Eybek Dağı'nı kurtarmak için birlik çağrısı

Kaz Dağı'nın bir parçası olan Eybek Dağı'nda yüzde doksanı Kanada ve Fransa sermayeli Polat Enerji A.Ş. tarafından yapılması rüzgar enerji santralleri projesine açılan dava sürerken, bilirkişi incelemesi 18 Eylül günü gerçekleştirilecek. Edremit Çevre Platformu Sözcüsü Kubilay Öztürk, "Şimdi, hukuk mücadelesi sürerken, bölgede yaşayan herkesin maddi-manevi desteği gerekiyor artık. Birlikte olmak artık çok daha önemli" dedi.

Abone ol

Cihan Başakçıoğlu

İZMİR - Balıkesir’in Edremit ilçesinde bulunan ve Kaz Dağı'nın bir parçası olan Eybek Dağı'nda yüzde doksanı Kanada ve Fransa sermayeli Polat Enerji A.Ş. "Duygu RES Projesi" adlı rüzgar enerji santralleri yapmak istiyor. Söz konusu projenin ÇED süreci 2017 yılında başlamış 25 Ekim 2018 tarihinde ise yapılmak istenen halkı bilgilendirme toplantısı çevre örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve halkın protestoları sonucu engellenmişti. Edremit Çevre Platformu, Burhaniye Çevre Platformu, Kazdağı Koruma Derneği, EMARÇEB ve vatandaşlardan oluşan 15 gerçek ve tüzel kişi tarafından şirkete açılan dava sürerken, mahkeme bilirkişi incelemesi istedi. Bilirkişi heyetinin 18 Eylül'de inceleme yapması beklenirken, bölgedeki yurttaşlar ve çevre örgütleri birlik çağrısında bulundu.

NE YAPILMAK İSTENİYOR?

Polat Enerji A.Ş. Balıkesir Havran ilçesindeki Eybek Dağı'na 40 RES (rüzgar enerji santrali) kurarak yıllık 524.630.000 kWh elektrik enerjisi üretmeyi planlıyor. Proje için ilk etapta yapımı planlanan 75 RES direğinin sayısı, ÇED onayı alabilmek için daha sonra 40'a düşürüldü. Bu türbinlerden 7 tanesi tarım alanında, 33 tanesi ise ormanlık alanda yer alıyor. Projenin ÇED dosyasında ön lisans sahası 13 bin 836,3 hektar olarak belirtilirken, bir türbinin kapladığı alan yaklaşık 1520 metrekare. 40 adet türbinin kaplayacağı toplam alan yaklaşık 60 bin 800 metrekare olarak hesaplanırken, proje için bölgeye ağaçlar kesilerek 25 kilometrelik yeni yol açılacak.

Türibnlerin kapladığı alan.

Projeye göre RES türbinleri Edremit'e bağlı Yaşyer Mahallesi'ne 3 bin 100 metre, Hacıarslanlar Mahallesi'ne 4 bin 750 metre uzaklıkta bulunurken, projenin Balıkesir sınırları içerisinde kalan Karaçam ve meşeden oluşan ormanlık alan miktarı 13 bin 836 hektar olarak görülüyor.Çanakkale sınırları içerisindeki ormanlık alan ise 18 hektar iken, ÇED Raporunun ekinde yer alan Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü'nün görüş yazısında T15 ve T30 türbinlerinin "Gen koruma alanı"na yalnızca 30 metre mesafede olduğu belirtiliyor. Projenin işletme ömrünün ise 49 yıl olacağı belirtilmesi de dikkat çekiyor.

EDREMİT ÇEVRE PLATFORMU'NDAN YAZILI ÇAĞRI

Yapılması planlanan bilirkişi keşfi için Edremit Çevre Platformu da bir çağrıda bulundu. Sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi;

"18 Eylül 2020 Cuma günü kentimizi, dağımızı ve geleceğimizi korumak için birlikte olmamız gerekiyor. Çünkü, Fransız ve Kanada ortaklı bir şirketin, Eybek Dağı'nda yapmak istediği Rüzgar Enerjisi Santralleri'ne karşı açmış olduğumuz davanın "Bilirkişi Keşfi" yapılacak o gün. Haydi, hep birlikte "bu santralleri istemiyoruz" diyelim, sesimizi duyuralım. Bu RES inşaatları gerçekleşecek olursa, her bir istasyon için açılacak 1.500 metre çapındaki alanlar ve bu alanları birbirine bağlayacak 12 metre genişliğindeki yollar nedeniyle, yüzbinlerce ağaç kesilecek ve Eybek'teki ormanın bütünlüğü bir daha geri gelmemek üzere bozulacak.. Buna asla izin veremeyiz.

.

Bakın şu fotoğraflara..! Bu günlerde Erdek'te, Kapıdağ Yarımadası bölgesinde bir başka şirketin inşa ettiği RES'ler nedeniyle, dağların ve ormanın nasıl katledildiğini, canına okuduğunu görün! Bu katliamın bir benzerini Eybek'te de görmek istemiyorsanız, 18 Eylül 2020 günü bilirkişi heyetine ve hakimlere, gelin derdimizi hep birlikte anlatalım. 'Şirket para kazanacak diye ormanımızdan, dağlarımızdan vazgeçmeyeceğiz' diyelim. Gün birlikte olmak ve mücadele etmek günü dostlar."

'BU KEZ BAŞARILI OLMAKTAN BAŞKA ÇAREMİZ YOK'

Edremit Çevre Platformu Sözcüsü Kubilay Öztürk, Kocadağ'da RES kurulduktan sonra yaşanan doğa talanına dikkat çekerek şöyle konuştu: "Edremit, Havran ve Yeniceli hemşehrilerimiz 2018 yılından bu yana, Eybek Dağı’nda Rüzgar Enerjisi Santralı (RES) istemediklerini çeşitli vesilelerle dile getirdiler.Bunun nedeni de çok basitti aslında; ormanda RES olamaz. Eybek Dağı’nda kurulacak RES’ler köylüyü, kentliyi, zeytini, hayvancılığı, arıyı, keçiyi, ormanı, çamı, kayını, binlerce yıllık kültürü tehdit edecekti. Bu itirazı anlatmak için uzağa gitmeye de gerek yoktu, karşıdaki Kocadağ’da olanlara bakmak yeterliydi.Biliyorsunuz, bu tür yanlış yatırım girişimlerinde, en başından çok iyi organize olup, doğamıza yapılacak saldırıyı kesin bir şekilde püskürtmek en güvenilir yöntemdir. İyi anlamak, anlatmak ve bu itirazı çok sistemli, geniş katılımlı yöntemlerle dile getirmek çok önemliydi."

Verilen hukuk mücadelesi noktasında tüm yurttaşları desteğe beklediklerini vurgulayan Öztürk, şöyle devam etti: "Hukuk mücadelesi kararlı ve kimsenin desteğini esirgemeyeceği bir mücadele olmak zorunda. Çünkü, bu sefer başarılı olmak zorundayız, başka çaremiz yok. O nedenle avukatlarımız Filiz Sonsuz ve Mehmet Zafer Akıncı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na karşı bir dava açtılar. Bölgemizdeki muhtarlar, Edremit Çevre Platformu, Burhaniye Çevre Platformu, Kazdağı Koruma Derneği, EMARÇEB ve vatandaşlarımızdan oluşan 15 gerçek ve tüzel kişi adına açıldı bu dava. Şimdi, hukuk mücadelesi sürerken, bölgede yaşayan herkesin maddi-manevi desteği gerekiyor artık. Birlikte olmak artık çok daha önemli."

'EĞER RES YAPILIRSA KAZDAĞLARI'NI BİLE İSTERLER'

40 adet RES tirbününün dikilmesi sonrası şirketin bölgede bu tarz faaliyetlere devam etmek için çeşitli adımlar atacağını ifade eden Öztürk son olarak şunları kaydetti; "İnanın 40 adet RES, Eybek Dağı’na dikilirse, iki yıla kalmaz kapasite artırımına gider bu şirket. Kanadalı ve Fransız yatırımcılara Eybek Dağı da yetmez Kazdağı’nı bile isterler. Kendi ülkelerinde yapamadıklarını, burada yapmaya can atarlar. O vakit de, geriye ne orman, ne oksijen, ne de bu güzellikler kalır. İlla RES yapıp para kazanmak isteyen varsa, gitsin dağa taşa, ormansız alana, yerleşim yerlerinin uzağına yapsın bunu. Birileri kısacık bir hat döşeyerek, az maliyetle, ürettiği enerjiyi anında satabilsin diye, bizler ormanımızdan vazgeçmek zorunda değiliz. Bu davanın olumlu sonuçlanacağına inanıyor ve bu inancımızı herkesle paylaşıyoruz. ÇED sürecinde 75 olan istasyon sayısı 40'a düşürüldü ama şirket tarafından ama üreteceği güç aynen korundu. Sayı azaltıldı ama üretim gücü korundu. Erdek Kapıdağ buradaki insanlar açısından önemli bir görsel mukayese örneği. Rüzgar enerjisi yenilenebilir enerjidir ama ormanın içine de yapılmamalı. Nitekim Kanada ve Fransa'da böyle bir imalat yapamazlar. RES'ler bu nedenle yanlış"