Hasan Saltık: Cumhurbaşkanlığı resepsiyonuna gitmeyenleri eleştiriyorum

Kalan Müzik'in sahibi Hasan Saltık, 'cumhurbaşkanlığı resepsiyonuna katılmayan sanatçıları' eleştirdiğini açıkladı. Saltık "Sen bu ülkede yaşıyorsan, vergini veriyorsan, o zaman hükümetin politikalarını beğenmesen de, devlet davet ediyorsa buna icabet etmelisin" dedi.

Abone ol

DUVAR - Kalan Müzik'in sahibi Hasan Saltık, Sabah'tan Tuba Kalçık'a konuştu. Saltık, "Cumhurbaşkanlığı resepsiyonuna katılmayan sanatçıları eleştiriyorum. Devletin düzenlediği etkinliğe bakıyorum; hep aynı sanatçılar katılıyor. Davet edilen tüm sanatçılar katılmalı bu etkinliğe" dedi.

Saltık, Kalçık'ın "Sabah'a röportaj verenlere yönelik sosyal medyada linç kampanyaları yapılıyor. Benzer bir kampanya resepsiyona katılan sanatçılara yönelik de yapılıyor. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?" sorusunu da şöyle yanıtladı;

"Düşüncelerini açıkça ortaya koyuyorsan hangi gazeteye konuştuğunun hiçbir önemi yok. Ben size de röportaj veririm, başka bir basın kuruluşuna da. Akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla başladı bu linç kampanyaları. Çünkü önüne gelen cahilce fikir beyan eder oldu. Eskiden de var böyle şeyler ama bu denli değildi. Zamanında beni de farklı dillerde yaptığım çalışmalardan dolayı 'bölücü' diye yaftaladılar. Kim nereye isterse konuşur, buna kimse karışamaz.

"Cumhurbaşkanlığı resepsiyonuna katılmayan sanatçıları eleştiriyorum. Devletin düzenlediği etkinliğe bakıyorum; hep aynı sanatçılar katılıyor. Davet edilen tüm sanatçılar katılmalı bu etkinliğe. 'Ben katılmıyorum' denmemeli. Hükümet değil, devlet davet ediyor seni. Sen bu ülkede yaşıyorsan, vergini veriyorsan, o zaman hükümetin politikalarını beğenmesen de, devlet davet ediyorsa buna icabet etmelisin. Kayıkçı kavgasına son vermeliyiz artık. Unutmayalım hepimiz aynı gemideyiz. Birbirimizle kavga etmenin hiçbir anlamı yok."

Söyleşinin devamında şu ifadeler yer aldı;

'CHP KENDİNİ YENİDEN DİZAYN ETMELİ'

'Dersim katliamını CHP yaptı' açıklamanız ses getirmişti. CHP sizce niye hâlâ bu katliamla yüzleşemiyor? 

1938'de ülkeye tek hakim güç CHP'ydi. Kamuoyuna yansımasa da CHP kendi içinde yüzleşmiş olabilir. Ama CHP kendi içinde çok dağınık bir parti. Farklı farklı ekipler barındırıyor içinde. CHP zaten yönetilmiyor, idare ediliyor bence. Şimdiye kadar gelen liderler, parti içinde tam hakimiyeti sağlayamadı. Baykal da, Kılıçdaroğlu da öyle. CHP'nin iktidara gelmek gibi bir derdi, öyle bir çabası da yok zaten. İktidara gelse bile ülkeyi yönetecek kadrosu olduğunu da düşünmüyorum.

CHP başarısız. Üç-dört tane başörtülü hanımı partiye alarak halka açılım yapılmaz. Daha önce başörtüsüne karşıydın, şimdi bu insanları partiye alsan da halka inandırıcı gelmez. Kendini yeniden dizayn etmeli, yenilemeli. Şunu da söylemek gerekiyor ki, ana muhalefet olarak CHP, hükümeti zora sokacak, meclisi kilitleyecek çok da fazla harekette bulunmadı. Zaman zaman destek oldu devletin politikalarına.

CHP, hükümeti hedef alarak 15 Temmuz'a 'kontrollü darbe' dedi ama... 

Devletin için sızmış olan FETÖ, halkın üzerine bomba yağdırdı, tank sürdü, ülkemize büyük bir zarar verdi. Ama bu yapılanma ne yazık ki hâlâ tam olarak temizlenmedi. Devlet FETÖ ile mücadele ederken, FETÖ soruşturması kapsamındaki bazı hukuki uygulamalar ise bu sürece zarar veriyor diye düşünüyorum. Uluslararası alanda 15 Temmuz'u ve FETÖ'yü daha iyi anlatabilmek için hukuki açıdan tartışmalara yol açmayacak şekilde yürütülmeli tüm davalar.

'UNUTMAYALIM HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ'

Sabah'a röportaj verenlere yönelik sosyal medyada linç kampanyaları yapılıyor. Benzer bir kampanya resepsiyona katılan sanatçılara yönelik de yapılıyor... Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

Düşüncelerini açıkça ortaya koyuyorsan hangi gazeteye konuştuğunun hiçbir önemi yok. Ben size de röportaj veririm, başka bir basın kuruluşuna da. Akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla başladı bu linç kampanyaları. Çünkü önüne gelen cahilce fikir beyan eder oldu. Eskiden de var böyle şeyler ama bu denli değildi. Zamanında beni de farklı dillerde yaptığım çalışmalardan dolayı 'bölücü' diye yaftaladılar. Kim nereye isterse konuşur, buna kimse karışamaz. Cumhurbaşkanlığı Resepsiyonu'na katılmayan sanatçıları eleştiriyorum. Devletin düzenlediği etkinliğe bakıyorum; hep aynı sanatçılar katılıyor. Davet edilen tüm sanatçılar katılmalı bu etkinliğe. 'Ben katılmıyorum' denmemeli. Hükümet değil, devlet davet ediyor seni. Sen bu ülkede yaşıyorsan, vergini veriyorsan, o zaman hükümetin politikalarını beğenmesen de, devlet davet ediyorsa buna icabet etmelisin. Kayıkçı kavgasına son vermeliyiz artık. Unutmayalım hepimiz aynı gemideyiz. Birbirimizle kavga etmenin hiçbir anlamı yok.

Zamanında beni farklı dillerde yaptığım çalışmalardan dolayı 'bölücü' diye yaftaladılar" dediniz. Bunu biraz açar mısınız?

Benim bütün çabam; bu coğrafyadaki kültürel zenginliği yansıtan projeler yapmak. Mesela Türkiye'de Kürtçe ezgilerin bu kadar yaygınlaşmasında benim katkım çoktur. 90'ların zor koşullarında bile insanların kendi dillerini konuşmasını savunmuş biriyim. Çözüm süreci başladığında çok mutlu olmuştum. Başkan Erdoğan, bu süreci siyasi açıdan ciddi risk alarak, cesurca ve samimi bir şekilde başlattı. Ne yazık ki görünmez bir el bu süreci sabote etti.

POPÜLER KÜRT SANATÇILAR PKK KORKUSUYLA TRT ŞEŞ'E ÇIKAMADI

Geçmişte Kürtçe konuşulması bile yasakken şimdi TRT Şeş kanalı var. Bu çok önemli bence...

Kürtçe televizyon kanalının açılması büyük bir olaydır. Ben de çok önemli buluyorum. Popüler Kürt sanatçıları PKK korkusuyla TRT Şeş'e çıkamadı. İlk açıldığında da söyledim bunu. Özellikle sanatçıların yurt dışı konserlerini engellemeye çalıştı. Popüler Kürt sanatçıları zaten yurt dışı konserlerinde bir sürü mağduriyet yaşadı geçmişte. Mesela sanatçıları yurt dışına dernek adı altında konserlere çağırıyorlar, sonra da konser alanına PKK bayrağı asıp, örgüt propagandası yapıyorlar. Birçok sanatçı mağdur oldu bu yüzden. Bunlardan bir tanesi de Ahmet Kaya'dır. Ahmet Kaya benim yakın arkadaşımdı. Tanıdığım en yurtsever insanlardan biridir.