Hüseyin Karabey: Desteklerle yeni bir model oluşturacağız

Hüseyin Karabey ile yeni filmi hakkında konuştuk. Karabey, yeni oluşturulan bir modelle seyircilerden destek bekliyor.

Abone ol

DUVAR - Geçmiş yıllarda yaptığı filmler ile pek çok kez ulusal ve uluslararası festivallerde ödüle layık görülen Hüseyin Karabey ile yönetmenliğini yaptığı son filmi İçerdekiler'i konuştuk. İçerdekiler çekimleri tamamlanmış taze bir film… Karabey, kolektif bir bilinçle ortak bir yapım süreci yaşadıklarını aktarırken sözlerini şu sözlerle sonlandırdı: Sizin vasıtanızla seyircilere seslenmek istiyorum: Az çok demeden vereceğiniz destek yeni bir modelin oluşmasına sebep olacak! Büyük kanallar istedikleri dizileri çektirmek için yapımcılara verdikleri avanslar sayesinde o diziler hayata geçiyor. Biz de istediğimiz filmlerin çekilmesi için oluşturacağımız bu basit modelle onlarla rekabet edebileceğimiz bir hale geleceğiz.

Hüseyin Karabey

Çekim süreci bitti mi, nedir durum? Cast seçiminde nelere dikkat ettiniz?

Çekimin yüzde doksanı bitti. Cast seçiminde dikkat ettiğim en önemli şey, bu projede yer almak isteyenlerin en az benim kadar istekli ve özverili olmasıydı. Bu anlamda çok şanslıydım. “Baldız” karakterini canlandıran Gizem (Soysaldı) yedi yıldır bu projenin gerçekleşmesi için çabalıyordu. “Tutuklu” karakterini canlandıran Caner (Cindoruk) bana ulaşıp beraber bir proje çalışmak istediğini söylediğinde “İçeridekiler”den bahsettim. O da bu işin motor güçlerinden biri oldu.

Hem yapıma hem de rolüne büyük emek harcadı. “Komiser” karakterini canlandıran Settar ağabey (Tanrıöğen) son olarak katıldı aramıza. Ama sanki hep bizle berabermiş gibi büyük bir fedakârlık ve emekle projeye sarıldı. Açıkçası bütün süreç çok yoğun ve keyifli geçti. Provalar ve çekimler dâhil… Kamera arkasındakileri saymıyorum zaten… Onlar da bu projenin diğerlerinden çok daha farklı bir iş olduğunu görüp, ellerinden geleni yaptılar. Cast seçiminde en önemli kriterim, çalışanların iyi ve uyumlu insanlar olmasıydı. Umduğumdan fazlasıyla karşılaştım. Yetenek tek başına saygı duyduğum bir özellik değil… Yeteneğiyle ne yaptığı ve nasıl baş ettiği önemli bence… Bu anlamda bir yönetmen olarak, yeteneğini iradesiyle perçinleyen oyuncularla çalışmak büyük bir lüks…

TİYATRO OYUNUNU SİNEMAYA UYARLAMAK TEHLİKELİ

Geçmiş yıllarda ürettiğiniz kısa ya da uzun metraj filmlerinizde ve belgesellerinizde toplumsal duyarlılıklarınızı eserinizin içine yerleştirme çabasıyla üretim yaptınız. Melih Cevdet Anday’ın İçeridekiler oyunu ismiyle müsemma bir metin… Bu eseri sinemalaştırma fikri nereden çıktı?

Yedi yıldır düşündüğüm bir projeydi. Temel sebebi de bağımsız sinema yaparken en çok takıldığımız nokta, sinema pahalı bir sanat olduğu için finans sorunu… Bizim yaptığımız projeler, orta ölçekli projeler kapsamına giriyor. Bu da finansı en zor sağlanan ve geri dönüşü en az olan biçim… Büyük ölçekli bir proje olsa, zaten büyük bir finans kaynağıyla girmeniz gerekiyor ve bu finans kaynağı kendi koyduğu paranın geri dönüşünü garantilemeden girmiyor. Bizim bu tür ilişkimiz olmadığı için geriye mikro bütçeli projeler kalıyor. Bu sebeple uzun yıllardır içime sinen yapmak istediğim bir öykü arıyordum. Melih Cevdet’in İçeridekiler oyununu seyredince kararımı verdim. Yaklaşık yedi yıldır da bir şekilde bu oyunu sinemaya aktarmaya çalıştım.

Senaryosunu siz mi yazdınız?

Senaryosunu kendim yazdım. Tiyatro oyununu sinemaya uyarlamak biraz tehlikeli…

Neden?

Çünkü tiyatro seyircisi sahnede “mış” gibi yapıldığını bilerek seyrediyor. Ve temelde takip ettiği teatral oyunculuk… Ama sinema seyircisi ilk gördüğü karede inandırıcı olmayan bir şey varsa metin ne kadar kuvvetli olursa olsun gerçeklik duygusu tamamlanmadığı için izlemekten vazgeçiyor. Bu gerçeklik duygusunu yaratmak için senaryodaki teatral diyalogları anlamı bozulmadan sinemaya uyarladık. Son aşamada oyuncuların katkısı büyük oldu. Oyun, 1965’te yazılmasına rağmen insanın özüne dair sorular sorduğu için sanki dün yazılmış gibi bir his uyandırıyor. Belli ki 20 yıl sonra da izlendiğinde aynı etkiyi hissettirecek.

Settar Tanrıöğen

“Bağımsız Sinema”nın 2000’lerin ortalarından itibaren Bakanlık desteğine muhtaç olması ve bu desteğin özellikle son birkaç yılda bağımsız olarak üretim yapan –yönetmenin aynı zamanda yapımcı da olmasını kastederek- sinemacılara verilmemesi sonucu, İçeridekiler özelinde soruyorum, sinemanızın biçimsel olarak bir değişim yaşadığından söz etmek mümkün mü?

Filmlerimdeki içerik- biçim ilişkisi hiçbir zaman finansın nereden geldiği ile alakalı olmadı. Bağımsızlığımızı korumak için gerekirse dört- beş yıl bekleyerek film çektik. Eğer ödün vermiş olsaydık her yıl bir film çekebilirdik. Ama artık beş yıl da beklemek istemiyorum. Bu anlamda mikro bütçeli projeler zorlukla beraber, yaratıcılığı da zorladığı için yeni biçimsel çözümler bulmamızı gerekli kılıyor. Son olarak şunu hatırlatmak isterim: Anlattığım hikâyeler kendi biçimini bana dayatır, ben onları takip ederim.

Malumunuz sinema pahalı bir sanat dalı… Nasıl bir finansal yol izlediniz/izliyorsunuz?

Daha önce ulusal ve uluslararası film fonlarına başvurarak finansı oluşturuyorduk. Bu da çok uzun süre alıyordu. Özellikle ulusal fonlarda ayrımcılığa uğradığımız için de son dönemde fon almak imkânsız hale gelmeye başladı. Şimdi ise ben ve oyuncularım riski paylaşarak onların oynamak istediği, benim ise çekmek istediğim projeler üzerine ortaklık kurarak üretim yapmaya başladık. Seyircinin de bu sürece ortak olması için bir kampanya başlattık. Bu kampanyada seyirci biletini önceden alıyor. Bize yaptığı destek karşılığı çeşitli ölçeklerde ona geri dönüş yapıyoruz. Daha fazla destek olmak isteyenlere de çeşitli tercihler sunduk.

Yapımcı olmaya kadar giden bu yollardan birini seçerek filmin gerçekten hayata geçmesine büyük katkı sunacaklar. Sizin vasıtanızla seyircilere seslenmek istiyorum: Az çok demeden vereceğiniz destek yeni bir modelin oluşmasına sebep olacak! Büyük kanallar istedikleri dizileri çektirmek için yapımcılara verdikleri avanslar sayesinde o diziler hayata geçiyor. Biz de istediğimiz filmlerin çekilmesi için oluşturacağımız bu basit modelle onlarla rekabet edebileceğimiz bir hale geleceğiz. Şu andaki teknoloji ve internet sayesinde eskiden hayal edemeyeceğimiz bir modeli artık gerçekleştirebiliriz. Keyifle izleyebileceğimiz yaratıcı, onurlu ve demokrat bir sinemanın bir parçası olmak için gelin bu filmi beraber yapalım. Son olarak biz üzerimize düşeni yaptık, sıra sizde… Bize sahip çıkın!

Kampanyaya linkten ulaşabilirsiniz.