Gamze Yentür: Çocuklar tutuklu veya hükümlü değil, çocuk muamelesi görmelidir

Mahpuslar için insan hakları faaliyetleri yürüten Görülmüştür Kolektifi'nden Gamze Yentür ile hapishanelerde yaşamlarını sürdürmek zorunda bırakılan bebekleri, çocukları ve anneleri konuştuk.

Abone ol

Zafer Kıraç*  

Hapishanelerde anneleri ile kalan çocuklar üzerine kamuoyunda birçok bilgi paylaşımı var. Fakat bunların büyük çoğunluğu bu çocuklar için hapishanelerin olumsuz etkisi üzerine somut örnekler içermiyor. Sözünü ettiğimiz çocuklar 0-6 yaş grubundalar. Annelerinin aldıkları cezayı birlikte çeken ve mahpus muamelesi gören çocuklar. Sayıları da her geçen gün artıyor. 2021 sonu itibariyle anneleri ile kalan 548 çocuk var. Bu yaş grubu için yirmi dört saat kapalı kalmanın sonucu oluşan psikolojik ve fiziksel etkiler saymakla bitmiyor. Peki nedir bu olumsuz etkiler?

Mahpuslar için insan hakları faaliyetleri yürüten Görülmüştür Kolektifi'nden Gamze Yentür ile hapishanelerde yaşamlarını sürdürmek zorunda bırakılan bebekleri, çocukları ve anneleri konuştuk. Söyleşi boyunca verilen bilgilerin daha geniş haline, mahpus mektuplarına ve kolektifin faaliyetlerine www.gorulmustur.org adlı siteden ulaşabilirsiniz.

İnsan haklarına uygun ve çocuğun yüksek yararını gözeten bir seçenek yok mu? Çocuklar neden anneleriyle hapishanedeler?

Gamze Yentür

Annesi ile kalan çocukların üç farklı seçenekleri var: İlki, annesi ile hapishanede kalabilir. İkincisi, dışarıda bakacak bir yakını varsa onunla kalabilir. Üçüncü olarak, annesi de bakmak istemezse çocuk yuvaya yerleştirilmektedir. Genel olarak çocuğundan ayrılmak istemeyen anneler çocuklarının dışarıda güvenlikli olamayacağını düşünmekteler. Bir de çocuk emzirme çağında olduğu zaman, direkt anne bakımına ihtiyaç duymaktadır.

Bize gelen mektuplardan birisinde bir anne şöyle yazmış:

“Aren’i burada büyüttüm neredeyse. Altı aylıkken, tam da emekleme dönemi olunca zorluklar yaşandı. Çocuklar için kilim tarzı eşyalar için başvurular yapmamıza rağmen bir çözüm sunulmadı. Ben de battaniye alıp onun için uygun bir duruma getirdim. Tabii çocuk bu, birkaç santim içinde kalmaz, kendini oraya hapsetmiyor, battaniye dışına çıkıyor ve ben, arkadaşlar tekrar battaniye üstüne getiriyoruz. Aren akıllı bir bebek. Sanki buranın ağırlığını almış gibi, ağır abi gibi. O yüzden pek sorun yaşamıyorum."

0-6 yaş, çocuğun dünya ile merhabalaştığı dönemdir. Bu sebeple bu dönem çocuk gelişimi için çok önemlidir. Gerek ruhsal gerekse fiziksel olarak sağlıklı bir bakıma ihtiyaç duyarlar. Çünkü çocuğun hayatının geri kalanında bu dönemin etkileri yoğun bir biçimde görülmektedir. Özellikle ruhsal olarak yaşayacağı travmalar, kişilik gelişimi ve hayatını sürdürmede çokça etkili olmaktadır. Çocukların birçok uyarana ihtiyacı oluyor. Ama sağlıklı gelişim için bu uyarıcıların olumlu olması gerekiyor. Bu dönem aynı zamanda çocuğun psikolojik ve zihinsel gelişimi için çok önemlidir. Çocuğun dünyayı anlamlandırmaya başladığı, gözlemlediği ve deneyimlediği dönemdir.

Çocuklara, özellikle de annesi siyasi mahpus olan çocuklara renkli kalemler dahi verilmiyor. Elazığ Hapishanesi’nde sarı, kırmızı ve yeşil renkli boya kalemlerinin çocuğun elinden alındığı basına yansımıştı. Devlete göre sarı, kırmızı ve yeşil farklı anlamlar ifade ediyorsa da çocuk için güneşin rengi, ağacın ve ateşin rengi demek. Hatta bırakalım boya kalemlerini, birçok hapishanede kalem dahi verilmiyor. Böyle olunca kalem tutamayan, çizim yapamayan çocuklar yaşıtlarından geri kalıyor. Böylece çocuk ayakkabısını bağlayamaz hale geliyor. Bu durumda çocuk fiziksel ve ruhsal açıdan akranlarından geride kalıyor. Akranlarını geriden takip eden çocuklar dört duvar arasında bulutu ve güneşi göremiyorlar. Sınırlı bir gökyüzünü görüyorlar. Ne yazık ki bu nesneler çocuğun hayatında bir şeyler ifade etmiyor. Halbuki hepimizin çocukken ilk çizdiği resim bulut, güneş ve kuşlardır. Böylelikle çocuğun hayal gücü sınırlı hale geliyor.

Kendilerine ait bir odaları, yatakları var mı?

Tek başına bir yatakları ve hatta yemek hakları dahi yok. Halbuki çocuğun bireyselleşmesi, doğduktan sonra üçüncü aydan itibaren ayrı bir yatakta yatması, hatta ayrı bir odada uyuması uzmanlar tarafından önerilmektedir. Çocuğun uyku sürecinde bir başkasına veya bir nesneye bağımlı olması uyku kalitesini ve gün içerisindeki sağlıklı öğrenme sürecini etkiliyor. Fakat hapishanede kalan çocuklar anneleri ile aynı yatağı paylaşmak zorunda kalıyorlar.

Beslenmeleri...

Her yaşta beslenme çok önemli. Özellikle gelişim çağında olan çocuklar için ayrıca önemli. Ancak çocuklara anne haricinde besin verilmiyor. Normalde gıda konusu yasal çerçevede güvenceye alınsa da pratikte gerektiği biçimde uygulanmıyor. Hükümlü ve Tutuklular ile Ceza İnfaz Kurumları Personelinin İaşe Yönetmeliğinin 4. maddesinin son fıkrasında ‘Çocuk hükümlü ve tutuklular ile kurumda annesiyle birlikte kalan çocuklara, süt emziren anneler ve hamilelere durumlarına uygun ve Bakanlıkça belirlenen tutarda gıda verilir’ deniyor. Kendi yaptıkları yasaları yine kendileri çiğniyor anlayacağınız. Öyle ki süt verilirse de haftalık 1 litre veriliyor. Halbuki çocuk için bir veya iki günlük ihtiyacı zaten 1 litre kadar. Bu kadar az süt verilmesi kabul edilemez. Nitekim annenin de iyi beslenmesi ve çocuğunu sağlıklı bir biçimde emzirmesi gereklidir. Fakat anne ve çocuk az bir besin ile idare etmeye zorlanıyor. Yine konuşma gibi önemli bir yeti bu dönemde öğreniliyor. Fakat bazı kadın mahpuslar çocuk sesi ve gürültüsünden rahatsız olduğu için çocuklar isteklerini hareketlerle anlatıyor. Bundan kaynaklı çocuk konuşmayı tam olarak öğrenemiyor.

Hapishane dışı ile ilişkileri olabiliyor mu? Dışarıda gerçekleşen etkinliklere katılabilip sosyalleşme olanakları var mı?

Birçoğu dış dünya ile tanışamıyorlar. Tanışmaları, belli zamanlarda onu alacak yakınları varsa mümkün olabilmektedir. Dış dünyayı gören çocuk bu kez içeridekilere ve o yaşama küsüp dışarıda yaşamak istiyor. İki dünya arasında kalan çocuk psikolojik olarak çok yıpranıyor. Hırçın, agresif ve saldırgan oluyor. Sosyalleşemeyen çocuklar yaşıtlarından daha az deneyime sahip oluyorlar. Ve ileride dışarıda istismar edilmeye daha açık hale geliyorlar.

Çocuklar için oyuncak ve oyun çok önemli, yeterince ulaşıp yararlanabiliyorlar mı?

Çocukların gelişiminde oyuncak olmazsa olmaz bir nesnedir. Çocuğun bilişsel, dil, duygusal, sosyal, ince motor ve kaba motor gelişimi için oyun, oyuncak ve sanat malzemeleri çok önemlidir. Çocuğun tüm yaratıcılığı bu sayede ifade bulur ve gelişir. Aynı zaman da ifade edilmemiş duygular, söylenmemiş sözler, özlemler bu yolla gerçekleşir. Çoğu hapishanede kreş yok, var olanlarda ise iki saat gibi trajikomik bir sınırlama var. Kreş olanlarda koğuşa oyuncak alınmıyor. Kreşlerde yeterli oyuncak olmuyor. Oyun arkadaşları olmayan çocuklar tek başlarına oynamak zorunda kalıyorlar veya koğuşta bulunanlar ile oynuyorlar. Fakat akranları ile oynamayan çocuk paylaşımı öğrenemiyor. Bazen de çocuklar kreşe tek başına gönderiliyor. Ve tek başına oynanması isteniyor.

Bu anlamıyla anneleri ile kalan çocuklar için, Aren bebeğin annesinin ekibimizden talebi üzerine bir oyuncak kampanyası yapmıştık. Kampanya sonucunda kimileri yerine ulaştı kimileri ise bize geri döndü. Çoğu hapishane isme yolladıklarımızı koğuşlara vermedi. Kendi kreşlerine kabul etti. Fakat bizim amacımız iki saat değil tüm gün çocukların oyuncaklarla oynamasını sağlamaktı. Keza kreşe oyuncak sağlama yükümlülüğü devletin kendi sorumluluğudur. Bunu bizlerin değil devletin yapması gerekir.

Bütün bunların yanında önemli bir diğer sorun, çocukların fiziksel sağlığının ihmal edilmesidir. Değil oyuncak, tedavi görmesi gereken çocuklar doktora götürülmemekte ya da ilaçları temin edilmemektedir. Örneğin; Arin bebek hapishanede annesi ile kaldığı süreçte ilaçlarına ulaşamadı. O dönem Urfa 2 No’lu T Tipi Kapalı Hapishanesinde kalan Arin bebeğin ilaçları hapishane yönetimi tarafından verilmedi. 24 ay hapishanede kalan Arin bebek daha sonra annesinin denetimli serbestliği ile özgür kaldı. Bunun yanında, hapishanedeki çocuklar kimi zaman yanlarında anneleri olmadan doktora götürülmek isteniyor.

Hatırlatman iyi oldu, ara sıra medyaya yansıyor. Örneğin mavi bebek veya Miraz bebek vakalarında olduğu gibi. Toplumca bir duyarlılık oluyor ama sonra unutuluyor. Tekrar hatırlamakta fayda var sanırım.

Türkiye adalet sistemi tarihine utanç belgesi olarak yazılması gereken bir başka vaka da Mavi Bebek olayıdır. Anne Rabia Bıyıklı’nın bize, yani Görülmüştür Kolektifi’ne yazdığı mektupla ortaya çıkan skandal uzun süre gündemde kaldı. Daha sonra anne ev hapsine çıkarıldı. Oysa anne doğumdan önce denetimli serbestlikten yararlanmalıydı. Olayı kısaca özetlersek:

“Hastanede doktorun ısrarlarına rağmen kelepçeli doğuma zorlanan Rabia Bıyıklı’nın çocuğu Mavi bebeği kırkı çıkmadan annenin de dikişleri kapanmadan ‘tabutluk’ adı verilen ring aracıyla 450 km uzağa sürgüne yolladılar. Hapishane doktoru anne ve bebeğe -muayene etmeden- sürgüne gönderilebilir raporu verdi.”

Anne Rabia bize yolladığı mektubu şöyle bitirmişti:

“Evet, çocuğum Mavi’nin bugün 46. günü. Dünyanın ve ülkenin içerinden geçtiği karanlık ve gri günlere inat onun ismi Mavi. Bizim yaşadıklarımı başka bebekler ve anneler yaşamasın diye bu yaşadıklarımızı sizlerle paylaşmak istedik.”

Yine Miraz bebeğin yaşadıkları uzun süre gündeme geldi. Sağlık sorunları vardı ve bakımı hapishane tarafından ihmal edildi. Yine bir bayram günü babası ile dışarıdayken hapishaneye gelip içeri alınmayan Miraz bebeğin ağlamaları hepimizi derinden etkilemişti. Gerekçe ise, mesai saatinden sonra çocuğu içeri alamayacaklarıydı. Olay basına yansıdıktan sonra Miraz bebeği annesinin yanına almak zorunda kalmışlardı.

Daha bu hafta Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu annesiyle birlikte kalan B.B. adlı çocuğa ilaçlarının verilmediğini, ilaçlarını alamadığı için vücudunun çeşitli yerlerinde yaralar oluştuğu ve psiko-sosyal servisin inisiyatifinde olan oyun oynama hakkının da engellendiğini öğrendik.

Çözüm önerileriniz neler?

İlk olarak, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 16/4. maddesi şöyle diyor: "Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren 6 ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır." Bu madde çoğu zaman uygulanmıyor. Biz bir adım daha ileri gidip şunu talep ediyoruz: Çocuk 6 yaşına gelene kadar annenin cezası ertelenmelidir. 6 ay bu anlamda az bir süredir.

BM Bangkok Kuralları, (48-52. Maddeler; hamile, emziren ve çocuğuyla birlikte hapishanede kalan kadınlara ilişkin düzenlemeler içeriyor) tutuklu ve hükümlü kadınların hapishane şartlarıyla ilgili ayrıntılı düzenlemelere yer vermektedir. Gerek besin gerekse sağlık adına bütün ihtiyaçlar giderilmelidir.

Anaokulu artık bir zorunluluktur. Bu her çocuk için geçerlidir. Hapishanede annesi ile kalan çocuklar da buna dahildir. Onlara gerekli anaokulu eğitimi diğer çocuklarla eşit koşullarda verilmelidir. Hapishane dışında çocuklara kreşe gitme hakkı tanınmalıdır.

Annesiyle kalan ve aynı yatakta yatmak zorunda kalan çocukların yaşına ve haline uygun yatakların temin edilmelidir. Yine çocukların yaş ve gelişim düzeylerine uygun oyuncak, boya, defter ve kitaplar bedelsiz olarak temin edilmelidir. Çocuğa, anne ve babasıyla uzun süreyle açık görüş imkânı sağlanmalıdır.

Son olarak çocuklar tutuklu veya hükümlü değil, çocuk muamelesi görmelidir.

Bütün yasa ve ilkelere göre her durumda çocuğun üstün yararının gözetilmesi gerekir. Çocuklu annelerin cezaları ertelenmeli veya ayrım gözetilmeden ev hapsi ve denetimli serbestlikten yararlanmalılar.

*İnsan Hakları Çalışanı