İstanbul'da 24 Nisan anmasına izin verilmedi

1915 ve sonrasında hayatını kaybeden Ermenileri anmak için her 24 Nisan'da yapılan anma toplantısına izin vermeyen İstanbul Valiliği'nden izin çıkmadı. Açıklama İHD'de yapıldı...

Abone ol

İSTANBUL - Ermeni soykırımında ve sonrasında hayatını kaybeden Ermenileri anmak için 2010'dan bu yanan düzenlenen etkinlik İstanbul Valiliği tarafından yasaklandı.

109. yıldönümü açıklaması İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde yapıldı. Polis açıklama öncesinde İHD’nin bulunduğu sokağı ve çevresini ablukaya aldı.

‘BİZ HALEN BURADAYIZ’

Dernek içinde düzenlenen anma programında konuşan DEM Parti MYK Üyesi Murad Mıhçı, “Korkuyoruz. Konuşacak kimse kalmadı. İki veya üç arkadaş kaldık. Kalanlar da zor şartlarda ne yapabiliriz diye düşünüyoruz. Biz halen buradayız ve inatla mücadele etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘ADINI KOYUYURUZ: SOYKIRIM’

İnsan hakları savunucusu avukat Eren Keskin de yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Ermeni Soykırımı'nı İttihatçı ideolojinin gerçekleştirdiğini ve cumhuriyetin aynı ideolojiyle kurulduğunu biliyoruz. Birilerinin söylediği gibi cumhuriyet bir kopuş ya devrim değil. Bu ideolojinin bir devamı... Bu konu tartışıldığında 'arşivleri açmaya hazırız' diyorlar. Hiç hazır olmadıklarını bizleri yargılayarak gösteriyorlar. Buna rağmen bu kararlılığımız devam ediyor. Adını koyuyoruz. Evet büyük felaket. Ama adı soykırım. Erdoğan ilk kez üzüntü bildiren lider oldu ama ardından devlet kuruluş kodlarına geri döndü.”

Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon Üyesi Gülistan Yarkın da açıklama metnini okudu. Açıklamada şunlar belirtildi:

ERMENİ VARLIĞINA SON VERİLDİ: Bundan 109 yıl önce 24 Nisan 1915’de zamanın Osmanlı toplumunun sanat, edebiyat, düşünce ve kültür dünyasının en üretken temsilcilerinin de aralarında bulunduğu 200 İstanbullu Ermeni gözaltına alındı. Önce merkez cezaevi olarak kullanılan Mehterhane’ye yani bugün Türk İslam Eserleri Müzesi’nin bulunduğu Merkez Cezaevi’ne, ertesi gün Sarayburnu’na götürülerek orada kendilerini bekleyen bir gemiye bindirilip Haydarpaşa tren istasyonuna götürüldüler. Oradan da Anadolu’nun içlerine doğru yola çıkarıldılar. Bir grup Ayaş’a, bir grup Çankırı’ya götürüldü. Ayaş’a götürülen 70 kişiden 58’i, Çankırı’ya götürülen 150 kişiden 81’i öldürüldü. Bu vahşet bununla sınırlı kalmadı. Dönemin yöneticileri olan İttihat ve Terakki Partisi ve onun tetikçi örgütü Teşkilat-ı Mahsusa aracılığı ve yerel halkın katılımıyla İzmit’ten Eskişehir’e, Kayseri’den Sivas’a, Erzurum’dan Van’a, tüm Anadolu’daki Ermeni varlığına, bütün tarihsel, kültürel, ekonomik ve sosyal dokusuyla birlikte son verildi.

BİR UYGARLIK YOK EDİLDİ: Ermenilerin sadece canlarına kastedilmedi. Mallarına, mülklerine, paralarına, hatıralarına, tarihlerine el konuldu. Bir uygarlık, binlerce yıllık anayurdundan tüm izleriyle birlikte silinip yok edildi. Bu süreçte Kuzey Mezopotamya’nın en eski halklarından Süryaniler, Pontus ve Küçük Asya Rumları da soykırıma uğratıldı. Daha da önemlisi T.C devleti dünyanın en başarılı ve en uzun süreli soykırım inkârını gerçek kıldı, kurumsallaştırdı ve en geniş tabana yaygınlaştırdı. İnkâr o kadar başarılı oldu ki, bugün Ermeniler kendi memleketlerinde soykırıma uğradıklarını anlatmak bir yana binlerce yıllık varlıklarını bile kanıtlamak zorunda bırakıldılar. Türkiyeli Ermeniler bu inkâr ikliminde, inkârın hayatın her alanındaki taşıyıcıları ve sözcüleri ile birlikte yaşamak zorundayken, dünyanın dört bir yanındaki Ermeniler de ata topraklarından uzaklarda sürekli aile büyüklerinin anılarının incitilmesine katlanmak zorunda kalıyorlar.

HUKUKLA CEZALANDIRIYORLAR: Türkiye Cumhuriyet devleti, soykırımı inkâr etmekle kalmıyor, aksine 1915 soykırımını tartışmak isteyenleri de hukuken cezalandırma yoluna gidiyor. Özellikle soykırımla ilgili yapılmış açıklamalara 2018 yılından bu yana sürekli soruşturma ve dava açılıyor. Genel olarak söz konusu soruşturmalar takipsizlik kararıyla, açılan davalar beraat kararıyla sonuçlanmış olsa da son dönemde bu politikanın da değiştiğini görüyoruz. Geçtiğimiz ay sonuçlanan bir davada, yargılanan kişilere, soykırım anması nedeniyle, Türk Ceza Kanunu 301. Maddeden cezalar verildi. İnsan Hakları Derneği, Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon üyeleri Eren Keskin ve Gülistan Yarkın aynı madde nedeniyle yargılanmaktalar. Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak, 2021 tarihinde yaptığımız soykırım anma açıklamamız, cezalandırılmak isteniyor. Bunun da Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu düşünüyoruz.

ADALET YERİNİ BULACAK: Soykırımın inkârı, soykırımın sürdürülmesidir. İnkâra son verin. Bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte suçu kabul edin. Ancak o zaman nehirlerden akan, vadilerde üst üste yığılan, uçurumlardan atılan, denizlerde boğulan mezarsız ölüler hak ettikleri gibi, haysiyetlerine uygun şekilde gömülmüş olacak. Ruhları huzura erecek. Adalet yerini bulacak.