Erdoğan'dan TTB'ye 'barış' tepkisi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 'savaşa hayır' açıklaması yapan kesimleri eleştirerek, "Sözde Türk Tabipler Birliği gibi bir kesim savaşa hayır diye kampanya yürütmek istiyor. Bu terörist sevicilerin bugüne kadar barışa evet dediklerini duymadık" ifadesini kullandı. Erdoğan konuşmasında, Menbiç'e de askeri hareket düzenleneceği açıklamasını da yineledi.

Abone ol

DUVAR - Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, savaşa karşı çıkan kesimleri Kandil'le işbirliği içinde olmakla suçladı. Sonuç alana kadar Afrin harekatını sürdürmekte kararlı olduklarını belirterek, "Hiçbir zaman kalkıp da et dağıtan Yasin niçin öldürüldü diye hesap sormadılar. İşte biz bunun hesabını soruyoruz. Çözüm için çok gayret ettik ama bunlar hiçbirinden anlamadılar. Artık bıçak kemiğe dayandı" dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi.

HATAY'DA BİLGİ ALDIM: Dün Hatay'a giderek hareket merkezindeki askerlerimizi ziyaret ettik. Sahadaki birlikleri komutan eden 2. Ordu Komutanımız İsmail Metin Temel Paşamızdan ve diğer arkadaşlarımızdan son durumla ilgili bilgileri aldım. Komutanlarımızdan kendi sorumluluk alanlarındaki hususları değerlendirmelerini istedik. Zeytin Dalı operasyonu açık bir ikaz, fiili bir örnek olmuştur. Çocukları ve kadınları öne atarak yerleşim yerlerindeki operasyonlarımızı yavaşlatmaya çalışıyorlar. Bizim milletimizin ve ordumuzun elinde asla çocuk kanı yoktur. Kadın, masum kanı yoktur. Hiçbir zaman da olmayacaktır. Bunlar kadim dönemlerden beri Türk askerinin kati kurallarıdır.

TTB 'SAVAŞA HAYIR' DİYE KAMPANYA YÜRÜTÜYOR: Bazı kesimler bunu iyi duysunlar. Bugün operasyonun 7. günü. 343 terörist etkisiz hale getirildi. Bunlar tespit edilenler. Bundan rahatsız olan, sözde Türk Tabipler Birliği gibi bir kesim savaşa hayır diye kampanya yürütmek istiyor. Bu terörist sevicilerin bugüne kadar barışa evet dediklerini duymadık. Bunlar bugüne kadar güneydoğuda, doğuda, vatandaşlarım şehit edildi. İçeride olan terör uygulayıcılarına yönelik en ufak açıklama duyduk mu? Duymadık. Bunlar bu işin içindeler. Kandil'e kadar gidip, ondan sonra yazdıkları kitaplarla kendilerine kaynak temin etmeye çalışanların teröristlerin karşısında dikildiklerini duymadık. PYD, YPG, DEAŞ, PKK, bütün bu terör örgütlerinin yapmış olduğu taciz hareketlerine karşı bizim uluslararası hukuktan doğan haklarımızı hazmedemeyen bu sözde kişiler veya dernek kusura bakmasınlar. Attığımız adım kararlı bir adımdır.

ANLAMADILAR: Biz hak bildiğimiz yolda sonuna kadar yürüyeceğiz. Bundan taviz vermeyeceğiz. Bu beyefendiler, bugüne kadar hiçbir zaman yerli ve milli olmadılar. Bu ülkenin dertleri ile dertlenmediler. Hiçbir zaman kalkıp da et dağıtan Yasin niçin öldürüldü diye hesap sormadılar. İşte biz bunun hesabını soruyoruz. Çözüm için çok gayret ettik ama bunlar hiçbirinden anlamadılar. Artık bıçak kemiğe dayandı. Ayın 20'sinde adımı attık. Beklenen gün geldi, çattı. Şimdi süreç kararlı bir şekilde devam ediyor. Buradan tüm dünyaya bir kez daha ilan ediyorum.

AVRUPA PARLAMENTOSU'NA SÖYLÜYORUM: Avrupa Parlamentosu'nda hareketi istila olarak göstermek isteyenlere söylüyorum. Gidin önce, Libya'da, Ruanda'da, Mali'de arayın. Hiçbir zaman Türk milleti, müstevli olarak hareket etmemiştir. Azeri vekil Seyidov kardeşime de teşekkür ediyorum. Sözde Tabipler Birliği hiç sordunuz mu? Bu çukurlar niye açılıyor diye en ufak bir şey söylediniz mi?

AFRİN'İ İŞGALE GİTMİYORUZ: Birileri ısrarla bize 'Bu operasyon kısa sürsün, sınırlı olsun' diye güya telkinde bulunuyor. Ben de o birilerine telefon görüşmelerinde özellikle söyledim. Eğer biz devlet olarak sahip olduğumuz askeri gücü hoyratça kullanmaya kalksak, tanklarımızla, toplarımızla, uçaklarımızla, helikopterlerimizle önümüze gelen her şeyi dümdüz edip geçsek, bu operasyon birkaç günlük iştir. Ama biz en az kendi askerlerimizin emniyeti kadar karşımızdaki güçlerin kalkan olarak kullanmaktan çekinmediği masum sivillerin can ve mal güvenliğini de hesaba katıyoruz. Çünkü biz Afrin'i işgale gitmiyoruz, tam tersine orayı terör örgütlerinden temizleyerek asli sahipleri için yaşanabilir bir yer haline getirmeye çalışıyoruz. El Rai, Cerablus, El Bab'daki 2 bin kilometrekarelik alanı 100 bin insanın tekrar evlerine dönerek yerleşmelerine imkan sağladıysak Afrin'de de aynısını yapacağız. Biz ülkemizdeki mülteci kardeşlerimizin kendi topraklarına dönmesini sağlayacağız. Tekrar topraklarına dönebilmelerinin tekrar yollarını açıyoruz.

AFGANİSTAN, IRAK KAÇ YIL SÜRDÜ?: Hala Türkiye'yi örtülü veya aleni tentik ve tehditlerle yolundan döndürmeye çalışanlar saflarını terör örgütünün yanı olarak belirlemiş demektir. Afganistan ne kadar sürdü? Yaklaşık 20 yıl. Irak, yaklaşık 18 yıl. Libya ne kadar sürdü? Mali, Ruanda, buralar ne kadar sürdü? Bize bu akılları verenler biraz kendileri kullansalar ne olur. Suriye'de diğer güçlerin yürüttüğü operasyonlar için bir an önce tamamlansın çağrısı, bu insanlar ne kadar gülünç der hale getiriyor. İş Türkiye'ye gelince bu acele niye?

STRATEJİK ORTAK NASIL BÖYLE YAPAR?: AB, siz PKK'yı terör örgütü ilan etmediniz mi? Şu anda o kadar akıl tutulması var ki. Bir taraftan YPG, PYD'yi terör örgütü olarak kabul etmeye başladılar. Bir taraftan da silahlar onlara akıtılıyor. Bu nemenen iştir. Biz stratejik ortak olduğumuza göre, böyle bir şeyi bir stratejik ortak nasıl yapar. NATO Genel Sekreteri, Türkiye kendi hukukunu korumaktadır diyor. Bundan dolayı teşekkür ediyorum. Biz Amerika ile beraber bu işleri yürütelim istiyoruz. Benim milletim şunu soruyor: Bu silahlar niçin geliyor, kime karşı kullanılmak üzere geliyor? Amerikan halkı 'Biz vergileri bunun için mi veriyoruz, dolarlarımız bunun için mi gidiyor?' diyor. Sayın Başkan da bunu bizzat bana da kendisi söyledi. Şimdi 5 bin tır oldu. 2 bin kargo uçağı oldu. Bunlar bizde soru işaretleri ortaya koyuyor. Biz de teröre karşı mücadelede kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Bunun başka izahı yok. Biz kendi kendimize yeteriz. Amaçları terörle mücadele değil de, sınırları boyunca bir terör koridoru oluşturmak, onun üzerinden kan ve can pazarı kurmak olanlara cevabımız şudur; Biz Suriye'deki son terörist ortadan kalkana kadar operasyonlarımızı sürdüreceğiz. Bir zamanların Türkiye'sinde bu tür afra tafralar işe yarıyor olabilir. Bugünkü Türkiye bambaşka vizyon ve hayalleri olan bir Türkiye'dir. Birlikte yol yürümek istiyorsanız, o zaman önce güvenliğimiz, geleceğimiz konusundaki hassasiyetlere saygı gösterilmesini isteriz.

MÜMBİÇ'İ ARINDIRACAĞIZ: Bugün 7. gününe giren Zeytin Dalı Operasyonumzuu hedeflerimize ulaşana kadar sürdüreceğiz. Mümbiç'i teröristlerden arındıracağız. Sonra da Irak sınırına kadar hiçbir terörist bırakmayana kadar bu mücadelemizi devam ettireceğiz.

SİZ NE YAPARDINIZ?: Bizim kimsenin toprağında gözümüz olmadığı gibi, kimsenin onuruna, haysiyetine tecavüz etme niyetimiz de yoktur. Daha önceki gün, bize operasyonun ne zaman bitirileceğinin sorulduğu gün atılan roketler Kilis'te tarihi bir camimize ve sokaklarımıza düştü. Namaz esnasında 2 kardeşimiz şehit oldu. Batı bunu görüyor mu? Onlarca vatandaşımız yaralandı. Batı bunu görüyor mu? Şanlıurfa'nın ilçelerine atılan daha başka roketler var. Buradan bize operasyonu çabuk tamamlayın diyenlere sesleniyorum. Sizin ülkenizdeki şehirlere bombalar yağdırılsa, ateşler açılsa, roketler atılsa siz ne yaparsınız. Kiliselerinizin üzerine roketler düşse, dua edenler hayatını kaybetse, sizin tepkiniz ne olur? Ey batı siz nasıl politika izlerdiniz.

ÖSO'YU ALKIŞLIYORUM: Zeytin Dalı operasyonunda ve bu süreçte yapılan saldırılarda verdiğimiz tüm şehitlerimizi, hayatlarını kaybeden ÖSO mensuplarına Allah'tan rahmet diliyorum. ÖSO'yu terörist olarak vasıflandıran terbiyesizlere de açıkça söylüyorum. Benim Mehmedimin yanında mücadelenin içinde yer alan ÖSO, şahsiyetli ve onurlu bir mücadelenin askerleridir. Kendilerini alkışlıyorum. ÖSO'ya terörist diyenler PYD'nin, YPG'nin, DEAŞ'ın, PKK'nın tam benzerleridir, kendileridir.

TTB NE DEMİŞTİ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hedef aldığı Türk Tabipler Birliği (TTB), şu açıklamada bulunmuştu:

"Savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur.

Her çatışma, her savaş; fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir.

Yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak, yaşamı savunmanın, barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz.

Savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır.

Savaşa hayır, barış hemen şimdi!"