19 Haziran’da Ukrayna enerji şirketi Naftogaz, İngiltere’de bir
yetkili mahkemenin Gazprom’un İngiltere ve Galler’deki varlıklarını
dondurduğunu duyurdu. "İngiltere’deki Gazprom varlıklarının
durumunu neden Ukrayna enerji şirketinden duyuyoruz" sorusu akla
gelecektir. Yanıtı, kararın merkezinde Ukrayna olduğu için.
Gazprom ile Naftogaz’ı karşı karşıya getiren neden ne?
Gazprom’un Avrupa’daki varlıkları nerede yoğunlaşıyor? İngiltere bu
kararı uygulamaya sokan ilk ülke mi? Gazprom tazminatı neden
ödemiyor? Ukrayna neden varlıkların dondurulması için uğraşıyor?
ABD’nin bu süreçte payı var mı? Bu hafta, bu sorular ışığında
Gazprom’un durumunu ele alacağız.
KAPANMAYAN HESAP: GAZPROM- NAFTOGAZ SAVAŞI
SSCB Avrupa’ya gaz aktarmaya başladığında, Ukrayna SSCB’nin
parçası olan cumhuriyetlerden birisi ve transit duraktı. 1991’de
SSCB dağılıp, herkes yoluna gidince var olan enerji ilişkileri de
yeniden konumlandırıldı. Doğal gaz akışının yapıldığı duraklar
güncellendi. Nihayetinde Ukrayna, artık Rusya’dan hem gaz alan hem
de Rus gazının Avrupa’ya ulaşmasını sağlayan transit ülke konumuna
geldi.
Gazprom’un 2005’te sübvanse edilmiş fiyatlarla gaz satışını
ortadan kaldırması, Gazprom ile Naftogaz arasında ilk gerilimin
yaşanmasına neden oldu. Tahkime havale edilen süreç 2009’da daha
büyük bir krize gebeydi. Hem fiyat hem de borç konusunda karşı
karşıya gelen iki şirketin anlaşmazlığı bu sefer Gazprom’un en
güçlü olduğu Avrupa piyasasına da yansıdı. Gazprom Ukrayna’dan
alacağını tahsil etmek için bu ülkeye giden gazı kesti. Bunun
üstüne Ukrayna, “çok da dertti, ben de Avrupa’ya gideni kullanırım”
deyince sinirlerine hakim olamayan Gazprom “el mi yaman, ben mi
yaman” demekten kendini alamadı ve tarihi bir hata yaparak
Avrupa’ya giden akışını yavaşlattı. Başta Balkan ülkeleri olmak
üzere kış ortasında gaz almayan Avrupa ülkeleri Gazprom’u sert
biçimde eleştirdi.
Nihayetinde iki şirket sorunu bir şekilde halletse de Gazprom’un
imajı yara aldı ve Rusya gaz vanasını siyasi bir araç olarak
kullanmakla suçlandı. Güncel biçimde enerji tedarikçisi
çeşitlendirmesinde Gazprom’a alternatif arayışında da 2009 krizi
hep örnek verildi veriliyor.
2014’te iki şirket borç yüzünden yine karşı karşı geldi ve
Gazprom Avrupa Komisyonu’nun kefil olmasıyla Ukrayna’ya gaz akışı
da, sorunlar da devam etti.
TEDARİKÇİNİN ÖTESİNDE: GAZPROM’UN AVRUPA’DAKİ
VARLIKLARI
Gazprom Rusya’nın en büyük doğal gaz şirketi olmasının yanında
küresel olarak da konumu güçlü bir şirket. Latin Amerika, Avrupa,
Afrika, Asya Pasifik şirketin varlık bulduğu ve varlığını
güçlendirmeye çalıştığı bölgeler. Avrupa ise Gazprom için ayrıca
önemli. Şirket, 2017’de Avrupa doğal gaz pazarının yüzde 36’sını
elinde tutarak en büyük tedarikçi unvanına sahipti. Rus devinin
Avrupa’ya aktardığı gaz miktarı geçtiğimiz yıl rekor kırarak 194
milyar metreküp (bcm) oldu. Hali hazırda aktif hatlarla Gazprom
Avrupa’ya üç kolla ulaşıyor. Kuzey Akım I ile Baltık Denizi
üstünden Almanya’ya şimdilik tek Rusya-Avrupa doğrudan hattı,
Rusya—Belarus-Polonya –Almanya güzergahını izleyen Yamal Avrupa
Hattı ve Ukrayna üzerinden gaz ileten en eski hat Bratrstva
(Kardeşlik) Hattı.
Tedarikçiliğinin yanında Gazprom Avrupa piyasasında yatırımcı
kartvizitine de sahip. Almanya, Fransa ve İtalya’da yoğunlaşmak
üzere şirketin 25 Avrupa ülkesinde ortaklıkları ve varlıkları var.
Gazprom’un Avrupa’da enerji dışında medyadan finansa kadar uzanan
100 yakın alt şirketi bulunuyor. Almanya, İtalya ve Fransa aynı
zamanda şirketin Wintershall gas, FRAgas, Volta ve Promgas gibi
büyük ortaklıklarının olduğu ülkeler. Ayrıca Kuzey Akım II
Projesini inşa edecek olan Nord Stream 2 şirketinin merkezi
İsviçre’de. Yani, Gazprom’un Avrupa’daki varlıkları adeta bir ağ
gibi kıtayı sarmış durumda.
TENCERE DİBİN KARA, SENİNKİ BENDEN KARA
DAVASI
Ukrayna ile Rusya arasında suların durulmaması, Gazprom ile
Naftogaz ilişkilerine de yansıyor. İki şirket, çuval dolusu
belgeyle Stockholm Ticaret Odası Tahkim Enstitüsü yolunu sık sık
aşındırıyor.
Gazprom ve Naftogaz arasında 2014’te karşılıklı iddialarla
başlayan tahkim sürecinin nedeni 2009’da gaz akışını ve
fiyatlandırma ve transit geçişi düzenleyen anlaşma. Taraflar
anlaşmayı sorunlu buluyor ve birbirini yükümlülüklerini yerine
getirmemekle suçluyor. Tahkim kurulu, Şubat 2018’de Gazprom’un
Naftogaz’a 4.63 milyar dolar, Naftogaz’ında Gazprom’a 2 milyar
dolar ödemesine ve 2018’den itibaren Gazprom’dan yıllık 5 bcm gaz
almasına hükmetti. Böylece Gazprom’un Naftogaz’a ödemesi 2.6 milyar
dolara indi. Bu karar ve davaların sürekli karşılıklı açılıyor
olması iki şirketten birinin tamamen haklı olmadığını
gösteriyor.
Son karara dönük bir uyarıda bulunmakta fayda var. Hollanda,
İngiltere ve Galler’de alınan karar varlığa el koyma değil,
varlıkların dondurulması. Bu da şu demek: Gazprom, bu ülkelerde
bulunan varlıklarını elinden çıkaramayacak. Gazprom’un 5 Haziran
2018’de resmi açıklaması dikkate alındığında zaten şirketin böyle
bir niyeti yok. Dolayısıyla karar Gazprom’un kendisinden çok
imajına zarar veriyor. Şirketin Avrupa’daki varlıklarına el
konulması demek aynı zamanda tazminatın tahsili için varlıkların
satışı demek. Bunun içinse yeni bir tahkim kararı gerekiyor. Hali
hazırda böyle bir karar gündemde değil. Gazprom yeni bir karşı dava
için hazırlıklarını tamamlıyor. Peki şirket neden 2.6 milyar
dolarlık bu borcu ödememeyi tercih ediyor?
KOCA GAZPROM NEDEN TAZMİNATI ÖDEMİYOR?
Gazprom Rusya’nın en büyük şirketlerinden. Şirketin geliri de
azımsanmayacak cinsten. 2017'de şirket net 11.41 milyar dolar kâr
elde etti. Şirketin bir önceki yıla göre gaz satışında artış
olmasına karşın kârında yüzde 25’lik bir düşüş yaşandı. Bunun
başlıca nedenleri, borçlar, masraflar ve Naftogaz tazminatları.
Nitekim şirket, 2.3 milyar dolarlık rezervini Naftogaz’a ödemek
için ayırmış durumda.
Gazprom’un tazminatı ödemeye direnmesinin verilerden de
anlaşılacağı üzere mali sıkıntı değil. Sorun çok boyutlu. İlk
olarak, Gazprom yeniden tahkime giderek çıkacak sonuca göre karar
almak ve süre kazanmak istiyor. İkicincisi, Gazprom’un Naftogaz’ın
bu hamleyle Kuzey Akım II projesinin yapılmasını engelleme
girişiminde olduğuna inanması. Dahası Avrupa piyasası tam hedefinde
olmasa da ABD’nin bu süreçte Ukrayna’yı yönlendirdiği iddiası.
Gazprom’un ABD’ye dönük bu iddiası temelsiz değil. ABD 2017’de
Rusya’yı hedef alan yaptırımlarında Kuzey Akım II’nin yapılmamasını
da hedeflemişti. Dahası, Rus enerji şirketleriyle belirli bir oranı
aşan ortaklıklarda ortaklığı yapan şirketleri ABD pazarından men
edeceğini ifade etmişti. Rusya ve AB ülkeleri ABD’ye karşı tutum
alırken, Polonya, Ukrayna ve Bulgaristan gibi transit ülkeler
kararı memnuniyet verici bulmuştu.
Üçüncüsü, Gazprom'un rezervinde pay ayırdığı ve sürekli
karşılıklı anlaşmazlığa düştüğü Naftogaz’la ilişkisini
sınırlandırma gayreti. Ukrayna’ya gaz tedariki sorun olmasa da en
azından Ukrayna’nın transit ülke olmasını istemiyor. Dördüncüsü,
Gazprom’un bu perspektifi ile Rusya, Ukrayna politikası uyarınca ve
onu transit ülke olmaktan alıkoymaya dayanan cezalandırma pratiği
örtüşüyor. Gazprom’un Kremlin ile doğrudan bağı düşünüldüğünde bu
argüman güçleniyor. Son olarak, Naftogaz’ın sıkıştırma hamlesi
olarak şirketlerin varlıklarını dondurma girişiminin de sınırlı
kalacağını öngörüyor. Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkelerin
yanında İsviçre icra memurları ülkelerindeki Kuzey Akım II
şirketini ziyaret etmiş, ancak şirketin varlıklarına dokunmamıştı.
Bu da Gazprom’un öngörüsünü destekliyor. Özellikle 2017 Rusya
yatırımlarında Almanya başta olmak üzere büyük Avrupa ülkelerinin
ABD’yi eleştiren tavırları dikkate alındığında şirket haksız
görünmüyor. Dolayısıyla Gazprom son İngiltere hamlesine rağmen
tazminatı ödemek konusunda aceleci olmayacak, en azından Kuzey Akım
II bitene kadar.
Ukrayna da benzer biçimde 2014’te Rusya’nın Avrasya Ekonomik
Birliği yerine AB Doğu Ortaklığı’nı seçmesi sonrasında pekişen
Rusya karşıtlığını hem kendisini savunmada hem de transit ülke
konumunu kaybetmemekte kullanıyor. Örneğin Kiev’in Kuzey Akım II
inşa edecek şirketlerin varlıklarının dondurulmasını hedeflemesi,
dahası Avrupa ülkelerinin genelinde Gazprom’un varlıklarını
dondurma girişimi böyle ele alınabilir. Ayrıca ABD’nin Rusya’yı
Avrupa pazarında sınırlandırma girişimi dikkate alındığında ABD ile
yakın işbirliği yaparak politik olarak Rusya ile AB’ye karşı elini
güçlü tutmaya çalışıyor. Ekonomik ve stratejik olarak da ABD’nin
karşı olduğu Kuzey Akım II yapılamaması durumunda ekonomik ve
stratejik olarak kazanan olacak.