İYİ Partili Dervişoğlu: Hiçbir silah sahibine sadık değildir

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Musavat Dervişoğlu, AK Parti-MHP ittifakının seçim stratejilerini, kendilerini saf dışı bırakmak üzerine kurduklarını söyledi. Dervişoğlu "Yasa yapma yetkisini rakiplerine karşı bir silah olarak kullananların sonu her zaman hüsran olmuştur. Unutulmamalıdır ki, hiçbir silah sahibine sadık değildir" diyor.

Abone ol

İZMİR - Bir dönem Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı görevini de yürüten Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İzmir eski İl Başkanı Musavat Dervişoğlu, 24 Haziran seçimlerine İYİ Parti İzmir 1. Bölge, 1. sıradan milletvekili adayı olarak giriyor.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevini de yürüten Dervişoğlu ile seçim sürecinde yaşananları, Türkiye ve İzmir'in en temel sorunlarını neler olarak gördüklerini parlamentoya girmeleri durumunda bu sorunların çözümü için ne tür çalışmalar yapacaklarını konuştuk.

'YASA YAPMA YETKİSİNİ SİLAH OLARAK KULLANANLARIN SONU HEP HÜSRAN OLMUŞTUR'

Öncelikle erken seçim kararıyla başlayalım. Devlet Bahçeli’yi yakından tanıyan bir siyasetçi olarak iktidar bloku sizce neden erken seçim kararı aldı? Bu kararın alınmasında İYİ Parti’nin çıkışının bir rolü var mı?

Türkiye her açıdan zor günler geçiriyor. Bu iktidar iş başında kaldığı sürece daha kötü günlerin kapıda olduğu aşikar. Bunu en iyi Erdoğan ve Bahçeli biliyor. Zamanında yapılacak bir seçimde kazanabilme ihtimallerinin bulunmaması nedeniyle, hem sistem hem de seçim kanununda değişiklikler yaparak baskın bir seçim tercihinde bulundular. Ayrıca seçim takvimini belirlerken de İYİ Parti’yi saf dışı bırakacak formülleri hayata geçirdiler. Her ikisinin de işbaşına geldikleri günden bu yana ilk kez stratejileri İYİ Parti’nin bir karşı hamlesi ile akamete uğradı. Moral bozuklukları biraz da ondandır. Ayrıca siyasi tarih, yasalarda değişiklikler yaparak sonuçları lehlerine çevireceklerini düşünenlerin yanıldıklarına dair çok sayıda örnekle doludur. Yasa yapma yetkisini rakiplerine karşı bir silah olarak kullananların sonu her zaman hüsran olmuştur. Unutulmamalıdır ki, 'hiçbir silah sahibine sadık değildir.'

'HERKESİN ANLATILACAK BİR HİKAYESİ VAR' 

Siz uzun yıllar MHP’nin neredeyse her kademesinde görev almış zaman zaman parti yönetimini de eleştirmiş bir siyasetçisiniz. Neden İYİ Parti'ye katılma kararı verdiniz?

Ben o yapının anonim değerleriyle yetiştim ve bunu asla inkar etmem. Onlar ne söylerse söylesin, verdiğim mücadele, akıttığım ter, harcadığım emek ve şartlar gerektirdiğinde katlandığım riskler hepsi anamın ak sütü gibi helal olsun. Eski partim ile ilgili çok fazla konuşmak istemiyorum. Ancak iktidara ve yönetmeye talip olmayan görüntüsü dün olduğu gibi bugün de içimi acıtıyor. Şimdi bir başka partinin kurucusu ve yöneticisiyim. Potansiyelimizin bu ülkeyi yönetmeye elverişli olduğuna inanıyorum. Kadrolarımız, bilgi, birikim, tecrübe ve liyakat yönüyle en üst düzey kadrolardır. Siyaseti yaşadığınız ülkeye borcunuzu ödemek için bir araç olarak görüyorsanız, bunu gerçekleştirebilecek bir siyasi organizasyonun içinde olmaktan geri durmayacaksınız. İYİ Parti bu yönüyle yeni bir başlangıcın adıdır. Herkesin anlatılan bir hikayesi var. Biz anlatılacak ve nesillerden nesillere aktarılacak bir destanın öznesi olmak istiyoruz. İYİ Parti’yi bunu gerçekleştirecek adres olarak görüyorum.

'MÜŞTEREKLER ÜZERİNDEN HAREKET ETMEK ZORUNDA OLDUĞUMUZUN FARKINDAYIZ'

İYİ Parti’nin CHP tabanı da dahil olmak üzere etki alanın geniş olduğu konusunda görüşler var. İzmir'i, İzmirliyi iyi bilen bir siyasetçisiniz. MHPve AK Parti seçmeninden İYİ Parti’nin ne kadar oy alabileceği herkesin merak ettiği bir soru. Bu konuda sizin görüşünüz nedir? 

Biz bu yola çıkarken toplumun bütün kesimlerini kucaklamaya muktedir bir siyasi merkez oluşturacağımızı ifade etmiştik. Görünen ve anlaşılan o dur ki başarılı olmuşuz. Milletvekili aday listeleri açıklandığında farkımız daha da fark edilir oldu. Her iki seçim çevresinde iddialı adaylarla yola çıkıyoruz. Birbirinden farklı dünya görüşlerine sahip bunca insanı, aynı yapının içinde nasıl harmanlayabildiğimizi soruyorlar bizlere. Öncelikle bilinmesini isterim ki; karşıtlıklar üzerinden değil, müşterekler üzerinden hareket etmek zorunda olduğumuzun farkındayız. Asgari müşterekleri bile aşarak, azami mutabakat çizgisinde bir araya geldik. Sevdamız Türkiye, kaygımız Türkiye’nin geleceğidir. Üzerinde birleştiğimiz temel mutabakat da budur. Ayrıca biz bir mecburiyetten doğduk ve bizi bir araya millet getirmiştir. Bu büyük millet, hamaset, hakaret ve husumet dilinden bıktı usandı. Sorunlarını aşmak, korkularından kurtulmak istiyor. O nedenle de İYİ Parti’yi bir medet kapısı olarak görüyor. Bu sadece benim değil, her partiden İzmirlinin görüşüdür. Dolayısı ile hem CHP’den, hem MHP’den, hem de AK Parti’den yoğun bir biçimde oy alacağız. En çok oyu nereden alacaksınız diye sorarsanız, hiç şüphe yok ki AK Parti diye cevaplarım. Çünkü bilirim ki; İzmir taassupların değil, yeniliklerin şehridir. Burada aranan daha çok demokrasi, daha çok adalet, daha çok hürriyet ve daha çok eşitliktir. İzmir güçlü kardeşlikler diyarıdır. İzmir, bu gerçekten ilham alarak yüzünü güneşe çevirecek ve İYİ Parti’den yana tavır koyacaktır.

'BAHÇELİ'NİN ERDOĞAN'I ÇARE OLARAK GÖRMESİ ÇELİŞKİLERİN EN BÜYÜĞÜDÜR'

MHP lideri Devlet Bahçeli sık sık Türkiye'nin bir beka sorunu olduğundan ve Cumhurbaşkanlığı sisteminin zorunluluğundan bahsediyor. Sizce Türkiye’nin bir beka sorunu var mı? Bu bağlamda İYİ Parti’nin Türkiye vizyonu nedir?

Türkiye jeopolitiği itibariyle riskli bir coğrafyadadır. Bize vatan kılınan bu toprakların avantajları olduğu kadar dezavantajları da mevcuttur. Yanlış yönetilirseniz avantajlarınızı kaybeder, dezavantajlarla boğuşmak zorunda kalırsınız. Bugün yaşanan bir beka sorunu varsa, kaynağı 16 yıldır işbaşında bulunanların yanlış politikaları ve uygulamalarıdır. Türkiye esasen bunu aşmak zorundadır. Yani yanlış kararlar alan, yanlış politikalar uygulayan ve bu yaptıklarıyla beka sorununa yol açan bu iktidardan kurtulmalıdır. Bahçeli beyin eski konuşmalarına baktığınızda beka probleminin kaynağı olarak tanımladığı Erdoğan’ı kurtuluşa çare olarak göstermesi çelişkilerin en büyüğüdür. Açıklanması fevkalade güç bir garabet örneğidir. Türkiye bu sıkıntılardan İYİ Parti ile kurtulacaktır. Ekonomide güven ortamı yaratılacak ve üretim ekonomisine geçilecektir. Dış politikada yaşanan irtifa ve itibar kayıpları telafi edilecektir. Eğitim sistemi çağa uygun bir şekilde yeniden yapılandırılacaktır. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir Ortadoğu ülkesi görüntüsünden uzaklaşılacaktır. Vizyon dediğiniz sadece bir gelecek düşüncesi oluşturmak değil, aynı zamanda da gelecekten güne bakabilmeyi mümkün kılabilmektir. Neyiz? Neredeyiz? Nereye varmak istiyoruz? Bulunduğumuz yerden varmak istediğimiz hedefe nasıl gideriz? Bu sorulara cevap bulabilmektir... İYİ Parti, bu yönüyle hazırlıklarını tamamlamış ve milletimizi aydınlık ufuklarla buluşturabilecek projelerini şekillendirmiştir. Türkiye’nin üzerine bir güneş gibi doğmaya hazırız.

'CUMHURİYETİ FABRİKA AYARLARINA GERİ DÖNDÜRECEĞİZ'

Sizce siyasetin ve toplumun bu kadar gerildiği ve kutuplaştırıldığı bir dönemde İYİ Parti’nin misyonu nedir ya da ne olmalıdır?

Bizim görevimiz kutuplaştırmak değil kucaklaştırmaktır. Türkiye uzunca bir zamandan beri karşıtlıktan beslenen bir iktidar tarafından yönetiliyor. Bu siyaset anlayışının artık sonuna gelinmiştir. Zira iktidar sahiplerinin istismar edeceği hiçbir değer kalmamıştır. Velhasıl sıfırı tüketmişlerdir. Değerler aşındırılmıştır, asıl sıkıntı budur. Hürriyetler askıya alınmış, adalet duygusu zedelenmiştir. Adalet duygusunun zedelendiği toplumlarda zedelenmeyen hiçbir müessese kalmaz. Bu ülkenin değerlerine sahip çıkmasını temin edeceğiz. Unutturulan doğruları tekrar hatırlattıracağız. Millet bizden iyi şeyler yapmamızı ve iyi şeyler söylememizi bekliyor. Milletin beklentilerini emir telakki edip misyonumuzu yerine getireceğiz. Barışı, huzuru, kardeşliği, adil gelir bölüşümünü, refahı, hürriyeti ve bağımsızlığı herkesten daha çok hak ediyoruz. Yaraları saracak ve tahribatı onaracak bir anlayışla mutlu bir Türkiye vaat ediyoruz.

İYİ Parti olarak genelde Türkiye’ye ve özelde İzmir’e en temel vaatleriniz nelerdir?

Cumhuriyeti fabrika ayarlarına geri döndüreceğiz. Demokratik parlamenter sistemi yeniden inşa edeceğiz. YÖK’ü kaldırıp üniversiteleri çağa uygun hale getireceğiz. Hukukun üstünlüğünü hakim kılacağız. Üretim ekonomisine geçecek, yüksek katma değerli teknolojik üretime yöneleceğiz. Sosyal hukuk devleti olmanın icaplarını hayata geçireceğiz. Dış politikada maceracı hamleler yerine ihtiyatlı politikalar uygulayacağız. Olağan şartlarda imkanlarından yararlanmak adına sürdürülen OHAL’i kaldıracağız. Kredi kartı borçlarından kaynaklı icra ve hacizleri durduracağız. Tarlaları sürülebilir, fabrikaları çalıştırılabilir, tencereleri kaynatılabilir hale getireceğiz. Üniversite mezunu gençlere yardım değil, maaş vereceğiz. Özelleştirmeden kaynaklı sorunları aşacağız. Bu ülkenin tüm dertlerine çare olacak projelerle geliyoruz. Seçim beyannamemizi açıkladık. Ayrıntılar oradadır. Büyük ve güçlü bir Türkiye vaat ediyoruz. Hiç kimse moralini bozmasın. Çağa ve gelecek çağlara mühür vurmak üzere yollara düştük. Önce talihi, sonra tarihi değiştireceğiz. Milletimize inanıyor ve güveniyoruz. Onlar da bizlere güvensinler.