Erdoğan: Baktım çözemiyorlar, grevi erteledim

İZBAN grevi için "Baktık ki çözemiyorlar, grevi iki ay erteledim. Çünkü yetkim iki ay" diyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yerel seçimdeki nüfus taşınmaları için "Bindirilmiş kıtalarla seçim olmaz. Bunu yakın takibe alacağız" açıklamasında bulundu. Kenevir üretiminin yeniden başlayacağı mesajını veren Erdoğan'ın, çevreyi yok eden yapılaşma konusunda ise "Deniz kenarlarını, orman alanlarını betona çevirme gayretinde olanlar var. Orman morman ne var ne yok kesiyor atıyor, oraya dikey mimari yapayım malı götüreyim, yapılan iş bu" demesi dikkat çekti.

Abone ol

DUVAR - İZBAN grevini ertelediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Baktık ki çözemiyorlar, grevi iki ay erteledim. Çünkü yetkim iki ay, ondan sonra hakem heyeti. Milleti perişan etmeye hakkınız yok" dedi.

BİZİM ENFLASYON ORTALAMAMIZ YÜZDE 9,54: Türkiye son 5 yıllık dönemde pek çok tarihi hadiseyi üst üste yaşadı. Türkiye'nin yönetim sistemi tartışmaları çok eskilere dayanır. Parlamenter sistem içinde koalisyonlarla geçen yılların ülkemize çok ağır maliyetleri oldu. Son 30 yıl bunun 14 yılının enflasyon ortalaması 70,3. Şu anda muhalefete bakıyoruz enflasyonun en yüksek olduğu dönem şu andaki iktidarın dönemidir diyor. 1989 enflasyon 64,3 tek partili dönem. 1990 enflasyon 60,4 Anavatan iktidarı. 1991 enflasyon 71,1 Anavatan dönemi. 1992 DYP/SHP enflasyon 66. 1993 enflasyon 71,1 DYP/SHP. 1994 burası bir felaket enflasyon 120,3 iktidar DYP/SHP. 1995 enflasyon 76,1 iktidar yine DYP/SHP. 1996 enflasyon 79,8 iktidar Refah/DYP. 1997 99,1 Anavatan/DSP. 1998 enflasyon 69,7. 1999 güçlü iktidar var enflasyon 68,8. 2000 enflasyon 39. 2001 68,5 üçlü koalisyon. 2002 29,8. Ortalaması bu 14 yılın 70,3 enflasyon. Ondan sonra bizim iktidara gelişimizle birlikte koalisyonlar dönemi bitiyor. 16 yılın enflasyon ortalaması 9,54. 2003 12,7. 2004 9,4 2005 7,7 2006 9,7 2007 8,4 2008 10,1 2009 6,6 2010 6,4 2011 10,5 2012 6,2 2013 7,4 2014 8,2 2015 8,8 2016 8,8 2017 11,9 en yüksek 2018 20,3. Ortalama 9,54.

EKONOMİK SALDIRIYI BERTARAF ETTİK: Türkiye'nin yeni yönetim sistemine geçme kararı çok ağır bir dizi krizin ardından ortaya çıktı. Gezi ile sokakları karıştırdılar, 17/25 ile hükümeti devirmek istediler, çukur eylemleriyle ülkemizin birliğini hedef aldılar. Suriye ve Irak kaynaklı tehditlere bu süreçte maruz kaldık. 15 Temmuz darbe girişimi bize derhal harekete geçmemiz gerektiğini gösterdi. MHP ile vardığımız uzlaşma ile bu değişimi tescil ettirdik. Kağıt üzerinde kalan güçler ayrılığını gerçek anlama kavuşturduk.  Ülkemizin huzurundan ve istikrarından rahatsız olan çevreler de boş durmadı. Bu defa ekonomik saldırı ile karşı karşıya kaldık. Bu saldırıyı da kısa sürede bertaraf ettik. Ekonomimizi dengeye kavuşturarak hedeflerimize ulaşma kararlılığımızı gösterdik. Her kesime yönelik destek programlarını hayata geçirdik.

GREVİ ERTELEDİK: İzmir'de İZBAN'da grev var, baktık çözemiyorlar Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle iki ay erteledik. Çünkü yetkim iki ay, ondan sonra hakem heyeti işi çözecek. Milleti perişan etmeye hakkınız yok.

PLASTİK POŞETE SAVAŞ BAŞLATTIK: Sıfır Atık Projesi konusunda yerel yönetimlerin çok çok kararlı ısrarlı olması gereğini savunuyorum. Son zamanlarda biz plastik poşetler, bunun benzeri birçok ürünlerle ilgili olarak savaş başlattık. Bunu 750 bin yıl toprak eritemiyor. Savaşımızı kararlı bir şekilde başlattık.

RİZEM'DEN KENEVİRİ SÖKÜP ALDILAR: Anacağım evde file dokurdu. File ile alışveriş yapar gelirdik. Bunun toprakla bir dostluğu var. O zamanlar bunlar kenevirden yapılırdı. Ülkemizde keneviri yok ettik. Kenevirden atlet, fanila dokunurdu. Çünkü teri emmesi çok farklı. Bize dost görünen düşmanlar ülkemden, Rizem'den keneviri söküp aldılar. Biz şimdi keneviri dışarıdan ithal ediyoruz. Kenevire dayalı yapılması gereken şeyler varsa ithal ürünlerle yapılıyor. Gıda Tarım Bakanlığı bu konuda çalışmalara başlıyor. 31 Mart kampanyasında file bez torba kullanalım dedim. Bez torba ile fileyle kampanyamızı yapalım. Asla naylon poşet kullanmayacağız. Şu anda bunun çalışmasını yapıyoruz. Güzel olacak şık olacak.

BİNDİRİLMİŞ KITALARLA SEÇİM OLMAZ: Belediyeler tarafından verilen hizmetler, merkezi yönetimin tamamlayıcısı konumundadır. Yerleşim birimlerimizin ihtiyaçlarına göre şekillenebilmektedir. Fakat, özellikle de burada şehircilik veya şehirler arası göçler, ilçeler, beldeler... Bizim beldede bizim amcaoğlunun, filancanın kazanması lazım. Ankara'dan, İstanbul'dan göç yapalım. Böyle bir şey olamaz. Bu işgalin farklı türüdür. Biz bunu İçişleri Bakanlığımızla yakın takibe alacağız. Bunun adı demokrasi değildir. Bindirilmiş kıtalarla seçim kazanalım, olmaz böyle bir şey. Böyle bir yanlış üzerine ne belediyecilik, ne demokrasiyi yakıştıramayız. Kararlılığımızı unutmadığımızı ifade etmek istiyorum. Küreselleşme denen olgu mahalli idarelerin önemini kaldırmamış, daha  da güçlendirmiştir. Belediyeler artık sadece yol, kanalizasyon, çöplerle uğraşan kurumlar olmaktan çıkıp, sosyal, kültürel projelerin yürütücüsü haline gelmiştir. Her şey belediyelerin görev alanına girmektedir. Yeni sistemin kurumsal yapılarını oluştururken, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde yerel yönetimler kurulu oluşturduk.  Belediyelerin sürekli daha ileriye gitmesi için üzerimize düşeni yapmayı sürdüreceğiz. Şehir demek medeniyet demektir. Bazıları medeniyeti sadece fiziki yapı veya kültürel iklim olarak görür. Medeniyetin özünde inanç ve ahlak vardır.

BU KAPİTALİZM NELERE MUKTEDİR: Uzunca bir süredir tüm yerleşim yerlerimizde yatay mimari konusunda ısrar ediyorum. Böyle gelmiş böyle gider diyemeyiz. Bu kapitalizm nelere muktedir. Deniz kenarlarını orman alanlarını betona çevirme gayretinde olanlar var. Orman morman ne var ne yok kesiyor atıyor oraya, dikey mimari yapayım oradan da malı götüreyim, yapılan iş bu. Doğa şöyle olmuş böyle olmuş umurunda değil. Bize de örnek veriyor; Manhattan şöyle, batsın senin Manhattan'ın. Çevre ve Şehircilik Bakanıma da söylüyorum, kimsenin gözünün yaşına bakmayacaksın, yıkmaksa yıkacağız.

ARTIK SONUNUZ (FETÖ) GELDİ: İçeride ve dışarıda pek çok nifak odağına karşı geceli gündüzlü mücadelemizi sürdürüyoruz. Karşımıza cesaretle çıkan düşmandan korkmayız. Bizim için asıl düşman içimize sızdırılmış düşmanlardır. Son zamanlarda bunlardan en alçağı olan FETÖ'nün saldırısına maruz kaldık. Ülkemizi işgal etmek isteyenlere karşı kapıyı içeriden açmaya kalkmıştır. FETÖ'nün hamlelerini milletimizle birlikte durdurmayı başardık. Bazılarına 15 Temmuz bile yetmedi. Bu çevreler aynı teraneleri gündeme getiriyor. Onlardan cesaret alan terör örgütü mensupları devlete meydan okuma cüretine kapılıyorlar. Örgüt mensupları davaları uzatmak, devlet görevlilerini yıldırmak için akıl almaz yöntemlere başvuruyorlar. Terör örgütleri için her seçim bir umut haline dönüştü. Partimin ve şahsımın ayağının tökezlemesini umut ediyorlar. Milletimiz bunları ciğerlerine kadar gördü. Ülkemiz içindeki ve dışındaki FETÖ'cülere sesleniyorum artık sonunuz geldi, artık atacak adımınız kalmadı. O FETÖ elebaşı da eninde sonunda gelecek. Hepsini adaletin karşısına çıkaracağız, topluyoruz. Bunların yaptığı iş mezarlıkta ıslık çalmaya benziyor. Korkunun ecele faydası yok. Yaptıkları ihanetin bedelini ömürleri boyunca ödeyecekler. Milletimizin 31 Mart'ta arkasında FETÖ gölgesi bulunanlara gereken cevabı vereceğine inanıyorum.

(HABER MERKEZİ)