Engelsiz Filmler Festivali dokuzuncu yaşını kutluyor: 'Engellere sahip olanların da festivalinin olması mümkün'

Ezgi Yalınalp ile Engelsiz Filmler Festivali'ni konuştuk. Yalınalp, "Filmleri görme, işitme ve ortopedik engeli olanların ihtiyaçlarını da gözeterek izleyiciyle buluşturmayı amaçlıyoruz" dedi.

Abone ol

DUVAR - Engelsiz Filmler Festivali, bu yıl 11-17 Ekim 2021 tarihleri arasında çevrimiçi ve fiziksel gösterimlerle izleyicilerle buluşacak. Bu yıl dokuzuncu kez düzenlenen festivalin programında Ulusal Uzun Film Yarışması, Kısa Film Yarışması, Absürt, Oditoryum, Kaleydoskop ve Çocuklar İçin seçkileri yer alıyor.

Türkiye ve dünya sinemasının son dönemde öne çıkan, beğeniyle karşılanan ve ödüller toplayan filmlerini Ankara ve Türkiye’deki tüm sinemaseverlerle buluşturacak olan festival, tüm filmleri her yıl olduğu gibi göremeyenler için sesli betimleme, duyamayanlar içinse ayrıntılı altyazı seçenekleri ile erişilebilir olarak izleyicilerine sunacak.

Festival Yönetmeni Ezgi Yalınalp ile Engelsiz Filmler Festivali'ni konuştuk. 

Engelsiz Filmler Festival Yönetmeni Ezgi Yalınalp

2013 yılından bu yana düzenlenen Engelsiz Filmler Festivali nasıl ortaya çıktı? Festivalin amaçlarından söz edebilir misiniz?

Festival’in amacı yerli ve yabancı, güncel ve nitelikli sinema eserlerini izleyici ile buluşturmak. Bunu görme, işitme ve ortopedik engeli olanların ihtiyaçlarını da gözeterek yapıyoruz. Bu tür engellere sahip olanların da katılabildiği bir sinema etkinliği Engelsiz Filmler Festivali. Ortaya çıkışı da böyle bir film festivalinin mümkün olup olmadığı sorusuyla oldu. Bu soruyu sorduktan sonra, bunun basit bazı düzenlemelerle mümkün olduğunu gördük. Söylediğiniz gibi 2013 yılında ilk kez gerçekleştirdik EFF’yi ve o yıldan beri her yıl gerçekleşiyor. Bu yıl 9. yaşını kutluyoruz Festival’in.

Festival, geçtiğimiz sene korona virüsü salgını nedeniyle çevrimiçi olarak yapıldı, bu yıl ise çevrimiçi ve fiziksel gösterimlerle seyircilerle buluşacak. Geçtiğimiz yıl, çevrimiçi Engelsiz Filmler Festivali için nasıl bir süreç geçti? Sizin için çevrimiçi olarak düzenlenen bir festivalin fiziksel festivalden farkı, avantajları/dezavantajları nelerdir?

Festival Ankara’da başladı ve ilk dört yılın ardından gördüğü ilgiyle Eskişehir ve İstanbul’u da ziyaret etmeye başladı. Geçtiğimiz yıl çevrimiçinde gerçekleştiğinde tüm Türkiye’den takip edildi. Daha önce gitmediğimiz, Festival’i duyurmak için çaba sarf etmediğimiz şehirlerde Festival’in takip edildiğini görmek bizi çok sevindirdi. Ayrıca çeşitli nedenlerle Festival’de konuk edemediğimiz sinemacılarla çevrimiçi söyleşiler gerçekleştirmek pandemi sırasında daha kolay bir hale geldi. Bunlar elbette çevrimiçi gösterimlerin olumlu tarafı.

Fakat diğer yandan salonda bir arada film izlemenin, gösterim sonrası izlediğiniz filmin yönetmen ve oyuncuları ile sohbet edebilmenin karşılığı bu mecrada yok. Önceki yıllarda sanal gerçeklik deneyimleri, otizm dostu gösterimler, çocuklarla canlandırma atölyeleri, senaryo atölyesi, dans atölyesi gibi pek çok etkinlik gerçekleştirmiştik. Bazı araçlarla mümkün olsa da bu tür etkinliklerin çevrimiçinde istenilen etkiyi yaratmadığını düşünüyoruz.

'VAKA SAYILARININ ARTMASI NEDENİYLE PROGRAMIN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜ ÇEVRİMİÇİNE KAYDIRDIK'

Bu yıl yapılacak olan fiziksel gösterimler, pandemi koşullarında hangi önlemler alınarak yapılacak?

Pandeminin gidişatını öngörmeye çalışarak bir etkinlik hazırlamak oldukça zor. Bu yıl için en başından beri hibrit bir festival için hazırlandık. Fakat süreç içinde vaka sayılarının bu aylarda artacağının söylenmesi ile fiziksel gösterimlerin ağırlığını azaltarak, programın büyük bölümünü çevrimiçine kaydırdık. 11-13 Ekim tarihleri arasında Ankara’da Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde toplam 9 seans film göstereceğiz. Programın büyük bölümü ise 11-17 Ekim tarihleri arasında adresinde çevrimiçi olarak takip edilebilecek. Çağdaş

Sanatlar Merkezi girişinde HES sorgulaması yapılarak izleyiciler binaya alınıyor. İzleyicilerin aşılarını yaptırmış olmaları ya da son iki güne ait negatif bir test sonucu göstermeleri bekleniyor. Gösterim salonunda ise izleyiciler arasında bir koltuk boş tutulacak ve kapasite 99 kişi ile sınırlı olacak.

Leaf

Film ve yarışma kategorilerinizden bahsedebilir misiniz?

Programda 6 bölüm var. Ulusal Uzun Film Yarışması, Uluslararası Kısa Film Yarışması, Absürt, Oditoryum, Kaleydoskop ve Çocuklar İçin. Ulusal Uzun Film Yarışması’nda 5 yerli yapım yer alıyor; "Cemil Şov", "Ceviz Ağacı", "Hayaletler", "Kumbara" ve "Uzun Zaman Önce". Bu bölüm yalnızca Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gösterimde olacak, çevrimiçi platformda izlenemeyecek.

Kısa Film Yarışması’da 6 ülkeden 13 film var. Bu yıl ilk kez gerçekleşiyor kısa film yarışması. Tüm dünyadan gelen başvurular arasından seçici kurul titizlikle finale kalan filmleri belirledi. Ortaya çıkan seçkiden biz çok memnunuz, izleyenlerin de beğeneceklerini umuyoruz. Hem Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde hem de çevrimiçi platformda takip edilebilir bu bölüm.

“Absürt”, etrafımıza baktığımızda, haberleri okuduğumuzda hissettiklerimizden ilhamla programda yer verdiğimiz bir bölüm. Dünyanın en önemli kısa film festivallerinden biri olarak kabul edilen Clermont-Ferrand Kısa Film Festivali’nden Engelsiz Filmler Festivali izleyicileri için arşivlerini tarayarak absürt temalı bir kısa film seçkisi yapmalarını rica ettik ve onlar da bizi kırmayarak 6 filmlik bir seçki hazırladılar bu bölüm için. Ankara’da olanlar bu seçkiyi de perdede izleyebilirler, olmayanlar için adres . Bu bölümde bir de oldukça absürt bir belgesel var. Guidio Hendrikx’in Mayıs ayında dünya prömiyerini CPH:DOX’ta yapan filmi “Bir Adam ve Bir Kamera” Türkiye’de ilk kez izleyici ile buluşacak.

“Oditoryum” ses ve müziği perdeye taşıyan filmlerin yer aldığı bir bölüm. Enrique Sánchez Lansch’ın; on yıl boyunca İngiliz müzisyen ve besteci Matthew Herbert’a eşlik ederek çektiği "Gürültü Senfonisi” ve Beth B’nin 70’lerde New York’un No Wave ikonu olan Lydia Lunch’a son turnesinde eşlik ederek çektiği "Lydia Lunch: Savaş Asla Bitmez” filmleri Türkiye’de ilk kez gösteriliyor.

“Kaleydoskop” farklı perspektifler sunan bir bölüm. Annecy Uluslararası Animasyon Film Festivali’nden Kristal Ödül kazanan çizgi animasyon “Calamity: Martha Jane Canary’nin Çocukluğu” ve nadir görülen bir göz hastalığına sahip İskoçyalı tırmanışçı Jesse Dufton’a odaklanan ve oldukça zor bir tırmanış sırasında kaydedilen “Kör Tırmanış” bu bölümde yer alan filmler. Yine her iki film Türkiye’de ilk kez Engelsiz Filmler Festivali’nde izleyici ile buluşacak.

İlk yıldan beri programda yer verdiğimiz “Çocuklar İçin” bölümünde bu yıl 9 kısa animasyon var. Dünyadaki çocuk filmleri festivallerinde gösterilmiş, bu festivallerde çocuk jürilerin ödüllerini kazanmış filmlere yer verdik. Çevrimiçinde takip edilebilecek.

Blind Hoy

'SEÇKİLERLE ENGELSİZ FİLMLER FESTİVALİ TARİHİNE NOT DÜŞMÜŞ OLUYORUZ'

Bu yıl festivalde Yarışmaların yanı sıra "Absürt" seçkisi de yer alacak. Film seçkilerini belirleme kriterleriniz nelerdir?

Elbette önceliğimiz nitelikli bulduğumuz ve güncel filmleri izleyicimize sunmak ama programı oluştururken etrafımızda olup bitenlerden, hissettiklerimizden de ilham alıyoruz. Örneğin geçen yıl pandeminin hayatlarımıza damgasını vurmasıyla programın büyük bir kısmını ‘Normal’i Ararken' başlığında toplamıştık. Bu yıl ise alışkanlıklarımızın büyük bir hızla değişmesi ile Türkiye ve dünyadaki gelişmelerin bizde bıraktığı duyguyu bir bölüm başlığı yaptık. Bugün sokağa çıkabiliyoruz ama yarın marketten pil almak yasak; göç büyük bir sorun ama göçmenler ucuz iş gücü sağlıyor ve ekonomileri ayakta tutuyor; iklim değişimi dolayısıyla çevre duyarlılığı yükseliyor ama ambalaj endüstrisi tüm dünyada rekorlar kırıyor gibi birbiri ile çelişen pek çok şey ardı ardına yaşanıyor ve biraz uzaktan bakıldığında bu durum absürt bir resim oluşturuyor. Bu bölümlerle bir biçimde Engelsiz Filmler Festivali tarihine not düşmüş oluyoruz; dönüp bakıldığında bu yıllarda neler yaşadığımızı pek çok kaynakta bulabileceğiz belki ama ne hissettiğimizi belki de bu başlıklar bize hatırlatacak. “Absürt” seçkisindeki filmler bu örnekler etrafında hikâyeler anlatmıyor fakat çeşitli tutumların barındırdığı çelişkiler üzerinden bize absürdü görme becerisi kazandırabilir.

Festivalde gerçekleştirmeyi planladığınız yeni ek etkinlikler de mevcut mu, ne gibi etkinlikler yer alacak?

Festival ağırlıklı olarak çevrimiçi gerçekleşeceği ve Festival’de konuk ağırlamayacağımız için yönetmenlerle gerçekleştireceğimiz çevrimiçi söyleşiler dışında bir etkinlik yok bu yıl festivalde. Yarışma ödüllerini açıklayacağımız Ödül Töreni’ni de yine çevrimiçi bir formatta gerçekleştireceğiz.

Önümüzdeki yıl, sanal gerçeklik deneyimleri, atölyeler, otizm dostu gösterimlerle tekrar bir arada olduğumuz, o hareketli festival günlerine dönmeyi umuyoruz.

Son olarak, festivali takip edecek sinemaseverlere neler söylemek istersiniz?

11-17 Ekim tarihleri arasında çevrimiçinde ’a ve 11-13 Ekim tarihleri arasında Ankara Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde bekliyoruz. Tüm gösterimlerin ücretsiz olduğunu hatırlatmak isterim. Festival’in web sayfası ’da filmler ve program hakkında tüm bilgilere ulaşabilir, soru, görüş ve önerileriniz için iletişim bilgilerimizi bulabilirsiniz.