İnsan kalmayı başaranların baladı

Hülya Karakaş başarılı bir yönetmen; birçok önemli çalışmanın altında imzası var ama “Yangın Yerinde Orkideler”i seyirci karşısına çıkarmakta biraz acele etmiş.

Abone ol

1998 yılında bir tiyatro öğrencisi olarak tiyatronun ne olduğunu öğrenmek için öncelikli olarak Şehir Tiyatroları’nın salonlarını arşınladık. Darülbedayi’nin o dönem tek rakibi vardı, o da Devlet Tiyatroları’ydı. Arkadaşlarımız yazdıkları oyunları ilk önce Şehir Tiyatroları’nın kuruluna götürür ve oradan onay alabilmek için can atardı.

İstanbul Büyük Şehir Belediye Tiyatroları son yılların en tartışmalı kurumlarından biri haline geldi. Görünürde her şey İskender Pala’nın 2012 yılında sahnelenen “Günlük Müstehcen Sırlar” adlı oyun hakkındaki yazısıyla başlamıştı. Oyunu beğenmeyen Pala, yönetime şikâyetlerini bildirmiş ve sonrasında tiyatrocuları etkisizleştirme, kurul değişikliği ve görevden almalar derken Darülbedayi bugünlere geldi.

Tiyatro biçim değiştirirken kendini yenilemesi ve tiyatroyu yeniden tartışmaya açması beklenen Darülbedayi siyasi çekişmenin bir parçası haline geldi. Estetik yerine iktidar düşünüldü, oyunlara tiyatrocular yerine belediyeciler karar verdi ve 103 yaşındaki Darülbedayi eskidikçe eskidi. Sonunda 103 yaşın yorgunluğuyla oldukça geride kaldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları 2015 – 2016 sezonunu Genel Sanat Yönetmeni değişikliğiyle kapamış yeni sezona ise görevden almalarla başlamıştı. Genel Sanat Yönetmeni Süha Uygur basın toplantısında kendinden ve yeni sezondaki oyunlarından emindi.

'HAKKI YENMİŞLERİN ŞARKISI'

Süha Uygur’un yeni sezon listesindeki en dikkat çekici çalışmalardan biri Memet Baydur’un “Yangın Yerinde Orkideler” adlı oyunuydu. Oyun ilk olarak 1989 - 1990 sezonunda İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda Can Gürzap rejisiyle sahneye taşınmış ve oyunda Metin Belgin, Levent Öktem ve Ayda Aksel rol almıştı. Memet Baydur o yıllarda “Yangın Yerinde Orkideler”i şöyle anlatıyordu:

“Yangın Yerinde Orkideler; hakkı yenmişlerin, hayatın ve toplumun, yerleşik düzeninin kıyısına itilmişlerin, uyurgezerlerin, mutsuzların, sırtından yaralıların, alkoliklerin esrarkeşlerin, yalancıların, masal anlatıcılarının, gezginlerin, kaybedecek hiçbir şeyi olmayanların, filmleri balkondan ya da hususiden değil, birinciden yani en ön sıralardan seyredenlerin, dünyaya kekremsi, ekşi bir sırıtışla bakanların, sis ve dumanlar içinde yaşayanların, bilgiye ve bilgisizliğe aynı tiksintiyle yaklaşanların, bütün bunlara rağmen ya da biraz da bunlardan ötürü insan kalmayı becerebilmiş olanların şarkısı olsun istedim…”

İstanbul Büyük Şehir Belediye Tiyatroları’nın yeni sezon oyunu olan “Yangın Yerinde Orkideler” insan kalabilmeyi becerebilmişlerin baladı… Ve bu baladın ardında yönetmen olarak Hülya Karakaş duruyor. Oyunda ise, tabii ki sahneye giriş sırasıyla; Eraslan Sağlam, Can Ertuğrul, Gözde İpek Köse, Ömer Barış Bakova, Emin And ve Zümrüt Erkin rol alıyor.

Memet Baydur, Türkiye Tiyatrosu’nun en başarılı oyun yazarlarından biri bence. Çünkü; onun oyunlarından keyif olmak için sahnelenmesini beklememiz gerekmez. Metni okurken bile başarılı bir romanın tadı kalır insanın ağzında; bitmesin istersiniz… Bu yüzden de Memet Baydur oyunu izlemek bazen okumakla aynı tadı vermeyebiliyor.

Hülya Karakaş başarılı bir yönetmen; birçok önemli çalışmanın altında imzası var ama “Yangın Yerinde Orkideler”i seyirci karşısına çıkarmakta biraz acele etmiş. Oyunun özellikle ikinci perdesi daha tam oturmamış. İlk perdede başarılı bir şekilde akan sahne trafiği ikinci perdede bir karmaşaya dönüşüyor. Yönetmen aksaklıkları çözmek için “black out” kullanmak zorunda kalıyor. Sahne ne zaman kararsa seyircinin ilgisi dağılıyor ve Memet Baydur’un dilini sahnede takip etmek zorlaşıyor…

Oyunun ikinci perdesinde oyuncularda da aynı sorun karşımıza çıkıyor. Metnin bir türlü hakkını veremiyorlar. Oyun kişilerinin ruhsal buhranları seyirciye geçmeyince histerik birtakım hareketler oyunun üzerine yapışıyor…

Can Ertuğrul istisnasız oyunun en iyisi, bunda rolünün ve seyirciyle kurduğu ilişkinin önemli bir etkisi var.

Oyuna iliştirilmiş şarkılar oyunun atmosferini biraz dağıtıyor, ama şarkı sözleri oyunun ruhuna lezzet katıyor. Lakin şarkılar banttan olduğu için bu küçük sos bir süre sonra oyunda sırıtmaya başlıyor.

Fırat Tanış’ın çağrısına kulak verelim