Gelecek Partisi: Yeni sisteme ve Anayasaya ihtiyaç var

Gelecek Partisi önerdiği parlamenter sistem modelini açıkladı. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan başta olmak üzere tüm siyasi partilerden randevu isteyeceklerini belirten Davutoğlu, “Katılmayabilirler, yanlış yapıyorsunuz diyebilirler. Ama "sizinle görüşmeyeceğiz" demelerini beklemiyorum” dedi.

Abone ol

ANKARA - Türkiye’de hükümet sistemi tartışmaları sürerken eski Başbakan Ahmet Davutoğlu liderliğinde kurulan Gelecek Partisi, hazırladığı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Modeli'ni düzenlenen basın toplantısıyla tanıttı.

GELECEK PARTİSİ’NDEN GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM MODELİ

Ankara Bilkent Otel’de “Demokratik hukuk devletinin yeniden inşası için geliyoruz” sloganıyla gerçekleştirilen tanıtım toplantısına Genel Başkan Ahmet Davutoğlu’nun yanı sıra genel başkan yardımcıları Selim Temurci, Ayhan Sefer Üstün ile Prof. Dr. Ergun Özbudun ve Prof. Dr. Serap Yazıcı konuşmacı olarak katıldı.

DAVUTOĞLU: YENİ BİR SİSTEME VE ANAYASA’YA İHTİYAÇ VAR

Türkiye’de bir Anayasa sorunu olduğunu, ancak bunun temelinde sistem problemi barındırdığını ifade eden Davutoğlu, “Son 150 yıla bakıldığında kalıcı ve toplumun benimsediği bir Anayasa yok. Ankara'da siyasi güç çatışmaları içinde herkes kendi gücünü maksimize edebilmek için var olan Anayasaya kendi mührünü vurmaya çalışmıştır. Bu da Anayasa'da sistem problemini Anayasa'nın temel ilkeleri probleminin daha önüne geçmesine yol açmıştır. Anayasalar elit içi müzakereler sonucu ortaya çıktı. Halk ile gerçek anlamda tartışılmadı. Öyle bir güç anlayışı ki 2007'de hocalarımızın da katkılarıyla tam parlamenter sistemi savunan Erdoğan, bugünkü çarpık Cumhurbaşkanı Hükümet sistemini savunmak durumunda kalmıştır. 15 Temmuz’daki direnişin sonrasında AK Parti ve MHP'nin kurmayları arasında bir Anayasa yapım süreci işledi. Biz de AK Parti milletvekiliydik. Hiçbir şekilde AK Parti'nin kurumları arasında tartışılmadı. Milletvekillerine açılmadı. İsmini de Sayın Bahçeli koydu.

Bir kişinin bütün temsil makamını üstlendiği ve toplumun yüzde 50+1 ile yüzde 50-1 arasında bölündüğü bir yapı, Türkiye gibi ülkelerde kalıcı bir kapsayıcılık, kuşatıcılık üretemez. Bugün Türkiye'nin en temel meselelerinden birisi bütün güçlerin tek bir makamda, tek bir kişide toplanması ve denge-denetim mekanizmalarının tamamıyla tasfiye edilmesidir” ifadelerine yer verdi.

'GELECEK’TEN TÜM PARTİLERE PARLAMENTER SİSTEM ZİYARETİ'

Parti olarak hazırladıkları Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme ilişkin bütün partileri ziyaret edeceğini açıklayan Davutoğlu, “Bir bakanın istifası bile sistemi tıkıyorsa o sistem aslında yok demektir. Bugün başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bütün siyasi parti liderlerinden randevu talep edeceğim. Katılmayabilirler, yanlış yapıyorsunuz diyebilirler. Ama 'sizinle görüşmeyeceğiz' demelerini beklemiyorum.

Türkiye artık bu iktidarın iş tutuş biçimi ve ahlakı ile yönetilemez. Tam demokrasi Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem reform önerimiz, bu sorumluluk bilinciyle hazırlandı. Önerdiğimiz sistem Türkiyeni’nin siyasal tecrübelerini göz önünde bulunduran, vesayet kurma teşebbüslerine de denetlenmeme arzularına zemin bırakmayan bir sistemdir. Sistem değişikliğini Anayasa yazımının ilk adımı olarak görüyoruz” dedi.

'CUMHURBAŞKANLIĞI KABİNESİ DANIŞMANLIK HİZMETİ VERİYOR'

Prof. Dr. Serap Yazıcı ise Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem' modeli hakkında şunları söyledi:

“Türkiye, şu anda yürürlükte bulunan ve başka hiçbir yerde benzeri olmayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yoluna devam edemez. Dün yaşadığımız olay hiçbir demokratik devlette benzeri olmayan bir olaydır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yasama, yürütme ve yargı alanındaki yetkilerini halkın seçmiş olduğu cumhurbaşkanı elinde toplayan bir sistem. Dolayısıyla anayasalcılığın mantığını tersine çevirmiş bir sistem.
Cumhurbaşkanı'nın kabinesi olması yanıltıcı olmamalıdır. Bu kabine karar verme yetkisine haiz bir organ değildir. Bu organ cumhurbaşkanına bir tür danışmanlık hizmeti vermektedir. Kabinenin verdiği tavsiyeler cumhurbaşkanı tarafından dikkate alınmak zorunda değildir.”

'MECLİS’İN BÜTÇE YETKİSİ DE ELİNDEN ALINDI'

“Temmuz 2018'den 14 Ekim 2020'ye kadar toplam 68 Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarılmıştır. Bu kararnamelerden 40'ı öncekini düzeltmek ya da değiştirmek için çıkarılmıştır.  Olağanüstü rejim çerçevesinde cumhurbaşkanına OHAL KHK'larını kabul etme yetkisi tanınmıştır ve bu yetki anayasamızın 148. maddesi gereği yargı denetimi dışında bırakılmıştır. Böylece cumhurbaşkanı OHAL'e gerekçe göstermek suretiyle OHAL KHK'ları yayınlayabilecektir. Meclisin ortadan kaldırılan yetkileri arasında bütçe kanununun kabul yetkisi de vardır. İster başkanlık sistemi olsun, ister yarı başkanlık, ister parlamenter sistem olsun bütçe kanununu teklif yetkisi yürütmeye, kabul yetkisi ise parlamentoya aittir. Ama yeni düzenlenen 161. madde ile meclisimizin bütçe kanununu kabul yetkisi ortadan kaldırılmıştır. Bu yetki tamamen cumhurbaşkanının uhdesindedir.”

'CUMHURBAŞKANI SEMBOLİK YETKİLERLE SINIRLANDIRILACAK'

Gelecek Partisi olarak önerdikleri modele ilişkin de konuşan Yazıcı, “Yürütmenin ikili bir yapıya sahip olduğu yani cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulundan müteşekkil olduğu, cumhurbaşkanının sembolik yetkilerle sınırlandığı yani yürütme alanında hiçbir icrai yetkisi olmadığı bir model öneriyoruz. Cumhurbaşkanının meclis tarafından fakat nitelikli çoğunlukla seçildiği, böylece kamuoyunun üzerinde mutabık olduğu, tarafsızlığına güven duyulan bir şahsın bu makama gelebileceği bir modeli öneriyoruz” dedi. 

PROF. DR. ÖZBUDUN: SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ HAYAT- MEMAT MESELESİ

Türkiye’de bir hükümet sistemi değişikliğinin hayat-memat meselesi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ergun Özbudun da “Türkiye, tam anlamıyla kişisel bir sistemle yönetiliyor. Güçlendirilmiş parlamenter sistem Türkiye'nin çok büyük bir önceliğidir. Şu andaki sistemin parlamenter sistemle de başkanlık sistemiyle de alakası yoktur. Bugün muhalefet partilerinden hiçbiri bu prensiplere itiraz etmemektedir. İlke bazında bir ihtilaf yoktur. Bunu ben Türkiye'nin büyük bir şansı olarak görüyorum" ifadelerine yer verdi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Davutoğlu şunları söyledi: 

Berat Albayrak krizi erken seçim doğurur mu?

"Türkiye’de psikoloji değiştiği zaman erken seçim yapılabiliyor ihtiyaç varsa erken seçim ilaçtır. Hasta ilacı kabul etmiyorsa ölmeye mahkumdur. Bir erken seçim kaçınılmazdır. Sisteme ilişkin parti içinde tartışmaların yükseldiği, Halkın sorularına cevap beklediği bit dönemde erken seçim kaçınılmamak. Ülkenin bu siyasal matematiği sürdürülebilir değildir."

Berat Albayrak örnek gösterilerek aile bireylerinin devlet kademelerine getirilmesi mi Türkiye’yi bu noktaya taşıdı?

"Nepotizme son vermedikçe demokrasiyi inşa edemeyiz, hesap verilebilirliği ortaya koyamayız. Aile bireylerinin milletvekili olması sürecinde çok kesin kurallar koyup izah etmeye çalıştım. Şimdi geldiğimiz noktada devlet bir yönetim krizi ile karşı karşıya. Aile ile devlet arasına net bir çizgi çekilmeli. Aralık ayında 'Temiz Siyaset Belgesi' açıklayacak. Aile kutsaldır, tartışılmamalı."