İdlib'de son tango

Soçi ve Astana anlaşmalarıyla karşılaştırıldığında bu kez ‘Suriye’nin toprak bütünlüğü’ ifadesi yerine ‘Suriye Arap Cumhuriyetinin toprak bütünlüğü’ ifadesi kullanılması dikkat çekici. Burada da aslında Şam yönetiminin Suriye’nin BM tarafından tanınmış bütün sınırlar içerisindeki askeri ve siyasi egemenliğine güçlü bir vurgu yapılmış.

İslam Özkan islamozkan@gmail.com

Türkiye, Putin-Erdoğan buluşmasından önce beklentilerde çıtayı yükseltmiş ve yetkililerin yaptığı çeşitli açıklamalarda Suriye rejim unsurlarının operasyon başlamadan önceki konumlarına çekilmesini talep etmişti. Erdoğan da bu beklentilerle Moskova’ya gitmişti. Ancak çıkan sonuç, Suriye ordusu ve müttefik güçlerin mevcut konumlarından çekilmek bir yana yeni ele geçirdiği bölgelerdeki varlığını tescilliyor. Ruslar, M4 karayolunun 6 km. güney ve kuzeyinde bir güvenli bölge koridoru oluşturmaya onay vererek bir anlamda bu durumu dengelemeye çalışmış ancak bunun da son derece mütevazı bir taviz olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Ayrıntılarını bilahare teknik heyetin kararlaştıracağı anlaşmanın önceki Soçi ve Astana anlaşmalarıyla karşılaştırıldığında bu kez ‘Suriye’nin toprak bütünlüğü’ ifadesi yerine ‘Suriye Arap Cumhuriyetinin toprak bütünlüğü’ ifadesi kullanılması dikkat çekici. Burada da aslında Şam yönetiminin Suriye’nin BM tarafından tanınmış bütün sınırlar içerisindeki askeri ve siyasi egemenliğine güçlü bir vurgu yapılmış. Bu, aslında Şam yönetimi açısından yeni bir kazanım ve Türkiye’nin Şam yönetimine yönelik tezleri ve iddialarına ilişkin de önemli bir darbe olarak okunabilir. Bu ifade, ileride Türkiye’nin elinde tuttuğu bölgelerle ilgili başını ağrıtan bir takım gelişmelere yol açabilir. Mutabakatta yine altı kalın bir şekilde çizilmiş bir husus olarak terörle mücadele meselesi de anlaşmanın bir başka yumuşak karnı. Terörle mücadele mekanizmaları belirlenmeksizin, bu mücadelenin nasıl gerçekleşeceğine dair net bir çerçeve çizilmeden ateşkesin ihlal edilmesini önlemek oldukça zor olacak.

Öte yandan mutabakatta geçen ‘mültecilerin dönüşünün kolaylaştırılması’, “sivillere zarar veren eylemlerden kaçınılması’ Türkiye açısından önemli ve Ankara’nın tezlerine yakın ifadeler. Ancak bu ifadelerin geçmesi, mutabakatı kırılgan olmaktan kurtarmıyor. Zira sivillere zarar vermeme meselesi, terörle mücadeleyle aynı pasajda geçiyor. Kısaca, mutabakatı kırılgan hale getiren asıl unsur, anlaşmadaki belirsizlikler.

Bir başka önemli nokta ise, mutabakatta Suriye kuşatması altındaki Türkiye gözlem noktaları ve buradaki Türk askerlerine ilişkin herhangi bir hükmün yer almıyor olması. Ayrıca Şam yönetiminin eline geçen bölgelerden çekilmesine ilişkin de herhangi bir ibare yer almıyor. M4'ten daha stratejik olan M5 otobanına da mutabakatta herhangi bir atıf yapılmamış. Bütün bunlar Ankara’nın Moskova’dan çok da avantajlı ayrılmadığını gösteren unsurlar. Aslında öyle görünüyor ki Türkiye’nin yaşadığı sorunların büyük bir bölümü, Suriye’deki çıkarları Türkiye ile değil daha çok Şam yönetimiyle örtüşen bir ülkeyle masaya oturmak zorunda kalmasından kaynaklanıyor.

Tüm yazılarını göster