Ve Gazete Duvar yayın hayatına son veriyor. Bizim
gibilerin başına bu da, uğraşılıp didinilip başlanamayan işlerin
yarattığı hüsran da sık sık gelir. Duvar’ın, büyük bir sarsıntıyı
atlattıktan sonra tekrar yüzeye çıkıp, kendisinden kat kat büyük
uluslararası sermaye duvarına çarpması… yazık oldu doğrusu. Halbuki
hep memleket içindeki engelleri, balyozları, iş makinelerini
kollaya kollaya bugüne kadar gelebilmiştik.
Duvar’da hayatî bir şeyin becerildiğini
düşünüyorum. Başından beri. Burası kimsenin hiçbir şeyine hizmet
eden, kimsenin çıkarını kollayan bir yer olmadı.
Gazeteciliğin temel ilkeleri ve varoluş koşulları
bakımından fazlasıyla tehditkâr, tahripkâr, akıl fikir bozucu,
yoldan çıkarıcı güncel dayatmalar yüzünden benimsenen birçok
yöntem; üslûp, ayrıntı ve dil özeni konusunda ciddî eksik ve
yanlışlar, benim gibi kılı kırk yarıcıların gözüne hep battı.
Haberlere yetişememe veya doyurucu bilgi verememe açısından, günlük
yayın için kabul edilebilir sınırlar içinde, bazen bu sınırları
zorlayan yetersizlikler oldu. Fakat hiçbir zaman baştan benimsenmiş
art niyetlerle iş yapıldığına tanık olmadım -okur olarak
konuşuyorum-, birşeyleri gizleme, örtme, saptırma, okuru manipüle
ederek zihnini bulandıracak hilelere başvurma gibi gazetecilik
suçlarının işlendiğini görmedim. Yazının, bilginin dört tarafını
kuşatan, dikkat nâmına ne varsa kompresörlü hava püskürtücü gibi
dağıtan o reklamların, müşteriyi fazladan dolaştırıp taksimetreyi
şişiren taksici misalî okuru oradan oraya dolaştıran galerilerin
arasında gazetecilik yapmayı değiştirilemez kader saymayan benim
gibiler için zarurî manzaraya katlanmak bazen zordu. Fakat sanırım
bunlardan önce gelen “o mevzu”da içim hep rahat oldu. Yani sadece
haber için, bilgi için ve bir adım ötede, hak hukuk, demokrasi ve
özgürlük için çalıştığımızdan hiç şüphe etmedim. Mesleğimin doğru
dürüst geçim kaynağı olamadığı şartlarda en azından içim rahattı
ki, bu öyle “azından” sayılacak şey değil aslında.
Bugün gazetecilik mesleğine dünya ölçeğinde ciddî
ve tahripkâr saldırı var. Bu böyle hamaset niyetine söylenmiyor.
Gerçekten, gazeteciliğin ortadan kalkmasını ciddî ciddî isteyen,
bunun için çalışan güçlü siyasetçiler ve arkalarında büyük sermaye
var. En başta da haber-bilgi kaynağı konumlarını büyük ölçüde ele
geçirmiş ve toptan ele geçirme peşindeki teknoloji devleri. Elon
Musk’ın faşist selamını hâlâ fantezi sananlar o hareketin nasıl da
ciddî, ağır anlam taşıdığını anlamadan umarım bu uğursuz rüzgâr
tersine döner.
Kendi kendine dönmeyecek şüphesiz. Tıpkı
memleketimize insan hakları, mâkûl hukuk, özgürlükler ve bizlerin
vatandaş sayıldığı, sabah akşam muktedirlerce haysiyetimizle
oynanmayan bir gündelik yaşam “lüksünün” kendi kendine gelmeyeceği
gibi. Tıpkı yoksul insanın evine yiyecek götürebilmesini kıçtan
ısıtmalı makam arabasından daha fazla önemseyen birilerince
yönetilmeyi uğraşarak hak etmezsek hep şimdiye kadarki gibi, hattâ
daha beter yönetileceğimiz gibi.
Kötülüğe dörtnala koşu kendi kendine durmayacak,
evet. Bu akışı durdurmak ve tersine çevirmek için, Duvar gibi
girişimler gerekli. Bu gazete böyle bir şeydi, bunun için ona
katkıda bulunmak değerliydi.
Bağımsız gazetecilik tamamen yok olsun gitsin
isteyen ülke muktedirleri şüphesiz bu süreci ellerini ovuşturarak
izleyeceklerdir. Bakmayın Google’a esip savuran sahtecilere. Hem en
tepede hem en derinde amaç aynıdır: Bağımsız habercilik ve kimsenin
çıkarına değil, gazetecinin kendi bilgi ve tecrübesine göre yapılan
yorumculuk, kurulmak istenen dizginsiz, denetimsiz baskı
düzenlerinin mevcut ve müstakbel sahiplerinin rüyalarını süsleyen
berbat bir manzara, insan gibi yaşamak isteyenler için kâbustur. Ve
bağımsız gazetecilik, sadece iktidarları değil, herkesi huylandıran
faaliyettir. Bu yüzden özellikle değerli.
Duvar gazetesinin artık çıkmayacak oluşuna pek çok
insanın bizlerle beraber üzüleceğini sanıyorum. Tuhaf ama hep
beraber üzülmemiz bir yandan da teselli yerine geçecek ve belki
yeni denemeler için gereken enerjinin kaybolmamasını sağlayacaktır.
Çıkışından beri buraya -bazen çok bazen az- verdiğim emeği şahsen
helal ediyorum. Sizlere de okuduğunuza pişman etmeyen ve belki
zihin açan bilgi ve yorumlar sunabilmiş olmayı diliyorum.
Hoşçakalın.