivalde her yaştan izleyiciye uygun etkinlikler yer alıyor.

İzmir’in sanatsal ve kültürel gelişiminde kukla festivalinin yeri nedir, uluslararası bir festival olmasına rağmen Türkiye’de yeteri kadar biliniyor mu? Bu yıl ki afişte Karagöz neden selfi çekiyor? 12 yıl önce festivali İzmir’de başlatan Uluslararası Kukla Günleri Direktörü Selçuk Dinçer sorularımızı cevapladı.

'EN ÇOK SANATA İHTİYACIMIZ VAR BELKİ DE'

Kukla festivalinin İzmir’in sanatsal ve kültürel gelişiminde yeri nedir?

Bu festivalle modern kukla sanatının dünya çapında örneklerini getirdik İzmir'e. En çok duyduğum şey hala "Kukla bu muymuş?" tepkisi. Ali Poyrazoğlu'nun güzel bir lafı var, "İzmir kent taklidi yapan bir kasabadır" diyor. Bunu tabi İzmir’in kültürel ve sanatsal yapısına bakarak söylüyor. Bizim hep şikayet ettiğimiz konu İzmir'in sanatçıları yetiştirip sonra İstanbul başta olmak üzere başka kentlere kaptırmasıdır. Bu bir realitedir, İzmir sanatçıyı yetiştirir ama elinde tutamaz.

Bu festival inkar edilemez şekilde İzmir'in kültür sanat hayatına ciddi bir renk kattı. Bir parça rekabet yarattı, dinamizm getirdi. Yıllardır ‘’İzmir'de bir şey olmaz’’ gibi yanlış ve kalıplaşmış bir zihniyet vardı. İzmir'in böyle bir makus talihi yok. Birçok insan bu sayede bir şeyler yapılabileceğini gördü. Bunu hayal edemeyen insanlara o büyük resmi yapıp önlerine koymak, biz bir parça bunu başardık. Her yıl İzmir'de büyük bir heyecan yaşanıyor bizim festival dönemimizde.

Sapiens 2 de festival programında yer alan gösteriler arasında

'12 YIL ÖNCE KUKLA HİÇ TANINMIYORDU'

İzmir'de büyük bir heyecan yaşanıyor ama sizce Türkiye'de yeterli ilgiyi görüyor mu ya da yeterince biliniyor mu?

Türkiye'de yeterince tanındığını söyleyemem maalesef. İzmir'in kendi basın yayın organları var. Ulusal çapta yayın yapan gazetelerin de İzmir sayfalarında yayınlanıyor. Dolayısıyla festival haberlerini İzmirli okuyucu okuyor, Türkiye'nin geri kalanı, haberdar olamıyor. Böyle bir gerçek var. 12 yıl önce kukla hiç tanınmıyordu. Karagöz de çok az biliniyordu. Bugün bile hala gölge oyununu insanlara sorsanız bilirler ama üzerine biraz konuşmaya kalksanız çok fazla bilmediklerini görürsünüz.

Dünyada durum nasıl peki?

30 sene önce kukla sanatı devinmeye başladı, özellikle Avrupa'da. Hemen hemen her ülkede geleneksel kukla formu var. Kimi ülkelerde çok sevilerek izlenirken, kimi ülkelerde unutulmaya yüz tutmuş haldeydi. Dünyada değişim rüzgarları başlamışken bazı vizyoner sanatçılar farklı sanat dallarını, farklı teknikleri geleneksel formlarla birleştirerek çok yönlü işler çıkarmaya başladılar ortaya. Günümüzde artık kukla sanatı her türlü tekniği ödünç alan, kendine özgü formlarla harmanlayan ve gerçekten de ortaya çok modern çok multidisipliner işler çıkaran bir sanat dalı haline dönüştü. Bugün bazı ülkelerde İtalyan tiyatrosunun çerçeve tiyatrosu dediğimiz konvansiyonel formunu geride bırakmış durumda. Böyle olunca kukla sanatı renklendi, dinamizm kazandı, izleyicisi ve ilgilisi arttı.

Pelegrino Artuzi ‘birlikte keyifle aynı sofraya oturup aynı yemekleri zevkle paylaşan insanların kavga edemeyeceğini' söylemişti bir kitabında. Bana kalırsa 'yemek' bir simge, burada bir kültür paylaşımından bahsediliyor. Birlikte zevkle aynı kültürü paylaşan insanların savaşamayacağı vurgulanıyor. Bugün sanata çok ihtiyacımız var, en çok sanata ihtiyacımız var belki de. Bir şeyleri sorgulayacaksak, geliştireceksek, iyileştireceksek, onaracaksak bunun yolu sanattan geçiyor.

'KARAGÖZ BİZİM GURUR KAYNAĞIMIZ'

Karagöz'ü görsellerinizde hep kullanıyorsunuz…

Tabii kullanıyoruz, o bizim gurur kaynağımız. Karagöz dünyanın en önemli kukla geleneklerinden biri. Bugün dünyada kuklaya gerçekten ilgili olan birisi mutlaka Karagöz'ü bilir. Bizim de mutlaka sahiplenmemiz gerekir. Karagöz bu müzelik haliyle kesinlikle korunmalı ama bana kalırsa biraz geliştirilmeli de. Farklı modern yaklaşımlar getirilmeli. Dünyada birçok örneği vardır, kendi geleneklerinden yola çıkarak farklı yollar üsluplar geliştirir sanatçılar. Bizde de bu yapılabilir, yapılmalı da..

Yani Karagöz o eski formunu hiç değiştirmemiş, aynı öyküleri oynamış, gündemden hiç bahsetmemiş olsa unutulur muydu?

Hatırlarsınız Karagöz bir dönem unutulmaya yüz tutmuşken gereksiz bir tartışma başlamıştı, "Yunanlar Karagöz'ümüzü çalıyor" şeklinde. Oysa ki onlar da zaten başka bir gölge oyunu formu var, adı da Karagiozis. Farklı bir kukla geleneği, tipleri farklı, oynatım tekniği farklı, perdesi farklı, oyunun içindeki tiplemeler ve öyküler bambaşka. Onlar Karagiozislerini biraz dünyada tanıtır ve sevdirir hale gelince bizim bazı Karagözcülerimiz eyvah Karagöz'ümüzü çalıyorlar gibi gereksiz bir panik yaşadılar. Bu durum Karagöz'ün yeniden sahiplenilmesini sağladı, yararı oldu. Karagöz içerik olarak tabi ki bugünü yakalamalı ama teknik olarak da geleceğe uzanmalı. En azından selfi çekebilmeli Karagöz. Ülkemizi dünyada güncel anlamda temsil edebilen sanat eseri sayısı o kadar az ki. birkaç sanat dalında ilerliyoruz, diğerlerinde ise yerimizde sayıyoruz.

Salçuk Dinçer, Kukla Günleri, hakkında bilgi verdi.

Karagöz neden selfi çekiyor?

Bugün artık böyle bir gerçeklik var. Karagözün selfi çekmesi bu yılki sloganımızla çok bağlantılı. "Gelişim için kukla izleyin."

Karagöz de selfi çekebilmeli. Karagöz orada köşesinde oturup bekleyemez. Kalkmalı ve harekete geçmeli. Çağa uydurmamız lazım Karagöz'ü. Bu yüzden selfi çekiyor.

HİÇ BİR KENT YALNIZCA TİCARETİYLE MARKA OLMAZ

"Gelişim için kukla izleyin"i konuşalım biraz. Sanatsal, kültürel gelişim mi bu sadece?

Her açıdan gelişim için. Sanatsal gelişim, vizyonda gelişim, çocuklarda zihinsel gelişim, hatta turizmde gelişim için bile... Bugün kaç şehir kuklalarla turizme destek veriyor biliyor musunuz? En azından İzmir'de kukla, turizmi geliştirici bir araç olarak rahatlıkla kullanılabilir. Sadece festival zamanı şehirlerde gezerken gidip oyun izleyen meraklı gezginlerden bahsetmiyorum. Bir yıla yayılarak veya turizmin yoğun olduğu dönemlerde kuklayla turizm desteklenebilir.

Mesela ailelerin turistik bir rota oluştururken dikkat ettikleri şeylerin başında, kendi tatili esnasında çocuğunun orada ne yapacağı gelir. Kukla bugün dünyanın birçok yerinde özellikle okul öncesi ve ilköğretim çağındaki çocuklar için bir eğitim ve rehberlik aracı. Çok yerleşik bir şekilde kullanılması lazım. Bu nedenle ‘’Eğitimde kuklanın yeri ve önemi’’ konulu sempozyumlar yaptık geçmiş yıllardaki festivallerde.

'HİÇ BİR KENT YALNIZ TİCARETLE AYAKTA KALMAZ'

Bu tür organizasyonların sürdürülebilir olması oldukça zor. Bu anlamda bir finans desteğiniz var mı?

Evet, işin bizim için en zor kısmı bu. Sadece bizde değil, dünyada böyle. Bir takım finansal destekler üretmeniz lazım. Destek bulmanız, sponsorluk ilişkileri kurmanız lazım. Bizde, bu tür işler hemen yerel yönetimlerin üzerine atılıveriyor. Ancak onların da gücü bir yere kadar. Elbette yerel yönetimler de bu işlerin içinde olmalı ve gereken desteği vermeli ama bu iş asıl olarak özel sektörle çözülmeli.

Ne yazık ki özel sektör özellikle İzmir'de bir vizyon eksikliği içerisinde. Oysa ki bu gibi konularda elini taşın altına sokmak zorunda. Hiçbir kent yalnızca ticaretiyle marka olmaz. Örneğin Milano en çok fuar düzenlenen yerlerdendir, oraya çeşitli sebeplerle, operaya, tiyatroya gelen insanlar özel sektörü ayakta tutarlar. Bir gün bu kent dünyanın kültür sanat merkezlerinden birisi olursa o zaman bu ülkenin ticareti de gelişecektir.

Festival afişi