HDP'li Tiryaki HDP kapatma davasına gönderilen mütalaayı değerlendirdi: PKK hakkında açılmış bir kapatma davası gibi

HDP'li Mehmet Rüştü Tiryaki, HDP'ye yönelik kapatma davasında savcılığın sunduğu mütalaayı değerlendirdi. Tiryaki, "Mütalaa sanki HDP'ye değil de PKK'ye açılmış bir kapatma davası gibi" dedi

Abone ol

DUVAR - HDP Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, HDP’ye yönelik kapatma davasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sunduğu esas hakkındaki mütalaayı değerlendirdi. Tiryaki, mütalaa için “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, uzun uzun tekrar, PKK’yi, kongrelerini, konferanslarını anlatmış. Bu mütalaayı okuyan bir kişi, bu kapatma davası HDP hakkında değil de sanki PKK hakkında açılmış bir kapatma davası sanacaktır” ifadelerini kullandı.

'İRFAN FİDEN GÖREV YAPMAMALI DEDİK'

Tiryaki, Anka Haber Ajansı'na yaptığı değerlendirmelerde şunları söyledi: “Biz Anayasa Mahkemesi’ne şöyle bir başvuruda bulunduk: ‘Siz siyasi yasak istenen 451 kişiden savunma istediniz. Neden o savunmaların beklemeden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’na bizim ön savunmamızı tebliğ ediyorsunuz?’ Oysa Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın o bireysel savunmaları da incelemesi, varsa onlara ilişkin de diyeceklerini esas hakkındaki mütalaasına eklemesi, bu biçimde sunması gerekirdi. Çünkü, siyasi yasak istenen kişiler arasında geçirdiği soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verilenler var, beraat edenler, aldığı cezalar üst mahkemeler tarafından bozulanlar var. Tamamen isim benzerliği ile karıştırılanlar var. Bunların her birisini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın görmesi ve mütalaasının en azından kişilere ilişkin değiştirmesi beklenirdi."

 "Anayasa Mahkemesi esas hakkındaki mütalaasını bize göndermeden önce bu konuda da bir karar almış" diyen Tiryaki şöyle devam etti: "O savunmaları biz her zaman inceleyebiliriz, her zaman gönderebiliriz gibi. Bunun bir eksiklik olduğunu düşünüyoruz. Bizim bir talebimiz daha vardı. Bu taleplerden bir tanesi, İrfan Fidan’ın bu dosyalarda yargıç olarak görev yapamayacağını düşünüyorduk. Gerekçemiz de İrfan Fidan’ın Anayasa Mahkemesi’ne seçilme süreci değildi. ‘İrfan Fidan’ın kapatma davasında görev yapamaz’ dememizin nedeni şuydu: Siyasi yasak istenen en az 47 kişiyle ilgili soruşturmaların altında savcı veya başsavcı olarak imzası var, İrfan Fidan’ın. Bir kişi hakkında soruşturma başlatacak, iddialarda bulunacak; daha sonra Anayasa Mahkemesi olacak diyecek ki siyasi yasak kararı verilsin. Bir kişinin bir dosyada hem savcı hem hâkim olarak görev yapması… Hakim tarafsızlığı ilkesine, ihsas-ı rey ilkesine aykırı olacağından, İrfan Fidan görev yapmamalı dedik."

'PKK HAKKINDA AÇILAN BİR DAVA'

Anayasa Mahkemesi'nin bu taleplerini de reddettiğini belirten Tiryaki sözlerine şöyle devam etti: "Gerekçesi şu: Bu siyasi yasak istenen kişiler, bu davada taraflar değiller, bu davada sadece HDP’dir. Onlar hakkında siyasi yasak istenmesi, İrfan Fidan’ın görev yapmasına engel bir durum değildir, demiş. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, uzun uzun tekrar, PKK’yı anlatmış, kongrelerini anlatmış, konferanslarını anlatmış. Bu mütalaayı okuyan bir kişi, bu kapatma davası HDP hakkında değil de sanki PKK hakkında açılmış bir kapatma davası sanacaktır." 

'SÜREÇ HIZLANDIRILMIŞ GİBİ GÖRÜNÜYOR'

Tiryaki, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu kimlik bilgilerine kadar, pek çok eksiklik içeriyor demiştik. Görecekler, isimleri bile karıştırmış, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı. Zayıf bir iddianame, zayıf bir mütalaa derken; gerçekten öylesine söylemiyorum.” Hem Semra Güzel hakkında büyük bir algı operasyonu yaratmak, dokunulmazlığın kaldırılması için fezlekelerin öne alınması, Karma Komisyonun toplanması, Hazırlık Komisyonu’nun oluşturulması ve yargılamasının önünün açılması… Mütalaanın aynı anda sunulması gibi gelişmelerin bir arada olması da bizim açımızdan düşündürücü. Süreç hızlandırılmış gibi gözüküyor.”

SEMRA GÜZEL'İN DOKUNULMAZLIĞI...

Tiryaki, HDP’li Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması için toplanan TBMM Anayasa Adalet Karma Komisyon toplantısı ile ilgili olarak da şunları söyledi: “Bu soruşturma dosyasının bir örneği, Anayasa Komisyonu’na gönderiliyor. Anayasa ve Adalet Komisyonu üyeleri bu dosyaları inceleme hakkına sahipler. Sadece inceleme hakkına sahipler. Fakat dosyanın gizliliğine gölge düşürecek bir tavır içinde olamazlar. Fotokopi alamazlar, örnek alamazlar, fotoğraf çekemezler. Ali Özkaya’nın üye olarak bu dosyaları incelediği ve fotoğraf çektiği, gizlilik ilkesini ihlal ettiği anlaşılıyor. Bu yüzden arkadaşlarımız Karma Komisyon toplantısında, Ali Özkaya’nın katılacağı bir toplantıda karar verilmesinin adil ve hakkaniyete uygun olmayacağını söyledi. Bu sadece Ali Özkaya ile ilgili değil aslında. Cumhur İttifakı’nı oluşturan partilerin bütün milletvekilleri Semra Güzel yargılanmış, cezalandırılmış gibi hedef gösterdiler, hakaretler ettiler…"

'SORUŞTURMANIN GİZLİLİĞİ LEKELENMESİN'

Tiryaki şöyle devam etti: "Bir de diyorlar ki ‘Lekelenmeme hakkı ve gizlilik kuralına riayet etmek için komisyon üyesi olmayan milletvekillerinin de katılmayacağı bir toplantı yapalım.’ Yazılı ve görsel basın Karma Komisyon toplantısına katılmasın, Adalet Komisyonu ve Anayasa Komisyonu üyesi olmayan milletvekilleri de dışarı çıksın. Neden? Semra Güzel’in lekelenmeme hakkı zedelenmesin, soruşturmanın gizliliği ilkesi lekelenmesin. 10 günü aşkın bir süredir, gecesiyle gündüzüyle basında çarşaf çarşaf resimlerini yayınlayanlar, sosyal medya hesaplarından her gün Semra Güzel’in resimlerini yayınlayarak hedef gösterenler; adeta toplumla, herkes ile alay edercesine Karma Komisyon’da bunu söyleyebiliyorlar. Bu söylemlerin hiçbirisinin gerçekle alakası yok. Hırsızın, hırsızlığını inkar etmesinden başka bir şey değil.”

'DEVLET ADINA İŞLENEN SUÇLARA YENİSİNİ İŞLEYEBİLECEĞİNİ SÖYLEMİŞ OLDU'

AK Partili Özkaya’nın komisyon toplantısında, 'Ben vatan ve millet için suç işlerim' sözlerinin aktarıldığının anımsatılması üzerine de Tiryaki, şunları söyledi: “Bir milletvekilinin bunu söylemesi korkunç bir söz. Bu ülkede devleti kutsallaştırıp, vatandaşı değersizleştiren bir anlayışın yansıması. Biz biliyoruz ki bu tarihsel süreç içinde devleti kutsallaştırdığını söyleyenlerin hepsi sadece suç işlemenin örtüsü olarak bunu yaptılar. Ali Özkaya bu cümleyi sarf ederek geçmişte devlet adına işlenen suçlara bir yenisini kendisinin de işleyebileceğini söylemiş oldu.”