Ferzan Özpetek'in 'yemek stilisti' bloggerlar için anlattı: Yemek fotoğraflarınız nasıl güzelleşir?

Yemek blogunuz için mutfaktan çıkmıyorsunuz ama takipçi sayınız hiç artmıyor mu? İşin profesyonellerinin anlattığı bu önerilere kulak verin, görselliğiniz ve takipçi sayınız artsın!

Abone ol

Beril Köseoğlu  bkoseoglu@gazeteduvar.com.tr

DUVAR - 'Yemek pornosu' modasına uydunuz, Instagram hesabı açtınız. Hatta yemek blogu açmaya bile soyundunuz. Önünüze gelen her tabağın fotoğrafını paylaşıyorsunuz. Martha Stewart gibi hissediyor, dizi dizi tarifler yazıyorsunuz.

Hepsine de #foodporn hashtag'ini basıyorsunuz ama Instagram'da popülariteniz bir türlü artmadı... Yemeklerinizi tadanlar parmaklarını yese de blogunuzun ziyaretçi sayısı yerlerde sürünüyor... Acaba sorun görsellikte olabilir mi?

'MESLEK SIRLARI'

15 yıldır yemek dergiciliği yapan İnci Özgöz, son olarak Ferzan Özpetek'in yeni filmi İstanbul Kırmızısı'ndaki yemek sahnelerinin stilistliğini üstlendi. Fotoğraf: Hande Göksan

Bir bilene soralım dedik, Harbiye'deki Eat.Drink.Shoot Studio'nun yolunu tuttuk. Ferzan Özpetek'in son filmi İstanbul Kırmızısı'nın yemek sahnelerinin stilistliğini yapan İnci Özgöz ve profesyonel yemek fotoğrafçısı Hande Göksan'dan tüyolar aldık. 15 yıldır yemek dergiciliği yapan Özgöz, bazı 'meslek sırları'nı da paylaştı. Önce öneriler:

1- TABAK ÇANAKLARINIZ ÇEŞİTLENSİN

Julia (@madamejuju) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Anneannenizin bir tarifini paylaştığınızda farklı, avokadolu kinoa salatası paylaşmak istediğinizde farklı bir ortam yaratmalısınız. “Herkesin tabak çanakları aynı” diyen Özgöz, özellikle blog yazarlarına şunu öneriyor: Mağazalardaki indirimleri takip edin; tabak-çanaklarınızı renklendirin, çeşitlendirin. Özellikle anne yemekleri yapanlar, ikinci el çatal, kaşık ve bıçak tedarik edebilir. Antika değeri olmasına gerek yok ama 'fotojenik' olması şart.

Bir diğer öneri de, semt pazarlarından ucuza bol bol renkli kumaş almak. Böylece, çekim yapacağınız masayı renklendirip her defasında farklı kareler yakalamanız mümkün. Bu tip numaralarla, evinizin en dip köşesine kurduğunuz bir masada bile 'Akdeniz havası'nı verebilir, 'Alaçatı tadı'nı yakalayabilirsiniz.

2- FOTOJENİK SEBZELER, 'ÇEKİMLİK ARMUTLAR' KULLANIN!

İnci Bak (@inciminci) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Evet doğru, sebzenin de 'fotojenik' olanı var. Sözgelimi, etli bir yemeğin fotoğrafını bir dal taze kekik veya maydonozla çekerseniz, çok daha çarpıcı bir kare yakalayabilirsiniz. İnci Özgöz, fotojenik gıdalar arasında maydonoz, lime/yeşil limon, frenk soğanı, kapya biber, salkım kiraz domates, çilek ve frenk üzümünü sayıyor. Özgöz'e göre, bu gıdalar sayesinde fotoğrafınızda “İmzanız olacak”.

Kullanacağınız sebze-meyvelerin de 'şekilli' olanlarını seçmeye dikkat edin. Esnaf yadırgar diye korkmayın. İnci Özgöz, manavının kendisini bazen “Abla çok güzel çekimlik armut geldi” diye karşıladığını anlatıyor.

3- PARLATIN, CİLALAYIN! 

İnci Bak (@inciminci) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Profesyonel yemek fotoğraflarında üzerinde su damlacıklarıyla parlayan domatesler veya o kıpkırmızı çilekler illa ki ışık hilesi veya photoshop becerisi gerektirmiyor. Elinize minik bir fırça alın, güzel renk veren bir zeytinyağıyla çileklerinizi, patlıcanlarınızı hatta ekmeklerinizi bile cilalayın.

4- YEMEKLE BÜTÜNLEŞMEYİN

Eat.Shoot.Drink Studio.

Profesyonel yemek fotoğrafçısı Hande Göksan, tariflerinizi görüntülerken 'dibine kadar girmemenizi' tavsiye ediyor. Önerisi, fotoğraflarınızı biraz rahatlatmanız. Işığı camdan ve yandan aldığınız, öbür yana da beyaz bir kağıt veya köpükle bir 'yansıtma' sistemi oluşturursanız, Göksan'a göre evinizde 'ufak bir set' kurma imkanınız var.

5- SOKAĞA ÇIKIN

Fotoğraf: Michell Zappa

Güneşli havaların blogunuza da iyi geleceğini unutmayın, tariflerinizi bir piknik ortamındaymış gibi çayırda çimende fotoğraflayarak fark yaratın.

'Peçete yatağında dikilmiş tavuk'

Yemek fotoğrafçılığı ve stilistliği, profesyonellerin dünyasında mutfaktan çıkıp terzilik, kuyumculuk ve hatta eczacılık alanlarına kadar uzanıyor. Stilist İnci Özgöz'ün çantasında yok yok: Dikiş kutusu, kürdanlar, renkli peçeteler, ucu L şeklindeki cımbızlar, merkür makasları... Hepsi, o fotoğraflara bakarken ağzımızın suyu aksın diye... Nasıl mı?

İnci Özgöz şöyle anlatıyor sebebini: “Derisi gergin görünsün diye tavuğu iğne iplikle dikiyoruz. Fotoğraflardaki hamburger ve sandöviçlerin içi, dik dursunlar diye kürdan dolu. Yemeye kalkışsanız mümkün değil. Bazen, dolu dolu görünsün diye yemeğin altına aynı renkte peçete dolduruyoruz.” Soslar yeterince şık dursun diye de boy boy şırınga kullanıyor.

Özgöz, 'her boy şırınga' istediğinde eczacıların 'tip tip baktığını' ekliyor. Stüdyoda pişirilen 'çekimlik' malzemelerin, doğal olmayan ürünlerden ayrılıp sokak hayvanlarına verildiğini de ekleyelim...

Bu arada, “Pilavım hiç fotoğraflardaki kadar güzel olmuyor” diyenlerdenseniz üzülmeyin: Pirinci az pişirip tabağa tane tane cımbızla yerleştirmediğiniz için olabilir!