Gizem Renklidağ: Fıspıs’tan çok şey öğrendim

Technê Sergisi, Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Analog ve dijital teknikleri kullanarak resim sanatını bambaşka deneyimlere açan Gizem Renklidağ ile sergiyi konuştuk.

Abone ol

İZMİR - Dijital ile dönüşen resim sanatının en başarılı örneklerinden biri olan Technê Sergisi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde açıldı. Sergi 28 Haziran’a kadar, hafta içi ve cumartesi günleri 10.00-16.00 saatleri arasında gezilebilecek.

Yolculuğuna 2017’de, Türkiye’nin ilk dijital sanat kolektifi Decol prodüktörlüğünde, Gizem Renklidağ ve N. Cihan Çankaya'nın eş-küratörlüğünde İstanbul’da başlayan Technê, İzmir’de Urban Arts ile iş birliği yaparak bu yolculuğa yeni bir boyut kattı. Dijital sanatçıların kolektif üretimleriyle süreç içinde gelişerek büyüdü. Tuval resimlerine bambaşka formlar ve boyutlar kazandıran sanatçılar, resim sanatını dijital tekniklerle dönüştürerek birçok farklı deneyim tasarladı.  

Technê neyi ifade ediyor? Fıspıs tekniği nedir? Analog ve dijital teknikleri bir arada kullanarak resim sanatını bambaşka deneyimlere açan Gizem Renklidağ sorularımızı cevapladı.

Gizem Renklidağ

‘DİJİTAL SANATÇI ARKADAŞLARIMLA İŞ BİRLİĞİ YAPIYORUM’

Serginizin adı “Technê”. Sergi adını nereden alıyor? Resim sanatıyla dijital teknikleri nasıl buluşturuyorsunuz?

Teknoloji kelimesi, Yunanca’da “technê” ve “logos”un birleşmesinden meydana geliyor. Technê, içinde sanatı, zanaati, tekniği, barındıran bir terim. Dolayısıyla serginin adını düşünürken içerik ve aktarmak istediklerimizle özdeşleşti. 

Resimlerimin, teknolojinin bize sağladığı yeni olanak ve teknikleri kullanarak dönüştürülmesi için, farklı medyumlar kullanan dijital sanatçı arkadaşlarımla iş birliği yapıyorum. Onlar benim resimlerimden kendilerine yansıyanları, kullandıkları teknikleriyle yeniden üretip işlerime geri yansıtıyorlar. Böylece çok katmanlı yeni bir üretim alanı ve anlatım dili ortaya çıkıyor. Sergide, resimlerimi, gördükleri ve alımladıklarından yola çıkarak, hareketli grafik, foto manipülasyon, yapay zeka, illüstrasyon, led programlama, interaktif programla, dijital heykel, video ve kurgu gibi yöntemler kullanılarak üretilen işlerle dönüşerek, bir arada sergilendiğini görüyoruz. 

Günümüzde bilim ve teknolojinin hızlı gelişiminin bir sonucu olarak sanat alanında yeni kavramların ve farklı görsel değerlerin oluşması ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Farklılıkların,  bu farklılıklardan meydana gelen yeni dillerin ve bütünlüğünün oluştuğu, çeşitliliğin çoğaldığı üretim alanlarını, yapıtları ve kombinasyonları izlemek bana heyecan veriyor, merak uyandırıyor, ufkumu genişletiyor. 

‘RESİMLERİMİ KATMAN KATMAN KURUTARAK YAPMAM GEREKİYOR’

Geliştirmiş olduğunuz 'fıspıs' tekniği hakkında bilgi verir misiniz?

Gündelik hayatımızda fısfıs da dediğimiz, ağırlıklı olarak temizlik ürünlerinde kullanılan, spreyleme yöntemiyle çalışan ambalajlara, sulandırılmış boya koyarak genellikle ham tuval bezi üzerine çalışmalarımı gerçekleştiriyorum. 'Fıspıs' adını verdiğim yöntemle kumaş üzerinde reaksiyonlar başlatıyorum ve resimlerimi aslında temelde renklendirilmiş sıvı akışıyla ve akışı yönlendirerek yapıyorum. 

Techne sergisinden.

Hayatın her alanında yaşadığımız akış, resimlerinizde nasıl karşılık buluyor?  

Çoğunluğu sudan meydana gelen, hazırladığım renkli sıvının akışını izlemek, ona müdahale etmek, yönlendirmek için yöntemler geliştirmek, aslında hayatla kurduğum bağ da bana çok şey öğretti. Yani Fıspıs'tan çok şey öğrendim. Örneğin, resimlerimi katman katman kurutarak yapmam gerekiyor. Bu şekilde hareket etmediğimde renkler çamurlaşıyor. Katmanlar arasında, kimi zaman gerçekten uzun süreler beklemem ve resmime öyle devam etmem gerekiyor. Durmam ve sabretmem gerekiyor yani bir yandan da. Eğer aklımdaki sonuçlara ulaşmak istiyorsam, sürdürmekten ne kadar keyif de alsam, bir yerde boyamayı bırakmam ve beklemem gerekiyor. Bazen de hiç müdahale etmeden, akışın kendi sürecine eşlik etmek demek oluyor bu. Bir de mesela, akışta o anda hata gibi gördüğümü akışa dahil etmeyi, ondan öğrenebilmeyi, hata kavramını başka bir bakış açısıyla kavramayı ve hataya o başka gözle bakıp sürece dahil etmeyi deneyimliyorum. 

‘RENK BENİM İÇİN VAZGEÇİLMEZ BİR ÖNEM TAŞIYOR’

Resimlerinizde tuvallerdeki renk kombinasyonları da oldukça dikkat çekici. Renklerdeki bu bir aradalığı nasıl oluşturdunuz?

Renk, kendimi bildim bileli çevremde olduğunda iyi hissettiğim bir duyum. Dünyadaki yaşamı algılama ve kendimi ifade etme aracı olarak renk benim için vazgeçilmez bir önem taşıyor. 2012 senesinde 'fıspıs' ile resim yapmaya başladığımda ikili, üçlü sonra daha da çeşitli renk kombinasyonlarını yüzlerce kez farklı yüzeylerde deneyimledim. 'Fıspıs' ile yüzeye aktardığım renklerin birbiriyle ilişkisini uzun yıllar çalıştıktan sonra bir renk dilimi oluştu.

Techne sergisinden.

‘ÜRETİMİMİN ÇEŞİTLİLİĞİ ARTTI’

Pandemi süreci size ve sanatınıza nasıl yansıdı? 

Pandemiden bir süre önce doğada daha çok vakit geçirmeye başlamıştım. İstanbul'dan uzaklaşıp çok da tanımadığım doğayı tanımaya başladığım, dilini öğrendiğim, uzun uzun inceleme fırsatı bulduğum ve oldukça yavaşladığım bir dönem geçiriyorum. Normalde pek de görmediğimiz suyun akışını renklerle ortaya çıkarmaya çalışmak temelli üretim pratiğim olan 'fıspıs'la ürettiğim dokuların çeşitliliğine ve düşünme biçimimin, dolayısıyla üretirken baktığım ve gördüğüm şeylerin dönüşmesine sebep oldu.

İçinde bulunduğumuz evren ve dünya ile daha çok ilişki kurmak, kendimi daha çok yalnız kalarak daha çok tanımış olmak, daha farklı biçimlerde kompozisyonlar meydana getirmeme kadar birçok şeye etki etti. Bir yandan da doğada gördüğümüz makro ve mikro dokuları üretmeye çalıştığım için karşılaştığım örnekler çoğaldı. Bu da üretimimin çeşitliliğini arttırdı.