İmamoğlu: Bana en büyük yol gösterici çocuklar

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesapları üzerinden canlı yayınlanan 23 Nisan’a özel bir program gerçekleştirdi. Nevşin Mengü’nün moderatörlüğünü yaptığı programa, İmamoğlu ile birlikte usta gazeteci ve tarih yazarı Hıfzı Topuz ve ünlü komedyen Cem Yılmaz konuk oldu. İmamoğlu, “Politika sürecim boyunca, bana yol gösterici en büyük kitle, çocuklar oldu” dedi.

Abone ol

DUVAR - İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesapları üzerinde “23 Nisan Özel Yayını” gerçekleştirdi. Gazeteci Nevşin Mengü’nün moderatörlüğünde gerçekleştirilen ve canlı yayınlanan programa İmamoğlu ile birlikte usta gazeteci Hıfzı Topuz ve ünlü komedyen Cem Yılmaz konuk oldu. Topuz’un tarih anıları ve Yılmaz’ın esprileriyle renklenen program, izleyenlere eğlenceli anlar yaşattı. Yılmaz’ın kendi doğum gününün 23 Nisan, sanatçı arkadaşları Ozan Güven’in 19 Mayıs, Zafer Algöz’ün de 30 Ağustos olduğu bilgisini paylaşması, programın en ilginç anlarından biri oldu. Programın içerisinde İmamoğlu’nun kızı Beren İmamoğlu’nun, babasının yanına gelmesi de renkli anlara katkıda bulundu. Programda Mengü’nün İmamoğlu’na sorduğu bazı sorular ve İBB Başkanı’ndan aldığı yanıtlar şöyle oldu:

'ÇOCUKKEN 23 NİSAN’I DOYA DOYA YAŞADIM'

Bu akşam politikaya girmek istemiyorsunuz ama; siz daha önce böyle bir 23 Nisan hatırlıyor musunuz siyasi parti liderlerine, ‘Meclis’e gelmeyin’ denilen?

Böyle bir olayı, ben, kendi sürecimde bilmiyorum. Kesinlikle böyle bir dönem yok. Yarın biz bayramımızı çok başka yaşamak istiyorduk. 100’ncü yılı bir de. Bir asrı bitirdik. Sadece Ata’mıza ve bu bayrama olan özlemimizi büyütecek. Bu yoksunluk ve yoksunluk, bence kıymetini artırıyor, artıracak. Ben, zaten çocuklara söz verdim: Ortam iyileşir iyileşmez, İstanbul’da kocaman bir 23 Nisan kutlaması yapacağız.

23 Nisan’a dair çocukluk anılarınızı merak ediyorum…

Çocukken, büyük heyecanını yaşıyorduk 23 Nisan’ın. Anneannemi şimdi arasam, maniler okur. 23 Nisan’la ilgili şiirler okur aslında; kısa dörtlükler. Okuma-yazması yok, okula da gitmedi. Ama o dönemde öyle bir coşku etrafında dönüyordu ki, köyde de olsa, o zihninde kalmış. Bir zeka belirtisi olarak da görüyorum ve hala tıkır tıkır 8-10 tane şiiri okur. Bunu niye söylüyorum? Biz de çocukluğumuzda, belli bir disiplinde olsa da o gururu, heyecanı, zevki çok güzel yaşadığımızı düşünüyorum. Belli görevlerle yaptık. Bazen şiir okuduk. Bazen sadece yürüyüş yaptık. Bando takımında oldum. İlkokulun 5 yılında, farklı kavramlarla 23 Nisan’ı doya doya yaşadım. O çocukluk döneminin bir başka heyecanı da TRT’nin o dönemde 23 Nisan’ı sevdirme konusunda o güzelim misyonu. Sonra bambaşka bir yere evirenlerin peşinden gidildi. O da bizim çok canımızı sıktı. 23 Nisan duygusunu, coşkusunu evrenselleştiren duyguyu yaşatıyordu TRT…

'MİLLİ BAYRAMLARIMIZI EVRENSELLEŞTİREBİLİRİZ'

Stadyum kutlamaları ‘Arkaik ve 3’ncü dünya işi duruyor’ denilerek kaldırıldı. Şimdi dönüp bakınca, sizce iyi mi oldu, kötü mü oldu? Tamamen kaldırılması yerine, belki karnaval gibi bir şeye dönüştürülse acaba daha mı iyiydi?

Çok güzel bir yere değindiniz. Biz, 23 Nisan’ı, önü ve arkasıyla, yaşadığımız ilçede, Beylikdüzü’nde, tam da dediğiniz gibi bir karnavala dönüştürdük. On binlerce çocuk, yarışmalar, eğlenceler, aklınıza gelebilecek her şey… O ruhu toplarsanız insanlardan, ne istediğini yakalarsanız, bu çok doğru bir yere evrilebiliyor. Bunları tasarlarken, çocuklara sorduk. Kulüplere, derneklere sorduk. Üst üste koyarak, böyle bir ortam oluşturduk. Muazzam bir iş çıkmıştı. 23 Nisan’ı, bu süreç geçtikten sonra kutlama fikri benim değil. Ayda bir ‘Zor Sor’ diye bir program yapıyoruz. Bu ay da çocuklar sordu. Bunu bana bir çocuk önerdi. ‘Ortam düzelince bir 23 Nisan yapmayı düşünür müsünüz’ dedi. Muazzam bir şey. Benim aklıma gelmedi. (Cem Yılmaz: Bayramın da bir sahibi var.) Aynen öyle. Ne güzel tariflediniz. Oturup, Ankara’dan tek bir kişi, şunu şöyle yap, bunu böyle yap, al kağıdı, kalemi eline, çiz miz yapınca; işte o zaman olmuyor. Biz, milli bayramların duygularını, evrenselleştirebiliriz. Kaldı ki, dünyanın buna ihtiyacı var. Biz, bir de çok şanslıyız. Öyle bir önder kurucu olmuş ki bu Cumhuriyet’e, o dönemde dünyada otoriterler rejimlere eğilim varken, Mustafa Kemal Atatürk, ‘Egemenlik; kayıtsız, şartsız milletindir’ demiş. Bir başka boyutu, ‘Yurtta barış, dünyada barış’ diyebilmek. Bütün bu süreç, üst üste konduğunda aslında biz bugün, tüm milli bayramlarımızı muazzam bir evrensellikle dünyaya anlatabiliriz. Çok coşkulu kutlayabiliriz. Biz, bu seneyi İstanbul’da, o özlenen TRT dünyasında olduğu gibi, uluslararası bir çocuk bayramına dönüştürme konusunda hazırlıklarımızı bitirmiştik. Ne yazık ki bu süreç, hepsini sıkıntıya soktu. Politika sürecim boyunca, bana yol gösterici en büyük kitle, çocuklar oldu. Eski bir politikacı bana, ‘Bak İmamoğlu, çocukların sevgisi sana bittiği gün, siyaset yapma, sen topluma faydalı olmazsın’ dedi.

'EN YENİLİKÇİ TALEPLER ÇOCUKLARDAN GELDİ'

Ne öğrendiniz çocuklardan?

Belediye başkanlığına başladığım ilk dönemlerde, çokça okul ziyaretleri yapıyordum. Okul ziyaretleri beni mutlu ediyordu ve bana ufuk açıyordu. En taze, yenilikçi, en saf duygularla bana iletilen talepler oradan çıkıyordu. Beylikdüzü’ndeki Yaşam Vadisi’ne, bütün çocuklar, ‘Burası benim’ diye bakıyor. Çünkü her yerde anlattım: O Yaşam Vadisi’ni, projelerimizin içinde öncelemimizin gerekçesini çocuklar verdi. Projede 4-5’nci sıraya koyduğumuz olayı, birinci sıraya koyduk. Şimdi Beykoz’da, yine çocuklara tasarlattığımız bir park vardı, o parkı Akbaba Köyü’nde açtık. 23 Nisan’a yetiştirdik.