Erdoğan: İdlib'de 36 şehidimiz var

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ülkemizi güney sınırları boyunca terör koridorlarıyla kuşatmaya kalktılar. İdlib meselesi ülkemizi köşeye sıkıştırmak için özellikle kurgulanan konu olarak önümüze geldi. Biz oraya Suriye halkının davetlisi olarak gittik. Putin'e bizi rejimle baş başa bırakın dedim. İdlib'de şehit olan asker sayısı 36'ya çıktı."

Abone ol

DUVAR - Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İdlib'de TSK'ya yönelik saldırının ardından ilk kez açıklamalarda bulundu. Partisinin İstanbul milletvekilleriyle Dolmabahçe Ofisi'nde bir araya gelen Erdoğan, "İdlib'de 36 askerimiz şehit oldu" dedi. Erdoğan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e, 'bizi rejimle baş başa bırakın" dediğini söyledi. Cumhurbaşkanı AB ile sınır kapılarının da mültecilerin geçişi için bundan sonra açık kalacağını söyledi.

Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

BİZİ BAŞ BAŞA BIRAKIN DEDİM: Ülkemizin Suriye'de yaptığı mücadelenin anlamını hâlâ anlamayanlar olduğunu görüyoruz. Ülkemizi güney sınırları boyunca terör koridorlarıyla kuşatmaya kalktılar. İdlib meselesi ülkemizi köşeye sıkıştırmak için özellikle kurgulanan konu olarak önümüze geldi. Biz oraya Suriye halkının davetlisi olarak gittik. Putin'e bizi rejimle baş başa bırakın dedim. Suriye meselesi Türkiye için asla bir macera veya sınırlarını genişletme çabası değildir. Merkel'de dedim ki sizin bana büyük rakamlarla verdiğiniz sözünüz var, gelin destek verin dedim. En fazla 25 milyon euro vereyim dedi. Biz de kabul ettik. Sonra Kızıl Haç'a vereceğini söyledi. Anlama, tanıma ve bu rakam BM mülteciler başkomiserlere gitmektedir. Oradan da Kızıl Haç'a oradan da Kızılay'a gibi bir yaklaşım ortaya koydular.

MERKEL PARA HAZIR DEDİ: Aradım tekrar Merkel'i dedi ki para hazır. Ben de ama bu para bize ulaşmıyor. Artık dedim ki biz size buradaki mültecileri gönderelim 25 milyon euro almayalım biz size 100 milyon euro verelim. Merkel tabii kabul etmedi. Yeni bir göç dalgasını kaldıracak durumda değiliz. Rejimin insafına terketmek de bizim vicdanımıza sığmaz. Bize diyorlar ki orada ne işiniz var. Biz oraya Esad'ın davetlisi olarak değil, Suriye halkının davetlisi olarak gittik. Ve Suriye halkı bu iş bitti demeden çıkma gibi bir niyetimiz yok. Putin'e de dedim bizim önümüzden çekilin bizi rejimle baş başa bırakın. Ama biz çekildik diyemiyor. Dün gece Trump diyor ki, Putin'in ne beklentisi var. Kamışlı'da bir petrol olayı var dedim. Böyle bir tablo ile karşı karşıyayız. Ama bizim petrol derdimiz yok. Meseleyi sadece İdlib olarak değerlendirmek bizi yanıltabilir. Biz bugün Suriye sınırını terörden arındırmazsak yarın karşılaşacağımız durum çok farklı olabilir. El-Bab'ta vermedimiz savaşı Şırnak'ta Hakkari'de vermek zorunda kalabiliriz.

ŞEHİTLER TEPESİ BOŞ KALMAYACAK: 1984'teki ilk terörist eyleminden itibaren 7 bin 500'e yakın güvenlik görevlimizi kaybettiğimizi unutmayalım. Topraklarımızda gözü olduğunu asla inkar etmeyen bir rejimle nasıl mücadele etmeyiz. Türkiye'nin Suriye'de ne işi var sorusunu soranlar aslında Türkiye terör örgütlerine teslim olmalı önerisini tavsiye ediyorlar. Ve şehitler tepesi hiçbir zaman boş kalmayacak. İdlib'de şehit olan asker sayısı 36'ya çıktı. 20 günlük hareket boyunca vermiş olduğumuz şehitler adına ailelere sabır diliyorum. Bugün Suriye'yi fiilen 3'e bölenlerin Türkiye'nin bütünlüğüne saygı göstereceğini düşünmek gafletten öte bir durumdur. Şu anda ekranları başında bizi izleyen milletime özellikle sesleniyorum: 'Türkiye'nin Suriye'de ne işi var?' sorusu, aslında 'Türkiye terör örgütlerine ve kendine düşman bir rejime teslim olmalı.' önerisini bize tavsiye ediyorlar. Bunların yaptığı budur. Karşımızdaki senaryonun asıl hedefi Suriye değil, Türkiye'dir. Suriye'de istediklerini alanlar, namluları hemen Türkiye'ye çevirecektir.

KAPILAR AÇIK KALACAK: Ne dedik aylar önce? 'Eğer bu böyle giderse biz kapıları açmak zorunda kalacağız.' Rahatsız oldular. İnanmadılar bizim bu söylediğimize. Biz de dün ne yaptık? Kapıları açtık. Şimdi bu sabah itibarıyla yaklaşık 18 bin oldu kapıları zorlayıp geçenler. Ama bugün herhalde 25 bin-30 bini bulabilir. Bu kapıları bundan sonraki süreçte de kapatmayacağız. Ekonomide her gelen veri, toparlanma dönemini geride bırakıp yeniden yükselişe geçtiğimizi tekrar tekrar teyit ediyor. Türkiye'nin batacağı, biteceği söylenen 2019'u neredeyse yüzde birlik büyümeyle kapatarak şom ağızlılara hak ettikleri dersi verdik.

GEZİ'DE YALANLANAN İDDİAYI YİNE DİLE GETİRDİ

Konuşmasında Gezi Parkı olaylarını da hatırlatan Erdoğan şöyle söyledi: "Şu gördüğünüz mekân 15 Temmuz'u tam manasıyla yaşamış bir mekandır. Çatımızın üstüne çıkmaya yeltendiler, duvarlara merhume annemle ilgili haşa edepsizce, hayasızca sloganlar yazdılar. Ve 500 metre ötede Bezmialem Valide Sultan Cami’sini üç gün üç gece işgal ettiler ve orada bira şişelerini, bira kutularını topladık. Bütün bunları yaşadık. Bunlar burada yaşandığı halde kendilerine güya bu ülkede vatansever havasına girenler, bu ülkeyi sevdiklerini ilan edenler, ne yazık ki, bu süreç içerisinde sadece aydınlık gençler diye ana muhalefetin başı bu gençleri ilan etmeye çalıştı. Bunlar aydınlık filan değil tamamıyla aldatılmış gençler."

Erdoğan'ın bira içildiğini iddia ettiği Dolmabahçe Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi Müezzini Fuat Yıldırım polise verdiği ifadede din adamı olduğunu ve yalan söyleyemeyeceğini belirterek "Burada içki içilmedi. Eylemciler buraya sığındıktan sonra içki içen görselerdi zaten kendileri dışarı atardı. Görmediğim şeyi söyleyemem" demişti. Fuat Yıldırım bu ifadesinden sonra başka bir camiye atanmıştı. (HABER MERKEZİ)