Eşitsizliğin binlerce yıllık kökenleri

Araştırmacılar, tarih öncesi gelişim yayının ekonomik eşitsizliğe dönük olduğunu tespit ettiler. Araştırmacılar, eşitsizliklerin tarımın yükselişiyle, özellikle bitki ve büyük hayvanların evcilleştirilmesiyle ve artan sosyal örgütlenmeyle bağlantısını keşfettiler.

Abone ol

Science Daily*

Washington State Üniversitesi ve diğer 13 kurumdan araştırmacı, tarih öncesi gelişim yayının ekonomik eşitsizliğe yöneldiğini tespit ettiler. Türünün en büyüğü olan çalışmada, araştırmacılar zenginlik farklılıklarının kökeninde tarımın, özellikle bitkilerin ve büyük hayvanların evcilleştirilmesi ve artan toplumsal örgütlenmeyle bağlantısı olduğunu gördüler.

Washington Eyalet Üniversitesi’nde arkeoloji ve evrimsel antropoloji kuramcısı ve yönetici profesör olan Tim Kohler, toplumsal sorunlara, hatta çöküşlere neden olan eşitsizliğin tekrar tekrar ortaya çıkması hakkında, bu hafta Nature dergisinde yayınlanan bulgularının çağdaş toplum açısından da derin etkilere sahip olduğunu belirtiyor. Bilim insanı, Amerika Birleşik Devletleri’nin, halihazırda dünya tarihindeki en yüksek eşitsizlik seviyelerinden birine sahip olduğunun altını çiziyor.

Kohler, “Eşitsizlik, toplumlar üzerinde çok ince ve potansiyel olarak olumsuz etkilere yol açar,” diyor.

Çalışma esnasında, 63 arkeolojik alan veya bölge topluluğundan veriler toplandı. Her bir site içindeki ev boyutlarını karşılaştıran araştırmacılar, İtalyan istatistikçi ve sosyolog Corrado Gini tarafından yüzyılı aşkın bir süre önce belirlenen yaygın eşitsizlik ölçütleri olan “Gini katsayılarını” kullandılar. Teorik olarak, zenginlik ve servet eşitliğine sahip bir ülkenin Gini katsayısı 0 olurken, tüm servetin tek bir ailede toplandığı bir ülkenin Gini sayısı 1 olarak belirleniyor.

AVCI-TOPLAYICILAR EN EŞİTLİKÇİ TOPLUM

Araştırmacılar, avcı-toplayıcı toplumlarda genel olarak servet eşitsizliğinin düşük bir oranda olduğunu ve Gini katsayısının 0.17 olduğunu keşfettiler. Bu toplumların sürekli hareket halinde olmaları, birikimlerin bir sonraki kuşaklara aktarılasını neredeyse olanaksız hale getirmekteydi. Küçük ölçekli, düşük yoğunluklu çiftçiler olan bahçe tarımcılarında (hortikültürel toplumlar) ortalama Gini katsayısı 0.27 idi. Daha büyük ölçekli tarım topluluklarının ise 0.35 ortalama Gini katsayısı mevcuttu.

Araştırmacıların şaşkına döndüğü nokta, Yeni Dünya’da (Amerika) bir plato (orta sınıf) oluşurken, Eski Dünya’da (Afrika-Asya-Avrupa) eşitsizliğin artmaya devam etmesiydi, diyor Kohler. Araştırmacılar, bunu, Eski Dünya toplumlarının “sığır ve ardından at ve manda gibi büyük ve evcilleştirilmiş memelileri kelimenin tam anlamıyla kullanma” becerisine bağlıyorlar.

Yeni Dünya’da bu hayvanların muadillerinin bulunmaması, zengin çiftçileri daha fazla araziye yayılmaya ve yeni alanlara açılmaya itti. Bunlar zenginliklerini büyütürken, nihayetinde ortaya bir “topraksız köylüler” sınıfı çıktı.

Araştırmacılar, “Bu süreçler, servet dağılımının her iki tarafında da işleyerek eşitsizliği büyüttü, yoksulların varlıklarını azaltırken, zenginlerin servetini artırdı,” diyor.

Eski Dünya, bronz işçiliği, büyük evleri ve ülkesel fetihleriyle Gini’leri arttıran, savaşçı bir seçkinler sınıfının varlığını da barındırıyordu.

Araştırmacıların modelleri, Nature dergisinde 2000’de yayınlanan bir araştırma özetinde en eski Gini’leri antik Eski Dünya’da 0.59'da, çağdaş Yunanistan’da 0.56 ve İspanya’da 0.58 katsayısına yakın bir yerde gösteriyor; Çin’deki oran 0.73 ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 0.80. 2016 Allianz Küresel Servet Raporu, ABD Gini katsayısını 0.81’e taşıdı ve Kohler, günümüzde herhangi bir gelişmiş ülke bazında muhtemelen en yüksek refah eşitsizliğinin yaşandığı ABD Gini’sini 0.85 olarak ifade ediyor.

Bu durum, Kohler’i birkaç sebepten ötürü endişelendiriyor.

Yüksek eşitsizlik oranlarına sahip toplumların sosyal hareketliliği düşük olur. Kohler, bu yılın başında Science dergisinde yayınlanan ve 1940 yılında doğan ABD çocukları için yüzde 90’dan, 1980’lerde doğan çocuklar için yüzde 50’ye düşen oranı gösteren bir araştırmaya dikkat çekiyor. Araştırmacılar tarafından aktarılan sonuçlar, “yüksek mutlak hareket oranlarının ‘Amerikan rüyasını’ canlandırmanın, gelir dağılımında daha geniş bir biçimde paylaşılan ekonomik büyümeye ihtiyaç olduğunu düşündürüyor.”

GÖSTERGELER ENDİŞE VERİCİ

Kohler, “farklı araştırmalarda, bilim insanları eşit olmayan toplumların sağlık bağlamında daha zayıf olduklarını, daha eşit toplumların hayat süresi beklentilerinin, güven hissinin ve başkalarına yardım etme arzusunun da daha yüksek olduğunu saptadılar,” diyor.

“İnsanlar, toplumsal eşitsizliğin sağlık, hareketlilik, güven derecesi ve sosyal dayanışma gibi olgular üzerinde olumsuz etkileri olabileceğinin ve tüm bu sorunların farkında olmalı,” diyor. “Eşitsizlik içinde yaşayarak kendimize sorunlar yaratıyoruz.”

Stanford Üniversitesi’nden Walter Scheidel’ın yeni kitabı “The Great Leveler”da (Büyük Eşitleme) aktarıldığı kadarıyla, eşitsizliğin azalması son derece zor ve genellikle veba salgını, devrim, kitlesel savaş ya da devletin çöküşüyle ortaya çıkıyor. Kohler, Amerika’nın güneybatısında yaşayan antik “Pueblo” insanları arasında dört eşitsizlik dönemi belgeledi ve dönemlerin her biri şiddet ve daha büyük bir eşitlik düzeyi ile sonuçlanıyordu. Sonuncusu, Mesa Verde bölgesindeki kentin tamamen terk edilmesiyle çakışıyordu.

“Her iki durumda da yalnızca Gini puanlarında bir düşüşe değil, aynı zamanda düşüşe eşlik eden şiddette de bir artışa tanık oluyoruz,” diyor. “ABD’deki durumdan endişe ediyoruz; eğer Gini puanı çok yüksek oranlara çıkarsa, bir devrime doğru gidiyor olabiliriz ya da devletin çöküşüne şahit olabiliriz. Gini oranımızı etkili bir biçimde azaltacak yalnızca birkaç şey var,” diye ekliyor.

Yazının (Çeviren: Tarkan Tufan)