İBB Genel Sekreter Yardımcısı Alpkökin: 4. Levent'ten Ataşehir'e gitmek 15 dakika sürecek

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun göreve geldiğinde durdurulmuş birçok hattı devralıp tamamladığını söyleyen İBB Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Pelin Alpkökin, Hızray projesini anlattı.

Abone ol

İSTANBUL - Yerel seçim öncesi adayların en çok vaat verdiği konulardan birisi toplu taşıma projeleri oluyor. İstanbul’da da durum farklı değil. Megakentin trafik sorununun çözülmesi, halkın hem fiyat hem ulaşılabilirlik açısından toplu taşıma araçlarını rahatça kullanabilmesinden geçiyor.

İstanbul’da da toplu taşıma projesi denilince akla ilk gelen raylı sistemler oluyor. Kentte şu an öne çıkan 18 metro/tramvay/füniküler hattı (328,7 kilometre) bulunurken İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından bazı hatların yapımı (136,2 kilometre) devam ediyor.

İstanbul raylı sistemler haritası.

CHP’nin yeniden aday gösterdiği mevcut İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu da seçim vaatlerinde sık sık metro çalışmalarından bahsediyor. Son olarak Ataköy-İkitelli hattı ve Çekmeköy-Sancaktepe-Samandıra uzatmalarını mart ayında açacaklarını söyleyen İmamoğlu, bakanlığın kentteki raylı sistem açılışı için davet aldığını da duyurdu. Hükümetin metro ihaleleri onayında kendilerine engel olduğunu da belirten İmamoğlu, 2019’da başkanlığa geldiğinde yarım bırakılan metro çalışmalarını da tamamladıklarını İstanbullulara hatırlatıyor.

Peki İstanbul’un raylı sistem ağında son durum ne? Kentin öncelikli projeleri hangileri? İstanbul’da yaşayanların metrolarda en çok şikayet ettiği konularda nasıl çalışmalar yapılıyor? İBB’de Raylı Sistemlerden ve Çevre Korumadan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin ile kentin ulaşım durumunu konuştuk.

'DEPREM YÜKÜNE DAYANIKSIZ TÜNELLER VARDI'

2019’da Marmaray dahil olmak üzere 238 kilometre metro hattı olduğunu söyleyen Alpkökin, 140 kilometre de ihalesi yapılıp çalışması başlamış ama bir kısmı yarısına kadar getirilmiş hattan bahsediyor. Yarım bırakılan çalışmalardan dolayı yer altında oluşturulan boşlukların tehlike arz ettiğini dile getiren Alpkökin, “Metrolar öz kaynaklarla yapılmaz. Tramvayların bir kısmı yapılabilir. Yurt dışından yatırım-kalkınma bankaları zaten bu projeleri fonlar ama yarım bırakılanların hiçbirinin böyle bir kredisi yoktu. Metroların tasarım, fizibilite ve Ankara’dan onay alma süreci başladığı anda bankalarla da görüşürsünüz. Çünkü bankalar ihale sürecine de dahil olarak çalışmak isterler. Bunların hiçbir ön görüşmesi yapılmadan bir gecede 6 paket 7 metro ihale edilmiş. 2017 Nisan ayında bir gece 100 küsür kilometrenin ihalesi yapılmış. Sonra müteahhitlere ceplerinden ufak tefek avans vermişler. 'Hadi başlayalım' demişler. Müteahhitler başlamış tabii ama 3-5 ay hak ediş yok. Müteahhitler 'duruyoruz' demiş. O sırada hiç kredi arayışına girilmemiş. 2017 Aralık ayının son günü Mevlüt Uysal (dönemin İBB Başkanı) bir yazı göndermiş, 'Bu projelerde kamu faydası yoktur, durdurulması...' diye. Zaten bu bir infialdir. Aşağıda birçok tünel var ve deprem yüküne dayanıklı değil. İstanbul'da yaşıyoruz...” diyor.

Yarım kalan hatların finansmanını bulduklarını, İBB Meclisi'nden ve Hazine'den geçirildiğini anlatan Alpkökin, "Normalde 1-2 ayda çözülecek krediler 1-2 yıl sürdü. Ekrem başkan, metrolara 2,2 milyar euro kredi buldu, daha bulacakları da var. İmamoğlu, mart sonunda yaklaşık 65 kilometre uzunluğunda metro açmış olacak. 62 tane de istasyon hizmete girmiş olacak. Bakanlık da havalimanı hattını açtı ama üzerinde kaç tane istasyon var? İstasyon çok önemli çünkü halka erişim sağlıyorsunuz" ifadelerini kullanıyor.

'İSTANBULLULAR METRO ALIŞKANLIĞINI DEĞİŞTİRMELİ'

İstanbulluların aktarma konusundaki beklentilerine de yanıt veren veren Alpkökin, insanların metro alışkanlıklarını da değiştirmesi gerektiğini söylüyor:

"Türk insanı kapısının önündeki duraktan otobüse binip işinin önündeki durakta inme alışkanlığına sahip. İstanbul halkı entegrasyona alışmalı, iki istasyon arasında yürümeyi öğrenmeli. Fiyat politikası da önemli. İstanbul coğrafi engelleri olan bir şehir, bizim metrolarımız derin metrolar. Ama tabii ki eski tasarımlarda eski yapım işlerinde transferleri zorlaştıran fiziki koşullar da var, yürüme mesafeleri de var. Onları da kabul ediyorum. Ama işin doğası gereği metrolarda bir yerden  bir yere inmeyi beklemezsiniz. Transfer işin doğasında vardır."

'4. LEVENT'TEN ATAŞEHİR'E 15 DAKİKADA GİDECEKSİNİZ'

İstanbul'a 'Hızray' isimli yeni nesil ekspres metro tasarladıklarını anlatan Alpkökin, "Sabiha Gökçen'den Beylikdüzü'ne, Boğaz'ın altından ve tamamıyla yeraltından gidecek. 140 km/s tasarım hızına ve ortalama 90 km/s işletme hızına sahip. Metrolardaki ortalama hız 38'lerdedir. Neredeyse iki buçuk katına çıkan bir ekspres metrodan bahsediyorum ve bu tamamıyla D-100 ve TEM aksı arasında giderek diğer metrolarla yer altında entegre olacak. Tasarımlarını bitirdik, fizibilitesini bitirdik, bütün sondajları yapıldı. Biz bakanlığa başvurduk, projeyi tanıttık. Şimdi Meclis'e başvuruyoruz. Örneğin 4. Levent'ten Ataşehir'e 15 dakikada gideceksiniz" diyor.

Hızray projesinin yapılmasıyla metrobüs kullanımının azalacağını ve daha kısa mesafelerde hizmet vereceğini aktaran Alpkökin, "Beylikdüzü'nden sonra İstanbul'un zemini elverişli değil. Metrobüsü Büyükçekmece'ye kadar uzatmayı planlıyoruz. Metrobüsün Boğaz Köprüsü'nü geçmesi devam eder. Ne zaman Hızray yapılır ona göre tekrar değerlendirilir" ifadelerini kullanıyor.

Alpkökin, Kamu Yatırım Programı'na alınmayan Sefaköy-Beylikdüzü-TÜYAP metro hattının projesinin, teknik şartnamesinin, finansmanının hazır olduğunu tek gerekenin bir imza olduğunu ve onu beklediklerini de ekliyor.

İBB Raylı Sistemlerden ve Çevre Korumadan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin.
DEPREM ANINDA METROLAR NASIL KULLANILACAK?

Metroların depreme en dayanıklı şekilde inşa edildiğini söyleyen Alpkökin, kentteki eski metroların da güçlendirilmesi için çalışmaları olduğunu anlatıyor:

"Risk yok ama bakılması gerekiyor. En önceliklendirdiğimiz şey Atatürk Havalimanı'na giden ağ. Atatürk Havalimanı'nın bir gün mutlaka tekrardan aktive olması gerekiyor. İstanbul'da bir deprem anında kullanılması gereken en önemli lojistik merkezlerden bir tanesi ve oraya gidecek sistemin korunması gerekli. Metroları sahra hastanesi, acil depolama alanı, lojistik ve yönetim merkezi olarak ve tıbbi malzemenin taşınması için kullanabilirsiniz. Orada bir üs kurabilirsiniz ama önemli olan metrolara girebilecek misiniz? İstasyonun etrafındaki imar durumu ve yapılaşma faktörü devreye giriyor. Örneğin D-100'de binaların çoğu inecek. Çoğu istasyonun çevresi öyle."

Metroların içine yaşam alanları kurduklarını hatırlatan Alpkökin, "Örneğin Dudullu-Bostancı hattı içerisindeki Kayışdağı istasyonuna 2 bin metrekare bir alan yaratıldı. O alana gençlerin gelip çalışmalar yapabileceği, atölyelere katılabileceği bir sistem kurduk. Metroların üzerine kreş yapıyoruz. Yeni açacağımız 2 metroya yetiştirmeye çalışıyoruz. Anne çocuğunu kreşe verecek, işine gidecek, metrodan çıkacak ve çocuğunu alıp evine gidecek. Bunlara milyon liralar harcamanıza gerek yok. Metrolara internet ağı kurduk. Gece metrosu başlattık. Bu şekilde metroları yaşatmak lazım. İstanbullu metrosunu çok seviyor" diyor.

Gece metrosunun neden 7-24 aktif olmadığını anlatan Alpkökin, bakım ve onarım çalışmalarının aktif olmayan saatlerde yapıldığını söylüyor.

Korona virüsü salgını döneminde dünyanın birçok ülkesinde toplu taşımaların devlet tarafından sübvanse edildiğini belirten Alpkökin, Türkiye'de bu durumun yapılmadığını ifade ediyor:

"Toplu taşıma kamu faaliyeti bir ticari yatırım değil. İşletmesinde, ilk yatırım maliyetinde vergi indirimi olması gerekiyor. Benzin ve elektriğin merkezi idare tarafından desteklenmesi gerekiyor. Bu şartlarda sistemin götürebilmesi çok zor. Birtakım reklam gelirleri vs. var ama bunlar bir şeyi karşılamıyor. Bakım-onarım, yolculuk, elektrik maliyetleri inanılmaz arttı."

'KENDİLERİ İZİN VERMİYOR SONRA BİZ YAPACAĞIZ DİYORLAR'

İstanbul'da Ulaştırma Bakanlığı'na bağlı olan 3 hat olduğunu ve bunların 2'sinin metrolardaki 'M' simgesinden ayrı olarak 'U' simgesini kullandığını hatırlatan Alpkökin, "Bakanlığın yapıp bize devrettiği Sabiha Gökçen gibi Kayaşehir gibi hatları biz işletiyoruz. Neden bize devretmek zorunda kalıyor çünkü mevcut sistemin devamı olan hatlar onlar. Mayıs 2019’da bir kanun değişikliği yapıyorlar. Normalde bakanlığın yapıp da yerel belediyelere devrettiği hatların maliyetlerini o hatların bilet gelirlerinin yüzde 15’i olacak şekilde yerel idarelerin vergi gelirlerinden keserlerdi. Ancak bu tüm bütçenin yüzde 5’i olarak değiştirildi. 7 yılda ödenecek Sabiha Gökçen Havalimanı metrosunun parasını biz bir yıldan kısa bir sürede ödedik. İstanbul halkına hizmet götüreceğim yerde o parayı bana bile sormadan kesiyor. Açıklamasını bile yapmıyor. Ekrem Başkan 65 kilometre raylı sistem açtı ama ben şöyle bakıyorum, parasını kim ödediyse o açmıştır. Bir de 5-6 yıllık hattı 10 ayda benden kesiyorsa o en çok benim hakkımdır. Hatları devrediyor, parasını kesiyor, aracını almıyor ve müteahhidi ben seçemiyorum ödemelerini ben kontrol edemiyorum. O hatlara araçları biz alıyoruz ve bir araç 2 milyon euro. Bunların yolcu sübvansiyonlarını da biz veriyoruz” diyor.

Sefaköy-Beylikdüzü-TÜYAP metrosunun planlanan güzergahı. 

İstanbul'un en öncelikli hattının Sefaköy-Beylikdüzü-TÜYAP metro hattı olduğunu belirten Alpkökin, "Metrobüsün yolcusunun 4'te 1'ini çekebilecek bir hat 2022'den Kamu Yatırım Programına alınmasını beri bekliyoruz. Herkes bu metronun yapılmasını bekliyor. Bu öncelikli bir hattır. Şimdi Cumhur İttifakı'nın İBB adayı Murat Kurum, bu metroyu yapacağından bahsediyor. Kendileri izin vermiyor sonra biz yapacağız diyorlar" ifadelerini kullanıyor.

Alpkökin, yerel seçimler önce sık sık gündeme gelen 'çalışmayan yürüyen merdiven' konusunda ise İstanbulluların metro alışkanlıklarına atıfta bulunuyor. Yoğun olmayan saatlerde karbondioksit emisyonu nedeniyle bazı merdivenlerin durdurulduğunu ama yakındaki bir başka merdivenin çalışır durumda bırakıldığını belirten Alpkökin, eskiyen merdivenlerin bakım ve onarımı konusunda çalıştıklarını söylüyor.

Metrolarda yaşanan intihar vakalarının çözümü olarak 'peron ayırıcı kapı sistemleri'nin (metro ray hattı ile istasyondaki yolcu peronunu birbirinden ayıran, otomatik kayar kapılardan oluşan bir güvenlik sistemi) yeterli olmadığını ifade eden Alpkökin, sürücüsüz metrolarda bu sistemin kullanıldığını hatırlatıyor.