İBB Meclisi'nde 'terör' tartışması: AK Parti döneminde Sivas Katliamı sanığı çalıştırıldı

İBB Meclisi’nin ocak ayı toplantısında konuşan İYİ Parti Grup Sözcüsü Suat Sarı, "İhsan Çakmak, İBB'de 2007’den sonra Ulaşım A.Ş.'de üç yıl çalıştı. Bu da soruşturulması gereken bir konu" dedi.

Abone ol

DUVAR - İBB Meclisi’nin ocak ayı toplantısının ilk oturumunda, ‘terör bağlantılı personel’ tartışması yaşandı. Yenikapı'daki Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi'nde İBB Meclisi 1. Başkanvekili Zeynel Abidin Okul başkanlığındaki toplantıda, AK Partili meclis üyesi Hamdullah Arvas, terörle bağlantılı olduğu iddia edilen İBB Muhtarlıklar Müdürlüğü çalışanı S.A. ile ilgili soru önergesi vererek S.A.’nın ne zaman işe alındığını, referansının kim olduğunu sordu.

CHP Grup Sözcüsü Tarık Balyalı, bahsi geçen çalışanın, hedef gösterilmesi nedeniyle can güvenliği kalmadığı için görevinden istifa ettiğini söyledi. ANKA'nın aktardığına göre Balyalı, şöyle konuştu:

'YELİZ' KOD İSİMLİ AK PARTİLİ MİLLETVEKİLİNİ SUÇLAMAK GEREKİR'

“Masumiyet karinesi diye bir şey var bildiğim kadarıyla. Son dönemlerde zaten bunu çokça duyuyoruz. Bahsi geçen kişi, öncelikle belediyemizden istifa etmiştir, can güvenliği kalmadığı gerekçesiyle. Çünkü birileri sürekli olarak kendisinin başka örgütlerle ilişkili olduğuna ilişkin birtakım şeyler söylüyorlar. Bunların hiçbir tanesi doğru değil. Bahsi geçen kişinin eşinin ablası, yani görümcesiyle ilgili bir arama kararı varmış. Biz de bunu basından öğrendik. Yalnız işin ilginç yanı şu. İlgili kişi o örgüt saflarına katıldığında, bizim çalışanımızın yaşı altıymış. Altı yaşındayken olan bir konu. Altı yaşındayken yirmi sene sonra evleneceği eşinin ablası, bir örgütle ilişkiye girmiş. Aradan geçmiş yirmi sene, yirmi beş; ne kadar zaman geçtiyse ondan sonra bu çalışanımız o olaydan dolayı terörle ilişkilendirme çalışılıyor. Altı yaşında yaşadığı, kendisinin de yaşamadığı, eşinin, ileride eşinin ablası olacak kişinin yaşattığı şey yüzünden. Belediyelerde işe giriş kriterleri belli. Girerken de kendisi bu konuda adli sicil belgesini belediyemize sunmuş. Adli sicil belgesinde hiçbir sorun olmayan bir çalışanımız. İlgili soruşturma da yedi sene önce attığı tweetle alakalı olarak, onun da başka bir isim altında olduğunu söylüyorlar. Eğer başka isim altında tweet atmak suçsa yani ‘Yeliz’ kod isimli AK Parti milletvekilini Twitter'da atmış olduğu o değişik tweetlerden dolayı suçlamak gerekir. Yani kimse bu sosyal medya mecralarında kendi ismiyle bir şey yapmak zorunda falan da değil.

'FETÖ’DEN İBDA-C’YE KADAR BULAŞMADIKLARI TERÖR ÖRGÜTÜ KALMADI'

Eğer arkadaşlar gerçekten mesela bu terör konusunda falan samimilerse ki ben samimi olduklarını çok düşünmüyorum. Çünkü geçmişte kendilerinin FETÖ'den İBDA-C ye kadar bulaşmadıkları neredeyse terör örgütü kalmadı. Hatta meseleyi o kadar ileri götürdüler ki 31 Aralık, 31 Mart sonrasında İstanbul seçimlerini kazanmak için terörist başından özel olarak mektup alıp TRT'de okutturan yine kendileri, terörist başının kardeşini TRT'ye çıkarttıran kendileri. Üstelik de kırmızı bültenle arandığı devlet görevlileri tarafından bilinmediği söylenen terörist başının kardeşini TRT'ye çıkarttıran kendileri. Yani yine oraya gelecekse mesela bir bakanın kardeşi, bir büyükelçinin kardeşi bugün yine FETÖ terör örgütünden dolayı cezaevinde tutuklu. Sayın Maliye Bakanımızın FETÖ Terör Örgütü'nde elebaşı Fethullah Gülen'le fotoğrafları, poz poz fotoğrafları basın medya kuruluşlarında yayınlanmış. Yani buralarda arkadaşlara dokunan hiçbir şey yok. Bizim bir tane çalışanımızın altı yaşındayken yirmi sene sonra evleneceği kişinin ablasının herhangi bir yaptığı yanlıştan dolayı buradan bir şey çıkartmaya çalışıyorlar. Bunların hepsi algı çalışması. Yani buradan başka bir şey söylemeye çalışıyor arkadaşlar. Ama bu söylediklerinin kamuoyunda karşılığı falan da yok. Kendilerine göre kendi tabanlarına, kendi tabanlarını konsolide etmek için söyledikleri şeyler bunlar. Ne Büyükşehir Belediyesi ne çalışanımızla bir ilgisi yok ki. Çalışanımız da artık yani bu Büyükşehir Belediyesi’nin çalışanı değil. Kendisi, kendi kişisel güvenliğinden dolayı ne yazık ki belediyemizden istifa etmek zorunda kalmıştır. Biz de yine kendisinin emekleri için katkıları için, Büyükşehir Belediyesi’ne katılınca teşekkür ederiz.

'MALİYE BAKANI'NI DA SUÇLAMAK ZORUNDASINIZ'

Yani insanları o masumiyet karinesi içerisinde değerlendirmek gerekiyor. Eğer bu çalışanı suçlayacaksanız bugün hükümetimizde bakanlığa devam eden kişiyi de suçlamak zorundasınız, kardeşi cezaevinde. Bu ülkenin büyükelçisini de suçlamak zorundasınız, kardeşi cezaevinde. Bu ülkenin Maliye Bakanı'nı da suçlamak zorundasınız. Geçmişte FETÖ terör örgütünün elebaşıyla birlikte kol kola pozları olduğu için. Ben bu konuda biraz samimilik bekliyorum kendilerinden.”

'AK PARTİ DÖNEMİNDE SİVAS KATLİAMI SANIĞI ÇALIŞTIRILDI'

İYİ Parti Grup Sözcüsü Suat Sarı, İBB’nin AK Parti tarafından yönetildiği yıllarda, Sivas katliamı sanığı İhsan Çakmak’ın ve İBDA-C örgütü üyesi 2 kişinin adli sicil kayıtları olmasına rağmen işe alındığını, bu konularında AK Parti tarafından verilen soru önergesine eklenip araştırılmasını istedi. Sarı, şunları söyledi:

“AK Parti'nin yirmi beş yıllık İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetim periyodunda üç, dört kişiden basında bahsediliyor. Mesela Sivas katliamı sanığı İhsan Çakmak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde 2007’den sonra Ulaşım A.Ş.'de üç yıl çalışmış. Bu da araştırılması, soruşturulması gereken bir konu. Doğru mudur? Bir kişinin sicil belgesi, sicili kötü olmasına rağmen böyle bir kişi nasıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi üç yıl çalıştırılmıştır? İki İBDA-C sanıklarından, yine terör örgütüne iltisaklı, yine basında çıkan ve harf başları R.A. ve H.K. diye nitelendirilen, 2018’de İBB'de işe alınan bu şahısların iltisakları nedeniyle belgeler olmasına rağmen neden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde istihdam edilmişlerdir? Bu önergeye ilaveten bunların da araştırılmasının gerçekleşmesini arz ediyorum.”

'ŞURDAN GEÇTİ, ŞU TOPLANTIYA KATILDI DİYE SUÇLU MU İLAN ETSEYDİK'

AKP Grup Sözcüsü Murat Türkyılmaz, terör örgütü ile ilişkilendirilen S.A. hakkında savcılık tarafından hazırlanan iddianameyi, adını açık söyleyerek okudu. Bunun üzerine CHP’li meclis üyesi Ülkü Sakalar duruma tepki gösterdi. Kendisinin bir hukukçu olduğun söyleyen Sakalar, S.A.’nın adının açıkça okunmasının üzüntü verici olduğunu belirtti. Sakalar, şöyle konuştu:

“Murat Bey'in söylediklerini bir hukukçu olarak gerçekten çok üzülerek dinledim. Hukuk fakültesi mezunu, hukuk yemini etmiş bir arkadaşımızın, bir avukat arkadaşımızın iddianamedeki birtakım iddiaları burada okuyup da kişinin ismini de vererek tek tek ‘Bu suçu işlemiştir’ demesi gerçekten çok üzüntü verici bir durum. Bakın, burada eğer iddianame okunacaksa ben de S.A.’nın ifadesini okurum o zaman. İnsanları burada sadece iddianameyle suçlayabilseydiniz geçmişte Ergenekon'dan, Balyoz'dan bu ülkenin bir sürü askerleri, Genelkurmay başkanları hapislerde yattı. Sadece iddianameyle olmuyor bu işler. İddianameyi gelip burada okuyarak bir insanın bütün özel hayatına, kişisel verilerini ihlal ediyorsunuz. Bakın, size bir kanundan bahsedeceğim. 7315 sayılı Kanun, güvenlik soruşturması arşiv araştırması. Hani biz her şeyi biliyoruz diyorlar ya. Eğer bunları biliyorsanız ilgilisine söylersiniz. Kanunun dokuzuncu maddesi ne diyor? Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemlerinin her evresinde gizliliğe uyulur. İlgili bilgi ve belgeler yasal olarak bilmesi gerekenlerden başkasına verilmez ve açıklanmaz. Aksi durum kişisel verilerin ihlalidir ve suçtur. Bu ülkenin maalesef İçişleri Bakanı televizyonlara çıkıp ‘557 tane terörist İBB'de çalışıyor’ dedi. ‘Kimdir bunlar’ diye sorduğu zaman İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, İstanbul Valiliği döndü, ‘Sizin muhatabınız İçişleri Bakanlığı değil, benim’ dedi. İstanbul Valiliği de cevap vermedi. Ortalığa çıktınız, ‘Biz tespit ettik. Terör örgütleri de belli’ dediniz. Ama hiç kimseye açıklamadığınız gibi gelip burada isim isim iddianamedeki birtakım iddiaları, ‘Bu suçu işlemiştir, Kandil'e gitmiştir’ diyorsunuz. Ben de size okuyayım mı ifadesini o zaman? Biz sormadık mı? ‘Nedir bu, ne olmuştur’ diye biz de ifadelerini istedik S.A.’nın. S.A. bir kadın, bir anne ve eşi devlet memuru. Eğer kocasının ablası, kardeşi bir yerlerden sorgulanıyorsa S.A.’ın eşi de devlet memurudur. Bugüne kadar onu da soruştursaydınız. S.A.’nın ifadeleri çok açık. Bir haber kanalında çalışmış yedi sene önce, haber kanalı için bazı haberleri yaptığını söylüyor. S.A. hakkında tutuklama yok, hakkında verilmiş bir ceza kararı yok. Ne yapsaydık yani, şuradan geçti, bu toplantıya katıldı diye insanları suçlu mu ilan etseydik sizin gibi?

'SUÇLAR İCAT ETTİNİZ'

15 Temmuz'dan sonra çıkardınız iltisaklı, irtibatlı, bilmem ne diye Türk Ceza Kanunu'nda olmayan suçlar icat ettiniz. Bu ülkede binlerce insan KHK'larla iltisaklı diye işinden atıldı. Pek çok öğretmen var, işinden atılan iltisaklı, irtibatlı diye. Varsa bir suç, çıkarın ortaya. Ben hukukçuyum. Hukuka inanıyorum ve bu ülkenin Anayasa’sında da ‘Türkiye Cumhuriyeti hukuk devletidir’ yazar. Biz, bu Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk devleti ilkesine uygun olarak insanların haklarına saygı duyulmasını bekliyoruz. Kişisel verilerine saygı duyulmasını bekliyoruz. Ortada olmayan, ispatlanmamış, kesinleşmemiş iddiaları ‘suçludur, teröristtir’ diye burada ilan ediyorsunuz. Ve insanları karalıyorsunuz. S.A.'nın ya da diğerlerinin gazetelere, yandaş medyaya fotoğraflarını verdiğiniz; kişilerin başına bir şey gelse, birileri bir şey yapsa bundan kim sorumlu olacak? Hiç mi vicdan azabı duymayacaksınız? Yazıktır, insanları karalıyorsunuz. S.A., kendi isteğiyle istifa etti. Bulunduğu yerde de hiçbir muhtarın, merak etmeyin kişisel verisi, T.C. kimlik numaraları, oturduğu yer elden ele gezmiyor. Biz, siz değiliz. Sizin gibi insanların isimlerini, fotoğraflarını, adreslerini yayınlamıyoruz.” (HABER MERKEZİ)